Arkadaşlar selamlar,
Avdan 15 dakika önce döndüm ve hemen bilgisayarımın başına geçtim.
Yaz tatilimi, memleketim olan Gaziantep'de geçiriyorum. Gaziantep'e 80 km mesafedeki bir barajda Karabalık(Sekiz bıyık) avlandığını öğrendim. Ramazan olduğu için gece avı gerçekleştirebilecektim.
Oltalarımı ve yem olarak tavuk ciğerini hazırlayıp avlağa ulaşıp oltalarımı salladım. 45 dakika sonra zil ötmeye başladı. Gelen balık 60-65 cm uzunluğunda, tahminen 1.5- 2 kg ağırlığında bir karabalıktı. Gece iyi başlamıştı. Yanımda bulunan ve ağla sıkça avlanan bir köylünün dediğine göre , bu tür için hayli güzel bir boyuttu bu. Limitin 35 cm olduğunu düşünürsek güzel bir balıktı gerçekten. Balığın ağzından iğneyi çıkarırken pense iğnenin yarısını kopardı. Neyse, balığımı livara attım. Benim livarım iç içe geçmeli olan ve Boğaz'da sıkça kullanılan renkli livarlardan. Balık içine ancak kıvrılarak sığabildi. Livarın üst kısmı da bildiğiniz gibi güvenlikli bir kapakla kapatılıyor. Kapağı kapatmadan önce balık bir hamleyle dışarı atladı. Ancak balığı tekrar livara koyup üstünü kapattım.
Sonraki bir kaç saat bir hareket olmadı. Sonrasında sahurumu yapmak için 250 metre ileriye, arkadaşlarımın yanına gittim. 1 saat sonra döndüğümde balık yerinde değildi. Önce çalınabileceğini düşündüm ancak çok sapa bir yerde avlanıyordum ve bizden başka kimse olmadığından emindim. Balıktan başka herşey yerli yerindeydi üstelik.
Sonra hatırladım ki bu tür su dışında, sürünerek hareket edebilmesiyle ve su dışında günlerce canlı kalabilmesiyle meşhurdu. Bizim balık kovanın kapağını açıp 5-6 metre uzaktaki suya kadar, koca taşlarla dolu arazide sürünüp özgürlüğüne kavuşmuştu... 15 dakika boyunca elimizde fenerlerle balığı arasak da bulamadık.
Bir balığı alıkoyduğumda zaten içim cız ediyor. Ancak bir balık ağzına saplı bir iğneyle suya döndüğünde yaşayamayacaktır muhtemelen. Bu çok daha acı verici benim için. Bir canlının ızdırap çekerek , yavaş yavaş ölmesine sebep olmak... Ne kadar adil davranmaya çalışsak da pek çok canlının canını yakıyoruz. Bir gün bu hobiyi bırakırsam sebebi bu olacaktır.
Üzüntülerim olsa da bu benim av hayatımda başıma gelen en inanılmaz şeydi. Umarım sizin başınıza gelmez
.
Anlattıklarıma inanmayan arkadaşlar varsa şu videoyu izlesinler lütfen. Karşınızda, muhteşem balık, Sekiz Bıyık
http://www.youtube.com/watch?v=84rqMzH4Nvw
Avdan 15 dakika önce döndüm ve hemen bilgisayarımın başına geçtim.
Yaz tatilimi, memleketim olan Gaziantep'de geçiriyorum. Gaziantep'e 80 km mesafedeki bir barajda Karabalık(Sekiz bıyık) avlandığını öğrendim. Ramazan olduğu için gece avı gerçekleştirebilecektim.
Oltalarımı ve yem olarak tavuk ciğerini hazırlayıp avlağa ulaşıp oltalarımı salladım. 45 dakika sonra zil ötmeye başladı. Gelen balık 60-65 cm uzunluğunda, tahminen 1.5- 2 kg ağırlığında bir karabalıktı. Gece iyi başlamıştı. Yanımda bulunan ve ağla sıkça avlanan bir köylünün dediğine göre , bu tür için hayli güzel bir boyuttu bu. Limitin 35 cm olduğunu düşünürsek güzel bir balıktı gerçekten. Balığın ağzından iğneyi çıkarırken pense iğnenin yarısını kopardı. Neyse, balığımı livara attım. Benim livarım iç içe geçmeli olan ve Boğaz'da sıkça kullanılan renkli livarlardan. Balık içine ancak kıvrılarak sığabildi. Livarın üst kısmı da bildiğiniz gibi güvenlikli bir kapakla kapatılıyor. Kapağı kapatmadan önce balık bir hamleyle dışarı atladı. Ancak balığı tekrar livara koyup üstünü kapattım.
Sonraki bir kaç saat bir hareket olmadı. Sonrasında sahurumu yapmak için 250 metre ileriye, arkadaşlarımın yanına gittim. 1 saat sonra döndüğümde balık yerinde değildi. Önce çalınabileceğini düşündüm ancak çok sapa bir yerde avlanıyordum ve bizden başka kimse olmadığından emindim. Balıktan başka herşey yerli yerindeydi üstelik.
Sonra hatırladım ki bu tür su dışında, sürünerek hareket edebilmesiyle ve su dışında günlerce canlı kalabilmesiyle meşhurdu. Bizim balık kovanın kapağını açıp 5-6 metre uzaktaki suya kadar, koca taşlarla dolu arazide sürünüp özgürlüğüne kavuşmuştu... 15 dakika boyunca elimizde fenerlerle balığı arasak da bulamadık.
Bir balığı alıkoyduğumda zaten içim cız ediyor. Ancak bir balık ağzına saplı bir iğneyle suya döndüğünde yaşayamayacaktır muhtemelen. Bu çok daha acı verici benim için. Bir canlının ızdırap çekerek , yavaş yavaş ölmesine sebep olmak... Ne kadar adil davranmaya çalışsak da pek çok canlının canını yakıyoruz. Bir gün bu hobiyi bırakırsam sebebi bu olacaktır.
Üzüntülerim olsa da bu benim av hayatımda başıma gelen en inanılmaz şeydi. Umarım sizin başınıza gelmez
Anlattıklarıma inanmayan arkadaşlar varsa şu videoyu izlesinler lütfen. Karşınızda, muhteşem balık, Sekiz Bıyık
http://www.youtube.com/watch?v=84rqMzH4Nvw