Boğaz'da dentistanbul'dan porselen protez taktırmış balıklar...

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan draco
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
Bana göre Çinekopa Sarıkanata dişli denmesine içerleyen Skoylu nun yazısı yanlıştı.
Ha Kaan ın daha sonraki raporlarına Kalsiyum,sarkıt dikit:) sivri bişeyler vb isimler ile başlık açmasıda yanlıştı.1 kere açtın gülündü geçildi tekraarları artınca konuya muadil kişi farklı bir tepkiyle çıktı ortaya.
Kaanın bu tepkiye karşı insancıl sevecen geri dönüşü olayı büyütmeme isteği ve hatta çay içelim gibi sıcak yaklaşımı takdire şayandı.
Skoylunun ısrarla değişik yazılar yazması ayrıca yanlıştı.

Nihayetinde ben derimki konuyu kapatın beyler..Bakın ülkede neler oluyor ihmaller ölümler,bulunamayan cesetler yaslar.Kırmayın birbirinizi.
Hoşçakalın,
 
Birader, sen bana soytarı mı diyorsun? Artık işin cılkını çıkarttın sabrımı taşırdın. :) Klavye başından insanlara hakaret etmekle olmuyor böyle. Zekisin dedik, süper araştırmacısın dedik, ters üslubunu sineye çektik, insan olarak da sever sayarız da bu kadar trollemenin mantığı nedir?

Şu uydurduğum isimler için de sana bir açıklama yapayım da daha fazla hakaret edip işin tadını kaçırma iyice;

Senin açtığın konuda bin kere dişli denmesini sevmediğimi belirttim. Yani sadece sana gönderme yok konu başlıklarında. Dişli diye bir tek raporum da yok hiç bir yerde. Hem dişli denmesini eleştiriyorum imaları "diş" e getirerek hem de senin o konudaki ters ve aşağılayıcı üslubuna gönderme yapıyorum ama bu göndermeleri sana veya insanlara hakaret ederek yapmıyorum senin gibi.

Demokratik eleştirme hakkımı mizahi bir şekilde yapıyorum görüyorsun senden başka kırılan, gücenen tek bir allahın kulu yok. O yüzden bu tarz eleştiriyi sana da tavsiye ederim...:)

Şu soytarı meselesine gelince; ettiğin bu laf için özür dilemeni, ardından yolun düşünce dükkana bir uğrayıp bana çay ısmarlamanı bekliyorum. Çay büyük olsun.

Gereksiz bi laf yapmışsınız hocam.
 
Bana göre Çinekopa Sarıkanata dişli denmesine içerleyen Skoylu nun yazısı yanlıştı.
Ha Kaan ın daha sonraki raporlarına Kalsiyum,sarkıt dikit:) sivri bişeyler vb isimler ile başlık açmasıda yanlıştı.1 kere açtın gülündü geçildi tekraarları artınca konuya muadil kişi farklı bir tepkiyle çıktı ortaya.
Kaanın bu tepkiye karşı insancıl sevecen geri dönüşü olayı büyütmeme isteği ve hatta çay içelim gibi sıcak yaklaşımı takdire şayandı.
Skoylunun ısrarla değişik yazılar yazması ayrıca yanlıştı.

Nihayetinde ben derimki konuyu kapatın beyler..Bakın ülkede neler oluyor ihmaller ölümler,bulunamayan cesetler yaslar.Kırmayın birbirinizi.
Hoşçakalın,

Açtığım başlıklar neden yanlıştı? Kime göre neye göre yanlıştı? Sanırım istediğim şekilde başlık açabilirim. Ortada bir yanlış yok. Canım ne isterse öyle adlandırırım balığı. Zira hepimiz özgürüz. Zaten hedefim de dişli sıfat furyasını eleştirirken bir yandan da insanların istediği şekilde istediği ismi takabileceklerini vurgulayabilmekti. 1 kere açtın gülündü geçildi ne demektir? :)

Neyse; mevzubahis konuya dair yazdığım son mesaj da bu olsun. Amacıma ulaştım, en azından tabirler sorgulanır oldu. Saygılar, Görüşmek üzere :)
 
Sevgili Kaan

Bende karşıyım diğer tabirlere balığın ismi neyse odur dedik, dedikte.
sadece bu kadar dedik. Herkes özgür ne derse der;

Hatta hatta bende sana soru sordum va halen daha kimseden yanıt gelmedi. diş yapısının kalsiyumdan oluştuğuna eminmisin demiştim.
Dumur durumları........
 
