Açtığım başlıklar neden yanlıştı? Kime göre neye göre yanlıştı? Sanırım istediğim şekilde başlık açabilirim. Ortada bir yanlış yok. Canım ne isterse öyle adlandırırım balığı. Zira hepimiz özgürüz. Zaten hedefim de dişli sıfat furyasını eleştirirken bir yandan da insanların istediği şekilde istediği ismi takabileceklerini vurgulayabilmekti. 1 kere açtın gülündü geçildi ne demektir?
Neyse; mevzubahis konuya dair yazdığım son mesaj da bu olsun. Amacıma ulaştım, en azından tabirler sorgulanır oldu. Saygılar, Görüşmek üzere
ZAten en harbi sorun da bu ya...
Herkes, herşeyde özgür. Ama sadece kendisine özgür. Başkası bir şey diyecek olursa, özgürlük falan yok, tu kaka o...
Soytarılık etmek özgürlüğü var. Ama soytarılık ediyorsun demek özgürlüğü yok.
Senin canın nasıl isterse öyle adlandırma özgürlüğün var balığı, ama bizim sana veya herkimse ona istediğimiz şeyi söyleme özgürlüğümüz yok.
Eğer senin böyle özgürlüklerin varsa, bizim neden öyle özgürlüklerimiz olamıyor? Sen gökten zembille mi indin?
Ne yapmışız? Soytarının tarifini yapmışız. Soytarı değilsen, ne alınıyorsun? Sen karşında kim var sanıyorsun? Senelerdir bu forumlarda, bugün yazılan bu uslup vs. laflarını bin kere duymuş biri var. Salak mı, dangalak mı, otistik mi, geri zekalı mı bu skoylu ki, senin buradan nasıl bir tepki vereceğini filan hala anlamamış olsun? Bilmiyor mu sence o, egoist deneceğini, klavye balıkçısı deneceğini aşikarane. Dahası klavyeye dökülmeyen sözlerde anası avradına düz gidileceğini? Sen biliyor musun, o skyolu bu filmi kaç kere izledi?
Bunu bile bile nasıl bir anguttur ki bu, direk sana, sen soytarısın demekten çekiniyor olsun? Laf çarpıtmaya mı ihtiyacı var, zaten işiteceği lafı işitiyor, daha ne olacak ki?
Evet, soytarı şudur dedik. Ne yaptın, amanda sen bana hakaret ediyon da.. Bi dur orada, biz demedik mi, bu çıkarımı yapan sensin, ben değil. Senden mi tırsacaktık, bilmiyor muyduk sana kafadan "soytarının tekisin" demeyi?
Ama demedik, ne yaptık, soytarı şudur dedik. Eğer soytarı tanımına itirazın varsa, ki yok, olmadı tek noktasına bir itirazın, buyur et. Yok, üstüne alınıyorsan, de ki, bak birader, böyleyken böyle, benim bu tnaıma uyan hiç bir yanım yok. Hay hay, doğru söze kim ne diyebilir ki?
Şimdi, sen bu tanıma göre bir soytarı mısın? Değilsen, zaten sana laf etmiş kimse yok.
Yoook, sen bu tanıma uyuyorsan, o zaman itirazın neye? Yani soytarılık etme özgürlüğün baki, ama bizim soytarılık edene soytarı deme hakkımız bila kaydu şart yassahh... Öyle mi?
Neymiş, hakaret ediyormuşuz? Bana hakaret ediyor diyemezsin. Ya dersin ki, iftira ediyorsun, böyle bir soytarı tanımı yok. Ya da dersin, tanım olabilir, ama ben buna tabi değilim. Çıkar, hakkını ararsın.
Ama olur mu, yafta takmak, çamur atmak, adam karalamak kolay nasılsa. ÇAl bir kara, uslubun şöyle, yok böyle.. Gider nasılsa, yer millet di mi?
Bak, bir yerlerde 300 eve ateş düştü. Analoji, demogoji filan yapmıyorum, emin ol. İşte senin gibi, böyle "çalarım eleştirene, hakikati söyleyen bir kara, atarım bir çamur, nasılsa millet enayi, kapatırım olayı..." mantalitesi yüzünden.
Sana, sende olmayan bir kötü sıfat olduğunu iddia eden varsa, çıkacak, paşalar gibi kendini savunacaksın. Ben bu sıfata tabi değilim, kabul etmiyorum diyorsan, yazacaksın, savunacaksın hakkını.
Yoksa? Sana burada böyle açık sözlülükle, dürüstlükle, içinden geçeni yazan birini bulmuşsun... Beni soytarı olmadığına ikna edemiyorsan, benim düşüncem değişir mi, değişmez, arkandan, önünden, telefonda, sağda solda, özel mesajda vs. vs. neyse sana soytarı demeye eder miyim, etmez miyim?
Senin hakkında bir kanaat oluşmuş bende, değiştirmek senin elinde. Hoş, işin doğrusu, ben senin hakkında hiç bu soytarı tanımına girdiğini düşünmüş değilim gerçi. Ama herneyse, olaylar bunlar, takılmayalım. Bu bendeki kanaati değiştirmek için sana bir fırsat koymuşum. Sen ne yapıyorsun, alakasız bir kara çalıyorsun bana, güya bir şeyi değiştirdiğini sanıyorsun. Ama benim soytarılar hakkındaki kanaatimi zerre değiştiriyor mu? Elbette hayır.
Tartışmadan, hiç bir kafada oluşan hiç bir fikri değiştiremezsin. Fikrin doğrusunu ise, ancak tartışarak bulabilirsin, elbette birde deneyerek tabi.
Toplayayım. Şimdi ben sustum. Kafa sallayıp geçtim. Ve senin soytarılık yaptığına kanaat ettim. Şimdi sana bu söylememekle, bu düşüncelerim daha pozitif mi olacak?
Yada biri benim hakkımda başka bir şey düşündü, ama böyle apaçık söylemedi. Bu onun benim hakkımdaki kötü zannını değiştirecek mi? Elbette değiştirmeyecek.
Ama sen ve diğerleri ne diyor? sus, hakikat olsa bile konuşma. Yani kafanızı kuma gömüp, sizin hakkınızda düşünülenleri duymayınca, o düşünceler yok mu olacak?
İşte bu tarihin en büyük yanılgısıdır. Fikirleri duymaya çalışın ki, sizin hakkınızdaki yanlış fikirleri duyup, görüp, onları düzeltmek sizin sorumluluğunuz.
Zira, böyle çıkıp vaveyla etmek, kimseyi o düşüncelerden alıkoymuyor zaten, kendiniz kandırmakla, gerçeği yok edebileceğinizi mi sanıyorsunuz?