bilge kağan
Üye
- Yaş
- 50
- Şehir
- OSMANİYE
- Favori Kamış
- lineaeffe rapid cx spin 2.05, DAM 2.40, okuma V system 2,40 spin
- Favori Makina
- okuma trio 30s, okuma avenger 30a, Okuma Raw 65, daiwa sweepfire E 4000
- En iyi avı
- alabalık 3 kg, turna 2 kg, levrek 3 kg, çipura 1,2 kg, zargana 95 cm ( 990 gr. )
- İsim
- bilge kağan tomas
uzun süredir cam gibi berrak olan denizimiz at çek avı için işimizi oldukça zorlaştırıyordu ve çalkantılı, bulanık denizin yolunu gözlüyorduk. geçen hafta yağan yağmurlarda hanımın pencereden bakıp bakıp '' hava da tam levrek havası oldu ha, sen hala evde oturuyor musun ? '' şeklindeki takılmaları da beni iyice gaza getirdi
bacanakla sözleştik ve gece yemli ile avlanıp sabah suyunda atçek yapalım dedik. forumdan serkan ( barakuda33 ) arkadaşımla da görüşüp kendisinin iskenderun'da alışveriş yaptığı malzemeciyi aratıp yem istedik ama sadece sülünez varmış, yine de aldık. cuma gecesi saat 24:00 gibi yola çıktık ama daha osmaniye'nin sınırlarından çıkmadan yağmur çiselemeye başladı, hatay il sınırına girince coştu mübarek
bölgemiz denizin hemen kenarında yükselen dağlarla dolu olduğundan deniz havası buraya çok yağmur bırakır, yağdımı durmak bilmiyor.
biz azimle yola devam ederek dörtyol'a, avlağa ulaştık, yağmurluk, tulum vb. malzemeler olsa da denizin üzerinden gelen bol şimşekli yağmur bulutları nedeniyle arabada biraz oturalım, nescafemizi içip sohbet edelim dedik. çünkü çok yakınlarımıza yıldırım düşüyordu, deniz kudurmuş bir halde, dalgalı, bulanıktı. arada yağmur şiddetini azalttıkça arabadan inip yemli olta sallasam da yeni bir yağmur dalgası beni yeniden arabaya binmeye zorluyordu. saat sabahın 4'ü olmuştu sanırım, bulutlar yükseldi ve yağmur kesti. biz de yemli oltalarımızı suyla buluşturduk. vuruş vardı ama zayıftı, küçük balıkları beslemeye başladık. kısa süre sonra bacanak oltayı sabitleyip uyuklamaya başladı, serkan daha önceden yüzünü kara çıkarmayan yerinde ısrarla atarken küçük bir minakop ve orta boy bir mırmır yakaladı. daha istanbul'dan geleli birkaç ay oldu ama bizim buranın sistemini çözdü
ben küçük balıklarla uğraşmaktansa atçekle uğraşmayı tercih edip saat 05 - 05 :15 civarı zifiri karanlıkta atçeke geçtim. her zaman yaptığımın aksine bu sefer su yüseyinden değil tabandan başlamak üzere, ima gun jig taktım ve birkaç atış sonra önce kuvvetli bir vuruş oldu, bir kaç saniye sonrasında ise kamış bükülüverdi. balık çok fazla çırpınmıyor ama ağırlığını hissettiriyor, direniyordu. nihayetinde durduğum kayanın önüne kadar getirdim ama bir anda misina boşaldı
gecenin karanlığında bir iki metre önüme kadar getirdiğim balığın ne olduğunu da göremedim, tahminim grida, orfoz vb. kayabalığı türeviydi. idk benim balık kaçırmalarıma çok takılan Alişan kardeşimin kulağını çınlattım sabah sabah 
saat 7 gibi gün ışıdığında yorgunluk, uykusuzluk, açlık, soğuk bizi perişan etmişti. bir araya gelip ne yapalım eve mi dönelim diyorduk ama benim aklım levreklerdeydi. arabayla yola çıkınca daha saat erken şu yerlerimizi bir kontrol edelim dedim. bu havada balık yapabilecek iki yakın yer vardı ve oy birliği ile birini seçip avlağa vardık.
