İLK LEVREĞİM.......
16.11.2007 Cuma günü ofisteki çalışma arkadaşlarım ve patronumla yemek sonrası sohbete koyulduk. Konu dönüp dolaşıp benim zıpkın sevdama geldi. Ben şimdi tam levrek zamanı yakında bir tane vuracağım dedim. Bunu dememle başladı , gaz vermeler,makaralar,vurursun vuramazsınlar.Tam bir geyik trafiği.Daha 5 aylık bir geçmişi olan bir zıpkıncıya yakıştıramıyorlar levreği.. Böyle sürerken birden bire hadi kapıdağa gidelim dediler sende VUR BAKALIM ŞU LEVREĞİ……
Böyle bir geyikle başlayan ve hiç hesapta olmayan levrek avına doğru yola koyulmuştuk kapıdağa doğru… Zihnimde levrek hayalleriyle…
C.tesi günü 5 kişi koyulduk yola, kaldığımız yerden 2 koy öteye gittik. Dalan bir tek ben varım. Diğer arkadaşlarım ve ağabeylerimin görevi ise gaz vermek,makaraya almak ve lojistik destek. Şaka bir yana öyle yardımcı oldular ki bana.,kimi zıpkınımı taşıdı ,kimi yüzüme krem sürdü üşümeyim diye… İşte böyle bir ortamda palet vurmaya başladım mavi derinliklere doğru. Misyonumun farkındaydım.. Ya levrek vurup dönecektim kıyıya sonra omuzlarda gezecektim yada boş elle dönüp makara konusu olacak güven kaybedecektim.Belkide yedek soyunacaktım uzun süre……
Kafamda bütün bu düşüncelere yer vermeden işime bakmam gerektiğini biliyordum ve öylede yaptım. Başladım agaşonlara. 1 , 2 ,3 ….10 ne gelen var ne giden….Biraz keyfim kaçsada sudan çıkmadan avın bitmeyeceğini biliyordum.. Bir süre yüzdükten sonra bir burnu döndüm ve işte dedim burası meram burası. Ve kule yaparak lastikten sesler çıkarmaya başladım birden bire bir lüfer (Hatta bazıları kofana) sürüsünün içinde kaldım onamı bunamı atayım derken birine sıktım ama ıska :cry: Neyse dedim birde agaşon yapalım bakalım ne olacak.
Ve olan oldu. Yaklaşık 7-8 ispendek tam karşıdan gelmeye başladılar derinlik 4 mt civarı. Bekledim bekledim ve en irisine attım. Ohh rahatlamıştım en azından omuzlara alınmasamda karizmayı kurtarmıştık. Tabi ki bu işin şaka kısmı karizmadan çok daha önemli şeyler var. Avına saygı duymak gibi. Daha sonra balığı dizgiye aldım ve zıpkını kurmaya başladım.İşte o an çok ilginç bir şey oldu. Hemen bir metre önümde bir ispendek(neredeyse levrek olmak üzere olan iri bir ispendek) gözlerimin içine bakıyordu sanki.Ve hiç kıpırdamıyordu. Çoğumuz biliriz o sahneyi hani eski savaş filimlerinde özellikle yankii lerle güneyli Amerikalılar arasındaki savaş sahnelerinde tek dolumluk tüfeklerle atış yaparlar ve süratle tüfeklerini doldurmak zorundadırlar. Aynı misal yavaş ve sakince ama bir o kadarda acele ederek şişi kanala geçirdim. Yavaşça lastiği tuttum. Balık hala orda ve beni izliyor kaçmıyor… Ve lastiği germemle birlikte bir kuyruk hareketiyle ortadan kayboldu. Gülümsedim sadece ve saygı duydum ona.Duelloyu o kazanmıştı çünkü.
