yunus popülasyonu ve bunu tehlikeye sokan etkenler

Konu, 'Genel Konular' kısmında REİS tarafından paylaşıldı.

  1. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Evet... sadece boğazda değil marmarada da çok yunus var. Onların da akış mevsimi,Onlar da balıklar gibi (Yunus balık değildir biliyorsunuz,bir memeli hayvandır.) Karadenize doğru göç ediyor.
    Bu arada tartışılması gerektiğine inandığım ciddi bir konu var.
    Herkesin fikirlerini yazmasını bekliyorum.
    Bilindiği gibi yunuslar uzun zamandır koruma altında ve avlanmaları yasak.
    Fakat balıkçıların ağlarına çok ağır hasar veriyorlar.
    Ağa yakalanmış balıkları yemek isterken, ağları parçalıyorlar.
    Tekirdağ cıvarında bazı balıkçıların ağlarının yunuslar tarafından parçalandığını, birkac defa yeniden ağ yaptıklarını,onlar parçalandıktan sonra da yeniden ağ yapacak para kalmadığı için neredeyse açlığa mahkum olduklarını duydum.
    Tamam yunusları ellemeyelim ama fauturayı sadece mesleği balıkçılık olanların mı ödemesi gerekiyor.?
    Çılgınispari kardeşim, verdiğin bilgilere tsk.
    Ben sandaldan 19-21 köstek bagladığım çaparileri kullanıyorum.
    Çaparileri kendim yapıyor ve daha önce bahsettiğim gibi martı,kaz veya ördek tüyü kullanıyorum.
    Genel olarak, istavrite beyaz, çinekopa kırçıllı veya kırmızı, kolyoz,uskumru için de beyaz , kırmızı veya siyah kırçıllı tüy kullanıyorum.
    Bu renkler, o anki duruma göre tabii ki biraz değişiklik gerektiriyor.
    Herkese rastgele.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 21 Haziran 2007
  2. Yakamoz

    Yakamoz MUSTAFA

    Mesajlar:
    880
    Şehir:
    İSTANBUL==TRABZON
    Favori Kamış:
    LINEAEFFE OYSTER CAST KAMIŞ 3.90
    Favori Makine:
    OKUMA TRAVERTINE TR55 MAKİNE
    En İyi Avı:
    DOSTLARIM
    Sayın reis, maalesef yazınızın bir bölümünde size katılmadığım bir bölüm var.Yunusların balıkçıların ağlarına takılıp parçalandığından bahsediyorsunuz ve faturanın balıkçılara kesildiğinden bahsediyorsunuz.Kusura bakmayın ama burada ben balıkçılara hiç bir şekilde hak vermiyorum helede büyük gırgır teknelerine onlar değilmiydi yıllarca sonar kullanarak balıkların kökünü kazıyan onlar değilmiydi zamanında çok balık olunca balık fiyatları düşmesin diye tuttukları balıkların bir kısmını denize geri dökenler.Zaten nesli tükenmeye yüz tutan yunuslara karşı bunların hiç bir haklı yanı olamaz.Zaten bana bırakılsa ağ ile avlanmanın her türlüsünü yasaklardım senelerce yaptıkları katliyamın sonuçlarını şimdi görüyoruz benim çocukluğumda lüfer balığının büyüğü kofana doluydu marmara şimdi ancak resimlerde görüyoruz.Bu ağ ile avlananlar balıkların yumurta bırakacakları doğal alanları yok etmedilermi.Onun için bu insanlara sorumsuzluklarından dolayı kızdığımdan anlara hiç bir şekilde hak veremeyeceğim.Böyle bir konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkürler.
    Saygılarımla
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 21 Haziran 2007
  3. YoUnG MoOn

    YoUnG MoOn

    Mesajlar:
    35
    Şehir:
    SİNOP
    Favori Kamış:
    Olta-Zıpkın
    En İyi Avı:
    Rus Kefali-6.155gr
    Reis abi bir kere Türkiye ve dünya sularında yunuslar artık inkar edilemez birer gerçekler bunu tüm dünya ülkleri kabüllendi biz hala kabüllenmek istemiyoruz...:mad: Tamam yusların zararları var ama yararı zararından çoktur balıkçılara ister kıyı balıkcısı olsun ister açık deniz.Mesela kıyı balıkçısı için istavriti açıktan kıyıya süren yunustur sen de böylelikle çapariyle kovanı doldurursun...Açık deniz balıkçılarına da doğal sonar görevini görür.Bir yerde yunus topluluğu ve üstlerinde martılar da varsa orada balık var demektir.Ayrıca ben karadenizde kaç tane gırgır tanıyorum palamut tutacam diye 50-100 bireyli yunus sürülerini ağın içine alan yanii bile bile lades diyen eee tabii zararını da kendi çekecek artık ne yapalım...Neyse bir kere doğada kurulmuş olan düzen o kadar mükemmeldir ki bunları yunuslar değil genelde insanlar bozar.Mesela bu seneyi örnek alalım gırgırlar durdurak bilmedi karadenizdeki palamutları bitirecem diye eee sonunda ne olacak palamut seneye çıkacak mı tabiii ki hayır...Onun için suçu doğada yaşayan canlıda değil biraz kendimizde arayalım ve bu gırgırlara senelik belli bir balık tonajı koydurmaya bakalım...
    Not:Yazımı kimseyi eleştirmak için yazmadım.Yanlış anlaşılmazsa sevinirim...
     