Sevgili Kaan

Bende karşıyım diğer tabirlere balığın ismi neyse odur dedik, dedikte.
sadece bu kadar dedik. Herkes özgür ne derse der;

Hatta hatta bende sana soru sordum va halen daha kimseden yanıt gelmedi. diş yapısının kalsiyumdan oluştuğuna eminmisin demiştim.
Dumur durumları........

Bilmiyorum abi neden oluştuğunu. Vardır içinde herhalde kalsiyum.
 
Forumlarda her şeyden kavga gürültü çıkmasından bıktım usandım. Yoruyor beni cidden. Bir süre yazı mazı yazmak istemiyorum. Hasret çekince görüşürüz... Sevgiler, saygılar...
 
Açtığım başlıklar neden yanlıştı? Kime göre neye göre yanlıştı? Sanırım istediğim şekilde başlık açabilirim. Ortada bir yanlış yok. Canım ne isterse öyle adlandırırım balığı. Zira hepimiz özgürüz. Zaten hedefim de dişli sıfat furyasını eleştirirken bir yandan da insanların istediği şekilde istediği ismi takabileceklerini vurgulayabilmekti. 1 kere açtın gülündü geçildi ne demektir? :)

Neyse; mevzubahis konuya dair yazdığım son mesaj da bu olsun. Amacıma ulaştım, en azından tabirler sorgulanır oldu. Saygılar, Görüşmek üzere :)

ZAten en harbi sorun da bu ya...

Herkes, herşeyde özgür. Ama sadece kendisine özgür. Başkası bir şey diyecek olursa, özgürlük falan yok, tu kaka o...

Soytarılık etmek özgürlüğü var. Ama soytarılık ediyorsun demek özgürlüğü yok.

Senin canın nasıl isterse öyle adlandırma özgürlüğün var balığı, ama bizim sana veya herkimse ona istediğimiz şeyi söyleme özgürlüğümüz yok.

Eğer senin böyle özgürlüklerin varsa, bizim neden öyle özgürlüklerimiz olamıyor? Sen gökten zembille mi indin?

Ne yapmışız? Soytarının tarifini yapmışız. Soytarı değilsen, ne alınıyorsun? Sen karşında kim var sanıyorsun? Senelerdir bu forumlarda, bugün yazılan bu uslup vs. laflarını bin kere duymuş biri var. Salak mı, dangalak mı, otistik mi, geri zekalı mı bu skoylu ki, senin buradan nasıl bir tepki vereceğini filan hala anlamamış olsun? Bilmiyor mu sence o, egoist deneceğini, klavye balıkçısı deneceğini aşikarane. Dahası klavyeye dökülmeyen sözlerde anası avradına düz gidileceğini? Sen biliyor musun, o skyolu bu filmi kaç kere izledi?

Bunu bile bile nasıl bir anguttur ki bu, direk sana, sen soytarısın demekten çekiniyor olsun? Laf çarpıtmaya mı ihtiyacı var, zaten işiteceği lafı işitiyor, daha ne olacak ki?

Evet, soytarı şudur dedik. Ne yaptın, amanda sen bana hakaret ediyon da.. Bi dur orada, biz demedik mi, bu çıkarımı yapan sensin, ben değil. Senden mi tırsacaktık, bilmiyor muyduk sana kafadan "soytarının tekisin" demeyi?

Ama demedik, ne yaptık, soytarı şudur dedik. Eğer soytarı tanımına itirazın varsa, ki yok, olmadı tek noktasına bir itirazın, buyur et. Yok, üstüne alınıyorsan, de ki, bak birader, böyleyken böyle, benim bu tnaıma uyan hiç bir yanım yok. Hay hay, doğru söze kim ne diyebilir ki?

Şimdi, sen bu tanıma göre bir soytarı mısın? Değilsen, zaten sana laf etmiş kimse yok.

Yoook, sen bu tanıma uyuyorsan, o zaman itirazın neye? Yani soytarılık etme özgürlüğün baki, ama bizim soytarılık edene soytarı deme hakkımız bila kaydu şart yassahh... Öyle mi?


Neymiş, hakaret ediyormuşuz? Bana hakaret ediyor diyemezsin. Ya dersin ki, iftira ediyorsun, böyle bir soytarı tanımı yok. Ya da dersin, tanım olabilir, ama ben buna tabi değilim. Çıkar, hakkını ararsın.

Ama olur mu, yafta takmak, çamur atmak, adam karalamak kolay nasılsa. ÇAl bir kara, uslubun şöyle, yok böyle.. Gider nasılsa, yer millet di mi?

