Yasadışı Balık Satışının Engellenmesinde Belediyeleri Göreve Çağırıyoruz

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan karayel
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi

karayel

Member
Yaş
61
Şehir
Sinop
Favori Kamış
şeytan otası
En iyi avı
kaya balığı (1.5 gram) :)
İsim
Yakup ERDEM
BU ÇAĞRI ALTINA İMZA KOYACAK DERNEK, KOOPERATİF, BİRLİK, FEDERASYON, YAZILI VE GÖRSEL BASIN VE FORUMLARIN ORTAK ÇAĞRISIDIR.
Balıkavı.net bu çağrının sahipleri arasındadır.


Yasa Dışı Balık Satışına Son!
Belediyeler göreve.

Sürdürülebilir balıkçılık ve sucul kaynakların hakça paylaşımı için geçen mücadelenin ardından bu sezon yeni düzenlemeler ve kurallarla başladı. Balıkçılığımızın içinde bulunduğu durum göz önüne alındığında, alınan kararların ve uygulanabilmesinin önemi çok büyüktür. Bu yeni düzenlemeler hayata geçtiğinde alınacak sonuçlar, balıkçılığımızın gelecekteki yönetimi açısından vazgeçilmez öneme sahiptir.

Devlet “Su ürünleri avcılığında üretimi arttırıcı politikaları terk ederek”, korumacı “sürdürülebilir balıkçılığa geçiş” anlayışını temel almaya başladığını göstermiştir. Yıllardır uğruna mücadele ettiğimiz taleplerin gerçekleşmesi doğrultusunda en büyük adım atılmış, merkezi otorite bilime, sürdürülebilirliğe balıkçılık camiamızın taleplerine kayıtsız kalmadığını göstermiştir.

Elbette daha atılması gereken çok adım, alınması gereken çok karar vardır. 3/1 sayılı tebliğ ile tüm balıkçılık sorunlarının biteceğini ummak büyük hayalcilik olur. Fakat bu tebliğin ve getirilen yeni kuralların önemini görmemek ve arkasında durmamak ise kendini inkar ve bir anlamda “ihanet” olacaktır.

Bu tebliğ ile getirilen yeni uygulamaların önemi ancak bu uygulamaların hayata getirilmesi ve denetlenmesi ile ortaya çıkacaktır.

Peki, bu denetlemeyi kim yapacaktır?

1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu mahalle muhtarından kolluk gücüne kadar kanunun uygulanmasından herkesi sorumlu tutmaktadır. Kanun bu konuda gayet açık olmasına rağmen, gerçek hayata ve uygulamalara baktığımızda durumun hiçte böyle olmadığını görmekteyiz.

Bir düşünür “teori gridir dostum ama hayat ağacı yeşildir” demiş, gerçek hayat ile kitaplar, teoriler ve düşüncelerin, hatta yasaların her zaman örtüşmeyeceğini, asıl olanın hayatın gerçekleri olduğunu, yasaların ve bazen kararların hayatın gerçekleri ile çelişebileceğini anlatmak istemiş. İşte ülkemizde balıkçılık yasalarına ve uygulamalarına baktığımızda durumun tamda böyle olduğunu görüyoruz. Kanun her kurumu görevlendirmiş ama ne yazıkki görevlendirdiği kurumların kanunlarında yada yönetmeliklerinde 1380 sayılı kanunun getirdiği sorumluluklardan hiç bahsetmemiştir. Hal böyle oluncada yasalardaki boşluklar nedeniyle kanunla sorumlu olan kamu kurumları görevlerini yerine getirmemektedirler.

Balıkçılık yönetiminde tek otorite olan “Balıkçılık ve Su ürünleri Genel Müdürlüğü” temel görevi olan balıkçılık politikaları üretilme ve hayata geçirmenin yanı sıra deniz ve iç sularda avcılığı, karaya çıkış noktaları ve balık hallerinde sucul canlı ürünlerin yasaya uygunluğunu denetleme görevlerini de üstlenmiştir.

