Trakonya balığı sokması ve zehirlenmesi - Trachinus draco

Konu, 'Denizdeki Balık Türleri' kısmında balikci tarafından paylaşıldı.

  1. balikci

    balikci

    Mesajlar:
    2.184
    Aşağıdaki yazı sevgili serkansatı hocamızdan gelmiştir, site yenilendiği için bu bilgiler veri tabanında saklanıyor.. bizde zaman içerisinde vakitimiz el verdiğince bilgileri buraya eklemeye çalışıyoruz. Gönderdiği yazı için kendisine teşekkürlerimizi iletiyoruz.

    Yıllardır acemi dostlarımı hep uyarmışımdır 'Aman tanımadığınız balığa el sürmeyin' diye.Trakonyayı bu güne dek 8-10 kez tuttum.Güya iyi tanırım ama 2004 yazında bir gece FOÇA'da eşimin oltasından uzattığı balığı levrek sanarak yapıştığımda daha iyi tanıştık.Neyse ki Ruhi Abinin İYİGÜN PANSİYON'unun önündeydik ve acil yakındı.Hastaneye gidene dek kendimdeydim , sonra gözlerimi bir açtım ki 1 saattir baygınmışım...Kolumda bir serum, kulağımda uğultularla uyandım.Çeneme dikiş atan doktoru gördüm önce...Meğer acile gittiğim halde elime evrak verip koşuşuturdukları için bayılmışım.Bayılınca yüz üstü düşüp çenemi vurmuşum ve 7,5 cmlik bir yarık oluşmuş.Buna rağmen doktor bana sinirliydi.Sanki evrakları eşimle bana verip 'Önce bunları halledin' diyenler başka hastanenin personeliydi.Her neyse bir serum,iki iğne ve bir kaç fırça yiyip 4 saat sonra sabahın 5inde taburcu oldum.Yaklaşık bir ay sadece çorba içebildim çünkü çenem iyi dağılmıştı.Trakonyayı tanıyordum artık daha iyi tanıyorum...Lütfen tehlikeli balıkları önemseyin dostlarım zira olay çok kısa bir sürede olup bitiyor...

    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
    Son düzenleme: 27 Temmuz 2010
  2. ıskarmoz35

    ıskarmoz35

    Mesajlar:
    56
    Şehir:
    izmir
    Favori Kamış:
    rapala ,dip oltası
    En İyi Avı:
    ıskarmoz(barakuda) 2.170 kg çipura 860gr
    trakonya

    AMAN DİKKAT arkadaşlar 15 gün oluyo izmir/çeşme altında tekneyle kemik hastanesi açıklarına gittik ve başladık avlanmaya aramızda pek balıkları tanımayan bir arkadaşımız bu balığı cekmişve eline almış hastaneye zor yetiştirdik ilkkez böyle birinin bir balık yüzünden kıvrandığını gördüm onun için aşşaıya resmini koyuyorum sizsiz olun bilmediiniz balığı ellemeyin şu sıralar çeşme urla seferi hisar bu balıktan kaynıyormuş dikkat herkeze bolşanslar rasgele Trakonyalar veya çarpan balıkları, ülkemizin en zehirli balık grubunu oluşturur. Kumlu çamurlu zeminlerde kendilerini zemine gömerek yaşarlar. En sığ sahillerden 150 metre derinliğe kadar dağılım gösterirler. Genel olarak yazın sığ yerlere, kışınsa derinlere çekilirler. Sahillere yaklaştıkları dönem, deniz faaliyetlerinin yoğun olduğu yaz dönemine rastladığından yüzücüler, dalıcılar ve balıkçılar için tehlike yaratırlar. Birinci sırt yüzgeçleri ve solungaç kapağındaki yüzgeçler zehirlidir. Solungaç kapağının zehiri diğerine oranla 10 kat daha güçlüdür. Dinlenme halindeyken sırt yüzgeci ışınları yatık konumdadır. Ancak ürkütüldüğünde veya tahrik edildiğinde yüzgeç ve solungaç kapaklarını açarlar. Yapılan gözlemlerde, balığın, solungaç kapağı dikenlerini vücut eksenine göre 35-400 açabildiği izlenmiş durumda. En hafif dokunma bile bu balıkların kurbanlarını sokmaları için yeterli. Yapılan bir araştırmaysa, zehirlerinin 0,0004 ml'sinin 250 fareyi öldürebilecek güçte olduğunu ortaya koymuş.

    Alınan tüm önlemlere ve olanca dikkate rağmen yine de bu zehirli canlılar tarafından sokulmak mümkün. Zehirlenmeyle ilgili hiçbir şey bilmesek bile ülkemizde bu konuda bize yardımcı olabilecek bir Zehir Danışma Merkezi var. Herhangi bir zehirlenme durumunda (gıda zehirlenmesi, arı sokması, yılan sokması gibi her türlü zehirlenmeye karşı) 24 saat faaliyette olan bu merkeze telefon edip doktor yardımıyla ilk yardımı kendiniz yapabilirsiniz.