Etrafımda lüferler gezinmeye başlamıştı gene yaklaşık 6 mt civarında bir agaşon yaptım.Amacım onlardan birini yaklaştırmaktı kendime.Ve öylede oldu biri tam bana yönelmiştiki aniden yön değiştirdi. Giderken sanki sağ tarafına bak der gibi bir hali vardı :roll: bende öyle yaptım. Ve sağa döndüğümde hayatımda gördüğüm en güzel gözleri gördüm (eşim duymasın) İrice bir levrek bana doğru geliyordu.Bir an panikledim kaçırmamalısın dedim içimden. Ve O an saygıdeğer Jak Boeno nun sesi geldi sanki kulağıma. Bir makalesinde şöyle diyordu. Bir çok zıpkıncı levreğin ilk gelişine dayanamaz ve tetik düşürür çoğuda kaçırdıkları levreğin gelip şişi izlemesini hayretle ve üzüntüyle izler.
İşte bu duygular içerisinde levreğin yaklaşmasını ve uzaklaşmasını sabırla izledim. Jak hocanın deneyimlerine güveniyordum tekrar gelecekti. Ama şunuda biliyordum sadece 10 saniyem kalmıştı.10 sn sonra yüzeye çıkmalıydım riske değmezdi hiçbir balık. Ama bu güzel gözlü asil levrek beni çok bekletmedi neyse ki hemen geri döndü. Bu kez daha kararlı ve daha meraklı olarak. Ve atışımı yaptım fotoğraflardanda göreceğiniz gibi sırtından vurmuştum levreği.Kötü bir atıştı kabul etmeliyim. Ama hata üstüne hata yapamazdım.Hemen zıpkını elimden bıraktım,karşı koyarsam sırtını yırtıp kaçması an meselesiydi.Balığa yaklaştım ve sıkıca tuttum.Evet o güzel gözler hemen burnumun dibindeydi artık. İlk levreğimi vurmuştum......
Etrafımda hala ispendekler geziniyordu. Ama ben istediğimi almıştım. Onlara büyümeleri için fırsat tanımazsam izleyen yıllarda böyle güzel bir levreği nasıl vurabilirdim..
Uzatıp sıktıysam affola.Umarım her yeni zıpkıncıya böyle bir fırsat tanır deniz ana.Hepinize Saygılarımla……






16.11.2007 Cuma günü ofisteki çalışma arkadaşlarım ve patronumla yemek sonrası sohbete koyulduk. Konu dönüp dolaşıp benim zıpkın sevdama geldi. Ben şimdi tam levrek zamanı yakında bir tane vuracağım dedim. Bunu dememle başladı , gaz vermeler,makaralar,vurursun vuramazsınlar.Tam bir geyik trafiği.Daha 5 aylık bir geçmişi olan bir zıpkıncıya yakıştıramıyorlar levreği.. Böyle sürerken birden bire hadi kapıdağa gidelim dediler sende VUR BAKALIM ŞU LEVREĞİ……
Böyle bir geyikle başlayan ve hiç hesapta olmayan levrek avına doğru yola koyulmuştuk kapıdağa doğru… Zihnimde levrek hayalleriyle…
C.tesi günü 5 kişi koyulduk yola, kaldığımız yerden 2 koy öteye gittik. Dalan bir tek ben varım. Diğer arkadaşlarım ve ağabeylerimin görevi ise gaz vermek,makaraya almak ve lojistik destek. Şaka bir yana öyle yardımcı oldular ki bana.,kimi zıpkınımı taşıdı ,kimi yüzüme krem sürdü üşümeyim diye… İşte böyle bir ortamda palet vurmaya başladım mavi derinliklere doğru. Misyonumun farkındaydım.. Ya levrek vurup dönecektim kıyıya sonra omuzlarda gezecektim yada boş elle dönüp makara konusu olacak güven kaybedecektim.Belkide yedek soyunacaktım uzun süre……
Kafamda bütün bu düşüncelere yer vermeden işime bakmam gerektiğini biliyordum ve öylede yaptım. Başladım agaşonlara. 1 , 2 ,3 ….10 ne gelen var ne giden….Biraz keyfim kaçsada sudan çıkmadan avın bitmeyeceğini biliyordum.. Bir süre yüzdükten sonra bir burnu döndüm ve işte dedim burası meram burası. Ve kule yaparak lastikten sesler çıkarmaya başladım birden bire bir lüfer (Hatta bazıları kofana) sürüsünün içinde kaldım onamı bunamı atayım derken birine sıktım ama ıska :cry: Neyse dedim birde agaşon yapalım bakalım ne olacak.