  4. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Yakamoz dostum,
    Hassasiyetine katılmamak elde değil ama birilerine olan kızgınlığımız, başkalarına haksızlık yapmamıza sebep olmamalı.
    Burası bir Forum ve forumda herkes düşündüklerini açıkyüreklilikle dile getirmeli.
    Tabii ki temel başlangıç noktamız, iyiniyettir ve burada herkesin de iyi niyetle birşeyler soylediğine inanıyorum.
    Şimdi bilgilerimizi bir tazeleyelim.
    Balıkları genelde dip balıkları ve ortasu balıkları(pelajik balıklar) olarak iki bölümde toplayabiliriz.Dip balıkları çoğunlukla bulundukları yerlere bağlı olarak yaşar ve uzun mesafeli göç yapmazlar.
    Ortasu balıkları ise bir yere bağlı olmaksızın karadenizle marmara ve ege arasında mevsimlik göçler yaparlar.
    Balık yuvası diye birşey yoktur, dolayısıyla balıkların yuvalarını bozmak diye bir eylem de yoktur.
    Ancak,trol ve algarna gibi sistemler deniz dibini kazımak suretiyle av yaptığı için yolunun üzerindeki bütün canlıları,yavru veya ana demeden tutmakta,içinden işe yarayan boydakileri alıp milyonlarca yavruyu ise telef etmektedir.
    Gırgır da tonlarca ağılıktaki kurşun yakasını dipte sürükleyerek ağın altını büzen bir sistem olduğu için aynı trol gibi olumsuz etki yapmaktadır.
    Ayrıca Japonların, kendi sularında kullandıktan sonra zararını anladıkları için yasakladıkları taramalı radarlar, Marmara gibi bir iç denizde vahim sonuclara sebep olmaktadır.
    1987 yılında konuştuğum bir gırgır reisi, 40 m.lik teknesi ve o zamanki teknolojiyle Marmara'da kendisinden kaçabilecek bir balığın bulunmadığını söylemişti.
    Bunların hepsine karşı çıkalım.Dilimiz döndüğü, gücümüz yettiği kadar toplum bilincimizi kullanarak her yere ulasmaya çalışalım.Ama yine bunlardan zarar gördükleri için bizim gibi düşünen olta ve ağ balıkçılarını da aynı kefeye koymayalım.
    kumkapı'da teknesi olan biri çok iyi bilir ki, uzatma ağları, sadece kendi gözüne uyan balıkları tutar, yavrulara zarar vermez.
    Sözgelişi, istavrit ağı 17-18 mm, uskumru,izmarit,kolyoz ağı 22-23 mm. lüfer ağı 32-35mm ....vs olur.
    şimdi lüfer ağı atan bir balıkçının balıklara zarar verdiğini, öyleyse yunusların da onlara zarar vermesinin iyi olduğunu söylemek mümkün mü?
    Balıkların yumurtlama alanlarına gelince, dip balıkları dipte sazlık,taşlık, ve benzeri yerlere yumurta bırakır.Bizim asıl konumuz olan ve ekonomik değer taşıyan ise ortasu balıklarıdır ve bunlar yumurtalarını orta sulara bırakırlar.
    Dolayısıyla dip ağı atanların,orta sulardaki balık yumurtalarını tahrip etmeleri mümkün değildir.
    Zaten balıkçılar da kendi aralarında bu konularda ihtilaf halindeler.
    gırgırcılar,trolcuyu, ağcılar ikisini, oltacılar hepsini suçluyor.
    Gırgırcılar -Biz balık tutmasak millet balık yiyemez.diyor.
    Trolcularlla, algarnacıların savunması olamaz.
    Ağcılar, gırgır, ağ gözlerini ufaltıp daha hiç yumurtlamamış balıklari bile tutarak çok büyük zarar veriyor. diyor.
    Oltacılar ise,-Zorla birkaç kilo balık tutuyoruz.O da para etmiyor . diye yakınıyor.
    Kanaatimce, biz, bilmeden konuşanların sözlerine aldanmadan, kendi araştırma ve gözlemlerimize dayanarak, en önemlisi de hakkı koruyarak konulara yaklaşmalı, inandığımız doğruları da her platformda dile getirmeliyiz.Bizim doğrularımız,başkalarının doğrularıyla aynı olmayabilir ama sonunda bir yerlere varabiliriz.
    Ne demiş şair : Barika-i hakikat , müsademe-i efkardan doğar.
    Ne demiş ne demiş?:)
    Şey demiş, yani, - gerçeğin şimşekleri, fikirlerin çarpışmasından doğar. demiş.
    Fiyatı düşmesin diye balıkların denize dökülmesi de düşündürücü.
    Balıklar, malum balıkhanede, açık artırma usuluyle mezatta satılır.
    Bir balığın alıcısı yoksa para etmez,alıcı çoksa fiyat yükselir. Borsa.
    Aynı balık, günün farklı saatlerinde farklı fiyatla satılabilir.
    Alıcı çıkmazsa ne olacak.
    Perakende satanlar da bazen 2-3 gün durmuş satılmamış balıkları artık satılamaz diye denize dökerler.
    Ben kimsenin para verip aldığı ya da emek verip tuttuğu balığı çok para etsin diye denize dökeceğini sanmıyorum.Öyle düşünse hiç tutmaz. Balıkhaneye birkaç gün balık gelmese fiyatlar roket gibi fırlar.
    Yakamoz dostum bu da sana bir takılma, hoşgörüne sığınarak.İyi ki sana bırakmıyorlar.Yoksa ömrü en çok 4 sene olan hamsiler bu süre içinde ölür,gırgırdan başka bir vasıtayla(Çapariyle rastgele tutulanlar bir kıymet ifade etmez.) tutulamayacakları için de artık hamsi yemeyi unuturduk.
    Sözün özü, biz balıkçıların kendi aralarında bile anlaşamadıkları meseleleri burada birkaç satır yazıyla çözecek değiliz ama gerçekten bu akşam evine ekmek götüremeyen bir balıkçıya, -oh olsun, sen de çocukların da aç kalın da görün gününüzü. diyecek bir yüreğin aramızda bulunmadığına inanıyorum.
    Sevgiler hepinize, hep doğrulardan yana olmamız dileğiyle.
     
  5. YoUnG MoOn

    YoUnG MoOn

    Mesajlar:
    35
    Şehir:
    SİNOP
    Favori Kamış:
    Olta-Zıpkın
    En İyi Avı:
    Rus Kefali-6.155gr
    Siz çapariyle hamsi tutamayabilirsinzi ama pek hala üstelik de planktomun bolca olduğu karadenizde tekniğini bildikten sonra 1 kova bile tutulabiliyor...Bence konuya iyi yaklaşılmış ama sırf yiyelim diye soyu tüketilemez.Mesela Fransa yılda adam başı 70-80kg balık yiyorlar ama hiçbir türün tehlike altında olduğunu söyliyemiyoruz...Bence bu biraz da bilinçle alakalı bir durum...:confused:
     