    Zehir Danışma: O 800 314 79 00 (ücretsiz telefon)

    [img=http://img465.imageshack.us/img465/1734/98rd.jpg]
     
  3. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Oltaya yakalandı mı kafasını ezeceksin önce.
    sonra iğne ağzından çıkarılır.
    Sadece yanaklarında ve başının arkasındaki sırt yüzgecinde zehirli diken var, gerisi temiz.
    Eti de beyaz,biraz sert ama lezzetli,yalnız derisini yüzmek lazım.
     
  4. hezekiel

    hezekiel

    Mesajlar:
    23
    Şehir:
    Maltepe / İST
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Palamut 700-800 gr
    bu balık illet oltaya gelıyor cıkarmasıda ayrı bır dert allahtan haberdardım varlıgından bır kac kere oltama geldıde ellemedım ama bir keresinde habersız olan bır arkadas benım bıraz uzagıımda balık tutuyordu arkadasada gelmıs oda kaya balıgıdır dıye cıkarmaya calısmıs tam elını uzattıgında parmagının ucuna deymıs iğnesi bunda bır feryat yakınımızda hastanede yok çapari satıcısı arkadas vardı yanımda hemen cocugun parmagını ıgnenın deydıgı yerden kestı kanı akıttı cocugun bıraz acısı oldu ama daha fazla bırsey olmadan yarım saat ıcersınde duzeldı yakında hastane olmayanlar ve basına bole bır durum gelen olursa aklında bulunsun deydıgı yerden kanı cıkarınca yayılmıyor tabıı hastane en dogrusu

    herkeze rast gele
     
  5. Yakamoz

    Yakamoz MUSTAFA

    Mesajlar:
    880
    Şehir:
    İSTANBUL==TRABZON
    Favori Kamış:
    LINEAEFFE OYSTER CAST KAMIŞ 3.90
    Favori Makine:
    OKUMA TRAVERTINE TR55 MAKİNE
    En İyi Avı:
    DOSTLARIM
    Sayın ıskarmoz 35 bu derece önemli bir konuyu gündeme getirerek arkadaşlarımızı bilgilendirdiğiniz için teşekkürler.
    Kazalarda olduğu gibi bu tip zehirlenme vakalarındada ilk yardım unsurunun önemi çok büyüktür
    Ölümle sonuçlana bilicek bir zehirlenme yapılacak doğru bir ilk yardım müdahalesi ile önlenebilir.
    Bu amaçla sitemizde balık avı esnasında çeşitli zehirlenmeleri ve yapılacak ilk yardımları anlatan bir yazı yazmıştım konu açıldığı için bunun linkini veriyorum umarım faydalı olur saygılarımla

    http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=34
     
  6. rauf

    rauf Rauf usluer

    Mesajlar:
    111
    Şehir:
    alanya
    Favori Kamış:
    oltanın her türlüsü
    En İyi Avı:
    akdeniz palamutu 4kl.
    trakonya

    arkadaşlar bu canlı gercekten denizlerimizin en zehirli balıgı bu balık icin sizlere bir kac önerim olucak 1-yanınızda uzun burunlu bir karga burun pense bulundurun. ağzından veya gazlamasından tutarak iğnenizi rahat bicimde cıkarabilirsiniz 2-teknenizde mutlaka amonyak bulundurun yaralanan yeri biraz kesip amonyağı damlatın 3-eğer amonyak yoksa yaralı yeri yine kanatıp üzerine işeyebilirsiniz sidik amonyakmiktarı cok olmasa bile ağrıyı azaltıcaktır.NOT:ben şimdiye kadar bu balık tarafından vurulmadım ama anlattıklarım vurulan arkadaşların bana anlattıklarından ve başından gecenlerin tarafından kaynaklanmaktadır.
     
  7. erdemyılmaz

    erdemyılmaz ERDEM YILMAZ

    Yaş:
    44
    Mesajlar:
    2.357
    Şehir:
    İSTANBUL
    Favori Kamış:
    DURUMA GORE BİLDİGİM HER TÜRLÜ YASAL MALZEME
    En İyi Avı:
    EŞKİNE 1,5 KG.,56 CM. TURNA
    trakonya bir kere yakaladım galatada allahtan aynımda bir abi vardı uyardıda kargaburunla cıkardık iskorpit cok cıkıyor yazın ozellikle tutmaya gidiyorum igneyi cıkarmak için elimi agzına sokuyorum oyle cıkartıyorum kucukleri uyusturmuyor fakat kuyrugu cok keskin benim parmagıma kuyruk attı kan yarım saat durmadı aman dikkat ....
     
  8. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Erdem,
    geçmiş olsun , o kuyruğu değil,
    sidikliğinin yanındaki dikeni.
     
  9. UMİTKARACA

    UMİTKARACA

    Mesajlar:
    65
    Geçmiş olsun erdem Reis amca bu balıktan yedin mi bilmiyorum ama benim ardakşlardan biri yemiş ve etinin lezzetli olduğunu söylüyor ama etini yemek için bekletmen gerekiyormuş sanırım ?
     