Bak, bir yerlerde 300 eve ateş düştü. Analoji, demogoji filan yapmıyorum, emin ol. İşte senin gibi, böyle "çalarım eleştirene, hakikati söyleyen bir kara, atarım bir çamur, nasılsa millet enayi, kapatırım olayı..." mantalitesi yüzünden.

Sana, sende olmayan bir kötü sıfat olduğunu iddia eden varsa, çıkacak, paşalar gibi kendini savunacaksın. Ben bu sıfata tabi değilim, kabul etmiyorum diyorsan, yazacaksın, savunacaksın hakkını.

Yoksa? Sana burada böyle açık sözlülükle, dürüstlükle, içinden geçeni yazan birini bulmuşsun... Beni soytarı olmadığına ikna edemiyorsan, benim düşüncem değişir mi, değişmez, arkandan, önünden, telefonda, sağda solda, özel mesajda vs. vs. neyse sana soytarı demeye eder miyim, etmez miyim?

Senin hakkında bir kanaat oluşmuş bende, değiştirmek senin elinde. Hoş, işin doğrusu, ben senin hakkında hiç bu soytarı tanımına girdiğini düşünmüş değilim gerçi. Ama herneyse, olaylar bunlar, takılmayalım. Bu bendeki kanaati değiştirmek için sana bir fırsat koymuşum. Sen ne yapıyorsun, alakasız bir kara çalıyorsun bana, güya bir şeyi değiştirdiğini sanıyorsun. Ama benim soytarılar hakkındaki kanaatimi zerre değiştiriyor mu? Elbette hayır.

Tartışmadan, hiç bir kafada oluşan hiç bir fikri değiştiremezsin. Fikrin doğrusunu ise, ancak tartışarak bulabilirsin, elbette birde deneyerek tabi.

Toplayayım. Şimdi ben sustum. Kafa sallayıp geçtim. Ve senin soytarılık yaptığına kanaat ettim. Şimdi sana bu söylememekle, bu düşüncelerim daha pozitif mi olacak?

Yada biri benim hakkımda başka bir şey düşündü, ama böyle apaçık söylemedi. Bu onun benim hakkımdaki kötü zannını değiştirecek mi? Elbette değiştirmeyecek.

Ama sen ve diğerleri ne diyor? sus, hakikat olsa bile konuşma. Yani kafanızı kuma gömüp, sizin hakkınızda düşünülenleri duymayınca, o düşünceler yok mu olacak?

İşte bu tarihin en büyük yanılgısıdır. Fikirleri duymaya çalışın ki, sizin hakkınızdaki yanlış fikirleri duyup, görüp, onları düzeltmek sizin sorumluluğunuz.

Zira, böyle çıkıp vaveyla etmek, kimseyi o düşüncelerden alıkoymuyor zaten, kendiniz kandırmakla, gerçeği yok edebileceğinizi mi sanıyorsunuz?
 
Bunlara elbet bir itirazım yok. Hele son paragrafa hiç yok.

Lakin yazı içindeki bazı cümleler durumu tam karşılamıyor.
Örnek: Faraday'ı Newton'u örnek alabilirim, var mı bunda yanlış demişsin. :p
Elbet yok ama sen örnek almıyor kendi yaptığınla özdeşleştiriyorsun abi. :D

Diyorsun ki Faraday'ı da tu kaka ilan ettiler, beni de ilan ediyorlar. Böylece sana tepki gösterenleri cahil sınıfa sokuyorsun :o

Kaan ne yazmış : Dişli dememiş te, dişli kelimesi yerine ne geçebilecekse onu yazmış. :D Bu senin dişli diyenlere verdiğin tepkiye de mizahi bir yaklaşım olabilir. Yahut dişli diye yazanlara, dişli haricinde herşey yazarak mizah yapıyor olabilir. Yani sonuçta mizah yapıyor bana göre.

Tutulan balıkları eleştirebilirsin belki ama o da çok havada kalacaktır bence.
Tebliğ sınırları içinde balıklarsa ki yazılana göre öyle (bunun için net ölçek kullanalım diyorum - kendi raporlarımın bazısında da şartlar gereği olmuyor ama kullanmak lazım) o zaman yalnızca ve yuvarlakça düşünce ifade edilebilir bence.
İş eleştirmeye kalırsa kimseye balık tutturmamak lazım. :p O anaç, öteki yumurtalı, beriki bebek vs.vs.vs......