  6. Yakamoz

    Yakamoz MUSTAFA

    Mesajlar:
    880
    Şehir:
    İSTANBUL==TRABZON
    Favori Kamış:
    LINEAEFFE OYSTER CAST KAMIŞ 3.90
    Favori Makine:
    OKUMA TRAVERTINE TR55 MAKİNE
    En İyi Avı:
    DOSTLARIM
    Sevgili reis bilmem bilirmisiniz şuan kumkapıda bulunan balık stan dükkanların bulunduğu yerde eskiden bir balıkçı limanı bulunurdu ve orada bizimde bir kayık marangoz tamirhanemiz vardı yani benim hayatım küçüklüğümden beri balıkçıların içinde geçti.
    Bu balıkçılıkla geçimini sağlayan kişiler genelde olta balıkçılığı ile uğraşan kişilerdi.Evet hemen hemen her tür balığı olta ile yakalarlardı ve zaten olta balığı daha makbuldü onun içindirki zaten olta balığınında fiyatları yüksektir bir ağla tutulan balığa göre.
    Evet bu insanlar olta balıkçılığı ile evlerini ailelerini gayet iyi geçindiriyorlardı.Çünkü her denize balık tutmaya açıldıklarında elleri boş dönmüyorlardı yani her tür balık bol miktarda mevcuttu.
    Oysa şimdi ise günümüzde birçok balığın nesline rastlanmamaktadır.Bunun nedeni ise olta ile balık tutma değil ağ ile yapılan avcılıktır hiç düşündünüzmü istanbulda ve marmarada kaç tane gırgır teknesi daha doğrusu gemi demek lazım çünkü hepsi devhasa ve bunlara ait yüzlerce metre ağ koca marmara denizini hallaç pamuğu gibi tarayarak büyük küçük tüm balıkları ayırt etmeden yakalamaktadır zaten balığın kaçma imkanıda yoktur hepsi sonar kullanarak balığın tepesine binmektedir.
    Birde bunlara orta ve ufak çaplı ağ kullananlar eklenince vay balıkların haline benim korkum ilerde çocuklarımız balıkları yurtdışından gelen konservelerden yiyecek.Çünkü balık kalmayacak.
    Başka bir konu ise dediğim gibi evet balık fiyatları düşmesin diye balıklarınn denize dökülmesini gözlerimle gördüm hatta bunu şuan ismini hatırlayamadığım bir gazetede yazdı.
    Evet sayın reis bu bahsettiğim şeyler bindiğimiz dalı kessmek değimidir daha önceleri dediğim gibi olta balıkçılığı yapanlar açmıydı hepsi ev geçindiriyorlardı ve bu insanlar dernek kurup bunları ta ozamanlar söylediler nemi oldu derneklerini kapatmak zorunda kaldılar.
    Bakalım o gırgırlar ağ ile avlananlar tıtacak balık kalmayınca evlerine nasıl ekmek götürecekler o zaman daha yazık olmayacakmı.Ne onlar ekmek bulabilecek nede bizler balık tabiki bende bir baba olarak eve ekmek götürmenin ne olduğunu biliyorum ama maalesef gerçekler bunlardır.
    Herkese saygılarımla
     
  7. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Yakamoz dostum,

    Şu kışın bağladığın çapariler, bak, balıktan önce ne güzel bir konu tuttu. Umarım balık da tutarlar.
    Bu konu, sanırım epey uzayacak, diğer kardeşlerimiz de bize katılacaklar ve ortaya işe yarar birşeyler çıkacak.,Allah senden razı olsun.
    Yang moon kardeşime de katıldığı için teşekkür ederim.Merak etmesin kimse alınmaz ,darılmaz . Biz burada herşeyi, bilgilerimizi,düşüncelerimizi,doğru ve yanlışlarımızla herşeyi paylaşmak için bulunuyoruz.
    Yoksa zaten herkes, kendi imkanlarıyla, kendi çapında balıkçılık yapıyor.Benim 50 yıldır yapmaya çalıştığım gibi.
    Değişik fikirler biraz daha toplansın ben de yeniden katılacağım bu sohbete.
    Tekrar sevgiler hepinize.
     
  8. Yakamoz

    Yakamoz MUSTAFA

    Mesajlar:
    880
    Şehir:
    İSTANBUL==TRABZON
    Favori Kamış:
    LINEAEFFE OYSTER CAST KAMIŞ 3.90
    Favori Makine:
    OKUMA TRAVERTINE TR55 MAKİNE
    En İyi Avı:
    DOSTLARIM
    Sayın Reis yazıma başlarken sizin tam bir İstanbul Beyfendisi, kibar, nazik,modern ve realist bir insan olduğunuzu belirtmeden geçemeyeceğim.
    Ayrıca iltifatlarınız ve iyi niyet temennileriniz içinde teşekkür ederim.:) :)
    Dediğiniz gibi burada amaç kimseyi günah keçisi yapıp ona kin kusmak değil aksine Ülkemizde yarayan kana haline gelen:( ve toplumun her ferdini yakından alakadar eden konuları nezaket çerçevesini aşmadan modern insanların yaptığı gibi:) medeni bir şekilde masaya yatırarak bir nebze olsun sorunların kaynağını ve bunlara ait çözümleri bulmaya ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.:) :)
    Yazılarınızdaki Yunuslarla ilgili sorunu akşam evimdede düşünüp bir yandanda rutin işlerimden olan gazete okuma eylemini yaparken tamda bu konuyu alakadar eden bir haber sütünuna rastladım ama işin açıkcası üzüleyim mi :confused: sevineyim mi:rolleyes: karar veremedim.
    Evet bu haber sütununu sizlerle paylaştıktan sonra bu konularla ilgili çevre ve doğa katliyamını konu olan bir yazımıda sizlerle paylaşmak isterim umarım ne ifade etmek istediğimi tüm dostlarımız anlayacak ve bana hak verecektir.
    Ayrıca böylesi önemli konularda tüm arkadaşlarımızında yorumlarını yaparak bu konu paylaşımına katılmalarını bekliyorum :D Saygılarımla
     
  9. Yakamoz

    Yakamoz MUSTAFA

    Mesajlar:
    880
    Şehir:
    İSTANBUL==TRABZON
    Favori Kamış:
    LINEAEFFE OYSTER CAST KAMIŞ 3.90
    Favori Makine:
    OKUMA TRAVERTINE TR55 MAKİNE
    En İyi Avı:
    DOSTLARIM
    Kaynak:Akşam Gazetesi

    [​IMG]