  10. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Niye bekleteyim, Ümit kardeşim, taze taze yemek varken.
    Ben hem trakonya hem de iskorpit yedim.
    Trakonya artık İstanbul çevresinde eskisi kadar çok çıkmıyor.
    İskorpit ise bana göre bir harika. Eti biraz sert ama bembeyaz.Balık kokusu da yok.
    Çorbası,tavası olur.Çorba her zaman değil ama tavasını sık sık yaparım.
    Ayıklamak için önce sırt dikenini , iki yanından, kuyruğundan kafasına kadar keskin bir bıçakla yardıktan sonra kuyruk tarafındaki ucundan tutup başına doğru çekerek çıkarıyorum.
    Sonra balığı avucumda ters çevirip sidiklik yanındaki dikeni aynı şekilde alıyorum.
    Ondan sonra derisini kulaklarının kenarından ayırarak kuyruğuna kadar yüzüyorum. Kaldı bir kafa bir de lop et.
    Çorba yapacaksam kafasıyla, tava için ise kafayı kesip fileto çıkardıktan sonra pişiriyorum.
    Balık büyükse, yakası dediğimiz kılçıklı kısmını da komple kesip çıkarıyorum.
    O zaman tam manasıyla kılçıksız lop et kalıyor.kızarınca da toplanıp lokma gibi oluyor.
    çatalı batır batır ye.
    karnım acıktı yahu.
    hepinize afiyet olsun.
     
  11. kykh

    kykh

    Mesajlar:
    218
    s.a.

    Bu balık ı 2 sene önce anamur açıklarında bende vurmuştum 1250gr gelmişti ve o ana kadar tanışmamıştık. Çarşaf gibi idi o gün deniz anamurdaki yazlıktaydım 2 akkadaş saat 09:00 sularında zıpkınla dalmaya gittik sitenin hemen önünden başladık arana arana açılmaya geçerken zeminde kumun üstünde capı 1,5 cm civarı kestane ölüsü gördüm sadece kabuğu kalmış sandım ama biraz dalınca onadoğru iice battı kumun içine ahaaa o ne oldum derken zıpkınımı tetikledim oraya doğru derken bilmiyorumya neyi zıpkınladığımı kum kabardı ben de tırstım biraz doğrusu zıpkınıda atıp çıktım yüzeye sonra merakta var tabi tekrar dalıp zıpkının şişinden tutup çıkardım aman Allah ım o ne kolum kadar balık dikenli biçimsiz bir balık elimde tabi eldivenimde vardı ama ben renede şişten çıkartmadan kıyıya dokunmadan çıkarttım ve paletim le şişten çektim. Ama arkadaşımda aynı balıktan 2 dak sonra vurdu ve eliyle çıkardı zıpkından eli bir şişti anlatamam sizlere acile götürdük iğne filen çok şükür ağrıdan başka sorunu olmadı !
    Ama duyduğuma göre zehirinden avı yapılmıyomuş ama çok leziz bir balık doğrusu:)
     
  12. kykh

    kykh

    Mesajlar:
    218
    TRAKONYA (Alıntı)
    Trachinus Draco,Grosses Petermanchen,Grand Vive
    Denizlerimizde (tüm Akdeniz havalisinde: Karadeniz-Kızıldeniz) yaşayan en zehirli balıklardandır. Ortalama 17 - 18, en çok 35 - 40 cm. boya erişir. Hareketsiz bir balıktır. Fakat deniz dibinde avlarına karşı çok süratlidir. Zehiri (kendi vücut proteini) bir insanı sakat bırakabilir. Çare: çarpılan yere 40 derecenin üzerinde ısı uygulanması ve proteinyapısının parçalanmasının sağlanmasıdır. (Balıkçı ayağını egzos amyantına dayar) Bu nedenle dikkat edilmelidir. Denizden çıktıktan, hatta öldükten sonra dahi zehirliliği devam eder. Özel olarak avcılığı yapılmaz. Aynı zamanda Çarpan Balığı olarak adlandırılan Trakonya, küçük balık ve kabuklularla beslenir. Kış aylarında derinlere çekilir. Eti lezzetli olmakla beraber, az avlandığından ekonomik değeri yoktur.
     
  13. Denizlerimizde başka tehlikeli olan balıklarda var. Bunlardan bazıları hakkında elimden geldiğince bilgi vermek isterim.

    Varsam: Yapı olarak Trokanyaya çok benzer onu Trokanyadan ayıran enbüyük özellik iğnelerine temas edildiğinde daha korkunç ağrılar vermesidir.

    Çiçina:
    Özellikle güney sahillerimizde bolca bulunan vatoz'a benzer, ancak kuyruğu vatoza göre ince ve keskindir.
    Oltanıza takıldığında kuyruğunu sağa sola çarpmasını engelleyecek şekilde üzerine basıp misinayı kesin ve denize bırakın.

