Yakın elbette.. Yolumuz düştükçe, oralarda bulundukça, bunlardan bahsettik. Aynı şeyleri söyledik. Ne oldu peki?
Ne olacak, sen bilmem ne düşmanısın dendi. Hani diyorlar ya, sen şimanov düşmanısın diye... İşte aynen öyle. Sen "bize hakaret ediyorsun" dendi, aynen böyle... Tepkiler değişmedi ki. İçimiz cidden yanıyor, ama işte sonuç bu oldu, elimizden daha ne gelir? Ne diyebiliriz ki daha?
Biraz gözümüzü açıp bakmak lazım. Bunlar neden olmuyor, olmayan yerlerde neler oluyor diye. Ama gören yok işte. O yüzden, içimiz gene yanarak diyoruz ki, bu ilk değildi, sonda olmayacak. Bunun gibi daha çok acılar, kara günler maalesef bizim akıbetimiz olacak. Bunu söylemek için kahin olmak gerekmiyor.
Basit aslında olay.
Yani, "işi ehline veriniz" biraz kısaltarak. Nisa suresinde apaçık söylenmiş işte. ama siz gider işi ehline değil, sizin yanınızda, tarafınızda olana, sizin adamınıza verirseniz, başka ne beklersiniz ki? Ve bunu derseniz, hemen sizi topa tutuverirler, yok sen şucusun, bucusun, şey düşmanısın filan..
Eh, bu kafanın taa oralardan, taa buralara sürüp geldiğini görüyoruz. Bu değişmeden, bir şey değişir mi ki, bu ve benzeri felaketler bizden uzakta dursun?
Hee... Bak!!! Bu doğru gibi; yani Shimano'ya karşı antipatin var gibi duruyor...
Yalnız bu konu başlığı altında "soytarı" tanımının niye yapıldığını anlamış değilim; soytarılık yapan biri mi olmuş??? Ben böyle bir durum göremedim; eğer bahsettiğin gibi soytarılık tanımı yapılmak isteniyorsa yeri burası değil başka bir başlık olmalı idi diye düşünüyorum...
Bu arada filozof yönünü de gördük bu yazılanlar ile...
İyi bir filozof olursun doğrusu...
Bir parça da polemik görüyorum...
"İşin ehli" konusuna gelince maalesef; yani üzülerek tamamen haklısın; bu gibi durumlar ne ilk defa oluyor; ne de son olacak... Zaman zaman benzer türden uyarılar yapıyor ve benzer tepkiler alıyorum maalesef; hele hele bir de parti ve partizanlık ile bağdaştırıyorlar ya insan...