    Doğa katliamı ve çevre sorunları toplumumuzda herkes için çok farklı şeyler ifade edip farklı manalar içermektedir.Bunun en büyük nedeni ise gerek fiziksel gerek sosyal boyutta algılandığı için farklılık göstermesidir.
    Örnekleme yaparsak;
    Hava, deniz,ırmak,göl kirliliği,çeşitli atıklar,orman katliamı,doğal güzelliklerin çeşitli nedenlerle yok edilmesi gibi muazzam bir liste olarak uzayıp gider.
    Yukarıdaki sorunların elbette herkesi aynı ölçüde rahatsız etmesi beklenemez.Sorunların nesnel bir boyutu olduğu gibi bu nesnel boyutun ise kişilerden bağımsız olduğuda söylenemez.
    Bunlar kişiden kişiye algılama ve öznel değerlendirmesine göre değişir.Belirli sorunlar pekaz bir toplumu rahatsız ediyorsa diğer insanlar ve resmi oteriteler tarafından doğal olarak tabiki ciddiye alınmaz ayrıca bunlar bir toplumsal sorun olarakda değerlendirilmez.
    Oysaki yeterli çoğunlukta kişiye veya sayıca az ama etkin baskı guruplarının dikkatini çekip tepki alıyorsa söz konusu olay toplumsal bir sorun olarak değerlendirilir.
    20.Yüzyılda artık çeşitli çevre sorunlarından rahatsız olan etkin baskı gurupları ve birçok insan gerek ulusal gerek uluslararası düzeyde düşüncelerini dile getirip biliçlenmeye başlamıştır.Fakat günümüzde bu bilinçlenme yeterli düzeye ulaşmamıştır.
    Sorunların artması doğal yaşam ile insanlığın geleceği konusunda içimizde en iyimser olanlarımızı bile karamsarlığa sürüklemektedir.Yaşanan en büyük sıkıntı ise sorunların giderilmesi için gerekli çalışmanın yapılmaması.
    Sorun olarak nitelendirilen konular insanoğlunun somut eylemlerinin sonuçları olarak çıkar,insan etkisi olmaksızın ortaya çıkan doğadaki olaylar birer sorun olarak değerlendirilemez.Buna göre çevre ve doğa kirlenmesi insandan kaynaklandığı için ister istemez acaba insanın kendisimi sorun yoksa insanoğlunun belirli alışkanlıkları ve eylemlerimi sorunlara yol açmaktadır.
    Modern hayat dönemini yaşadığımız şu yızyılda teknolojiyi bir güç olarak hem yapıcı amaölarda hemde yıkıcı amaçlarda kullanabilir.Oysaki teknolojik gelişmeler insana kendi amaçları doğrultusunda kullanmaları için verilen bir güç değildir.Doğadaki tüm canlıların yaşamlarını idame edebilmeleri için sorumlulukları ve ödevleri vardır,bu sorumlulukların ev büyüğüde insana düşer.
    Ekolojik dengenin korunması ve çevre sorunlarının köklü çözümü için insanların doğayla yanlış ilişki kurmaya sevk eden etkenlerden kurtulması gereklidir.Doğanın bütünlüğü ilkesine göre doğada herşey birbirine bağlıdır,çevreye yapılan herşeyin yan etkileri olacaktır.Doğaya karşı elde edilen her başarının bir bedeli olacaktır.Buda doğanın geri tepmesi ilkesidir.
    Peki bu konulara ilişkin toplumlarda ahlaksal duyarlılığı teknoloji attırdığı gibi özellikle telekominikasyon ve medya uzak bölgelerdeki insanlara doğaya karşı yapılan katliyamları tanıtmış fakat bunun yanında insanlara bu konuları bir film seyreder gibi izleme alışkanlığı kazandırmıştır.Bu somut etkiler insanoğlunun duyarlılığınıda etkilemektedir.
    Oysaki toplumumuzda geçmiş dönemlerde ahlaki ve kültürel açıdan birçok olumlu çalışmalar yapılmıştır mesela;hayvanların ve bitkilerin yaşamlarına saygı kuş evleri yapılması hayvanların su içmesi için çeşmeler yapılması ağaçları koruma bunun örnekleridir.
    Sorunların çözülmesi için yapılması gerekli olan şeylerden biride insanların kafasındaki azgın modern teknolojik gelişme görüşünün silinmesi ve yerine çevremerkezci bir görüşün konulmasıyla olacaktır.
    Şunu unutmayalımki doğru dünya görüşü ekolojik ve doğa dengesinin korunması görüşüdür.Bu görüşün toplumun tüm bireylerince benimsenmesi dileğiyle herkese saygılar.
     
  10. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Yakamoz dostum,
    İltifatlarına teşekkür ederim,ancak bana ağır bir yük yükledin.
    Artık dediğin gibi biri olmak için çok daha fazla gayret etmem gerekecek.
    Akustik cihazla keşke yunuslar da balıkçılar da kurtarılabilseydi.
    Herkes biliyor ki yunuslar,akıllı memeliler.İnsan gibi yani.Sadece suda yaşıyorlar.
    Sözkonusu cihaz ya da benzeri yurtdışından getirilmiş,balıkçıların bazıları da alıp ağlarına takmışlar.Bakmışlar, sonuç iyi, yunuslar ağdaki balıkları yemiyor,dolayısıyla ağları parçalamıyor,kendileri de ağa takılıp ölmüyor.Sevinmişler,... birkaç gün.
    Sonra ne mi olmuş.
    Yunuslar olayı çözmüş, sahte bir ses olduğunu anlayıp tekrar başlamışlar ağdaki balıkllarla kendilerine ziyafet çekmeye.....
    Bu konuyu başka bir başlık altında açıp daha çok katılım sağlamak gerekiyor.
    Söyleyeceğim çok şey var ,soracağım çok soru da.
    Bilenler bana anlatır,ben bilmeyenlere.
    Selam ve sevgiler.
     