    Müren: Ege ve akdeniz bölgesinde kayalık bölgelerde çok sık raslanır.
    Görüntüsünün ürkütücülüğünün yanında denizlerde sakin sakin durur. Ancak uzerine basılıp yada rahatsız edildiğinde keskin dişleriyle ısırdığı yerde büyük yara açar. Eti lezzetlidir. Oltanıza takıldığında, eğer etini yemek istemezseniz boyun bölgesine basıp iğneyi çıkartıp salıverin.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
  14. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Ahmet,

    Bilgiler için teşekkürler.
    Yalnız, yanılmıyorsam birinci resimdeki kulaklı folya ve bizim denizlerimizde bulunmaz. Dev cüsseli bir balık.
    Varsam , trakonyadan küçük, bej rengi gibi,kuma gömülür.Allah'tan fazla miktarda yok.
    Selamlar.
     
  15. Rey de pascador

    Rey de pascador Yüksel Ömer Aksoy

    Yaş:
    42
    Mesajlar:
    84
    Şehir:
    İstanbul/zonguldak/akcay
    Favori Kamış:
    olta-zıpkın
    [​IMG] iskorpit


    [​IMG] iskorpithani

    Bu ikisinide birbirinden iyi ayırmak lazım !
     
  16. Rey de pascador

    Rey de pascador Yüksel Ömer Aksoy

    Yaş:
    42
    Mesajlar:
    84
    Şehir:
    İstanbul/zonguldak/akcay
    Favori Kamış:
    olta-zıpkın
    Denizanaları ve Hidroidler
    Ülkemiz denizlerinde zehirli omurgasız hayvanlar grubuna giren canlı türlerinin sayısı oldukça az. Bazılarının zehir etkisi hafifken, az bulunan birkaç tür ciddi zehirlenmelere yol açabilir; fakat öldürücü zehir etkisine sahip canlılar ülkemiz kıyılarında yaşamaz. Ülkemizde en sık görülen zehirli omurgasız hayvan, denizanası (Aurella aurita). Bunun yanında dalış yapanların en sık rastladığı tür de deniz çıyanı (Hermodice carungulata).
    Denizanalarının, hidroidlerin ve mercanların içinde bulunduğu şubeye Cnidaria (Knidliler) denir. Şubenin bu adı almasının nedeni, vücut üzerinde çeşitli yerlerde bulunan ve "knidoblast" denen zehir hücreleri. Kapsül biçimindeki bu hücrelerin içinde "nematosist" denen ve kıvrılmış tüp şeklinde yakıcı bir yapı bulunur. Herhangi bir uyarıyla (örneğin bir canlının teması) hücre patlar ve zehir temas eden canlıya geçer. Bir denizanasında bu zehirli hücrelerden binlercesi bulunur. Zehirlenmenin etkisiyse dokuya temas eden nematosistlerin miktarına bağlıdır. Araştırmalara göre temas sonucunda nematosistlerin %25'i patlar.
    Bazı hidroid türleri zemine yapışık yaşarlar ve bitkiye çok benzerler. Birçok dalgıç tarafından bitki zannedilen ve zehirli olduğu pek bilinmeyen bu hayvanlara temas sonucunda zehir, temas eden kişinin vücuduna aktarılır. Zehirin etkisi türlere göre değişmekle birlikte genelde insanlar için büyük tehlike yaratmaz. İlk temastan hemen sonra iğne batıyormuş gibi bir acı hissedilir, ardından kaşınmalar başlar. Zamanla ağrının etkisi geçer.

    Denizanaları türleriyse denizlerde zemine bağlı olmadan suda hareket halinde yaşarlar. Hareketleri daha çok akıntılara, gel-git hareketlerine bağlıdır. Vücut yapıları şemsiye şeklindedir. Şemsiyelerinin ucunda çok sayıda nematosistin bulunduğu uzantılar vardır. Ana besinlerini planktonlar oluşturur. Bunun yanında büyük türler, küçük balıkları avlayarak beslenirler. Genel olarak saydam olan bu hayvanlar bazen kirli-beyaz, mavi-beyaz olarak da görülürler.

    Türkiye denizlerinde en sık rastlanan denizanası türü olan Aurella aurita, denizle ilişkisi olan herkesin bildiği bir tür. Ortalama 25-30 cm olan vücut çapları en fazla 50 cm'yi bulur. Üreme dönemlerinde üreme organlarının rengi, mor-menekşe rengini alır. Tüm denizlerimizde bulunurlar. Bu türün yol açtığı zehirlenmeler, genelde hafif kaşıntılar ve kızarıklarla atlatılır.

    Kıyılarımızda rastlanan diğer bir denizanası türü Rhisostoma pulmo'nun vücut yapısı da çan şeklindedir. Bu türde uzantılar bulunmaz. Nematosistler ağız kolları üzerinde ve şemsiyenin çevresinde bulunurlar. Denizlerimizde yaşayan en büyük denizanalarından biridir. Vücut çapı 70 cm'yi bulabilir. Planktonlarla beslenirler.

    Rhopilema nomadica ise kıyılarımız için yeni bir denizanası türü. Dış görünüşü Rhisostoma pulmo'ya çok benzeyen bu tür Mersin - Taşucu'nun doğusunda, özellikle yaz aylarında daha fazla görülür ve yüzücüler, balıkçılar ve dalgıçlar için potansiyel tehlike oluşturur.