ben hemen geçen yıl avlandığım yerlere yöneldim, arkadaşlar da 40 - 50 m. arayla durdular. bacanak at çek yapıyor, serkan yalnızca 80 - 180 gr. atarlı surf kamışla geldiğinden sülünezle levrek kandırmaya çalışıyor.
mekana vardıktan çok kısa süre sonra ilk levreği kandırdım, kıyıya kadar getirdim ama tam kıyıda kendini yere vurup sıçradı ve iğneden kurtuldu, 35 cm civarı bir levrekti. at çeke devam ederken tam önünde bir kefal resmen suyun dışına, kuma sıçradı ve gelen dalga ile geri gitti, demek ki levrek avlanıyordu. hemen işaret ettim ve bizimkiler benim olduğum tarafa biraz daha yaklaştılar.
o ara benim oltaya bir canavar asıldı ama gerçek bir canavar hooked kamışın gücü ile biraz çekip sarmak, yükü makindan almak istiyorum ama kamış ikiye katlandı ve balığı çekmekte zorlanıyor reeling . örgü misinayı doğrudan klipse bağladığımdan misinadan korkum yok, kalama da epeyce sıkı, ama bu balık sanki makara boştaymış gibi misinayı alıyor ve ben sadece kolu çevirerek balığın aldığı misinayı azaltabiliyorum, balığın yönünü kendime çevirmekte zorlanıyorum. o ara bizimkiler benim bu mücadelemi görüp avı bıraktılar ve yanıma geldiler, serkan cep telefonunu çıkarıp kamerasını açtı, ben de video çekiyor sanıyorum, meğer balık çıkınca fotoğraf çekmek için bekliyormuş
aslında takım, kalamayı sonuna kadar sıkıp balığı sürüye sürüye alacak kadar güçlü ama ben balığı yorup almayı tercih ediyorum ve bu artislik hareketlerin ve uzun mücadelenin sonunda da bir anda misina boşalıveriyor banghead her zamanki gibi kaçan balık büyük oluyor ama bu balık bambaşka bir büyüktü
çünkü hem tatlısuda hem denizde pek çok farklı türün 1-3 kg arası pek çok bireyini tuttum, az çok farkı biliyorum
hep birlikte kısa bir ah - vah, tüh, keşke faslından sonra hemen at çeke kaldığımız yerden devam ediyoruz. hemen arkasına da bacanak tahminen 1,2 - 1,3 kg bir levreği kıyıya alıveriyor, eh, usta ile çırağın azıcık farkı olsun. ben tam 3 kez balık kaçırdım bu avda, sıramı savdım yani idk
gözüm serkana takıldı, eğilmiş hışımla çantayı karıştırıp sahte arıyor
yanımdaki yedeklerden güzel birini kendisine verdim. 180 gr atarlı surf kamış ve kalın misina ile ancak 10 m.ye atabiliyor ama balık zaten kıyıda. üçümüzde at çek yaparken pek çok vuruş, kısa ya da uzun mücadelelerden sonra balık kaçırmalar yaşıyoruz ve o anda serkan sesleniyor, o da ne ? adam yaklaşık 2,5 - 3 kg.lık bir levreği oltaya takmış kasılarak poz veriyor, haklı da her zaman ele geçecek bir av değil :thumb:
serkan da sırasını savdı ben kaldım boşta. ahmet abi ilerde bir kum adası ile kayaların koltuğunda kalan nisbeten durgun bir yeri işaret edip, tulumunu giy ve oraya git, kesin balık alacaksın dedi. ben tulumu arabadan alıp gelmeye üşendiğimden var gücümle salladım ve dediği yere düşürdüm. daha iki tur sardım balık yapıştı ama yine klasik kaçırma meselesi