  11. Yakamoz

    Yakamoz MUSTAFA

    Mesajlar:
    880
    Şehir:
    İSTANBUL==TRABZON
    Favori Kamış:
    LINEAEFFE OYSTER CAST KAMIŞ 3.90
    Favori Makine:
    OKUMA TRAVERTINE TR55 MAKİNE
    En İyi Avı:
    DOSTLARIM
    Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de balık avcılığı sırasında istenmeden yunus ölümleri meydana gelmektedir. Karadeniz'de yapılan dip uzatma ağlarıyla avcılıkta meydana gelen yunus ölümlerinin önlenmesi ve hem yunusların hem de balıkçıların bu nedenle uğradıkları zararların azaltılması amacıyla planlanmıştır.
    Diğer ülkelerdekinin aksine ülkemizde sadece dip balıklarının avcılığında kullanılan uzatma (sade ve fanyalı) ağlarında yunus ölümlerine rastlanmaktadır. Dünyanın pek çok yerinde başta gırgır ağlarıyla avcılık olmak üzere değişik av araçlarında çok büyük oranda yunus ölümleri oluşmaktadır. Ülkemizde yunus ölümlerinin çoğu mutur adıyla bilinen Phocoena phocoena L. türünde oluşmakta, daha akıllı ve güçlü olduğu için Tursiops ve Delphinus cinsleri ağlara çok seyrek yakalanmaktadır. Yılda 3000-4000 adet yunusun bu şekilde ağlara yakalanarak öldüğü tahmin edilmektedir. Diğer yandan yunuslar ürünlerine ortak olarak, ağları ve ağa yakalanmış ürünleri tahrip ederek balıkçılara zarar vermektedir.
    Projenin asıl konusu doğa – insan barışıklığının sağlanmasıdır. Yunuslar ekosistemin bir parçası olarak milyonlarca yıldır doğada varlıklarını sürdüren canlılardır. İnsanlar doğadaki her şey gibi yunuslardan da faydalanmış, onları eti ve özellikle yağı için avlamıştır. Dünya nüfusunun artması, av araç ve yöntemlerinin gelişmesiyle aşırı avcılık nedeniyle pek çok türde olduğu gibi yunusların da nesil devamlılığı tehlike altına girmiştir. Bu süreçte yunusların korunması ön plana çıkmıştır
    Ülkemizde özellikle Karadeniz'de 1980 yılına kadar yunus avcılığı yapılmış ve bu hayvanların yağları ve etleri değerlendirilmiştir. Gelişen duruma uygun olarak ülkemiz de imzalanan uluslararası anlaşmaların gereği olarak 1983 de ulusal mevzuatımıza eklenen bir madde ile yunus avcılığı yasaklanmıştır. İlk yıllarda balık avcılığının çok yoğun olmaması ve ülkemizde yılda 200 bin ton gibi düşük düzeyde balık avlanılması nedeniyle yunuslar unutulmuştur.
    *5 yıllık kalkınma planları hedeflerine uygun olarak yapılan teşvik ve destekler ile su ürünleri avcılığı geliştirilerek av kapasitesi artırılmıştır. Bundan sonra yunusların sayıları, bir yılda tükettikleri balık miktarı ve yine yunusların balık avlama araçlarına verdikleri zararlar göze batmaya başlamış ve balıkçılardan yunusların avlanması için talepler gelmiştir. Yapılan bazı yetersiz bilimsel çalışmalarında körüklediği bu süreç ülkemizin uluslararası alanda yunuslar konusunda zaten kötü olan imajını daha da kötü hale getirecek bir hal almıştır.
    Yunusların populasyon büyüklüğünün doğal engellerle sınırlandığı, hastalık ve yetersiz beslenme gibi nedenlerle aşırı çoğalamayacakları bir gerçektir. Asıl sorun insanların denizden kapasitenin üzerinde balıkçılık yapma isteklerinden kaynaklanmış, açık sularda yeterince besin bulamayan yunuslar kıyılarda daha fazla görülmeye başlanmıştır.
    Yunuslar özellikle dip uzatma ağlarına yakalanmış balıkları almak amacıyla ince ipten üretilmiş ağlara önemli düzeyde zarar vermektedirler. Öte yandan kalkan balığı avcılığında kullanılan ağların ip kalınlığının fazla olması nedeniyle yunuslar ağı yırtamamakta ve bazen ağa takılarak ölmektedirler. Balıkçı yönünden yunus düşmanlığı için yeni bir neden olarak ortaya çıkan bu durum, yunuslar yönünden ise ölüm ve yok olma anlamına gelmektedir.
    İstenmeyen yunus ölümlerinin önlenmesi tek başına ele alındığında elde edilen bilgiler balıkçıyla yunus barışını sağlama açısından çok etkili olamayacaktır. Bu nedenle projede hem yunusların hem de balıkçıların uğradığı zararların nitelik ve niceliğinin belirlenmesi ve elde edilen bilgiler değerlendirilerek önleme çareleri geliştirilmesi üzerinde durulacaktır.
    Yunusların balık avcılığına verdikleri zararlar konusunda ülkemizde yapılmış bir araştırmaya rastlanmamıştır. Çelikkale ve ark., (1988) Karadeniz'de yunus stoklarının tespiti üzerine yaptıkları
    çalışmada Karadeniz'de 450 bin adet yunusun yaşadığı ve bunların günde 20-30 tonun üzerinde balık tükettikleri bildirmişlerdir. Ünsal (1997) Karadeniz yunuslarına yılda %2-3 oranına katılım olduğunu ve yunusların 1997 deki miktarının 540 bin adet ve günde tükettikleri balığın 50 tonun üzerinde olduğunu bildirmiştir. Ayrıca yıllık tüketilen su ürünleri miktarının ülke balık avcılığı yanındaki miktarının azımsanmayacak düzeyde olduğunu, yunus populasyonuna zarar vermeden yılda 13.600 adet yunus avlanabileceğini fakat bu miktardan ülkemize düşen payın avcılık masraflarını karşılamayacağını belirtmektedir. Ülkemizde Japon araştırmacıların Türk bilim adamlarının da katılımıyla yapıltıkları su kirliliğinin yunuslar üzerindeki etkisiyle ilgili çalışma da önemlidir (Tanabe ve ark. 1997; Yel ve ark., 1996).
    Jefferson ve ark., (1993) deniz memelilerini ele aldıkları çalışmalarında Karadeniz'de Delphinus delphis L., Tursiops truncatus Montagu 1821 ve Phocoena phocoena L. türlerinin bulunduğunu bildirmişlerdir. Barabash ve Nikiforov (1940) ve Tomilin (1967) Karadeniz’deki şişe burunlu yunusun (Afalina) Tursiops truncatus ponticus adıyla lokal bir tür olduğunu bildirmişlerdir. 10-20 Nisan 2000 de Nairobi’de yapılan toplantıda yabani fauna ve floraya ait tehlikedeki türlerin uluslararası ticareti konvansiyonuna yapılan ekle Karadeniz Afalinası Ek 2 den Ek 1’e alınmıştır (Anon., 2000).
    Uluslararası platformda ülkemiz genelde yunusları avlayan en azından geçmişte avlamış ve türün tehlikeye girmesine neden olmuş bir ülke olarak bildirilmektedir (Anon., 1991; Anon., 2000; Specter, 1997, Yel ve ark., 1996, Zemsky, 1996, Zhuraleva ve ark., 1982). Bunun yanında 1994 yılında İstanbul'da yapılan 1. Karadeniz Memelileri sempozyumunda değerli çalışmalar sunulmuştur (Bogdanova ve ark. 1996, Kulagin ve ark. 1996, Mikhalev 1996, Pavlov ve ark. 1996, Vinogradov 1996).
    Tüm dünyada yunusları ve diğer su canlılarını koruma çabaları yoğunluğunu artırırken, ülkemizde giderek gerilen bir ortam ve yunusların aşırı çoğaldığı ve bunların bir kısmının öldürülmesi gerektiği iddiaları daha fazla ön plana çıkmaktadır.
    Bu tür iddialar ve belki de balıkçıların ve bazı bilim adamlarının baskısıyla alınacak yanlış kararlar ülkemizi dış dünyada istemediğimiz durumlara düşürebilir. Halbuki yunusların aşırı çoğaldığı, denizdeki balık populasyonlarına ne kadar zarar verdiği ve av araçlarına verilen zararlar konusunda yapılmış net araştırmalar da yoktur. Elde edilen sonuçlar her ne olursa olsun, yunuslara zarar vermeden av araçlarını ve avlama yöntemlerini değiştirerek veya geliştirerek alınabilecek önlemler tespit edilmelidir.
     