Genel Müdürlük bütün bu görevlerin dışında, İl ve Taşra teşkilatlarının kapasitesinin çok üstünde bir başka görevle daha karşı karşıya kalmıştır. Bu görev binlerce balıkçı dükkanı, pazar yerleri, süper hatta hiper marketlerin denetlenmesidir ve görev bu güne kadar can siperane bir şekilde yerine getirilmeye çalışılmıştır.

Genel Müdürlüğümüz ve teşkilatları böyle bir görevin altından kalkacak lojistik ve kadro alt yapısına sahip değildir. Ayrıca bu görev Genel Müdürlüğün görevi de değildir. Hal böyle olunca gözümüzün önünde gerçekleşen bir kepazeliği, yasadışı balık ticaretini hep birlikte canımız yana yana izler hale geldik. Genel Müdürlük teşkilatlarının bütün samimi çabalarına ve gayretlerine rağmen bu kirli ticaret pervasızca devam etmektedir. Gerekli yasal düzenlemeler yapılarak bu yasadışı balık ticaretinin engellenmesi doğrultusunda görev paylaşımı sağlanmadıkça bu hal böylede devam edecektir.

Balık ticaretinde yasadışılık ve balıkçılık reformuna direniş.

İçine girdiğimiz süreçte, yasak dışı avcılık ve yasa dışı balık avcılığında 4 aydır süregelen bir ısrarlı tutum ile karşı karşıyayız. Mevcut yasa dışılıktan beslenen bu durumdan çıkarı olan belli çevreler reform sürecinin kesintiye uğramak ve eski düzene geri dönmek amacıyla hareket etmektedirler. Her şey gözümüzün önünde, gözümüze içine baka baka gerçekleşmektedir. Yasa dışı sahalarda avcılık, yasal olmayan balık avcılığı ve bu yasa dışı balıkların ticaretinde örgütlü ve dirençli bir yapı ile karşı karşıyayız. Bu direniş kırılmalıdır. Bu direniş kırılmazsa Genel Müdürlük, onun politikalarına sempati duyan ve destekleyen kesimler moralsizlik ve umutsuzluğa düşecek, giderek de merkezi otoriteye karşı oluşmuş olan güven duygusu tahrip olup, süreç içinde verilen destek ortadan kalkmaya başlayacaktır.

Bir toplumun yaşamındaki her reform hareketi toplumsal desteğe ihtiyaç duyar. Demokratik toplumlarda reform sürecinin ilerlemesi ve başarıya ulaşması ancak kitle desteği ile mümkündür. Merkezi resmi otorite “Sürdürülebilir balıkçılık reformları” sürecinde bu desteği sağlamıştır ve destek süreç doğal kanalında ilerledikçe artarak devam edecektir.

Bir an önce illegal balık ticaretinin engellenmesinin belki de en büyük önemi burada yatmaktadır. Bunca faaliyetin, çabanın ve harcanan emeğin beyhude çabalar olmadığını, hem reform sürecinin destecilerine hem de muarızlarına kavratmak zorundayız.

Ne yapmalıyız?

İçinde bulunduğumuz koşullarda yapmamız gereken şey; Genel Müdürlüğün omuzlarındaki bu yükü kaldırmak için ortak faaliyet yapmaktır. Yasa dışı balık ticaretinin engellenmesi konusunda bizlerin çözüm önerimiz; Mümkün olan en geniş talep ve eylem birliğini sağlamak, bu eylem birliğini aşağıdaki talepler doğrultusunda bir imza kampanyasına dönüştürerek siyasal iktidara taşımaktır.

Yasa dışı balık ticaretinin engellenebilmesinin en gerçekçi çözüm yollarından birisi; Acilen balık satış yerlerinin ve su ürünleri ticaretinin karadaki denetimlerinin Belediye Zabıta Teşkilatlarına devredilmesi ve bu durumun kanun marifeti ile zorunlu hale getirilmesidir.