hemen aynı yere düşürdüm yine balık asıldı ama bu seferki küçük. balığı çekmek için kum adasının üzerinden geçirip tekrar suya indirmek ve sonra 5-6 m daha sudan çekmek gerekiyor. öyle de yapıyorum, üşengeçliğimden balığı kum adasının üzerinden hoplata hoplata aşırtıp tekrar suya indiriyorum ve sonra dışarı. limitin üzeri ama arkadaşların yakaladıkları yanında bebe idk başka balık yakalayamadığımdan ve etrafımızı yemli avcılar sardığından bu balığı oğlumun isteği ( aslında çipura istemişti
) olarak alıkoydum ve avı sonlandırdık.idk
rapor uzun oldu kusura bakmayın, balıksız raporlardan kalan bir alışkanlıkla yazmaya başladım mı arkası geliyor
bu arada ben herkesin yakaladığı balıkların hem videosunu hem fotosunu çekerken beni çekmeyen arkadaşlara ayrıca teşekkürler
videolarda mekan çok açık belli olmuş, onun için sadece fotolar var
NOT: yıldırımın yakınlara düştüğü yağmurlu havalarda arabanızın içinde oturun, arabaya yıldırım düşse dahi içindekilere zarar vermez. araştırmak isteyenler için '' faraday kafesi etkisi ''
ahmet abinin levreği





serkan'ın levreği



bu benim bebe, şaibeye mahal vermemesi için eve gelince ölçtüm




bacanakla sözleştik ve gece yemli ile avlanıp sabah suyunda atçek yapalım dedik. forumdan serkan ( barakuda33 ) arkadaşımla da görüşüp kendisinin iskenderun'da alışveriş yaptığı malzemeciyi aratıp yem istedik ama sadece sülünez varmış, yine de aldık. cuma gecesi saat 24:00 gibi yola çıktık ama daha osmaniye'nin sınırlarından çıkmadan yağmur çiselemeye başladı, hatay il sınırına girince coştu mübarek
biz azimle yola devam ederek dörtyol'a, avlağa ulaştık, yağmurluk, tulum vb. malzemeler olsa da denizin üzerinden gelen bol şimşekli yağmur bulutları nedeniyle arabada biraz oturalım, nescafemizi içip sohbet edelim dedik. çünkü çok yakınlarımıza yıldırım düşüyordu, deniz kudurmuş bir halde, dalgalı, bulanıktı. arada yağmur şiddetini azalttıkça arabadan inip yemli olta sallasam da yeni bir yağmur dalgası beni yeniden arabaya binmeye zorluyordu. saat sabahın 4'ü olmuştu sanırım, bulutlar yükseldi ve yağmur kesti. biz de yemli oltalarımızı suyla buluşturduk. vuruş vardı ama zayıftı, küçük balıkları beslemeye başladık. kısa süre sonra bacanak oltayı sabitleyip uyuklamaya başladı, serkan daha önceden yüzünü kara çıkarmayan yerinde ısrarla atarken küçük bir minakop ve orta boy bir mırmır yakaladı. daha istanbul'dan geleli birkaç ay oldu ama bizim buranın sistemini çözdü
ben küçük balıklarla uğraşmaktansa atçekle uğraşmayı tercih edip saat 05 - 05 :15 civarı zifiri karanlıkta atçeke geçtim. her zaman yaptığımın aksine bu sefer su yüseyinden değil tabandan başlamak üzere, ima gun jig taktım ve birkaç atış sonra önce kuvvetli bir vuruş oldu, bir kaç saniye sonrasında ise kamış bükülüverdi. balık çok fazla çırpınmıyor ama ağırlığını hissettiriyor, direniyordu. nihayetinde durduğum kayanın önüne kadar getirdim ama bir anda misina boşaldı
saat 7 gibi gün ışıdığında yorgunluk, uykusuzluk, açlık, soğuk bizi perişan etmişti. bir araya gelip ne yapalım eve mi dönelim diyorduk ama benim aklım levreklerdeydi. arabayla yola çıkınca daha saat erken şu yerlerimizi bir kontrol edelim dedim. bu havada balık yapabilecek iki yakın yer vardı ve oy birliği ile birini seçip avlağa vardık.