  12. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Herkese merhaba,

    Herkese dedim ama konuya 3 kişiden başka katılan olmadı.
    Neyse biz aramızda görüşmeye devam edelim.
    Öncelikle şunu belirteyim.
    Ben yunus düşmanı değilim.zaten yapım gereği hiçbir canlının düşmanı olamam.
    Bizi ve onları yaratan Allah, mutlaka bir hikmetle yaratmıştır.
    Ayrıca Allah, kainatı insanların emrine,yararlanmasına vermiştir.
    İnsan, tabiatın hazinelerini kullanacak,onlarla ihtiyaçlarını karşılayacak ve onları kendisine veren Allah'a şükredecektir.
    Aynı insan, kendi emrine verilen herşeyin aynı zamanda bir emanet olduğu ve bir gün hesabının sorulacağı bilincinde de olmalıdır.
    Bu temel noktaları tesbit ettikten sonra kısaca ülkemizin gerçeklerine değinelim.
    Maalesef bu ülkede birçok şey, moda adına ya da birileri öyle istiyor diye yapılmaktadır.
    Bu işlerden biri de türlerin koruması için getirilen yasaklardır.
    Birgün,bir ihtiyaç tesbit edilmekte, iyi niyetle,gerçekçi yaklaşımlarla bir karar alınmakta, sonra maalesef bu konu unutulmaktadır.
    Tabiatın kanunlarında, sürekli olarak koruma altında olan bir canlı yoktur.Hatta koruma altında olan hiçbir canlı yoktur.
    Hepsi,yaratılışının gereği neyse ona uygun yaşar ve ölür.
    Biz insanlar, tabiattaki emanetin farkında olmadığımız için bazı canlıları aşırı avlamış, neredeyse yok etmek üzere olduğumuzu farkettiğimiz ya da bize zorla farkettirdikleri zaman koruma tedbiri getirmişiz.
    Peki nereye kadar? ha! orası meçhul . tedbirin getirildiği andaki şartlar devam ediyor mu, değişti mi buna bakılmıyor.
    Şimdi soruyorum.Yunuslar için av yasağı ne zaman getirilmiştir.Yasak konduğu günün şartları neydi,Türkiye sularındaki yunus populasyonu ne kadardı,bugün aynı şartlar devam etmekte midir?
    Bu sorulara net cevap vermeden, ne söylersek söyleyelim ilmi bir değeri yoktur.
    Nitekim, Yakamoz kardeşimin yazısında da bu durumun, akademik platformda itiraf edildiğini görüyorum
    Tezime başka bir örnek vereyim.
    Bir zamnlr Karadeniz' yakalanan hamsi, tüketim merkezlerine zamanında ulaştırlamadığı için denize dökülüyordu.
    Bu israfı önlemek için çok yerinde bir tedbirle, balık unu ve yağı fabrikaları kurulmasına teşvik verildi.
    Teşvikle, birbiri peşisıra balık unu ve yağı fabrikaları kuruldu.
    Nereye kadar mı? Kapasiteleri, Türkiye'nin yıllk balık üretim miktarının çok üstüne çıkıncaya kadar.
    Bu ne demekti.
    Bu, fabrikaları doyurmak için,yavru,tohum,anaç demeden denizde ne vrsa hepsinin yok edilircesine tutulması demekti, bu, balıklar küçüldükçe gırgır ağı gözlerinin küçültülmesi demekti.
    Eğer fabrikalara verilen teşvik şartlar değiştiğinde kaldırılsaydı,bu katliam olmayacaktı.
    Bu konuya değişik örneklerle devam edeceğim.
    Saygı ve sevgiler bütün tabiat aşıklarına.
     
  13. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Pek kimseyi ilgilendirmiyor galiba ama ben yazmaya devam edeyim.

    1986-87 yıllarında, Japonlar bizim Marmara'daki orkinosları keşfettiler.
    Yeni teknolojiler,orkinos gırgırları,orkinosların nasıl kafası kuyruğu kesilip Japonların istediği gibi hazırlanacağı falan derken, bir de baktık. aaa! o da ne?
    Kumkapı önlerinde ,Kızkulesi açıklarında oltayla yakalanan bizim orkinoslar yok olmuş.
    Bu arada tabii birilerinin de kesesi dolmuş ama bizim çevrecilerin, yunuslar için gönüllü savaş verenlerin hepsi uykudaymış.
    Aradan yaklaşık 20 yıl geçti.Marmara'da orkinos gören var mı? Daha da önemlisi uykusundan uyanan bir çevreci var mı.Bağışlayın beni.Yok, çünkü başka ülklerden orkinoslarınızı niye bitirdiniz diye bir baskı yok.
    Onlar kendi sularında yunusları bitirdikleri için bize de -Aman haa! diyorlar.
    Bu sohbetin yukarılarında Gençay kardeşim, yunusların balıkları karaya sürdüklerinden bahsediyordu.Kendisinin de çapariyle kova dolusu hamsi tuttuğundan.
    O kovadan bize kaç tane hamsi düşer diyerek, gelelim yıunuslara.
    Yunuslar çok ender olarak balıkları kıyıya sürer,çünkü balık sürülerini sıkıştırıp alttan dalarak avlanırlar bu da sürünün sahile gelmesini engeller.
    Lüfer ve kofana da sıkıştırdıkları balıkları alttan dalarak yer,sürüyü dağıtırlar.
    Ben kofanaların, istavritleri rıhtıma çıkardığını da çok gördüm ama istisnalar kaideyi bozmaz.
    Balık sürülerini sahillere süren orkinos ve torik - palamuttur.
    Orkinoslar yok edildi.Torikler yok denecek kadar azaldı.Palamut bu seneye kadar neredeydi.?
    Ben çok gördüm boğazda çapariyle istavrit tutarken,kıyımızda yunusların gezindiğini.Balıkları kıyılara sürse, açıkta istavrit(Üstelik çapari yiyor), kıyıda yunus olur muydu?
    Sonuç olarak, orkinos avının bütün yıl yasaklanması, eğer hala 3-5 tane kaldıysa onların yeniden üremeleriine fırsat verecektir.
    Ben böyle düşünüyorum.
    Aramızda mesleği su ürünleri olan kardeşlerimiz var .Onlar da bu konuya katılır ve düşüncelerni bizimle paylaşırlarsa hepimiz için faydalı olacagı kanaatindeyim.
    Herkese saygılar.
     
  14. TAM35SARGOS

    TAM35SARGOS

    Mesajlar:
    50
    Şehir:
    TAM35
    Favori Kamış:
    SIRTI,OLTA
    En İyi Avı:
    2.5 KG TOMBİK
    Açıkçası yazılabilecek herşeyi Yakamoz yazmış benim söyleyebileceğim tek şey var Tr de sadece balıkçılıkta deil tüm ekonomik faliyetlerde bu tür sorunlar var...