Biraz beklettim, kusuruma bakma. Çocuğu parka çıkarmıştım. :)
Bana çok hakkın geçti, umarım düşüncelerim yüzünden helal olmasın demezsin. hihi Seninle yazışmak güzeldi, sevgilerimle... :)

Birde yüzyüze gelince elini sıkarsın denmiş, o da başka bir durum ama daha fazla yazmayacağım. Kaan'ın da raporu berbat ettik. :o
Kendim rapor yazınca, yüzyüzeyken niye başka, forum geneline hitap ederken niye farklı davranılır unutmazsam yazacağım. :p

Ayıp ettin şimdi volkan... Sence ben, beni eleştirdiğin için senin hakkında öyle böyle düşünecek biri miyim? Tam tersine, başımın üstüdür yapacağın her türlü eleştirinin yeri.

Benim, Faraday'ın yaptığı gibi, Galileo'nun yaptığı gibi, doğru bildiğimi, gördüğümü söylememin nesi yanlış? Gayet samimi olarak soruyorum, emin ol.

Ha, bu noktada ben, onların yaptığı gibi yapıp, doğru bildiğimi savunuyorsam, bunda bir sorun mu var?

Peki, Faraday'a tu kaka edenler, acaba hangi zihniyetle, nasıl ettiler? Şu anda varolan zhinyetle, bu zhinyet arasında fark var mı?

Sana tavsiyem bulabilirsen: Karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı - Carl Sagan.
 
Ayıp ettin şimdi volkan... Sence ben, beni eleştirdiğin için senin hakkında öyle böyle düşünecek biri miyim? Tam tersine, başımın üstüdür yapacağın her türlü eleştirinin yeri.

Benim, Faraday'ın yaptığı gibi, Galileo'nun yaptığı gibi, doğru bildiğimi, gördüğümü söylememin nesi yanlış? Gayet samimi olarak soruyorum, emin ol.

Ha, bu noktada ben, onların yaptığı gibi yapıp, doğru bildiğimi savunuyorsam, bunda bir sorun mu var?

Peki, Faraday'a tu kaka edenler, acaba hangi zihniyetle, nasıl ettiler? Şu anda varolan zhinyetle, bu zhinyet arasında fark var mı?

Sana tavsiyem bulabilirsen: Karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı - Carl Sagan.

Şaka takıldım Serdar abi, elbet böyle bir şey düşünmeyeceğini biliyorum.
Bir kez ima bile etmemişsin, aklına bile getirmezsin. Ortamı yumuşatayım diye yazdım.
Biz maalesef tartışmayı bile beceremiyoruz henüz.
Bir konuda biri hakkında veya yapılmış bir olay hakkında eleştiri getirince direk kavga sebebi bizim toplumumuzda.
Yapılan yorumlarda bile fikir çarpışmalarını kavga etme gibi algılayıp, bugün bari yapmayın mealinde şeyler yazılıyor. :o

Bunları seninle aynı düşündüğüm için yazmıyorum. (şimdi öyle algılanır)
Bunları sonuçta ulaştığımız nokta için yazıyorum.
Sonuç : Kırılan insanlar, bir süre yazmayacağım cümleleri....:rolleyes:

En saçma eleştiriler dahi yapılsa, bunları mutlulukla karşılamayı becerebilmek lazım. Forumda bunu yapabilecek 3-5 kişiyi geçmez sanırım.
 
Vay arkadaş konu nereden nereye gelmiş :confused:
Keşke bu kadar beyin fırtınası, bugün memleketin içinde bulunduğu sıkıntılar için yapılsaydı, belki gelecek için daha güvenli yaşar haline gelmemizi sağlarmıydı acep? :rolleyes:
 
Vay arkadaş konu nereden nereye gelmiş :confused:
Keşke bu kadar beyin fırtınası, bugün memleketin içinde bulunduğu sıkıntılar için yapılsaydı, belki gelecek için daha güvenli yaşar haline gelmemizi sağlarmıydı acep? :rolleyes:

Aslında, bu tartışma, bugün bu memleketin içinde bulunduğu sıkıntıların sebebine yönelik tam olarak. Elbette tek sorun bu değil, ama buradaki sorun, o sorunların önemli bir kesrini oluşturuyor.
 
Forumlarda her şeyden kavga gürültü çıkmasından bıktım usandım. Yoruyor beni cidden. Bir süre yazı mazı yazmak istemiyorum. Hasret çekince görüşürüz... Sevgiler, saygılar...