    [​IMG]


    Denizanası ve Hidroidlerin Yol Açtığı Zehirlenmeler

    Belirtiler: Türlere, mevsime, nematosistlerin nüfuz ettikleri bölgeye, deriye nüfuz eden nematosist miktarına, zehirleyen türün büyüklüğüne, bireyin bağışıklık sistemine ve yaşına (çok yaşlılar ve çok gençler daha hassastır) göre değişiklik gösterir. Genel olarak hidroid kaynaklı zehirlenmeler lokal deri tahrikleriyle kendilerini gösterir. İlk anda ortaya çıkan kaşıntı hissi birkaç saat içinde sona erer. Knidlilerin uzantılarına temas eden bölge kızarır; su toplanması veya hafif bir kanama da görülebilir.

    Ciddi zehirlenmeler kas krampları, karında sertlik, dokunma hissinde ve sıcaklığın algılanmasında azalma, mide bulantısı, kusma, ciddi sırt ağrısı, konuşma zorluğu, istemsiz kas kasılmaları ve nefes alma zorluğuna neden olabilir. Ölüm olaylarına ender olarak rastlanır, fakat Akdeniz'de yaşayan türler çok kuvvetli toksinler içermediklerinden böyle bir tehlikenin olmadığı varsayılır.

    Tedavi Yöntemleri: Tedavi yöntemleri uygulanırken acının hafifletilmesi ve zehir etkisinin azaltılması yönünde hedefler gözetilmelidir. Dünyanın pek çok bölgesinde Knidlilerin neden olduktan zehirlenme olaylarındaki en yaygın tedavi, lokal olarak amonyak ve sirke uygulanmasından ibarettir. Ama genel olarak yapılması gereken işlemler şöyle:

    Deri hemen deniz suyuyla hafifçe yıkanmalıdır. Kesinlikle tatlı su veya buz kullanılmamalı ve deri asla ovuşturulmamalıdır. (Tatlı su kullanımı derideki patlamamış zehir hücrelerinin patlamasına neden olabilir).

    Acı veya kaşıntı sona erene kadar sirke, % 40-70'lik alkol veya amonyak uygulanmalıdır. Tavsiye edilen bu çözeltilerin bulunamaması durumunda idrar da kullanılabilir.

    Eğer deride gözle görülebilen uzantılar, iplikçikler vs. varsa çıplak elle dokunmadan bir cımbız yardımıyla deriden uzaklaştırılmalıdır. Bu uzantıların alınması sırasında mümkünse bir eldiven giyilmelidir. Uzantılar alınırken tahriş olan bölgeye kuru kum serpilerek bölgenin daha sonra bir havlu yardımıyla çok bastırmadan silinmesi de yararlı olabilir.

    Tahriş olan bölgeye tekrar sirke uygulanmalıdır (15 dakika boyunca). Ağızdan alınacak antihistaminik bir ilaç ve tahriş olan bölgeye uygulanacak topikal bir krem yararlı olabilir.

    Eğer uzantılar gözle temas ettiyse, gözler en azından 1-2 litre tatlı suyla yıkanmalıdır.




    Denizanası (Rhisostoma Pulmo) Korunma Yolları: Knidliler arasında bir dalgıç veya bir yüzücü için en fazla tehlike oluşturan canlılar kuşkusuz denizanaları. Özellikle fırtınalı havalardan sonra veya sıcak yaz aylarında populasyonları artan denizanalarına ait bazı türlerin, bazen metrelerce uzunluktaki uzantılara sahip olabildikleri göz önüne alınırsa, hayvana yakın bir yerde olmanın zehirlenmek için yeterli olduğu görülür. Aslında dalışlar sırasında giyilen dalış kıyafetleri bu tür bir tehlikenin önüne kolaylıkla geçebilir, ancak yüzücülerin böyle bir şansları olmadığından denizanalarının bulunduğu bir ortamda denize girmekten çekinilmelidir.

    Üreme dönemlerini geride bırakıp kumsallara vuran denizanası ölüleriyse başka bir tehlike; çünkü zehir hücrelerinin büyük bir kısmı halen etkin durumdadır ve herhangi bir temas sonucunda zehirlenmek mümkün olabilir. Denizanalarının büyük miktarlarda bulunduktan ortamlarda vücutlarından kopan uzantılar ve iplikçikler de potansiyel bir tehlike oluşturabilir; dalış kıyafeti giyilmesine rağmen açıkta kalan el ve yüzün bu kopan parçalara teması hafif ve orta şiddetli adlara neden olabilir.

    Hidroidler iskele ayaklarında, teknelerin altında, midye kabuklarının üzerinde ve buna benzer ortamlarda yaşayabildiklerinden ve nispeten küçük boylu canlılar olduklarından dikkatsizlik sonucunda zehirlenmeler meydana gelebilir.



    Halkalı Solucanlar

    Halkalı solucanlar şubesinin bazı üyeleri de zehirlidir. Bu şubenin üyeleri vücutlarını oluşturan halka ya da segment dizileriyle tanınırlar. Halkalı solucanların en önemli özelliklerinden biri, "seta" denilen kalın kıllarıdır. Bunların dip kısımları deriden bir kese içerisinde bulunur. Bu keseler kaslar yardımıyla içeriye ya da dışarıya doğru hareket ettirilebilir. Bazı halkalı solucan türlerinin setalarının içinde zehir bulunur. Kıyılarımızdaki en yaygın ve zehirlenme olaylarına en çok neden olan zehirli halkalı solucan türüyse, deniz çıyanı (Hermodice carunculata).