    Trol ağ göz açıklığı ve son torba yasaklamaları getirildi fakat uyan oldu uymayan oldu yunuslar öldürülmesin denildi millet deli gibi yunus öldürdü...Denizlerimiz yinelenebilir kaynaklar içerisinde fakat herkes yinelenemem riskini düşnmek zorunda...Ege üniversitesi Su ürünleri Fakültesinde Balıkçılık yönetimi adında seçmeli bir ders var opsiyonum fakültede Temel Bilimler olmasına karşın hep Avcılık ve İşleme bölümüne merakım vardı ve bu derse ara ara katıldım...dersten alabildiklerim sonucunda silere yazmak istediğim birkaç kısa şey var...

    Örnek olarak hocamız bize hep norveçten bahsetmişti ders genelde hocanın bizlere sorduğu sorularla ilerledi bizlere yaşadığımız sorunları söyledi limanlarda olsun sportif olsun balık stoğumuzun bitmekte olduğunu söyledi ve biz başladık konuşmaya...Biz ne dediysek hepsine bir kulp buldu haklı olarak zaten adam işin içinde ...;)

    En sonunda çok büyük bir denetleme sistemi getirilmesi gerektiğini belirttim ama peki rüşveti nasıl denetliyeceksin dedi bana hoca...:mad: :mad: Ben yine sustum ders artık sadece ikimizle ilerlemeye başladı sinirleniyordum çare bulamayınca...

    Dünyada balıkçılıkla ayakta olan bir Norveç var inanaması çok zor ama bu ülkede balıkçılığın bir dönem yasaklandığını biliyormuydunuz ???Evet yasaklanmış tutulan istatistiklerde balık kaynağının tükenmeye yüz tuttuğunu ve de bu yüzden 2 sene botunca avcılığın yasaklanacağını belirtmiş hükümet ve bu işten para kazanan tüm balıkçıları aylığa bağlamış...

    Şimdi böyle bir duruma yakın olduğumuzu düşünüyorum ve biz ne yapabiliriz diye düşündüğümde hala cevap bulamıyorum...Ucuz mazot verildi adamalr kalktılar sağda solda sattılar...Mazot pahalıyken mazot kaçakçılığı yaptılar...İşsizlik sigortasını çıkarttılar çalışıp bir yandan işsizlik sigortası alan insanlar tanıyorum etrafımda...

    Şimdi sizlere sorarım biz bu işi nasıl çözeriz ???Sanala alemde fikir tartışarak mı?Sadece bulunduğumuz bölgelerde sistemi tek başımıza uygulayarak mı???Yoksa bu iş bana mı düştü diyip balığımızı tutmaya devam ederek mi ???

    Artık Tr de off-shore kafes sistemi yaygınlaşlıyor yakında bu yunuslardan Çiftlik sahibi imtiyaz sahibi çok para sahibi kişilerde zarar görecek işte o zaman işin içine agalar girdiğinde yeni kanun tasarıları tabiki de çıkacak...Haa o zaman ne mi olacak zaten Avcılıktan para kazanan kesimdeki kişilerde kafeslerin yaptığı kirlilikten balık avlayamayacak...;) Bu defa da bunları tartışıcaz...:)

    Ayrıca Sayın Yakamoz ve Reis sanırım biz bu konularda çok doluyus o yüzden sayfalarca yazıyoruz ama okumaya çalışanlar büyük ihtimal sıkılıyorlar ve bu yüzden katılmıyorlar kısa kısa soru cevap şeklinde gidersek daha katılımlı olur diye düşünüyorum...Saygılar....
     
  15. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Teşekkürler,
    O zaman benim sorularıma cevap aramakla başlayabiliriz.
    Mesela bir tanesi, -Yunusları korumaya alma ihtiyacı duyulduğunda, yunus populasyonu hakkında bir araştırma yapılmış ve yaklaşık bir sayı bulunmuş muydu?
    Eğer bulunmuşsa şimdiki durum nedir? Hala korumayı gerektirecek şartlar devam ediyor mu, yoksa başka ülkeler istiyor , ayıp olmasın diye mi koruma sürüyor.
    Bir de orkinos, Marmara'da hemen hiç kalmadı (Oysa her yer yunus kaynıyor.)
    Ama hala av yasağı gelmedi. 800 tonluk bir kota var. ortalama bir balık 200 kg. deseniz ki bu bayağı büyük bir balıktır.800 bin kg. 4 bin orkinos demektir.
    Denizlerimizde 4 bin tane orkinos kaldı mı dersiniz? neden orkinoslar korumaya alınmıyor.Dünya tutmaya izin verdiği için mi?
    Bir de Tam35 sargos, bir yazısında ,Norveç'te trolun serbest olduğunu belirtirken, burada ise Norveç'te iki yıl yasak konulduğunu söylüyor.TRolun hiç suçu yoksa 2 yıl sürekli yasak ihtiyacını doğuran hangi tür avcılıkmış acaba merak ettim doğrusu.
    Sargosun hocasına katılıyorum, rüşveti önlemek için yapılacak şeyleri biliyorum ama siyasete girer.
    Sevgiler.
     
    Son düzenleme: 23 Nisan 2006
  16. TAM35SARGOS

    TAM35SARGOS

    Mesajlar:
    50
    Şehir:
    TAM35
    Favori Kamış:
    SIRTI,OLTA
    En İyi Avı:
    2.5 KG TOMBİK

    Bu yazımda trol 2 yıl yasaklandı demiyorum farkettiyseniz Tr de sadece trolün yasaklandığı dönemler oldu...;) Yapılan araştırmalar sonucu Denizel Kaynakların tehlikede olmasından dolayı yani daha açık olarak denizlerinde balığın bitmek üzere olmasından dolayı yasak konuldu...Çünkü tarım ve diğer ek gelirleri yok ülkelerinde pospulasyonun çoğunluğu avcılığa yönelince çözüm olarak bunu yaptılar...
     
  17. TAM35SARGOS

    TAM35SARGOS

    Mesajlar:
    50
    Şehir:
    TAM35
    Favori Kamış:
    SIRTI,OLTA
    En İyi Avı:
    2.5 KG TOMBİK
    Yunus populasyonu hakkında bilgim yok malesef fakat orkinos için diyebilirim ki akdenizde yoğun bir populasyon vardı geçen sene bizzat mersin-anamur taraflarında bulundum...Limanlarda orkinos gayet çok vardı..Marmara için hiç bir fikrim yok yine ama sizin dediğiniz rakamlar kadar çok olduğunu sanmıyorum akdenizde de o konuda çok haklısınız...

