Kırlangıç
Mahir abi, reisim Allah sizden de razı olsun.
Ticari balıkçılık bir meslek, hâla erbabı çoluğunun çocuğunun nevalesini denizden bu yolla çıkartıyor. İşim gereği ticari balıkçılık yöntemlerinin tam ortasındayım. Koca gırgırlara, trollere inat şeytan oltamla balık peşinde koşmak bana büyük zevk veriyor. Mesleki yaşamımda da ticari balıkçılığın yönetimi, av araçlarının islahı, seçicilik ve benzeri konularda çalışıyorum. Yani bir yerde bizim rızkımızda ticari balıkçılıktan çıkıyor.
Sinop'a 1988 yılında sınava başvuru için geldiğimde, akşamdan atılan fanyalı sık gözlü (20-24 mm tor göz açıklığı olan) ağlardan bir boydan 150 kg ya kadar o zaman mazak derlerdi, ince kırlangıç çıkardı. Bu 3 yıldır bu şekildeymiş, sonra 1989 da bu oltaya geldiğinde gurul gurul bağran, tak tuk diye ses çıkartan balık yok oldu gitti.
2002 yılından beri ağlardan ve çaparilerden tek tük çıkarak başladı, bu gün itibariyle her ağdan her oltadan çıkar oldu. Bu gün iskeleden 20 ye yakın kırlangıç alındı, bunların en az 10 tanesi 35 cm üzeriydi.
Ticari balıkçı geçmişteki hatalarından ders almış görünüyor, 35 cm den küçükleri salıyor denize. Şu anda kırlangıca bir kaç balıkçı peçesi nerdeyse kıyıya bırakılarak serilen 55-60 mm lik fanyalı ağlar döküyor.
Sanırım iyiye gidiyor ya, bu iyilikte asıl etkili olanın uçan pavurya diye isimlendirdiğimiz, suyun yüzeyine kadar çıkan, arka ayakları palet gibi olup, kendini kuma gömen, ağlara sardığında nerdeyse ağın elden çıkmasına neden olan yengecin çoğalmasına bağlıyorum.
Onun da çoğalmasının nedeni, yazın turiste balık yedireceğiz diye sınırsız avlanıp tüketilen iskorpitler olduğu kanısındayım. Haliyle yem ortada kaldı, kırlangıç ta tüketici olarak yeniden sahaya yerleşti. Yine yunusların ağları parçalaması nedeniyle azalan dip ağcılığının da balığın çoğalmasında katkısı var.
Sonuç olarak, denizi , suyu temiz tutabilirsek, azalan balıklar yeniden çoğalabiliyor. Dilerim tüm atıklarımızı denizlere ırmaklara koyvermekten vaz geçeriz, yada arıtma tesislerini yaygınlaştırırız.
Başka türlü deniz biter, çocuklarımıza gösteremediğimiz balıklar bir yana torunlarımıza, balığın ne olduğunu masallarda anlatabiliriz.
REİS demiş ki:
Yakup hocam
Hay Allah razı olsun, kırlangıçları sen yakaladın, ben sevindim.
O mubareklerin 5-6 kiloluklarından bazı gün bir çavalye çıkardı.
Şimdi ağ diyeceğim, bazı dostlar, kurulmuş zemberek gibi boşanacak,-Neee ağ mı, sen de mi Reis, diye.
Ama kırk kere dedim ya benim babam balıkçıydı ve biz ağ atardık.
Neyse,
Küçüksu'dan 70 kulaç iple, 40-50 kulaç fanyalı(marya ağı) atardık.
Sabah, bir çavalye 4-6 kg.lık, bir çavalye 1-3 kg.lık kırlangıç çıktığı olurdu.
Her gün olsa köşeyi dönerdik tabii ama yok öyle yağma.
Yarım kg ve daha ufak olanları, büyü de gel, sen git de babanı gönder diyerek denize salardık.
Gitgide azaldılar.
Son zamanlarda 1-2 tane çıksa sevinir olduk.
Daha sonra da hepten kayboldular.sene dersen, 1973'den önce olmalı.
Bu şekilde 30 senedir kendisini özleten bu güzellerin yeniden çoğalmaya başladığını görüyor ve seviniyorum.
Sen tut, ben sevinmeye devam edeyim.
Rastgele.