Satılmayan balığın avlanmayacağı gerçeğinin ortak kabul olduğunu sanıyoruz. Bu düzenlemenin yasadışı ticaretin engellenmesinde gerçekçi bir adım olmasının yanı sıra getireceği bir başka avantaj da kısıtlı olanaklarını çeşitli görevlere bölen Genel Müdürlük teşkilatlarının bir nebzede olsa rahatlayacağıdır. Bu rahatlama sayesinde, asli görevlerine daha çok zaman ayıracakları ve görev verimliliklerinin artacağı aşikardır.

Belediye sınırındaki balık satış yeri sayısı ve nüfus dikkate alınarak istihdam edilecek Su ürünleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisleri, Belediyeler ve Zabıta Teşkilatına su ürünleri ticaretini denetlemelerinde en büyük desteği sağlayacaktır. Böylece geçerli su ürünleri mevzuatı, su ürünleri türleri ve vasıfları, yasaya göre bulundurulması gereken belgeler konusunda uygulamanın sağlıklı yapılması sağlanacaktır. Bu sayede Su Ürünleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisleri, gıda mühendisleri ve veterinerlerin görevi olan hijyen ve sağlık denetimi dışında, asli görev alanları olan Balıkçılık Yönetimi konusunda istihdam edilmiş olacaktır.

Bu nedenle sürdürülebilir balıkçılık şiarına inanan ve yasa dışı avcılığın acilen engellenmesi gerektiğine düşünen, bunun için mücadele eden tüm kişi ve kuruluşları;

Belediyelerin kuruluşu ve görevlerini belirleyen kanunun 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu paralelinde tashih edilerek, belediyelerin balık satış noktalarında 1380 sayı kanun kapsamında görev yapmalarının zorunlu hale getirilmesi,
Kanundaki değişikliğin gerçekleşmesinin akabinde Belediye Zabıta Teşkilatı yönetmeliklerinin hızla revize edilmesinin sağlanması,
Belediye zabıta teşkilatları içinde “Su ürünleri birimlerinin” kurulmasının zorunluluk haline getirilmesi,
Kurulacak olan bu “su ürünleri” birimlerinin 1380 sayılı kanun kapsamında çalışabilmesi için birimlerde en az 1 “su ürünleri teknik personelinin” istihdam edilmesi ve birim sorumluluğunun teknik personele devredilmesi


Talepleri ile ortak kampanyaya davet ediyoruz.


==================================================================-
GELBALDER (Geleneksel Balıkçılığı Yaşatma Derneği) girişimiyle başlatılan bu çağrının ana metni şimdilik aşağıdaki gibidir.
==================================================================-

“yasadişi balik satişlarini sonlandirma girişimi” konusunda ortak kampanyaya davet

Günümüz Türkiye’sinde denizel canlı kaynaklarımızın ticari avcılık yönünden işletilmesi ve değerlendirilmesi konusunda son derece olumsuz bir süreçten geçilmektedir. Kaynak yönetiminde avcılık ile ilgili olarak doğru kararların alınması yeterli değildir. Avın tüketiciye kadar ulaşan halkasında da izlenmesi esastır. Diğer bir ifade ile yapılan avlanmalarda olası suiistimallerin ortaya çıkarılması ve bunların bir daha oluşmamasını sağlayacak caydırıcılık unsurunu yaşama geçirtecek ana etmen de denetimdir. Balıkçılık konusunda yıllardır çözüm bekleyen birincil düzeydeki konu avın tüketime giden süreçte sağlıklı denetim oluşumundan yoksunluğu olmuştur. Bu yoksunluk beraberinde sucul canlı kaynakların sürdürülebilirliğine gölge düşürmüş ve avcılıkları verimli olmaktan arındırmıştır. Haliyle balıkçılık sektörünün bir bütün olarak yıllardır yakınmasının temelinde yatan neden budur.

Balıkçılığımızda oluşan olumsuzluğu çok sade bir düzenleme ile olumluluğa dönüştürmek olasıdır. Bunun için çok paydaşlı bir platformun ortaklaşa benimseyeceği hususlar çerçevesinde, yerel yönetimlerin doğrudan yükümlülük almalarının sağlanması ile balıkçılığımızın düzlüğe çıkarılması işten bile değildir. Buna neden gereksinim bulunmaktadır sorusunu Türkiye’nin balıkçılık yönetimi konusunda yaşadığı yarım yüzyıla yakın süreci izlemekte yarar var.

Su Ürünleri Kanunu 1971 yılında günümüzden tam 42 yıl önce yürürlüğe girdi. Amaç tüm balıkçılık hizmetlerinin tek elden yürütülmesini sağlamak ve ülke balıkçılığını kalkındırmaktı. Bunun için ilkin 1972 yılında Su Ürünleri Genel Müdürlüğü kuruldu. Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün Tarım Bakanlığı bünyesinde olması nedeniyle bakanlığın yurt sathında yayılmış bulunan diğer tüm kuruluşları da Su Ürünleri Kanununun yürütülmesinde ve izlenmesinde paydaş oldular. Hatta bu kanunun uygulama yetkisi köy muhtarlıklarına bile verilmişti.

Ne var ki merkezi otorite tüm iyi niyetli programlar ve tasarımlar konusunda idari başarıyı yakalamış ise de teknik konularda ayni başarı çizgisi yakalayamamıştır. Bunda hiç kuşkusuz balıkçılık örgütünün kuruluş yıllarında konunun gereği olan çağdaş personel yapılanmasının göz ardı edilmesinin büyük etkisi olmuştur. Bu sağlıksız uygulama yönetim ve karar verici mekanizmalarda doğal olarak sağlıklı kararlar alamamasının da bir nedenini oluşturmuştur. Daha sonraki zaman dilimlerinde Tarım Bakanlığı bünyesinde olan düzenleme ve reorganizasyonlarda balıkçılık konusunun öneminin bakanlık bünyesinde ağırlığını ortaya koyamamasında yönetim kadrolarının yetersizliği de önemli rol oynamıştır. Nitekim bunun sonucu olarak genel müdürlük ilkin daire başkanlığı statüsüne dönüştürülmüş, akabinde bu kuruluş da lağvedilmiştir. Daha sonraları balıkçılık, reorganizasyon uygulamalarında oluşturulan tüm yeni yapılandırmaların içerisinde cılız bir birim konumunda kalmışlardır. Haliyle bütün bu dağınık yapılanma, kaynakların devlet tarafından yönetiminde ve onun sürdürülebilirliğinde zafiyetler yaratmıştır. Yakın zamana kadar geçen 40 yıllık süreç içerisinde balıkçılık sektörüne egemen olanlar özellikle av yasakları konusunda sürdürülebilir kalkınma kurallarını dikkate almadan siyasi platformu da kullanarak merkezi otoriteye baskı uygulamışlar ve istediklerini elde etmişlerdir.

Ne var ki geçen 40 yıllık süreçteki tüm olumsuzluğun bedeli olarak sucul canlı kaynak stokları aşırı avcılık sonucu çökmüş ve avcılıklar verimlilikten uzaklaşmıştır. Haliyle bu durum balıkçılığın ilgi alanına giren tüm kesimlerde yakınma ve hoşnutsuzluk yaratmıştır. Hoşnutsuzlukların tavan yaptığı dönemde 03.06.2011 tarihinde Kanun Hükmünde Kararname ile Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Bu oluşum balıkçılığın geleceği ile ilgili umutların da yeşermesinin nedenini oluşturmuştur. Nitekim 40 yıldır uyuyan dev konumundaki merkezi otorite balıkçılıkta yapılan hatalardan biri olan üretimi arttırıcı politikaları tamamen terk ederek, “verimli avcılığa geçiş” ile “sürdürülebilir balıkçılığa geçiş” dönemini başlatmıştır. Bunun sonucu olarak su ürünleri avcılığında günümüze kadar alınamayan kısmi de olsa reform addedilebilecek kararları alma durumunda olmuştur. 1 Eylül 2012 – 31 Ağustos 2016 dönemini kapsayan 3/1 No’lu Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ bunun somut göstergesidir. Nitekim bu kararların alınmasının sivil toplum örgütlerinde ve sorumlu balıkçılık ilkesini benimseyen kesimde ilk kez yarattığı memnuniyet göz ardı edilemez. Bunu gelecekte reform niteliğinde pek çok kararın takip edeceği kuşkusuzdur. Köprülerin altından çok sular geçmiştir ve uyuyan dev bir daha uyuma hakkına sahip olamamacasına uyanmıştır.

Ülke balıkçılığının kalkınmasında karar alıcı mekanizmanın merkezi otorite olduğu kuşkusuzdur. Ancak alınan kararların olumlu sonuçlar vermesi uygulama platformlarının takip, kontrol ve denetlemesi ve bu mekanizmanın devamlı ve iyi çalışması ile olasıdır. Peki, kim yapacaktır bu denetlemeyi? 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu mahalle muhtarından kolluk gücüne kadar kanunun uygulanmasından herkesi sorumlu kılmaktadır. Kanunun gayet açık olmasına rağmen geçmişteki uygulamalara baktığımızda durumun hiçte böyle olmadığını görmekteyiz. Her ne kadar Su Ürünleri Kanunu her kurumu görevlendirmiş ise de ne yazık ki görevlendirdiği kurumların kendi kanunlarında ya da yönetmeliklerinde 1380 Sayılı Kanunun getirdiği sorumluluklara hiç değinilmemiş. Hal böyle olunca da yasalardaki boşluklar nedeni ile kanun ile sorumlu olan kamu kurumları görevlerini yerine getirememe konumunda kalmışlardır.

Balıkçığımızın sevk ve idaresini düzenleyen 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunun uygulanması konusunda ülkesel düzeyde belediyeler ve zabıta teşkilatları da sorumlu tutulmuştur. 1380 Sayılı Kanunun bu açık ve net görevlendirmesine rağmen, belediyelerin kuruluş, görev ve yetkilerini belirleyen Belediyeler Kanununun içeriği balık satış noktalarındaki 1380 Sayılı Kanunun öngördüğü denetim ve kontrolleri kapsamamaktadır. Haliyle bu durum bir noksanlığı sergilemektedir. Mevcut Belediyeler Kanunu ve zabıta yönetmelikleri, belediyeleri balık ticarethanelerinin sadece gıda güvenliği ve balık satış noktalarının sağlık koşullarına uygunluğu açısından denetlenmesi ile sınırlı kalmaktadır. Böylelikle yasa düzenlenmesi aşamasında gözden kaçırılan bu eksiklik nedeni ile yükümlülük lojistik ve kadro alt yapısı yeterli olmayan Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kalmıştır. Oysa genel müdürlüğün görevi bu olmamalıdır.

Diğer taraftan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı sucul kaynakların korunması konusunda yakın geçmişte göz ardı edilemeyecek düzeyde olumlu bir adım atmıştır. Şimdi yapılması gereken ise eşgüdüm ve koordinasyonun hayata geçirilmesi için revize yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Bunun için öncelikli iş ülkesel çapta avlanması ve satılması yasaklanmış tüm su ürünlerinin kontrol altına alınarak otoriter bir sistemin kurulmasına önayak olmaktır. Haliyle Belediyeler Kanunu’nda 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamı ile örtüşen gerekli düzenlemeleri yapmak, söz konusu edilen boşluğu gidermek için Belediyeler bünyesinde “Su Ürünleri Birimi” kurulmasını ve bu birimlerde de “su ürünleri teknik personel” istihdamını kanun marifetiyle zorunlu hale getirmektir.

Böylelikle Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğün omuzlarındaki yükü eylem birliği ile hafifletmek veya kaldırmağa olanak sağlanmış olacaktır.

