Efendim tırıvırı detaylı olarak şudur:
Tırıvırı, "2/2 NUMARALI AMATÖR (SPORTİF) AMAÇLI SU ÜRÜNLERİ AVCILIĞINI DÜZENLEYEN TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2008/49)" tebliğinin 3. maddesi 2. fıkrası m. bendinde "Tırıvırı-Paraşüt: Bir olta ipi ucuna bağlı olarak kullanılan, çeşitli ebattaki misina ağ parçalarından imal edilmiş ve misinadan yapılmış olması nedeniyle kolayca kopup yıllarca suda kalabilen, bu özelliği nedeniyle doğal yaşama büyük tehdit oluşturduğu için kullanılması kesinlikle yasak olan, olta ile atılabilen her türlü ağ parçasının genel adını," şeklinde kullanılması açıkça yasaklanan bir gereçtir.
Bu gereç amatör sportif balıkçılık kurallarına ve felsefesine uymamaktadır.
Yine aynı tebliğde yer alan boyu açısından yavru sayılması dolayısıyla limit altı olan ve yine aynı tebliğde "yemlik balık” sınıfına giren ve girmeyen deniz canlılarını hapsederek diğer büyük balıkları cezbedebilir.
Avlanması yasak olan canlıları da, iğneli olta bedeninin aksine avcıya ayırt etme özelliği sağlamadığı için, adeta "silip süpürür".
İnce misina yapısından dolayı içi canlılarla dolduğunda kolayca kopup deniz dibinde uzun süreler kalabilir. Bu süre zarfında, içinde bulunan canlılar dolayısıyla "mazmuz" gibi çalışarak dipte yemlenen diğer canlıların bu ağa yakalanmasına sebep olur.
Tırıvırı, esneme kabiliyetinden dolayı, dipte durduğu sürece normal kapasitesinin onlarca katı balığın yakalanmasına sebep olduğu da bilinen bir gerçektir. Amatör oltacıların oltalarına dipte bu şekilde kalan tırıvırının takılıp 5~6 kiloya varan balık leşi yakalanması vakaları çoktur.
Not: Bu yazının bir bölümü Sahil Güvenlik'e yazdığım ihbar metninden alıntıdır.
Bazı çakallar bu tırıvırının içine bir de yem koyup mazmuz gibi kullanırlar ki bu tam bir katildir...
Amacımız amatör balıkçılık, amatör katillik değil... Bu yüzden tırıvırıya bin kere hayır...