Kaan senin öyle uzak kalmak filan gibi bir lüksün yok bence. Şu forumlarda doğru düzgün paylaşım yapan, milletin birşeyler öğrenebileceği adam çok az. Senin gibiler çekilirse ortalık klavye balıkçılarına kalır ve asıl o zaman buraları biter.

Dün bizim orda maalesef evelki günkü balıktan eser yoktu. 3-5 balıkta kaldık. Sonunda elime geçen Yokozura Ayu'yu bol balıklı bir günde denemek isterdim ancak bence dün de sınıfı fazlasıyla geçti. Sahilde bizden başka balık alan olmadı diyebilirim. Neticede benim de hayatında 2. kez spinle balık tutan biri olduğum düşünülürse sahtenin etkinliği ortada. Üstelik büyük balıkları seçmesi de ayrı bir güzellik. Bence bu sahtenin en önemli özelliği iğneleri. Hem çok keskin hem de çok iyi yerleştirilmiş, her tarafa ulaşıyor ve dokunanı alıyor. Bu özelliği bir de iyi bir yüzüşle destekleyince ortaya etkili bir sahte çıkmış.

 
Aslında, bu tartışma, bugün bu memleketin içinde bulunduğu sıkıntıların sebebine yönelik tam olarak. Elbette tek sorun bu değil, ama buradaki sorun, o sorunların önemli bir kesrini oluşturuyor.

Belkide içinde bulunduğum sıkıntıdan dolayı bu yazılanların "memleketin içinde bulunduğu sıkıntıların sebebi" olduğunu algılayamamış olabilirim.

Lüferin diş yapısı, soytarılığın ne olduğu, Newton, Faraday vb...
 
Belkide içinde bulunduğum sıkıntıdan dolayı bu yazılanların "memleketin içinde bulunduğu sıkıntıların sebebi" olduğunu algılayamamış olabilirim.

Lüferin diş yapısı, soytarılığın ne olduğu, Newton, Faraday vb...

Konu nesneler ve özneler değil. Konu eylemler, dahası yöntemler. Düşünce, anlama, öğrenme, bilgi sahibi olma ve değerlendirip fikir üretme yöntemleri.

Bunun bilinen tecrübe edilmiş ve kabul görmüş yöntemleri var. Mesela, zırvalamamak gibi. Öyle ki, balık veya bitki sınıflar gibi, safsatalar sınıflandırılıp isimleri bile konmuş. Şuradan bakabilirsin mesela:

http://fallacyfiles.org/

Yada biraz dar kapsamlı ama Türkçe olarak:

http://safsatakilavuzu.com/

Mesela:

İddiayı Zayıflatma Safsatası
(Fallacy of the Straw-Man)

Tanım: Kendi iddiasını güçlendirmek için, karşı tarafın gerçek iddiası yerine iddianın en zayıf ve duygusal yönünü bularak buna hücum etme durumu. Samandan yapılmış bir korkuluğu devirmek gerçek bir adamı yere sermekten daha kolay olduğu için bu safsataya “Korkuluk Safsatası ” da denilmektedir

Örnek 3: Bazıları, nükleer santralin gereksiz olduğunu savunuyor. Bizleri enerjisiz bırakmaya kimsenin hakkı yok.

Bilmem, aradaki ince noktayı farkedebiliyor muyuz? Benim dediklerime "amanda hakaret ediyor" diyerek, mazluma yatıp benim mitehakir bir korkuluğumu taşlamaya çalışmıyorlar mı? Elbette bir de adam karalama, yani ad hominem vakası da var ortada.

Sorun, ben, soytarı, dişli, protezler filan değil. Sorun, safsata ile yaşanıyor olması. Söylerken safsata yapıyoruz, daha kötüsü anlarken de safsata yapıyoruz. Ondan sonra da, neden burnumuz tezekten çıkmıyor dedğimizde, "ahanda dış güçler, bilmem ne lobisi (israil olur çoğu zaman)" filan diyerek bir başka safsata uydurup sıyrılıveriyoruz. Elbette bu kısır döngüden de çıkamıyoruz milletçe, hepsi bu.
 
