- Yaş
- 74
- Şehir
- (İzmir) Adana
- Favori Kamış
- 2,59 cm Shakespeare UglyStik Lite, 2,40cm Dam EMotion 25 IM6X ,
- Favori Makina
- Sahara 3000FD ve Sonora 2500FB - 4000FB
- En iyi avı
- Levrek 1,950 kg
- İsim
- Fikret ALAYLIOĞLU
Değerli arkadaşlar,
Yapılmak istenen düşünce çok güzel, imkânlarım nispetinde madi ve manevi katılımda bulunacağımı belirtirim.
Yapılabilecekler konusunda ise belki çözüme bir ışık tutar diyerek kişisel görüşümü paylaşmak isterim.
Avukat Alperen (Denizci kaptan) arkadaşımız elinden geldiğince yapılabilinecek hukuk yollarını anlatmış. Hepimizin de bildiği gibi avcılık ve balıkçılık yasal bir faaliyet. Peki, bizlerin itirazı ne olmalıdır; birinci derecede tebliğdeki balık boyutlarını belirleyen limitler diye düşünüyorum ve de hukuk olarak değişmesi için mücadele edebileceğimiz bence tek ve öncelikli konu bu limitlerdir.
(Av yasaklarına uymayanlara verilecek mücadele, yerel yönetimlerde ve sorumlu birimlerdeki görevlilerin ihmali konusuna girer diye düşünüyorum)
Öncelikle tebliğdeki bu limitlerin yanlış olduğunu, mevcut limitlerle yapılmakta olan avlanma ve balıkçılığın, balığın üremesini engellediğini, balık neslinin tükenmekte olduğunu ispat etmemiz lazım. Bunu da ancak Üniversitelerin Su ürünleri bölümlerinin görüşleri, raporları ile ispatlayabiliriz. Elimizde bu tür raporlar, görüşler olursa, tebliğdeki limitlerin, balığın neslinin devamına zararlı olması üzerine hukuksal işlem yapılabilir mi diye araştırmalıyız. Bu arada Bakanlığın balıkların neslini korumak için belirli zamanlara av yasağı koymasının, balık neslinin korunması görüşlerine, bilimsel raporlara karşı çıkmasını engelleyici bir görüş olarak hukukçulara kaynak teşkil eder diye düşünmekteyim. İlk mücadelemiz bence, tebliğdeki limitleri değiştirterek, balıkçılıkta kullanılan ağların gözeneklerin büyütülmesi sağlanmalıdır. Eğer bu sağlanabilirse, başka neler daha yapabiliriz diye tekrar araştırırız.
Bu arada, kaybedecek bile olsak hukuk mücadelesine girişelim derim. Yapılacak hukuksal girişime medyadan ve sivil toplum örgütlerinden destek sağlayarak, sesimizi hem hukuksal hem de toplumsal olarak birlikte duyurmalıyız derim.
Ayrıca ülkemizdeki siyasetçilerin politikalarını, gelecekteki oylar üzerine kurduğunu düşündüğümden, ister muhalefet partilerinin, ister iktidar partisinin, olayın sonucunun kendilerine kazandıracağı ve kaybettireceği oy oranlarını belirlemeden olumlu veya olumsuz hiçbir işlem yapmayacaklarına inanmaktayım. Buna verebileceğim örnek, hayvancılığımızın ve tarımın geldiği bu günkü durumdur. (Umutsuz bir bakış..)
Yanlışı ile doğrusu ile görüşlerimi paylaşmaya çalıştım.
Herkese sevgi ve saygılarımı sunarım.
Yapılmak istenen düşünce çok güzel, imkânlarım nispetinde madi ve manevi katılımda bulunacağımı belirtirim.
Yapılabilecekler konusunda ise belki çözüme bir ışık tutar diyerek kişisel görüşümü paylaşmak isterim.
Avukat Alperen (Denizci kaptan) arkadaşımız elinden geldiğince yapılabilinecek hukuk yollarını anlatmış. Hepimizin de bildiği gibi avcılık ve balıkçılık yasal bir faaliyet. Peki, bizlerin itirazı ne olmalıdır; birinci derecede tebliğdeki balık boyutlarını belirleyen limitler diye düşünüyorum ve de hukuk olarak değişmesi için mücadele edebileceğimiz bence tek ve öncelikli konu bu limitlerdir.
(Av yasaklarına uymayanlara verilecek mücadele, yerel yönetimlerde ve sorumlu birimlerdeki görevlilerin ihmali konusuna girer diye düşünüyorum)
Öncelikle tebliğdeki bu limitlerin yanlış olduğunu, mevcut limitlerle yapılmakta olan avlanma ve balıkçılığın, balığın üremesini engellediğini, balık neslinin tükenmekte olduğunu ispat etmemiz lazım. Bunu da ancak Üniversitelerin Su ürünleri bölümlerinin görüşleri, raporları ile ispatlayabiliriz. Elimizde bu tür raporlar, görüşler olursa, tebliğdeki limitlerin, balığın neslinin devamına zararlı olması üzerine hukuksal işlem yapılabilir mi diye araştırmalıyız. Bu arada Bakanlığın balıkların neslini korumak için belirli zamanlara av yasağı koymasının, balık neslinin korunması görüşlerine, bilimsel raporlara karşı çıkmasını engelleyici bir görüş olarak hukukçulara kaynak teşkil eder diye düşünmekteyim. İlk mücadelemiz bence, tebliğdeki limitleri değiştirterek, balıkçılıkta kullanılan ağların gözeneklerin büyütülmesi sağlanmalıdır. Eğer bu sağlanabilirse, başka neler daha yapabiliriz diye tekrar araştırırız.
Bu arada, kaybedecek bile olsak hukuk mücadelesine girişelim derim. Yapılacak hukuksal girişime medyadan ve sivil toplum örgütlerinden destek sağlayarak, sesimizi hem hukuksal hem de toplumsal olarak birlikte duyurmalıyız derim.
Ayrıca ülkemizdeki siyasetçilerin politikalarını, gelecekteki oylar üzerine kurduğunu düşündüğümden, ister muhalefet partilerinin, ister iktidar partisinin, olayın sonucunun kendilerine kazandıracağı ve kaybettireceği oy oranlarını belirlemeden olumlu veya olumsuz hiçbir işlem yapmayacaklarına inanmaktayım. Buna verebileceğim örnek, hayvancılığımızın ve tarımın geldiği bu günkü durumdur. (Umutsuz bir bakış..)
Yanlışı ile doğrusu ile görüşlerimi paylaşmaya çalıştım.
Herkese sevgi ve saygılarımı sunarım.
Son düzenleme: