seckint
Member
- Şehir
- Istanbul / Beylikdüzü
- Favori Kamış
- 4.20 surf kamış
- Favori Makina
- okuma synex
- En iyi avı
- 3,5 kg Martı
- İsim
- Seçkin
Selam Aret yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum,
bu yazını ilk mesaja eklesen daha güzel olur bence
bu yazını ilk mesaja eklesen daha güzel olur bence
Selam Nuri abi,
Ben deniz kirliliğinin etkisinin aşırı avlanmanın yanında son derece önemsiz olduğunu düşünüyorum. Balıkların azalmasının ve bazı türlerin yok olmasının sebebi en az %90 oranla aşırı avlanmadan kaynaklanmaktadır.
Neden dersen, İstanbul ve Marmara'da yok olan bu başlıca 3 değerli balık, Kılıç, Orkinos ve Uskumru denizin nispeten kirlenmemiş olduğu 1970'lerin başlarında yok olmuşlardır. Kılıçlar ve orkinoslar kurulan dalyanlarda kontrolsüzce avlanmış, cüsselerinin iriliğinden dolayı sayısal olarak az olan bu türlerin popülasyonu azalmıştır. Kalan sürüler ise Saroz körfezi gibi yumurtlama alanlarında çelik ağlarla çevrilerek Marmara'ya hiç uğrayamayacak hale getirilmişlerdir. Uskumru balığı ise büyük sürüler oluşturan yapısı nedeniyle yine topluca kırıma uğramış, Adalar açıklarındaki toplanma alanlarında kontrolsüzce avlanarak Marmara'dan tamamen silinmişlerdir. Bu balıkların son yıllarda Kuzey Ege'de bile aynı akibete uğradığını üzülerek işitmekteyiz. Uskumru'nun 1-2 yıl öncesine kadar av verdiği Saroz Körfezi, Çandarlı Körfezi gibi mahallerde bile bu balık artık mumla aranır hale gelmiştir. Bu denizlerde ise henüz tehlikeli derecede kirlilikten söz etmek mümkün değil, tek sebep aşırı avlanmadır.
Balıkların azalmasının sebebi kirlilik olsa, diğer türler de Boğaz'a kadar gelmezlerdi. Uskumru ve Ton Balığı 40 senedir buralarda gözükmezken, aynı familyadan olan Palamut'un halen sularımızda bulunması olayın sebebinin kirlilik olmadığını göstermektedir. Gerçek şu ki, Rus'lar palamutun üreme alanı olan Azak Denizi'nde palamut avlamazken biz Uskumru'nun kışladığı Adalar civarında kökünü kazırcasına avlayıp yok ettik. işte şimdi sırada lüfer var. "Biz avlamazsak Yunanlı avlar" mantığına sahip olan balıkçılarımız bu balıkları henüz 15 cm. boyda iken Boğaz girişinde avlamak istiyor. Düşünün, Ruslar aynı mantıkta olsalar, Dünya'nın en kolay avcılık yapılabilecek denizi olan Azak denizinde (ortalama derinliği 6 metre olan dümdüz bir denizdir.), oranın Karadeniz'e bağlandığı dar Boğazlarda, "Biz avlamasak Türkler avlar" deyip palamutları Temmuz ayında iri istavrit boyunda iken yakalasalar, biz acaba burada palamutun yüzünü görebilir miydik? Tüm bunlara rağmen, halen orkinosu, kılıçı bitirmiş olan o çıkış dalyanlarını kurarak, şimdi de yumurtalı torikleri, kofanaları avlamaya izin veriyoruz. Bize koca balıkları yollayan o ülkeye balığın yumurtasını bile göndermiyoruz. İniş döneminde, çinekop, kıraça, vonoz ne varsa avlayıp satmaya çalışıyoruz. 15 Ağustos'a kadar oltayla bile avlanması yasak olan palamutu da Karadeniz kıyılarında balığın gözüktüğü andan itibaren avlamaya başlıyoruz.
Görüldüğü gibi bu balıkların azalmasının ve yokolmasının sebebi tamamen aşırı ve bilinçsiz avcılıktan kaynaklanıyor. Bunlar zaten göçmen balıklar, suyun kirliliği onları fazla etkilemez, gelip geçerler. Yerli balıklar dediğimiz kışın derinlere, yazın kıyılara gidip gelen izmarit, tekir, mezgit gibi balıkların popülasyonunda da ciddi azalma var. Marmara ve Boğazlarda bu balıkların azalmasında muhakkak ki kirliliğin etkisi daha fazladır ancak bunun da başlıca sebebi maalesef aşırı avcılık yanında midye gibi insan sağlığına zararlı bir yiyeceği elde etme uğruna deniz diplerinin kontrolsüzce kazınıp bu balıkların yuvalarının yok edilmesidir. Kalkan, kırlangıç gibi çok değerli balıklardan hiç bahsetmiyorum bile. Bizim sularda olanların kökünü tamamen kazıdılar, kalkan için ukrayna'ya gidiyorlar, kırlangıç da artık kırk yılın başı denk gelirse astronomik fiyatlara satılıyor. O kırlangıçlar ki, 30 sene önce insanlar Tekirdağ iskelesinden baktıklarında kumun üzerinde yatanlarını seyrederlerdi. Boğaz'da, adalarda dev gibi olanları çıkardı...
İşte yedirmeyiz sloganının açıklamaları bunlardır. Elbette balıkçı esnafı da para kazanacak, mevsiminde kararında avlanacaklar, vatandaş da lüfer, hamsi, istavrit, palamut gibi sevdiği balıkları yiyecek. Ancak bu denizlerin artık kontrolsüz ve bilinçsiz avcılığı kaldıracak kapasitesi kalmamıştır. Hergün gelişen teknoloji karşısında balık stokları yetersiz kalıyor. Geçen yıl vatandaş hamsi yiyemedi. Bilinçli bir planlamaya ihtiyaç var. Gerekirse balıkçı tekneleri azaltılmalı, denizlerin kapasitesi kadar tekneye izin verilmelidir. 24 metre ve boy yasakları, bazı alanların avlanmaya kapanması güzel. Madem siyasal sloganlarla yola çıktık, bunlara da "Yetmez ama evet" diyoruz. Derinlik yasakları daha da artmalı, Boğaz gibi dar alanlar tamamen ticari avcılığa kapanmalı, balıkçı filolarında azaltmaya gidilmelidir. Balıkların artık daha fazla direnecek gücü kalmamıştır.
Sevgiler,
Aret