    Halkalı Solucanların Yol Açtığı Zehirlenmeler

    Tedavi Yöntemleri:

    Gözle görülebilen bütün zehirli kıllar bir cımbız yardımıyla alınmalıdır.

    Deri fazla sürtünmeden ve ovalanmadan kurulanmalıdır. Bunun en sağlıklı yolu rüzgar yardımıyla veya bir saç kurutma makinesiyle yapılan kurutmadır.

    Bir selobantın yapışkan yüzeyi kılların üzerine denk gelecek şekilde yapıştırılıp çekilerek, geride kalan kıllar alınmalıdır.

    Tahriş olan bölgeye sirke, % 40-70'lik alkol veya amonyak uygulanarak acının hafifletilmesi sağlanabilir.

    Eğer tahriş olan bölgedeki acının şiddeti artarsa, bölgenin üzerine lokal kortikosteroid içeren ilaçlar uygulanabilir.


    Deniz Çıyanı Korunma Yolları:

    [​IMG]
    Kayalık bölgelerde dolaşırken deniz çıyanlarının ortamda bulunabileceği düşünülerek taşlara ve kayalara sürtünmekten kaçınılmalıdır.

    Bu hayvanın besinleri arasında leşler, ilk sırayı alır. Bu yüzden sualtında ölü canlılara dokunmamak gerekir, keza beslenme işlevini tamamlayan bir deniz çıyanı ölü canlıdan ayrılmış olsa bile, setaları bu ortamda bulunabilir.

    Balıkçı ağlarına yakalanan balıklar arasında da çok sık görülen deniz çıyanları, ağdan balık toplarken de zehirlenmeye neden olabilir.



    Derisidikenliler

    Bu şubenin en çok tanınan üyesi, deniz kestaneleri. Derisidikenliler şubesinin ülkemiz kıyılarında yaşayanları zehirli değil. Ancak yüzücüler ve dalıcılar için sıklıkla yaralanmalara neden oluyorlar.

    Derisidikenlilerin Yol Açtığı Zehirlenmeler

    Tedavi Yöntemleri:

    Yarada gözle görülebilen bütün diken kırıkları, dikenlerin kırılmamasına ve yaranın içine daha çok girmemesine özen gösterilerek dikkatlice çıkarılmalıdır.

    Yaralanan bölge 43-45 °C sıcaklıktaki suyun içinde veya organın dayanabileceği en sıcak suda 30-90 dakika bekletilmelidir. Acının devam etmesi durumunda sıcak su tedavisi tekrarlanmalıdır.

    Deri içindeki pembe veya siyah renkli noktalar her zaman bir dikenin varlığını göstermez. Dikeni çeviren koyu renkli pigmentler, dikenin dokuya batmasıyla birlikte deriye nüfuz ederek siyah noktaların oluşmasına neden olabilir.

    Yaralar önce sabunlu su, daha sonra da temiz tatlı suyla iyice yıkanmalı ve üzeri kesinlikle kapatılmamalıdır.

    Yarada enfeksiyon belirtileri varsa bir tıp doktoru gözetiminde antibiyotik tedavisine başlanmalı ve bu tedaviye 7-10 gün kadar devam edilmelidir.

    [​IMG]
     
  17. Rey de pascador

    Rey de pascador Yüksel Ömer Aksoy

    Yaş:
    42
    Mesajlar:
    84
    Şehir:
    İstanbul/zonguldak/akcay
    Favori Kamış:
    olta-zıpkın
    Zehirli Balıklar

    Zehirli balıklar, birçok şekilde sınıflandırılabilir. Bunlardan biri de zehiri kullanım şekline göre aktif ve pasif zehirli balıklar şeklindeki sınıflandırma.

    Dünya denizlerinde yaşayan balık türlerinin 225 tanesinin aktif zehirli olduğu tahmin ediliyor. Türkiye denizlerindeyse yaklaşık 450 balık türünden yalnızca 26'sının aktif zehirli olduğu bildirilmiş durumda.

    [​IMG] Rina

    Aktif zehirli balıklar, genellikle diken gibi bir zehirleme aygıtına sahipler. Zehir dikenine, genellikle yavaş yüzen, dibe bağımlı yaşayan türlerde rastlanır. Dibe bağımsız yaşayan türlerdeyse bu tip uyumlar kuyruk bölgesinde bulunup, çok ender olarak gözlenir. Ayrıca tropik ve ılıman bölgeleri, zehirli balıklar açısından karşılaştırmak gerekirse: tropik bölgelerde ılıman denizlere göre daha fazla zehirli tür bulunduğu biliniyor. Ülkemiz sahillerinde bilinen en zehirli balıklarsa trakonyalar. Bu familyadan varsam balığı (Echiichthys vipera) gerek zehirinin şiddeti, gerekse plajlara yakın bulunması bakımından en tehlikeli balık olarak kaydedilmiş durumda.