Serdar üstadım, seninle böyle konusu bile belli olmayan tartışmalarda polemiğe girmeyecek kadar zeki sayılırım. ;)

Deminden beri söylemeyeyim diyorum ama hala ısrarlı cevaplarına istinaden yazmadan edemeyeceğim.
Soma senin memleketine oldukça yakın değil mi?Oralara gittiğinde yöre halkına "aslında memleketin sıkıntılarının sebepleri bunlardır." diye buralardaki yazdıklarından bahsetmemeni tavsiye ederim dostum. ;)
 
Serdar üstadım, seninle böyle konusu bile belli olmayan tartışmalarda polemiğe girmeyecek kadar zeki sayılırım. ;)

Deminden beri söylemeyeyim diyorum ama hala ısrarlı cevaplarına istinaden yazmadan edemeyeceğim.
Soma senin memleketine oldukça yakın değil mi?Oralara gittiğinde yöre halkına "aslında memleketin sıkıntılarının sebepleri bunlardır." diye buralardaki yazdıklarından bahsetmemeni tavsiye ederim dostum. ;)

Yakın elbette.. Yolumuz düştükçe, oralarda bulundukça, bunlardan bahsettik. Aynı şeyleri söyledik. Ne oldu peki?

Ne olacak, sen bilmem ne düşmanısın dendi. Hani diyorlar ya, sen şimanov düşmanısın diye... İşte aynen öyle. Sen "bize hakaret ediyorsun" dendi, aynen böyle... Tepkiler değişmedi ki. İçimiz cidden yanıyor, ama işte sonuç bu oldu, elimizden daha ne gelir? Ne diyebiliriz ki daha?

Biraz gözümüzü açıp bakmak lazım. Bunlar neden olmuyor, olmayan yerlerde neler oluyor diye. Ama gören yok işte. O yüzden, içimiz gene yanarak diyoruz ki, bu ilk değildi, sonda olmayacak. Bunun gibi daha çok acılar, kara günler maalesef bizim akıbetimiz olacak. Bunu söylemek için kahin olmak gerekmiyor.

Basit aslında olay.

inne allâhe yemuru-kum en tueddû el emânâti ilâ ehli-hâ....

Yani, "işi ehline veriniz" biraz kısaltarak. Nisa suresinde apaçık söylenmiş işte. ama siz gider işi ehline değil, sizin yanınızda, tarafınızda olana, sizin adamınıza verirseniz, başka ne beklersiniz ki? Ve bunu derseniz, hemen sizi topa tutuverirler, yok sen şucusun, bucusun, şey düşmanısın filan..

Eh, bu kafanın taa oralardan, taa buralara sürüp geldiğini görüyoruz. Bu değişmeden, bir şey değişir mi ki, bu ve benzeri felaketler bizden uzakta dursun?
 
Yakın elbette.. Yolumuz düştükçe, oralarda bulundukça, bunlardan bahsettik. Aynı şeyleri söyledik. Ne oldu peki?

Ne olacak, sen bilmem ne düşmanısın dendi. Hani diyorlar ya, sen şimanov düşmanısın diye... İşte aynen öyle. Sen "bize hakaret ediyorsun" dendi, aynen böyle... Tepkiler değişmedi ki. İçimiz cidden yanıyor, ama işte sonuç bu oldu, elimizden daha ne gelir? Ne diyebiliriz ki daha?

Biraz gözümüzü açıp bakmak lazım. Bunlar neden olmuyor, olmayan yerlerde neler oluyor diye. Ama gören yok işte. O yüzden, içimiz gene yanarak diyoruz ki, bu ilk değildi, sonda olmayacak. Bunun gibi daha çok acılar, kara günler maalesef bizim akıbetimiz olacak. Bunu söylemek için kahin olmak gerekmiyor.

Basit aslında olay.



Yani, "işi ehline veriniz" biraz kısaltarak. Nisa suresinde apaçık söylenmiş işte. ama siz gider işi ehline değil, sizin yanınızda, tarafınızda olana, sizin adamınıza verirseniz, başka ne beklersiniz ki? Ve bunu derseniz, hemen sizi topa tutuverirler, yok sen şucusun, bucusun, şey düşmanısın filan..

Eh, bu kafanın taa oralardan, taa buralara sürüp geldiğini görüyoruz. Bu değişmeden, bir şey değişir mi ki, bu ve benzeri felaketler bizden uzakta dursun?

Bak işte üstadım, şimdi ortak bir noktaya gelebildik seninle :thumb:

Buradan çıkan ana fikir; "Sen ne anlatırsan anlat, tüm söylediklerin sadece karşındakinin anlayabildiği kadardır."
O yüzden de tartışmalarda empati yapıp, kendini karşındaki insanın yerine koyarak onun algısıyla ona hitap edebilmektir önemli olan (nokta) ;)
 
Tebrikler kardeş maşallah kazasız belasız avlar dilerim,bu gün uğradım kapalıydınız.
 
Back
Yukarı