S.a.
Bildiğiniz gibi orman içi sulardaki su miktarı da, o sularda yetişen balık sayısı da eskiye göre azalmakta. Bu durumun farkında olan ilgili bakanlığımız "Orman İçi Suların Balıklandırılması Projesi" adında bir projeyi yıllar önce uygulamaya koydu. Proje kapsamında bir dereden alınan doğal alabalıklar tesislerde çoğaltılacak, yeni doğan yavru balıklar tekrar alındığı dereye bırakılacak ve o derede büyüyüp tekrar yavrulayacak. Bu balıkların kazasız belasız istenen boya ulaşabilmesi için o derede birkaç yıl balık avı kesinlikle yasaklanacak. Bu şekilde dere balıklandırılmış olacak. Buraya kadar her şey güzel.
Bulunduğum yerde bir derede "Bakanlığımızın Orman İçi Suların Balıklandırılması Projesi Kapsamında Balık Avı Yasaktır" tabelasını gördüm. Akşam 3/2 tebliğe baktım. Tebliğde yasak olan yer yasak tabelalarının başladığı yerden yaklaşık 2 km daha yukarıdan başlıyor olarak yazıyor. Sonraki gün DKMP'yi arayıp tebliğe mi yoksa tabelalara mı uymam gerektiğini sordum. Bölgenizdeki DKMP müdürlüğüne sorun dediler. Oraya gittim. Yetkili arkadaşa yasaklı yerleri sordum. Tebliğden baktı. Hatta tam olarak neresi olduğunu da sordum. Bilgisayardan harita programıyla iyice yakından baktık. Tebliğdeki yerden daha geriye tabela konulmuş. Yani yasaklı bölge tabelalardan yaklaşık 2 km daha yukarıdan başlıyor. Tebliğ ise 31.08.2016 tarihine kadar geçerli. Şimdi o 2 km'lik alanda avlanmam yasak mı değil mi? Ya da orada avlanırsam yetkili kişi bana ceza yazmaya kalkarsa neye göre ceza yazacak. Muhtemelen tebliğden ve kurallardan haberi olmayan yetkili! (nasıl yetki verilmişse artık) tabelada gördüğü yazıya göre hareket edecektir. Bu durum karşısında ne yapmalıyız. Tebliğ ile yasak tabelası birbirini tutmuyor. DKMP bu konuda net bir cevap veremedi.
Bahsi geçen derenin kenarındaki araba yolundan geçerken (tebliğe göre yasak olmayan kısmından) elimde olta ile dereye bakarken plakasız bir araç yanıma geldi ve bana sen hayırdır tarzı konuşmaya başladı. "Ne yapıyorsun?" dedi. "Balık tutuyorum." dedim. Derenin sahibiymiş gibi "Burdan git başka yerde balık tut." dedi. "Aşağıda bekliyorum burdan gittiğini görcem." dedi. Yaşça benden büyüktü ve yanında tahminimce eşi ve küçük çocukları vardı cevap vermeden geçtim. Bu adamda! da kabahat bulmuyorum. Davar gibi konuşması haricinde tebliği bilmediği halde yanlış yere konulmuş olan tabelalara göre de olsa balıklara sahip çıkılması hepimiz için sevindirici bir durum. Polisi aradım balık tutmak için dere kenarında olduğumu ve bu olayı anlattım. Polise plakasız gezmek serbestse ben de plakayı çıkaracağımı söyledim. Plakaya gelen bir çok ceza ödedim çünkü. Adam! bana bir şey yapsa plakasını alamayacağım resmen. Aradan 2 hafta geçti ve o aracı tekrar gördüm. Tekrar polisi aradım o aracın bulunup bulunmadığını sordum. Emniyet binasının önünden defalarca geçmesine rağmen bulamamışlar. Polis de yatıyor anlaşılan. En azından sorumsuz olduklarını anladım.
Bu derede bir kişinin oltayla tutabileceği balık sayısı günlük en fazla 3 taneyken buna önlem alan kurum (güya balıkları koruduğunu iddia etmekte, güya orman içi suları balıklandırıyor) aynı derede yaklaşık 1,5 - 2 km'lik yol üzerinde neredeyse peş peşe kurulan 3 tane HES'e neden ses çıkar(a)mıyor. Derenin doğal düzenini bozan HES'lere ses çıkar(a)mayan, 3-5 değil binlerce balığın ve deredeki börtü böcek vs. doğal düzeni bozan bu santrallere karşı hiç bir yaptırımı olmayan bu kurumun tarafsızlığı benim için tartışılır durumdadır. (Burada karşı olduğum HES'ler değil kurallara uygun bir şekilde olta atan kişilere karşı yaptırım gücü olan kurumun HES'lerin derelere verdiği kalıcı ve kat kat daha fazla zarar karşısında etkisiz kalmasıdır.)
Bu durumlar karşısında siz olsanız ne yaparsınız?
Başımızdan geçen benzer durumları bu konu altında toplayalım. Birbirimizin tecrübelerinden faydalanalım...