    Pasif zehirli balıklarsa, balığın yenmesiyle pasif olarak toksik etki yaratan grubu oluşturuyor. Zehirlerini etlerinde, kanlarında, deri ve yumurtalarında bulunduruyorlar. Bu tip balıkların ürettikleri zehirler insan için tehlikeli, hatta öldürücü düzeye varabiliyor. Ancak bazı türler, derileri yüzülerek yenildiklerinde ya da haşlandıklarında zehir etkilerini kaybediyorlar.



    Zehirli Balıkların Yol Açtığı Zehirlenmeler

    Tedavi Yöntemleri: Zehirli balık çarpmalarında tedavi acıyı hafifletme, zehirin etkisini önleme ve enfeksiyona karşı önlem alma yönünde gerçekleştirilmeli ve tedaviye zaman geçirmeden derhal başlanmalıdır.

    Yarada gözle görülebilen herhangi bir diken, deri parçası veya yabancı bir cisim varsa yara temizlenmelidir.

    Yarayı temizlemek amacıyla temiz içme suyu tercih edilmelidir, yoksa deniz suyu kullanılabilir.

    Yaralanan bölge dayanılabilecek en sıcak suda 30-90 dakika bekletilmelidir. Acının devam etmesi durumunda sıcak su tedavisi tekrarlanmalıdır.

    Kanama yoksa, yaranın üzeri kesinlikle kapatılmamalı; kanama varsa hemen durdurulmalıdır.

    Yarada enfeksiyon belirtileri varsa bir tıp doktoru gözetiminde tedaviye başlanmalıdır.


    İğneli Vatoz Trakonya, iskorpit gibi, zehir aygıtları sivri ve küçük olan balıkların çarpması sonucu oluşan yara çoğunlukla küçük çaplı, nokta şeklindedir. Zehiri uzaklaştırmak amacıyla yarayı kanatmak oldukça güçtür. Bu durumda yara steril bir kesici aletle genişletilmeli ve mümkün olduğunca

    kanatılmalıdır. Yarayı hemen tuzlu soğuk suyla yıkayarak zehirden arınması sağlanmalıdır. Soğuk, damarları büzerek zehirin yayılmasını önlediği gibi hafif bir anestezik etki de yapar. Turnike uygulamak da zehirin kan yoluyla vücuda dağılmasına engel olacağından yararlı olacaktır. Fakat kan dolaşımına tamamen engel olmamak için turnikenin beş dakikada bir gevşetilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

    Korunma Yolları: Trakonya, üzgün, rina ve tiryaki gibi balıklar çoğunlukla kum ya da çamura tamamen gömülü olarak yatarlar. Bu tip balıkların yayılım gösterdiği plajlarda dolaşan insanlar için en büyük tehlike, balıkların üzerine basmaktır. Bu nedenle plajlarda yürürken ayağı zeminde sürümek balıkların ürküp kaçmasını sağlayacak ve tehlikeyi kısmen uzaklaştıracaktır. Bu tip balıkların çok yaygın olduğu plajlardaysa elde taşınacak bir sopa yardımıyla zemini yoklamak, balıkları ürküterek kaçıracaktır. Zehirli balıkların oluşturduğu bir diğer tehlike de, bu balıkların orta veya ağlarla yakalanması sırasında ortaya çıkar. Balık sudan dışarıya çıkarılırken, korunma içgüdüsüyle dikenlerini, solungaç kapaklarını açar. Bu yüzden zehirlenmeler genellikle dikkatsizce elleme nedeniyle balık ağdan ya da oltadan çıkarılırken ortaya çıkar.

    Balıklar sınıfı genel olarak kıkırdaklı ve kemikli balıklar olarak iki alt sınıfa ayrılır. Kıkırdaklı ve kemikli balıklar arasındaki en büyük farklardan biri de; kemikli balıkların çoğunda bulunan ve balığın su içinde hareket etmeden dengede kalmasını sağlayan yüzme kesesidir. Kıkırdaklı balıklarda yüzme kesesi yoktur. Bu nedenle orta suda hareket etmeyen bir kıkırdaklı balık, ağır bir kütle gibi aşağıya doğru batar. Yani kıkırdaklı balıklar hareket etmek zorundadırlar. Bu nedenle dibe bağımlı olarak yaşamlarını sürdürürler.

    İğneli vatoz, rina balıkları, folya ya da çuçuna balıkları, inek burunlu vatoz ve kazıkkuyruk, ülkemizin zehirli kıkırdaklı balıklarıdır. Bu balıklar 30 cm'den 400 cm'ye kadar değişen vücut çaplarına sahiptirler. Yaşam alanları dibi kumlu, çamurlu, yani yumuşak zemini olan sığ sahillerden, derinliği 200 metreye kadar olan alanlara kadar değişir. Zehirleme aygıtı vücutla kuyruğun birleştiği bölgede bulunur. Zehirlenme, genellikle bu hayvanın üzerine yanlışlıkla basılması sonucu meydana gelir. Özellikle yazın dibi kumlu yerlerde denize girenler bu tür bir tehlikeyle karşı karşıya kalabilirler.

