Dostlarım, kardeşlerim,
Layık olmadığım iltifatlarınız ve geçmişten gelen hatıralarıma gösterdiğiniz yakınlık ve iyi dilekleriniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim.
Ben tatlısu balıkçılığını bilmem hatta balıkları bile doğru dürüst tanımam.
O büyük balığın sazan olduğunu biliyorum ama hangi cinstir bilmiyorum.
İpe dizdiklerimiz de fazla büyümeyen çeşitli balıklardı ama şimdi unuttum, nasıl yakalamıştık, adları cinsleri neydi hatırlamıyorum.
Yalnız hatırladığım hatta unutamadığım birşey var ki o da büyük sazanın lezzeti.
İnanır mısınız ben sadece kafasını yedim ve doydum.Yanaklarında, dudaklarında ve ensesinde öyle et vardı ki beni tıka basa doyurdu.
O balığı eve getirip dilim dilim kestik.Dilimleri torik dilimi gibiydi.Eti de o kadar beyaz ki neredeyse şeffaf.
Tavada pişirdik.
Ben balığın hiçbir yerini ziyan etmem, kafası da en lezzetli ve en sevdiğim yeridir.Buna da kafadan başladım ama dilimlere sıra gelmedi.
Ben ki o zamanlar,bir öğünde bir kiloluk bir palamutu, yanında bir küçük beyaz lahanadan yapılmış salatayı, yeteri kadar ekmek ve üzerine de 200-250 gram tahin helvası yiyorum.(Amma da oburmuşum haaa!

)
Bu sazanın kafasıyla doydum. Anlayın balığı.
Arkadaşlar gülmeyin, o kadar şeyi yiyorum ama, sandalda küreğe yapıştım mı motorlarla yarış ediyorum.Yediğimi yakıyorum yani,yoksa patlardım çoktan.
Şimdi hala rahmetli Hasan Ağabey'in tatlı dilini, esprilerini bir de o balığın tadını unutamıyorum.
O balığı tartamadık ama boyu 74 cm.idi.
Tekrar teşekkür ederek, Allah sizlere daha güzel balıklar tutmayı ve daha güzel hatıralar anlatabilmeyi nasip etsin diyorum.
Selam ve sevgilerimle.