- Yaş
- 64
- Şehir
- İstanbul
- Favori Kamış
- Olta takımı
- Favori Makina
- Önemsiz birşey
- En iyi avı
- Kalkan 14 kg
- İsim
- Talip Girgin

Temmuz 2010 Trakya
Efendim, ben, bu güne kadar tuttuğum değil de, tutamadığım balıkların hikâyesini yazar, kimseyle öyle uzun uzadıya balık konusunda muhatap olmazdım. Yok, efendim nerde tuttun, nasıl tuttun, kaça tuttun? Muhabbetleri beni bozar. Zaten balık raporum olmayınca kimsede bana salça olmuyordu
“Yaz kardeşim sen Minik Ali’yi veya Metal Böceği; sen ne anlarsın balıktan filan” gibi muhabbetler taa kulağıma kadar gelmeye başladı. Yok, haklılar yani! Öyle göze sokacak bir balık tutsam; bilirim ben ne yapacağımı ya. ^&%+/(^)
Birçok amatör balıkçı sitesiyle balığa gittim ama nafile...
Türkcell’den bile “kol saati ve gömlek kazandınız” mesajları geliyor (!) Sanki adamlar benimle balığa geliyor da ne tuttuğumuzu görüyorlar! (Ülen adamlar uydudan izliyor olmasınlar bizi?)
Geçen gün vatandaşın çatısını yapıyorum yerden 15 metre yükseklikte elimde altı metrelik bir makas; cep telefonum cebimde başladı zııın zııın zııın titremeye. Dirseğimle telefona dokunmaya çalışıyorum sussun diye ama olmuyor. Bıraksam gıcıklanıyorum. Aşağıdan bakanlar da çözemiyor işi! Neyse koca makası kucağıma aldım ve çömeldim.
Eldivenleri çıkarıp telefonu zor bela açtım Gelen mesaj şu: TEBRİKLER! Ramazana özel ÜCRETSİZ GÖMLEK ve KOLSAATI Kazandınız. HEMEN 0532 111 75 75 i arayın, faturanızda ki tasarruf fırsatını kaçırmayın. 0532 111 75 75!
Birde sonuna ünlem işareti koymuş yani şunu demek istiyor ara ki göresin ebenin… evini uydudan! Daha önce de yine ferforje kapı takarken kol saati ve elektrik faturasından %40 indirim kazanmıştım! Hatta ondan önce de Yangın merdiveni tepesinde Gold’tan hediye kazanmıştım!
-Değerli Müşterimiz Gold Paketiniz ve Hediyeniz için lütfen 0212 466 54 66 ı arayınız….
Birde şöyle gönderildi;
—Değerli Müşterimiz. 5000 TL’lik Teminat ve Sürpriz hediyeniz için Hemen 0212 354 90 90 arayın. Hem hediyenizi alın, hem de Kara Gün Dostu Poliçenizden faydalanın.
Vay be ne değerli kıymetli müşteriymişiz de haberimiz yok. Birde kazara bu numaraları aramış olsak, adamlar nasıl iltifat edecekler bilemiyorum. Onu da siz düşünün gayri…
Ülen arkadaş gören de sanacak ki, bizim hayatımız beleş! Çatı da telefonu kapatıp, başımı göğe doğru kaldırdım en yakın uyduyla iletişime geçtim! Elimdeki makası gösterip; uzun hamle kısa hamle mantığı ile; alın size kol saati, alın size gömlek, alın size altın, alın size sürpriz hediye daha geride on tane var 11x6=66 hadi işi 66 ya bağladık yine…
Nerde kalmıştık? Ülen arkadaş bir balık raporu yazacağız memlekette yapılan tüm alavere dalavereleri ortaya çıkardık yani! Sana ne baksana sen işine… adamlar yolunu bulsun işte! Bu memlekette saf mı yok! Pardon affedersiniz “Değerli Müşteri”mi yok? Tonla, herkese yeter!
İsmail, Recai, Mustafa yakalasanız ya be kardeşim şu dolandırıcıları? Bakın googleye telefonlar orijinal!
&&&&
Dedim ya birçok amatör balıkçı sitesiyle ava gittim, tuttuğumuz adamakıllı bir şey yok! Geçen bir arkadaşım dedi ki “Yahu Talip ağabey sen amatör sitelerde amatör balıkçılarla balığa gidiyorsun! Neymiş o Amatör Balıkçı Sitesi filan? Sen bize; Usta balıkçılara takıl, balık nasıl tutulur gör bak” demez mi? Tamam be kardeşim bundan böyle benim kankim sensin. (Bir dakikada sattım amatörleri )
Duyduğuma göre başbakanımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken; İstanbul civarı ve Marmara bölgesindeki göl ve dere yataklarını bu sazancı kardeşimizin av raporları doğrultusunda tespit etmiş ve hemen boruları döşemiş! O gün bu gün İstanbul’un suyu kesilmez. Yok, öyle yağmur duası filan hepsi şekilden ibaret (!) Allah razı olsun Sazancı Gürol’dan!
Not: Kırmızı niva cipi gördüğünüz yerde selam vermeye kalkarken önüne çıkmayın, yandan takılın; çünkü altı aydır el freni ile idare ediyor söylemedi demeyin! Keza ben arabanın içinde, sağ koltukta iki gün fren yaptım (!) kaval kemiğimde aşırı baskıdan ödem oluşmuş! avdan gelince on beş gün fizik tedavisine gittim.