Ve olan oldu. Yaklaşık 7-8 ispendek tam karşıdan gelmeye başladılar derinlik 4 mt civarı. Bekledim bekledim ve en irisine attım. Ohh rahatlamıştım en azından omuzlara alınmasamda karizmayı kurtarmıştık. Tabi ki bu işin şaka kısmı karizmadan çok daha önemli şeyler var. Avına saygı duymak gibi. Daha sonra balığı dizgiye aldım ve zıpkını kurmaya başladım.İşte o an çok ilginç bir şey oldu. Hemen bir metre önümde bir ispendek(neredeyse levrek olmak üzere olan iri bir ispendek) gözlerimin içine bakıyordu sanki.Ve hiç kıpırdamıyordu. Çoğumuz biliriz o sahneyi hani eski savaş filimlerinde özellikle yankii lerle güneyli Amerikalılar arasındaki savaş sahnelerinde tek dolumluk tüfeklerle atış yaparlar ve süratle tüfeklerini doldurmak zorundadırlar. Aynı misal yavaş ve sakince ama bir o kadarda acele ederek şişi kanala geçirdim. Yavaşça lastiği tuttum. Balık hala orda ve beni izliyor kaçmıyor… Ve lastiği germemle birlikte bir kuyruk hareketiyle ortadan kayboldu. Gülümsedim sadece ve saygı duydum ona.Duelloyu o kazanmıştı çünkü.
Etrafımda lüferler gezinmeye başlamıştı gene yaklaşık 6 mt civarında bir agaşon yaptım.Amacım onlardan birini yaklaştırmaktı kendime.Ve öylede oldu biri tam bana yönelmiştiki aniden yön değiştirdi. Giderken sanki sağ tarafına bak der gibi bir hali vardı :roll: bende öyle yaptım. Ve sağa döndüğümde hayatımda gördüğüm en güzel gözleri gördüm (eşim duymasın) İrice bir levrek bana doğru geliyordu.Bir an panikledim kaçırmamalısın dedim içimden. Ve O an saygıdeğer Jak Boeno nun sesi geldi sanki kulağıma. Bir makalesinde şöyle diyordu. Bir çok zıpkıncı levreğin ilk gelişine dayanamaz ve tetik düşürür çoğuda kaçırdıkları levreğin gelip şişi izlemesini hayretle ve üzüntüyle izler.
İşte bu duygular içerisinde levreğin yaklaşmasını ve uzaklaşmasını sabırla izledim. Jak hocanın deneyimlerine güveniyordum tekrar gelecekti. Ama şunuda biliyordum sadece 10 saniyem kalmıştı.10 sn sonra yüzeye çıkmalıydım riske değmezdi hiçbir balık. Ama bu güzel gözlü asil levrek beni çok bekletmedi neyse ki hemen geri döndü. Bu kez daha kararlı ve daha meraklı olarak. Ve atışımı yaptım fotoğraflardanda göreceğiniz gibi sırtından vurmuştum levreği.Kötü bir atıştı kabul etmeliyim. Ama hata üstüne hata yapamazdım.Hemen zıpkını elimden bıraktım,karşı koyarsam sırtını yırtıp kaçması an meselesiydi.Balığa yaklaştım ve sıkıca tuttum.Evet o güzel gözler hemen burnumun dibindeydi artık. İlk levreğimi vurmuştum......
Etrafımda hala ispendekler geziniyordu. Ama ben istediğimi almıştım. Onlara büyümeleri için fırsat tanımazsam izleyen yıllarda böyle güzel bir levreği nasıl vurabilirdim..
Uzatıp sıktıysam affola.Umarım her yeni zıpkıncıya böyle bir fırsat tanır deniz ana.Hepinize Saygılarımla……






Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: