Bayram Atçek Raporumuz - Antalya

Aykut kardeşim güzel sunumun için teşekkürler. Ben de bu yaştan sonra at çeke döndüm. Gerçekten beklemeli avlardan daha heyecan verici. Ayrıca son foto da mükemmel olmuş, eline sağlık. Rastgele...

Teşekkürler Osman Bey. At çek gerçekten heyecan verici, ama bir o kadar yorucu oluyor. Yorucu kısmı atıp çekmek değil, kamış makina seçimi ve uyumu doğruysa kol yormuyor kesinlikle, bazı gün 6 saat salladığımız oldu, belki biraz da idmanlı olduğumdandır hiç kollarım yorulmadı. Ama ayakta dikilmek, hele bir de durduğunuz yer bizim avlaklar gibi kayalık ve eğreti zeminlerse bacaklar ve bel ciddi anlamda yoruluyor. Tabii gelen güzel bir balık tüm o yorgunluğu unutturuyor, acısı avdan sonra oturunca farkediliyor. :)
Oraya çok daha güzel fotoğraflarım vardı koyacak ama arşivimi sakladığım harddiski çalıştıramadım bir türlü, bilgisayarda bulduğum bir fotoğrafımı koydum. Aslında arşivim geniştir ve çok güzel Antalya fotoğraflarım vardır. İnşallah ilerdeki raporlarımda bol bol paylaşacağım. :)


Kardeş son yazını büyük bir keyifle okudum yüreğine sağlık.. O meraklı ıskarmozları pozlayabilsen eminim çok güzel kareler çıkardı ortaya

Sorma Volkan yav :) Partnerime de demiştim, keşke çekebilseydik, müthiş olurdu diye. Iskarmozun cesur bir balık olduğunu iyi bilirim dalışlarımdan, ama bu kadarını ben bile beklemiyordum. Biz yokmuşuz gibi rahat davranıyorlardı. Suyun durgunluğu ve berraklığı sayesinde de çok güzel görüntüler gördük. Hele o bekleme anını çekebilsem büyük ihtimal eşine zor rastlanır bir fotoğraf olacaktı. İşin aslını sorarsan o balığı atlatamadığımızdan daha çok o anı ölümsüzleştiremediğime üzüldüm.


Şaka yaptım kardeşim. Üzülme. En son av facialarımdan sonra bir iki kez daha avlandım meramda ama verim alamadım. Sonrada araya başka şeyler girdi yani yaklaşık bir aydır hiç olta sallamadım. Bayramda da balığa gidemedim.

Dostum, araya işler girer, uzak kalırsın da keşke bayram tatilini değerlendirseymişsin. Hava balık havası değildi ama tam deniz kıyısında vakit geçirme havasıydı. Hem belki sürprizlerde yaşardın. Bir bıkkınlık seziyorum yorumlarında, vazgeçmek yok, balık az olabilir Antalya merkezdeki avlaklarda ama denemeye tam gaz devam. Yerinde olsam ne yapar eder en az haftada bir kez yoklardım. :thumb:
 
Tebrik ediyorum, bayramı çok güzel bir aktiviteyle geçirmişsiniz.. :)

İlk resimden de belli oluyor ki sizde lureciliğe kendinizi ziyadesiyle kaptırmışsınız..

Bu yöntem yemli avcılığa göre istikrar ve iyi takip gerektiriyor... öyle yorulmak, sıkılmak yok... :) mükafatını mutlaka alacaksınız sonunda...:thumb:

Bayram şekeri tadındaki bu raporları paylaştığınız için çok teşekkürler...
 
Teşekkürler. Valla yorulma olur da sıkılacağımı hiç düşünmüyorum. :)
Zaten Antalya kıyı avlaklarını az çok bilirim, bu nedenle büyük beklentilerle gitmem. Dediğin gibi şimdiye kadar bazen kıyıdan, genellikle tekneden sürekli yemli avlanırdık, gerçi uzun zaman oldu o da ama, hiç boş döndürmez deniz, iyi kötü rızkımızı verirdi. Tekneyle sırtı yaptığımızda da, ki zamanı değilse zaten hiç denemezdik, yine boş çevirmezdi. Ama gel gör ki kıyıdan spin avcılık boş döndürmeye çok müsaitmiş :D

Ama kendimizi kaptırdık bir kere, yatırım da yaptık iyi kötü. Dediğin gibi istikrar ve daha önemlisi takip ile yine istediğimizi alabileceğimizi düşünüyorum. Şimdi bayramda zaten kısıtlı bir vaktimiz vardı, niyeti bozmuştuk, 40 derecede olsa kar da yağsa deneyecektik :D Ama döndükten sonra daha bilinçli, doğru zamanı kollayarak yaparız avlarımızı. Böylelikle sürekli boş dönmeyiz, hedeflere daha kolay ulaşırız diye düşünüyorum.

Bakalım neler göreceğiz daha. :rolleyes:
 
Sevgili Aykut,
Güzel Av güncelerini büyük bir keyifle okudum.
Tabi ava giden muhakkak birşeyler yakalamak ister.
Ama doğada da görüyoruz ki, en usta avcılar da zaman
zaman avlarını yakalayamıyor.
Bu azim ve mücadele ruhu sende olduğu sürece önünde veya sonunda seni heyecanlandıracak avların zaten olacaktır.

Bol şanslar dilerim.Rastgele...
 
Tebrikler süper bi av hikayesi ve resimler harika ayrıca zargana için trofe denilebilirmi ilk defa o kadar büyüğünü gördüm zargananın :)
 
Sevgili Aykut,
Güzel Av güncelerini büyük bir keyifle okudum.
Tabi ava giden muhakkak birşeyler yakalamak ister.
Ama doğada da görüyoruz ki, en usta avcılar da zaman
zaman avlarını yakalayamıyor.
Bu azim ve mücadele ruhu sende olduğu sürece önünde veya sonunda seni heyecanlandıracak avların zaten olacaktır.

Bol şanslar dilerim.Rastgele...

Çok teşekkürler Hakan Bey. :)
Aslında bu av serisinde gördüm ki boş döndüğümüz avlar şevkimi kırmak bir yana, daha da bilenmemi, hırslanmamı sağlıyor. Bir sonraki avda daha bir dikkatli oluyorum. En ince detayına kadar yaptığım herşeyi, kullandığım tüm ekipmanı tekrardan gözden geçiriyorum.
Yemli avlarımızda bu yoktu, takımlara öyle dikkat etmezdik, havaya bakar, çantayı kapar, yoldan yemi alır çıkardık. Bir gün iyi bir gün kötü geçerdi, ama iyi kötü üç beş parça birşey yine alırdık ve balık sarmadı, kerterizi bulamadık, hava şöyleydi böyleydi der geçiştirirdik. Kafa yormazdık, sonuçta tava boş kalmazdı. :)
Ama böyle boş dönülünce insan daha bir üstüne gidiyor. En azından benim yapım böyle. Bir daha şöyle yapıcam, böyle denicem gibi düşünceler sürekli kafada geziyor. Durum böyle olunca da olay daha bir hobi halini alıyor. Ezbere iş yapılmıyor. Bu da bana keyif veriyor. Hatta dediğim gibi daha bir hırslandırıyor. "O balık buraya geleceek!" diye yumruğu vuruyorum masaya :D

İyi dilekleriniz için tekrardan teşekkür ederim.


Tebrikler süper bi av hikayesi ve resimler harika ayrıca zargana için trofe denilebilirmi ilk defa o kadar büyüğünü gördüm zargananın :)

Teşekkürler Mustafa. Zargana iriydi gerçekten. Bizim oralarda da tutulan en iri boyları bu civarda oluyor. Şansıma o güzellerden biri geldi. Ama zıpkıncı forumlarında bundan daha irilerine rastladım. Tabii görerek ve seçerek avlanınca durum farklı oluyor. :)
Yani trofe diyemeyiz ama hayli güzel bir boyda olduğu doğru. :)
Sana daha irisi rastgelir inşallah.
Selamlar.
 
Saat 04:30. Aynı avlaktayız. Hava ve deniz şartları dünkünden farksız. Levrekten yana ümidimiz yok. Açığa doğru uzak atışlarla diğer olası avları yokluyoruz. Ama yok. Uzak atışlar yapıyoruz ama bulunduğumuz avlaktan uzak da atsak sığda kalıyor. Aslında levrek için çok güzel bir avlaktayız, ama onun da daha tam zamanı, havası buralara gelmemiş anlaşılan. Tüm hava ve deniz şartları aleyhte. Tek tük gezen varsa da biz kandıramıyoruzdur.

Herkesin eli boş, biri birşey alsa da bari balık görsek diye millet birbirine bakar durumda. Saat 06:30'da ani bir kararla avlağı terkediyoruz. Daha fazla durmanın anlamı yok. Burası zamanı gelince iyi iş yapar. Ben o zaman Antalya'dan çok uzakta olacağım ama partnerime bolca tüyolar vererek bu avlağı geride bırakıyorum. O, bu kış burada hayalini kurduğu levrekleri mutlaka kandıracaktır.

Av dostumun sıkça avlandığı bir avlağa gidiyoruz. Buranın önü derin, ikincil hedefimiz olan balıklar artık burada ilk hedefimiz. Bizden önce avlakta yerini alanlara rastgele deyip ayaküstü sohbet ediyoruz, burada da henüz kimse av yapamamış.
Yine yazdan kalma bir gün yaşıyoruz, güneş kavuruyor. Etrafımız kefal ve diğer türlerin yavrularıyla dolu, binlercesi akıyor. Şartlar pek içaçıcı değil.

Olsun, Antalyadayım ya, o burnumda tüten iyot kokusunu artık içime çekebiliyorum. Özlediğim av partnerimle her çeşit av konusunda sohbet ediyoruz, gelecek planları yapıyoruz. Ne de olsa bundan sonraki Antalyaya gelişim Allah izin verirse Nisan ayında kesin dönüş olarak gerçekleşecek. Teknemizi alacağız, çok özlediğimiz avları gerçekleştireceğiz. Yani konuşacak çok şeyimiz var, sessiz de olsak ağzımız boş durmuyor.

Elimiz de boş durmuyor, pek ümitli olmasak da farklı sahteleri deniyor, teknikler üzerinde antrenman yapıyoruz.

Ve işte hiç beklenmedik bir anda kamışım aniden geriliyor! Konuştuğumuz konuyu o anda unutup tasmayı koyuyorum. Evet, işte iki gündür aldığımız ilk vuruş ve tasmayı da vurabildik. Hemen ardından açıyorum kalamayı biraz, başlıyor cırlamaya. Üç saniye kadar deparla yol aldıktan sonra biraz yavaşlıyor, sarıyorum. Ben sarıyorum, o cırlatıyor ara ara. Kafa vuruşlarını kamışın ucunda hissediyorum. Büyük keyif gerçekten. :)

Biraz derine gitmek istiyor fakat anladım ki öyle ekipmanımı zorlayacak bir parça değil bu. Kalamayı sıkarak sarmaya başlıyorum, direnemeyerek geliyor. Bir anda sudan fırlayarak havada burgular yapıyor. İşte hissiyatın ötesinde görsel keyfi de yaşıyoruz. Çılgınca savaşan bir zargana bu. Suya indiği anda tekrar dışarı fırlayıp taklalar atıyor, bu sırada sağa sola kafa vura vura geliyor. Sanki kılıç çekiyoruz mübarek, gerçekten çılgın hareketler yapıyor, suyun içinde sadece kuyruğunu vurarak tüm vücudunu dışarda taşıyarak üstümüze doğru geliyor. :) Hiç boşluk vermeden çekiyorum ve artık mücadelenin makina ve şapırtı seslerini duyan avlaktaki diğer avcıların bakışları arasında balığı kıyıya alıyorum.

avlakdazargana.jpg



zargana-2.jpg



Çok güzel bir balık. Boyu da uygun, gayet güzel. İyi ki mekan değiştirip buraya gelmişiz dedirtiyor.
Artık saat 9'u geçti, sonrasında denemeye devam ediyoruz ama yine tık yok.
Bir arkadaş daha ediniyoruz bu arada. O kadar sıcak ki, avı bırakıp onu seviyorum uzunca bir süre. :) Biraz da poğaçalarımızdan paylaşınca dostluğumuz pekişiyor. :) Çok uzakta, evimizde bıraktığım kızımın hasretini biraz olsun onunla gideriyorum.


dost.jpg



dost-1.jpg



Onu orada diğer avcı arkadaşlarımızla bırakıp mekandan ayrılıyoruz.


zargana-1.jpg

Tebrik ederim güzel av olmuş.yer atatürk parkının aşağısı zannediyorum.ben de geçenlerde kaleiçi liman da denemiştim ama ne yazıkki hüsran oldu.idk
 
Eski dostlarla keyifli bir gece geçirdik. Yattıktan bir iki saat sonra, saat 4:30'da alarm çaldı. Bir an gözümü kapadım, sonra hemen yataktan fırladım. Saat 6:00 :D

Dışarı bakıyorum, yine yaprak kıpırdamıyor. Gökyüzü aydınlanmakta, hava apaçık, yine sıcak bir gün olacak. Deniz de yine çarşaf olmalı. İstediğim havayı yine bulamadım. Çok da uykum var. Acaba vazgeçip yatıp birkaç saat daha uykumu aldıktan sonra bugüne dinç mi başlasam, ne de olsa tatildeyim, arkadaşlarla gezsem, Antalyamın tadını çıkarsam..?

Saat 6:30, savuruyorum kamışı :D Bu kez yalnız ve başka bir avlaktayım. Güneş sol tarafta ufuktan görünmeye başlıyor.
Saat 6:45. Kıyıya 10 metre kala kamışım aniden geriliyor, hemen asılıyorum. Kalamam neredeyse yarı açık olmasına rağmen balık makinayı öttüremiyor, belli ki büyük bir parça değil. Hiç boşluk vermeden sararak sudan çıkarıp kayaların üstüne yatırıyorum bu güzeli.


skarmozyavrusu.jpg



40 cm boylarında ıskarmoz. En son bu sene yıllık iznimde, Haziran ayı sonlarında gün battıktan sonra 55 cmlik bir tanesini yakalamıştım. Ama o ve ondan önceki hepsi tekne ile yapılan avlardı. Şimdi ilk kez kıyıdan atçek yaparak bir ıskarmoz yakalamış oldum. Bu nedenle çok keyifliyim. Tabii bu keyif balığın limit altı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Fotoğraftan sonra özenle iğneyi çıkarıyorum ağzından. "Sen git ama babanlara söyle, müsaitlerse akşam yemeğe bekliyoruz" diyorum. :) Tamam abi diyor ve dimdik açığa doğru yüzerek gözden kayboluyor.


skarmozyavrusu-1.jpg



Ardından bir iki vuruş daha alıyor ama çok istekli vuruşlar olmadığından ve tasmayı da yapamamamdan dolayı balıkları almakta başarısız kalıyorum.

En heyecan verici an ise bulunduğum kayanın hemen 3 metre ilerisinde dipteki yarıktan bir gridanın çıkarak artık toplayıp tekrar savurmak üzere sardığım sahteye hamle yapmasıydı. Gördüğüm kadarıyla 40-50 cmlik bir gridaydı ve yarı suya kadar yükselip sahteye bir saniye baktıktan sonra dönüp tekrar yuvasına gitti. O anda artık sahte suyun sadece 10 cm altındaydı, ki zaten maksimum 40 cm dalan bir sahte. Eğer daha derin dalıcı bir tanesini kullanıyor olsam muhtemelen alacaktı. Yanımda da o tür bir sahte olmamasından dolayı bir daha kendisini göremedim.
Başka vuruş da olmayınca avı sonlandırdım.
Tekrar tebrik ederim güzel av olmuş.zannedersem yine atatürk parkı falezler den avlanıyorsun.sahtenin marka ve modeli hakkında detay verirsen sevinirim.reeling
 
Selamlar.
Avlak orası değil. Gerçi falezler olduktan sonra avlaklar arasında çok da fark olmuyor ama, ben yine özelden yazayım şimdi.

Zarganayı alan sahte duel, tam modelini şimdi çıkaramıcam, partnerimin sahtelerinden biriydi çünkü, ilk fotoğrafta en solda alttan üçüncü olan.
Iskarmozları alanları Kadir abi'ye yazmıştım, birini strike pro 145-S 568-713 ile aldım. Diğeri eurofish aragon, sırtı fosforlu yeşil altı turuncu yanlar beyaz. Sahte bir sahte :p yani iyi markaların çakması gibi birşey. Yüzüşü konusunda hiçbir bilgim yoktu. Gramaj bilgiside yoktu, aldığım yerde tarttım 9-10 gr geldi. Ama renklerini etkileyici buldum aldım. Aldıktan bir saat sonra partnerim bununla o büyük ıskarmozu aldı. :)

Bu ikisinin fotoğrafları ne yazık ki orada yok, arabada unutmuşuz onları. Aslına bakarsan sende bilirsin ki ıskarmoz öyle çok sahte seçmez. Daha önceleri kaşıkla, raglou taklidi dandik silikonlarla çok kez almıştım.

İlgin için teşekkürler. Senin raporlarını da takip ediyorum. En son kaleiçinde sahteden kurtulan akyaya üzülmüştüm baya. Yazmış da olmalıyım. Daha önce aynı yerde ıskarmoz da almıştın yanılmıyorsam. Başarılı avlarının devamını, daha güzellerinin gelmesimi diliyorum. Antalya'ya döndüğümde görüşmek üzere. :)
 
Selamlar.
Avlak orası değil. Gerçi falezler olduktan sonra avlaklar arasında çok da fark olmuyor ama, ben yine özelden yazayım şimdi.

Zarganayı alan sahte duel, tam modelini şimdi çıkaramıcam, partnerimin sahtelerinden biriydi çünkü, ilk fotoğrafta en solda alttan üçüncü olan.
Iskarmozları alanları Kadir abi'ye yazmıştım, birini strike pro 145-S 568-713 ile aldım. Diğeri eurofish aragon, sırtı fosforlu yeşil altı turuncu yanlar beyaz. Sahte bir sahte :p yani iyi markaların çakması gibi birşey. Yüzüşü konusunda hiçbir bilgim yoktu. Gramaj bilgiside yoktu, aldığım yerde tarttım 9-10 gr geldi. Ama renklerini etkileyici buldum aldım. Aldıktan bir saat sonra partnerim bununla o büyük ıskarmozu aldı. :)

Bu ikisinin fotoğrafları ne yazık ki orada yok, arabada unutmuşuz onları. Aslına bakarsan sende bilirsin ki ıskarmoz öyle çok sahte seçmez. Daha önceleri kaşıkla, raglou taklidi dandik silikonlarla çok kez almıştım.

İlgin için teşekkürler. Senin raporlarını da takip ediyorum. En son kaleiçinde sahteden kurtulan akyaya üzülmüştüm baya. Yazmış da olmalıyım. Daha önce aynı yerde ıskarmoz da almıştın yanılmıyorsam. Başarılı avlarının devamını, daha güzellerinin gelmesimi diliyorum. Antalya'ya döndüğümde görüşmek üzere. :)

Verdiğin bilgi ve iyi dileklerin için teşekkür ederim arkadaşım.Evet haklısın o kuzuyu kaçırmanın acısı hala içimde taptaze yerini koruyor:D ama ilk fırsatta rövanşını alıcamreeling umarım hep beraber antalya tayfası olarak bi kıyı baskını yaparız bol fotoğraflı bi av raporu sunarız.Sağlıcakla ka:thumb:
 
anlatımınız ve rapor çok güzel olmuş, tebrik ederim :) antalya balık konusunda kıyı oltacılarına her ne kadar pintide davransa o güzelim coğrafyasında olta sallamak hiçbir şeye değişilmez :) aah ah burnumda tütüyor :)
 
Verdiğin bilgi ve iyi dileklerin için teşekkür ederim arkadaşım.Evet haklısın o kuzuyu kaçırmanın acısı hala içimde taptaze yerini koruyor:D ama ilk fırsatta rövanşını alıcamreeling umarım hep beraber antalya tayfası olarak bi kıyı baskını yaparız bol fotoğraflı bi av raporu sunarız.Sağlıcakla ka:thumb:

Baskın basanındır demişler dimi :p
Antalya merkez hep biraz kısır, öyle bir organizasyonda içimizden şanslı birkaç kişi anca ıskarmoz alır tahminim. Ama maksat muhabbet, tanışma kaynaşma fikir alışverişi olur, çok da güzel olur. Şu an belki avlaklarda karşılaşıyoruz ama tanımadan bakışıyoruzdur uzaktan :D Tanışıp sosyalleşme herkes için iyi olur. Sonrasında telefonlaşıp güncel rapor bile alabiliriz birbirimizden. :thumb:
 
anlatımınız ve rapor çok güzel olmuş, tebrik ederim :) antalya balık konusunda kıyı oltacılarına her ne kadar pintide davransa o güzelim coğrafyasında olta sallamak hiçbir şeye değişilmez :) aah ah burnumda tütüyor :)

Her kelimene katılıyorum Volkan. :)
İnsan uzakta kalınca değerini, güzelliğini daha bir anlıyor Antalya'nın. Varsın nazlansın, aşık olan naza da katlanır. :)
 
Back
Yukarı