ben hemen geçen yıl avlandığım yerlere yöneldim, arkadaşlar da 40 - 50 m. arayla durdular. bacanak at çek yapıyor, serkan yalnızca 80 - 180 gr. atarlı surf kamışla geldiğinden sülünezle levrek kandırmaya çalışıyor.
mekana vardıktan çok kısa süre sonra ilk levreği kandırdım, kıyıya kadar getirdim ama tam kıyıda kendini yere vurup sıçradı ve iğneden kurtuldu, 35 cm civarı bir levrekti. at çeke devam ederken tam önünde bir kefal resmen suyun dışına, kuma sıçradı ve gelen dalga ile geri gitti, demek ki levrek avlanıyordu. hemen işaret ettim ve bizimkiler benim olduğum tarafa biraz daha yaklaştılar.
o ara benim oltaya bir canavar asıldı ama gerçek bir canavar hooked kamışın gücü ile biraz çekip sarmak, yükü makindan almak istiyorum ama kamış ikiye katlandı ve balığı çekmekte zorlanıyor reeling . örgü misinayı doğrudan klipse bağladığımdan misinadan korkum yok, kalama da epeyce sıkı, ama bu balık sanki makara boştaymış gibi misinayı alıyor ve ben sadece kolu çevirerek balığın aldığı misinayı azaltabiliyorum, balığın yönünü kendime çevirmekte zorlanıyorum. o ara bizimkiler benim bu mücadelemi görüp avı bıraktılar ve yanıma geldiler, serkan cep telefonunu çıkarıp kamerasını açtı, ben de video çekiyor sanıyorum, meğer balık çıkınca fotoğraf çekmek için bekliyormuş
aslında takım, kalamayı sonuna kadar sıkıp balığı sürüye sürüye alacak kadar güçlü ama ben balığı yorup almayı tercih ediyorum ve bu artislik hareketlerin ve uzun mücadelenin sonunda da bir anda misina boşalıveriyor banghead her zamanki gibi kaçan balık büyük oluyor ama bu balık bambaşka bir büyüktü
hep birlikte kısa bir ah - vah, tüh, keşke faslından sonra hemen at çeke kaldığımız yerden devam ediyoruz. hemen arkasına da bacanak tahminen 1,2 - 1,3 kg bir levreği kıyıya alıveriyor, eh, usta ile çırağın azıcık farkı olsun. ben tam 3 kez balık kaçırdım bu avda, sıramı savdım yani idk
gözüm serkana takıldı, eğilmiş hışımla çantayı karıştırıp sahte arıyor
serkan da sırasını savdı ben kaldım boşta. ahmet abi ilerde bir kum adası ile kayaların koltuğunda kalan nisbeten durgun bir yeri işaret edip, tulumunu giy ve oraya git, kesin balık alacaksın dedi. ben tulumu arabadan alıp gelmeye üşendiğimden var gücümle salladım ve dediği yere düşürdüm. daha iki tur sardım balık yapıştı ama yine klasik kaçırma meselesi
rapor uzun oldu kusura bakmayın, balıksız raporlardan kalan bir alışkanlıkla yazmaya başladım mı arkası geliyor
NOT: yıldırımın yakınlara düştüğü yağmurlu havalarda arabanızın içinde oturun, arabaya yıldırım düşse dahi içindekilere zarar vermez. araştırmak isteyenler için '' faraday kafesi etkisi ''
ahmet abinin levreği





serkan'ın levreği



bu benim bebe, şaibeye mahal vermemesi için eve gelince ölçtüm



