Burada şöyle bir sorun var.
Balıklar, derinleri pek sevmez aslında. Suyun üst kısmı oksijenlidir, besin boldur vs. bu yüzden derinde balık pek olmaz. Derin yerde yaşayan balıklar vs. de vardır da, bizim konumuz bu değil.
Sığ yerde balıkların davranışları bir hayli farklıdır. Yem ile buralarda balık tutmak güçtür. Genelde bir sürü hazır kanlı canlı yem vardır, emre amade. Bu yüzden böyle yerlerde en iyi neticeyi sahte yemler verir. Sahte yem, canlı yem gibi davranır ve avcıyı cezbeder.
Sığ yerler genelde sahile yakındır, pek uzaklar olmaz. O yüzden uzun atışlar gerekmez. Gereken, sahteyi makul mesafeye (25-30m hadi en fazla) atıp düzgünce çekecek bir kamıştır.
Ama mesela bir plajda vs. balıklar kumsalda, o çok sığlıkta vs. pek beslenemez. Fakat dalgaların kırıldığı yerde bir topuk olur. Dalga buraya çarpar, dibi karıştırır, besinleri açığa çıkarır. Balık tutmak isteyen o noktaya yemini indirebilmelidir. O nokta ise bakarsınzı 150m mesafede olur.
İşte bu iki farklı ihtiyaca binaen, iki ana kamış serisi üretilir. Surf casting ve Spin kamışlar. Birisi ağır şeyleri, ki hafif şey zaten oraya gidemez, uzaklara atmak için, diğeri hafif şeyleri yakına atıp, yormadan, düzügnce çekebilmek için.
Bu nedenle her iki görevi birden yapabilecek bir kamış bulmanız mümkün değil.
Avınızın stiline bakacaksınız. Olmazsa olmaz olan özellikleri düşünüp buna göre seçiminizi yapacak, kamışı ona göre kullanacaksınız. Örneğin, Üsküdar'da rapala atacaksanız, 30m atarak hiç bir şey bulamazsınız. Mutlaka, 70-80m en azından atış yapmanız lazım. O halde surf kamış alacaksınız. Bu kamış bolca belağrısı verecek, sahteyi düzgünce çekemeyeceksiniz vs. ama spin alsanız, hiç atmayacağınız için katlanacaksınız.
İşte durum bu. Bakın şöyle, nasıl avlar yapıyorsunuz, buna göre bir kamış tercihi yapın. Ötesi kolay. Ama hem at-çek için, hem uzak atış için iyi olan bir kamış maalesef bulamazsınız.