Bu eylem birliğini imza kampanyasına dönüştürerek sorunu ve öneriyi siyasal iktidara hep beraber taşımak ortak hedef olmalıdır.

Özümsenmiş haliyle; Yasadışı balık ticaretinin engellenebilmesinin en gerçekçi çözüm yolu, acilen balık satış yerlerinin ve su ürünleri ticaretinin karadaki denetimleri Belediye Zabıta Teşkilatlarına devredilmeli ve bu durum kanun marifeti ile zorunlu hale getirilmelidir.

Bunun için de:

1) Belediyelerin kuruluşu ve görevlerini belirleyen kanunun 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu paralelinde tashih edilerek, belediyelerin balık satış noktalarında 1380 Sayılı Kanun kapsamında görev yapmalarının zorunlu hale getirilmelidir.
2) Belediyeler bünyesinde balıkçılık ile ilgili olarak bir balıkçılık birimi kurulmalıdır.
3) Balıkçılık biriminde görev yapacak bireyler konu ilgilisi fakülte, yüksek okul veya meslek lisesi mezunlarından oluşmalıdır


.

Bu talepleri yasaya dönüştürebilmek ve ilgili tüm resmi kuruluşlara yansıtmak amacıyla sizleri ortak kampanyaya paydaş olarak davet ediyoruz.

GELENEKSEL BALIKÇILIĞI YAŞATMA DERNEĞİ
 
Sinop'ta balıkçı tekneleri denetlendi
Sinop'ta balıkçı tekneleri Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanlığı tarafından denetlendi.
03 Ocak 2013 / 00:07
Reklam


Sinop'ta balıkçı tekneleri Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanlığı tarafından denetlendi. Akliman yöresinde, Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanlığı'na bağlı 72 nolu Sahil Güvenlik botu tarafından balıkçı tekneleri botun yanına yanaştırılarak, avlanan balıkların boy ölçümleri yapıldı.

Sürdürülebilir balıkçılık için küçük boydaki balıkların avlanmasının önlenmesi amacıyla yapılan denetimlerin süreceği bildirildi. Yapılan ölçümlerde balıkçıların kurallara uyduğu belirtildi.

www.DenizHaber.Com.tr
 
"sarı" belgeyi alırken bir kaç günlük eğitim ve kitapçık verilse ihlaller büyük oranda azalır ve bilinç oturur.

lakin amaç verimli çözümler üretmek deil, AB uyum sürecinde "dostlar alışverişte görsün" dedirtmek olunca ne desek boş..

halen tırıvırı satılıyor, halen limit altı balıklar tezgahlarda, halen liman içleri pislikten geçilmiyor...

açık, kıyı ve tatlı suda yüzlerce kez avlandım ama 1 kez ne denetim yaşadım, ne de şahit oldum..

açıkta bir kaç kişiye sarı belge sorduklarına dair efsaneler dışında somut bi gelişme yok..

hoş, sarı belgeyle herşey bitiyodu zaten :) adamın sarı belgesi var ama her türlü ihlali yapıyor, buyur burdan yak...
 
balıkları avlamaktan çok onları korumayı öğrenmeliyiz, çocuklarımızada bunu örgetmeliyiz
 
İmza kampanyası son haftası içinde olup destekleyen STK sayısı 45 e imza sayısı 3110 a ulaşmıştır.

Onbinlerce üyesi olan amatör balıkçılık forumlarında balıkları korumaya maalesef 5 saniyesini ayıran, özel olarak tanıştıklarımız dışında, 40 kişi ancak çıkmıştır.

Her imza önemlidir. Lütfen 5 -10 saniyenizi ayırarak yola çıkmış olan bu gemiye bir çivi de siz çakınız.
Link aşağıdadır.

Yasadişi Balik Ticaretine Son ! Belediyeler ve Mühendisler Göreve

Bu arada son günlerde sıkça gazetelerde yer alan içsulardaki zaman yasakları levha haline getirilerek aşağıda sunulmuştur. Yararlı olması dileğiyle

icsuamator.png
 
Back
Yukarı