    Orkinosun korunmaya alınması imkansız gibi görünüyor çünkü artık üretimi başladı bildiğiniz gibi yani artık o tür bitmez kesinlikle ve de üretim şekli diğer balıklar gibi değil hem doğal besleniyorlar hemde yapay aralarındaki lezzet farkı çok fazla yok diye biliyorum...
     
  18. sunay kaptan

    sunay kaptan

    Yaş:
    52
    Mesajlar:
    25
    Şehir:
    Istanbul/Tarabya
    Favori Kamış:
    zipkin,olta,parekata
    En İyi Avı:
    fener baligi 38 kilo
    Sevimli yunuslar ve cazibeli orkinoslar

    Yunuslari cok severim! Avlanilmasina ve oldurulmesine cok karsiyim. Mavi yolculuk yaparken cogu zaman teknemin onune gecer benimle seyiri paylasirlardi. Teknemdeki turistlerde mest olur nihayetinde haftayi iyi kapatirdik. Ama tabiki saroz korfezinde balikcilik yaparken her hafta ag tamir etmekten usanip cok kizdigim zamanlarda oldu. Gercekten cok zarar veriyorlar,ozellikle kiyi balikcisi icin bazen insani acinacak duruma sokarlar,ornegin lufer birakmasi yapan balikcilar yunus yeniklerini hergun tamir etmek zorundalar,yoksa ertesi gun balik alamazlar.Bir yunus bir yerde yemlenmeye alistimi hergun ayni saatte bir mahzuru yoksa gelir,dalyanin icine girer bir guzel karnini doyurur cikar,urkutulurse dalyani patlatabilir. Bazen tum bu kotu yanlarina ragmen, cevirmelerde balik surusunu kiyiya sikip size omrunuz boyunca tutamayacaginiz kadar cok luferi bir anda onunuze cikarabilir. Baligi cevirdikten sonrada hepsini kiskislayip aglara vurdurur,cok para kazanabilirsiniz. O zaman balikci yunuslari cok sever. Orkinos;avlamak istedigim bu balik insallah soyu sularimizda tukenmeden nasip olurda avini yaparim. Haziran ayinda 15 gun orkinos aviyla ugrasacagim. Normalinde haziran ayinda saroz korfezini yavas yavas terk ediyor ama belki bir iki tane tutmaya muavfak olurum. Benim yunus ve orkinoslar icin diyebileceklerim bu kadar!....Selamlar saygilar.
     
  19. sunay kaptan

    sunay kaptan

    Yaş:
    52
    Mesajlar:
    25
    Şehir:
    Istanbul/Tarabya
    Favori Kamış:
    zipkin,olta,parekata
    En İyi Avı:
    fener baligi 38 kilo
    Evet orkinoslar uretiliyor,ama once denizden tutulup oyle kafese giriyor! Sanirim uretim degil ciftliklerde beslemeye aliniyorlar.....
     
  20. REİS

    REİS Mahir Ersin

    Yaş:
    77
    Mesajlar:
    2.389
    Şehir:
    İstanbul
    Favori Kamış:
    Olta
    En İyi Avı:
    Torikler-Kofanalar
    Yunus populasyonu hakkında yasakları koyanların da bir bilgisi yok maalesef.
    Yazılarımdan anlaşılacağı gibi ben burada gözüme çarpan ya da bana öyle gelen çarpıklıkları dile getirmeye çalışıyorum.
    Şimdi soruyorum herkese,
    bir temele dayanmayan herhangi bir karar ne kadar ilmi olabilir.
    Yunuslar korumaya alındığında, evet ciddi bir tehlike karşısındaydılar.
    Yağını çıkarmak için tüfekle vuruluyorlardı.Bu da giderek katliama dönüştü.
    Baskılar sonucu koruma altına alındılar.Biz sürekli denizde dolaşıyoruz.
    Son birkaç yıldaki kadar çok yunus neredeyse hiçbir zaman görülmedi.
    Orkinoslar ise 1987-88 ağırlıklı olmak üzere ve takibeden yıllarda Japonlar seviyor ve çok para veriyor diye gırgırlarla acımasızca ve tabii kontrolsüz biçimde tutuldular.
    Ben Marmara'dan sözediyorum.Kumkapı'da oltayla orkinos tutulurdu ve hergün onlarca sandal orkinos için denize açılırdı.
    Şimdi ne o oltacılar kaldı ne de tutacakları orkinos.
    Germo Alalunga ise eskiden de çok fazla değildi, korkarım tamamen yok oldu.
    Besleme orkinos benim konumun dışında, ben tabii faunadan bahsediyorum
    Ben şunu söylemeye çalışıyorum.
    1950 yılına kadar balıkçılıkla ilgili hiçbir kuruluş ve araştırma yok.
    1950'de İÜ.ne bağlı Hidrobiyoloji Araştırma Ens. kuruldu.1960'a kadar çok değerli araştırmalar yaptılar ve yayınladılar.
    Günümüzde hem Su ürünleri meslek lisesi var, hem de birçok üniversitede su ürünleri bölümü.
    Ama hiç kimse bana yunuslar için koruma şartları devam ediyor mu, orkinoslar korunmazsa ne olacak, bunları söyleyemiyor.
    Ben, yunuslar balıkçılara zarar veriyor bir çare bulunmalı dediğimde de hemen moda ve klişe sözler karşıma çıkıyor.
    Anlatmak istediğim Norveç'in yaptığı idi.
    Aynen şöyle demiştim -Yunusları korumanın faturasını sadece mesleği balıkçılık olanlar mı ödemek zorunda.?
    Korumayı koyarsın, balıkçının zararını da ödersin, o zaman mesele yok.
    Yine soruyorum,sularımızdaki yunus sayısı kaçtır ve denizlerimiz ne kadar yunusu barındırmaya yeterlidir.
    Biliyorum, kimse cevap veremeyecek, zaten sadece düşündürmek istiyorum.
    Yeni bir satırbaşı açayım.
    Eşkina avı sürekli yasak.
    Eşkinayı kim tutuyor.? Bildiğim kadarıyla eşkina özel olarak tutulmaz, fanyalı ağlarda, belki trolda tesadüfen yakalanır.Bir de olta ile tutulur.
    Geçen sonbaharda Marmara kıyıları eşkina kaynıyordu.
    Amatör balıkçı kardeşlerimiz, yasalara saygılarından tutmuyor ya da tutulanları denize salıyorlardı. Oltayla tutmak veya fanyalı ağda birkaç eşkina yakalanması bunların soyunu mu kurutur?
    Haydi bakalım fikir jimnasiğine devam, herkesin katılmasını bekliyorum, özellikle deniz balıkçılarının.
    Selam ve sevgiler.