Bildiğiniz gibi orman içi sulardaki su miktarı da, o sularda yetişen balık sayısı da eskiye göre azalmakta. Bu durumun farkında olan ilgili bakanlığımız "Orman İçi Suların Balıklandırılması Projesi" adında bir projeyi yıllar önce uygulamaya koydu. Proje kapsamında bir dereden alınan doğal alabalıklar tesislerde çoğaltılacak, yeni doğan yavru balıklar tekrar alındığı dereye bırakılacak ve o derede büyüyüp tekrar yavrulayacak. Bu balıkların kazasız belasız istenen boya ulaşabilmesi için o derede birkaç yıl balık avı kesinlikle yasaklanacak. Bu şekilde dere balıklandırılmış olacak. Buraya kadar her şey güzel.
Bulunduğum yerde bir derede "Bakanlığımızın Orman İçi Suların Balıklandırılması Projesi Kapsamında Balık Avı Yasaktır" tabelasını gördüm. Akşam 3/2 tebliğe baktım. Tebliğde yasak olan yer yasak tabelalarının başladığı yerden yaklaşık 2 km daha yukarıdan başlıyor olarak yazıyor. Sonraki gün DKMP'yi arayıp tebliğe mi yoksa tabelalara mı uymam gerektiğini sordum. Bölgenizdeki DKMP müdürlüğüne sorun dediler. Oraya gittim. Yetkili arkadaşa yasaklı yerleri sordum. Tebliğden baktı. Hatta tam olarak neresi olduğunu da sordum. Bilgisayardan harita programıyla iyice yakından baktık. Tebliğdeki yerden daha geriye tabela konulmuş. Yani yasaklı bölge tabelalardan yaklaşık 2 km daha yukarıdan başlıyor. Tebliğ ise 31.08.2016 tarihine kadar geçerli. Şimdi o 2 km'lik alanda avlanmam yasak mı değil mi? Ya da orada avlanırsam yetkili kişi bana ceza yazmaya kalkarsa neye göre ceza yazacak. Muhtemelen tebliğden ve kurallardan haberi olmayan yetkili! (nasıl yetki verilmişse artık) tabelada gördüğü yazıya göre hareket edecektir. Bu durum karşısında ne yapmalıyız. Tebliğ ile yasak tabelası birbirini tutmuyor. DKMP bu konuda net bir cevap veremedi.
Bahsi geçen derenin kenarındaki araba yolundan geçerken (tebliğe göre yasak olmayan kısmından) elimde olta ile dereye bakarken plakasız bir araç yanıma geldi ve bana sen hayırdır tarzı konuşmaya başladı. "Ne yapıyorsun?" dedi. "Balık tutuyorum." dedim. Derenin sahibiymiş gibi "Burdan git başka yerde balık tut." dedi. "Aşağıda bekliyorum burdan gittiğini görcem." dedi. Yaşça benden büyüktü ve yanında tahminimce eşi ve küçük çocukları vardı cevap vermeden geçtim. Bu adamda! da kabahat bulmuyorum. Davar gibi konuşması haricinde tebliği bilmediği halde yanlış yere konulmuş olan tabelalara göre de olsa balıklara sahip çıkılması hepimiz için sevindirici bir durum. Polisi aradım balık tutmak için dere kenarında olduğumu ve bu olayı anlattım. Polise plakasız gezmek serbestse ben de plakayı çıkaracağımı söyledim. Plakaya gelen bir çok ceza ödedim çünkü. Adam! bana bir şey yapsa plakasını alamayacağım resmen. Aradan 2 hafta geçti ve o aracı tekrar gördüm. Tekrar polisi aradım o aracın bulunup bulunmadığını sordum. Emniyet binasının önünden defalarca geçmesine rağmen bulamamışlar. Polis de yatıyor anlaşılan. En azından sorumsuz olduklarını anladım.
Bu derede bir kişinin oltayla tutabileceği balık sayısı günlük en fazla 3 taneyken buna önlem alan kurum (güya balıkları koruduğunu iddia etmekte, güya orman içi suları balıklandırıyor) aynı derede yaklaşık 1,5 - 2 km'lik yol üzerinde neredeyse peş peşe kurulan 3 tane HES'e neden ses çıkar(a)mıyor. Derenin doğal düzenini bozan HES'lere ses çıkar(a)mayan, 3-5 değil binlerce balığın ve deredeki börtü böcek vs. doğal düzeni bozan bu santrallere karşı hiç bir yaptırımı olmayan bu kurumun tarafsızlığı benim için tartışılır durumdadır. (Burada karşı olduğum HES'ler değil kurallara uygun bir şekilde olta atan kişilere karşı yaptırım gücü olan kurumun HES'lerin derelere verdiği kalıcı ve kat kat daha fazla zarar karşısında etkisiz kalmasıdır.)
Bu durumlar karşısında siz olsanız ne yaparsınız?
Başımızdan geçen benzer durumları bu konu altında toplayalım. Birbirimizin tecrübelerinden faydalanalım...