Öncelikle anlatımımdaki karakterler gerçek ,hikaye azı doğru çoğu hayal ürünüdür..
Av maceramız sırasında bi ara volkan abiyle sırtımızı yaslamışız arabamıza otururup dinleniyoruz bir yandan volkan abinin yaptığı eşsiz çayımızı yudumluyoruz ve ikimiz arasında şöyle diyaloglar geçiyor.
Abi ne güzel değilmi rengarenk binaların deniz üzerinde yarattığı ışık oyunları,insanı ferahlatan dalga sesleri …insan şu güzellikler için bile balığa gelir felan derken kafanın biri güzelim manzaramızı kadraja girerek ikidebir bozuyor..
-Abi diyorum bu neyin kafası
-volkan abi yapıştırıyor cevabı ka-fa 1500:laughing: :laughing:
Balık tutcam diye o kamış senin bu kamış benim dolaşan yasinin kafası olduğu ortaya çıkıyor bi süre sonra..
Volkan abiyle ikimizin koltukları kabarıyor hatta benim gözlerim bile doluyor..
Eserimizle gurur duyuyoruz. Nerede ben levreği kıyıya çektiğim zaman bi kerecik fotoğraf çektirebilirmiyim diyen o saf ama ümitsiz çocuk nerede… Şimdilerde palazlanmış iki tanede çipura tutabilecek yetiye sahip koca bir yetişkin olmuş…
Perspektiftende yaralanarak uzaktanda olsa başını okşuyorum yasinin..hihi
volkan abi estağfirullah benim hiçbir etkim yok desede ben alçakgönüllüğümü hiç bozmuyor hayır abi bu ikimizin eseri cevabını yapıştırıyorum oracıkta…o sırada yasin küçük bir balık tutması volkan abinin gözünden kaçmıyor; bizde böyle ufaktan ufaktan başladık diyor(volkan abi tüm balıkçılık yaşamı boyunca 2 tane ufak balık yakaladığı için ufaktan ufaktan ikilemesini kullanıyor) aynı cümleyi yasin kursa yüzleme, binleme yapması lazım…:laughing: :laughing:
Yasinin küçük balığı denize bıraktığını gören volkan abi yapma diye bağırıyor ama çok geç balık denizle buluştu artık...volkan abi o küçük balıkla bırakma takımı yapardık ,yasine (ipini) pardon misinasını verirdik dolaştırırdı denizde diyor..şöyle bir volkan abinin yüzüne bakıyorum emek verdiği o gencin canının sıkılması içini o kadar acıtmış olacak ki oyalayacak bir şey bulmaya çalışıyor(içimden ne kadar babacan adam diye geçiriyorum):thumb:
Neyse dinlenmemize son veriyor at çek yapmaya devam ediyoruz biz atçek yaparken arkalardan gelen bir ses …(özkann özkann)
Taa arkadaki sahilden ,atçek yaptığımız yere fıtı fıtı gelmiş çipurayı göstermeye..
(hadi yasin şurada güzel bir dağ manzarası var temiz hava alırız ; yürüyelim,götüreyim seni desem gelmez…(şimdi yazınca fark ettim bu teklife bende olsam gelmem,ucu açık bir teklif olmuş…)hihi hihi
Neyse geldi yüzünde zaten kar maskesi var yasinin. Elindede çiprayı görünce(o boyutta bir çipura altın gibi yasin için) olum napmış bu denizimi soymuş demek geldi içimden…ama sustum hevesini kırmak istemediğim için çok güzel bir çipura demekle yetindim,böyle devam etmesi yönünde telkinlerimi yaptım tekrar gönderdim kamışların yanına…mrsparkle mrsparkle
Telkinlerimi dikkate almış olacakki sabaha doğru ikinci çipurasını tuttu ve çipuraları poşetten çıkarıp volkan abiye gösterirkenki bakışı hiç unutmuyacam aynen şöyleydi..
‘volkan abi bak babam bana ne almış ‘ bakışını attı ve mutluluğunu paylaştı..
Toparlanmaya yakın fotoğraf çekme merasimi başladı …makineyi ben elime aldım başladım pozlamaya..
–Yasin balıkları eline al,birbirinizin gözlerine bakın, biraz daha yakın dur, diz çök ,eline yatır(yasinin çipuralar utangaç biraz, bu laftan sonra yanakları al al oldu), … düğün fotoğrafçısı gibi oldum bi ara. :laughing: :laughing:
Fotoğraf karelerimizi tamamlayıp düştük dönüş yoluna….