Geçen gün Gürol aradı “abi yuh sana! Ayağınla kaportayı delmişsin?” Ülen Gürol, attırma kafamın tasını; dua et senin kafanı delmedim ben! Sanki altımızdaki “Hammer” (!) arabanın yarısı ormanda kaldı be. Çamurmuş, çatakmış, batakmış, tepeymiş, gölmüş baktığın yok be arkadaş; yok, dua okuyayım dedim, bana bildiğim duaları da unutturdun sen yahu?
&&&&
(Yok, öyle “geldim, gördüm, gidiyorum” (!) sonuna kadar okuyacaksınız şimdi beni!
Günlerdir rapor rapor diye tutturuyordunuz değil mi?)
—Kırmızı düldülün üzerine Gürol kardeş benim ofis ölçülerinde kat çıkmış! İlk balığa gittiğimizde evi taşıyoruz sandım. Tüm mutfak araçları ve gereçleri, elektrik ve elektronik eşyalar 2+1 tesisat
Masa sandalye çadır vs vs. Bizi almaya geldiğinde, bizim eşyalarla birlikte komple mahalleden taşınıyoruz izlemini vererek düştük yollara.
Bakkal Orhan, motorcu Zafer, kompresörcü Selim çaktırmadan fatih kısa parmak yapıyorlar “nah tutarsınız” hesabı! Alacağınız olsun Ülen sizin…
Şehir dışına çıktıktan sonra çok güvendiğimiz navigasyon aletinin bozulması sebebi ile kocaman bir bölge haritası çıkarıp bulunduğumuz yerden gideceğimiz noktaya giden hat üzerinde en elverişli yolları tespit etmeye çalıştık. Bazı köy ve yollar her ne kadar kafamızı karıştırsa da Gürol kardeşimin yaban hayat tecrübesi sayesinde karanlıkta olsa birkaç saat sonra mekânımızı bulduk.
Bir ara burada bir yol olacaktı ÜLEEEEENNN diye yabanlık yapsa da karanlıkta elindeki haritaya ters baktığını anladı! Yol solda değil sağdaymış. Zaten soldaki yol pek tekin değil! Başkanlar sazana gidiyor denizkızı yakalıyor, hem de mecliste (!) Ohaaa yuh be, nerden nereye zıpladık. En büyük başkan bizim başkannn!
Neyse yeri bulduk, mekânı kurduk, çayı demledik. Yolda aldığımız nevale ile evden buzluğa ters koyduğumuz barbunyayı düzeltip sofraya koyduk. Tabi, öncesinde kurbağa tuttuk, oltalara taktık, ya bismillah göle takımları kurduk, adam başı dört kamış x3=12 zilleri taktık ama balıklar rahatsız olmasın diye şıkı şıkı yapmadık.
Gürol ben ve yanımızda getirdiğimiz bir misafir; yabancı sayılmaz canım kardeşim. Sanal âlem de ki balık muhabbeti ile pek işi olmaz kardeşimin ama hemen her siteye merakından girer ve bilgi transferi yapar. Kimsede olmayan olta düzenekleri yapmakta meşhurdur. Bir görseniz bu ne titizlik bu ne özverili bir çalışma hayret edersiniz. Birde bu düzeneklerle balık tutabilseydi
İstanbul’da son yüz otuz yıllık sıcak ve nemden yandığımız için evden yazlıklarla çıkmıştık. Mekâna gelince ayvayı yediğimizi anladık! Geç olduğu için alamancı çadırını kurmaya gerek duymamıştık. Birader arabada yattı, bende Gürol ile yer halısının üstüne kedi gibi kıvrılıverdik. Biz gelmeden önce burada yağmur yağmış her yer ıslak. Zaten ağaçlardan düşen çiy yağmurdan farksızdı hele o enseye düşmesi yok mu?
Gürol’un çift kat yorgan kılıfı ile örtünmeye çalışıyorduk ama nafile; keskin orman havası, çiy, pişmiş, kırağı ne varsa sarmıştı dört biryanımızdan! Gürol kafayı yastığına koymasıyla dünya değiştirdi zaten. Ben bir oraya bir buraya sabah dörde kadar dön baba dön. Beş on dakika dalmışım, bilemedin yarım saat. Hadi fasılalı uyuma diyelim hepsi bir saat.
Bir uyandım çenem birbirine vuruyor tıpkı kayınçomun, mırmır avındayken benim iskelemdeki durumuna düşmüştüm. Leylek gibi takırdıyor, kendime hâkim olamıyordum. Elimle ağzımı tutmasam ne kadar yapma çakma diş varsa göle düşecek. İki yüz metrelik parkurda bir ileri bir geri koşar adımla yürüyerek vücudumu ısıttım.
Bu arada 12 kamışta tık yok, yahu yalandan bir zil ötmez mi? Gece soğuk olduğu için şimdi’den boş vaktimi odun toplamakla değerlendirmeye başladım…
&&&
Devamı sırasıyla aşağıda.






