    Üzgün balıkları, iskorpitler, sokar balıkları, tiryaki balıkları ve trakonya balıklarıysa ülkemizin zehirli kemikli balıklarıdır.

    Üzgün balıkları genelde derin sularda yaşarlar ve zehir etkileri diğerlerine göre çok azdır. Bu nedenle yüzücüler ve dalgıçlar için bir tehlike oluşturmazlar. Denizlerimizde 4 türü vardır. Boyları 5 - 50 cm arasında değişir.

    Tiryaki balığı kumlu ve çamurlu zeminlerde kendini zemine gizleyerek sadece gözleri ve ağzın hemen yanında sahte yem olarak kullandığı deri parçası dışarıda kalacak şekilde yaşar. Zehir etkisi diğerlerine oranla daha azdır. Genelde 20-25 cm boylarındadır.

    Sokar balığıysa Kızıldeniz göçmenidir. Ekonomik değeri vardır. Boyu genellikle 15-20 cm arasında değişir. Diğer zehirli balıkların aksine otçul olarak beslenen tek zehirli balıktır. Sırt ve karın yüzgeçlerinin tümü zehir bezleri taşır. Bir ilginç özelliği de öldükten sonra bile zehirinin, etkisini dikenlerinde koruması. Bu yüzden balıkları ağdan alırken bile zehirlenmek mümkün.

    İskorpit balıkları ülkemizde trakonyalardan sonra en kuvvetli zehire sahip balıklardır. Boyları 5-50 cm arasında değişir. Ekonomik değeri yüksektir ve ülkemizde oldukça fazla miktarda tüketilir. Sırt, anal ve karın yüzgeçlerinin hepsi zehir bezleri taşır. Genelde kayalık alanları yaşam alanı olarak tercih ederler. En sığ yerlerden 2000 metreye kadar değişebilen çok geniş bir yayılım gösterirler.

    Trakonyalar veya çarpan balıkları, ülkemizin en zehirli balık grubunu oluşturur. Kumlu çamurlu zeminlerde kendilerini zemine gömerek yaşarlar. En sığ sahillerden 150 metre derinliğe kadar dağılım gösterirler. Genel olarak yazın sığ yerlere, kışınsa derinlere çekilirler. Sahillere yaklaştıkları dönem, deniz faaliyetlerinin yoğun olduğu yaz dönemine rastladığından yüzücüler, dalıcılar ve balıkçılar için tehlike yaratırlar. Birinci sırt yüzgeçleri ve solungaç kapağındaki yüzgeçler zehirlidir. Solungaç kapağının zehiri diğerine oranla 10 kat daha güçlüdür. Dinlenme halindeyken sırt yüzgeci ışınları yatık konumdadır. Ancak ürkütüldüğünde veya tahrik edildiğinde yüzgeç ve solungaç kapaklarını açarlar. Yapılan gözlemlerde, balığın, solungaç kapağı dikenlerini vücut eksenine göre 35-400 açabildiği izlenmiş durumda. En hafif dokunma bile bu balıkların kurbanlarını sokmaları için yeterli. Yapılan bir araştırmaysa, zehirlerinin 0,0004 ml'sinin 250 fareyi öldürebilecek güçte olduğunu ortaya koymuş.

    Alınan tüm önlemlere ve olanca dikkate rağmen yine de bu zehirli canlılar tarafından sokulmak mümkün. Zehirlenmeyle ilgili hiçbir şey bilmesek bile ülkemizde bu konuda bize yardımcı olabilecek bir Zehir Danışma Merkezi var. Herhangi bir zehirlenme durumunda (gıda zehirlenmesi, arı sokması, yılan sokması gibi her türlü zehirlenmeye karşı) 24 saat faaliyette olan bu merkeze telefon edip doktor yardımıyla ilk yardımı kendiniz yapabilirsiniz.



    Zehir Danışma: O 800 314 79 00 (ücretsiz telefon)
     
  18. Wolverine

    Wolverine Berke

    Mesajlar:
    160
    Şehir:
    İzmir
    Favori Kamış:
    Shimano Alivio BX 420
    Favori Makine:
    Shimano Beastmaster 7000 XTA
    En İyi Avı:
    Henüz avlamadığım
    Arkadaşlar trakonyayı nasıl temizleyeceğimizi biri anlatabilir mi. Sırt dikenlerini kesmek yeterli midir? Yanaklarında da zehirli diken var mıdır? Başka zehiri nerelerinde bulunur vs...
     
  19. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Kulaklarındaki dikenler, birinci sırt yüzgecindekilerden daha zehirli.
    O yüzden kafası kesilip atılacak.
    Birinci sırt yüzgeci de iki yanından bıçakla yarılıp, kesmeden çıkarıldıktan sonra derisi yüzülüp doooğru tavaya.
    Başka bir yerinde zehir yok.
    Afiyet olsun.
     
  20. Sharp`

    Sharp`

    Mesajlar:
    11
    Şehir:
    Ankara
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Kefal
    Diyelim bu balğı tuttuk nasıl çıkaracağız oltadan? Bez yardımıyla mıı