Tabii ki balığına göre değişen bir durum. Hatta aynı balık için farklı bölgelerde farklı mevsimlerde farklı yemler sonuç verir. Bence bu konudaki en genel kurallar balığın alıştığı yem ile taze yemin her zaman sonuç verdiğidir.
Örneğin İstanbul Boğaz'ında kefal balığı bazı yerde ekmek, bazı yerde kurt, bazı yerde ise palamutun iç organları ile yakalanır. Önemli olan balığın hangi yeme alışmış olduğudur. Av yerinin civarında sahilde balıkçılar varsa ve temizlenen balıkların iç organları sürekli denize atılıyorsa balık buna alışmıştır. Av yerinin yakınında bir çay bahçesi varsa ve insanlar denize sürekli ekmek atıp balıkları besliyorsa bu çevredeki kefaller için en iyi yem ekmek olacaktır.
Lüfer de Boğaz'a girdiğinde hangi balığın sürüsünü altına almışsa hep o yemi arar. Bazen istavrit, bazen izmarit, bazen de gümüş balığı dahi olabilir. Balığın çok bol olduğu zamanlarda bile lüfere giden oltacılar tüm yemleri yanlarında bulundurur, balık hangi yemi yiyorsa onunla ava devam ederlerdi. Bu yem seçme durumu o kadar belirgindir ki yandaki tekne izmaritle sürekli balık alırken izmariti olmayanın hiç balık alamaması çok mümkündür.
Taş balıkları için de benzeri durumlar geçerlidir. Midyenin bol bulunduğu Marmara'da taş balıkları için en geçerli yemlerden biri midyedir. Ege'de ise midye yerine karides, sülünez gibi yemler daha iyi sonuç verir. Mamun, teke, kurt gibi canlı yemler ise bu tür balıkların avında her zaman çok iyi netice verir.