- Şehir
- İstanbul
- Favori Kamış
- Okuma V-System 240 cm & Mebaru Salty Rugger 73L
- Favori Makina
- Shimano Rarenium CI4+ 2500 FB
- İsim
- Metin
Herkese selam,
Yumuşak bir sohbet havası yakalayacağımı düşünüyorum; konu dağılabilir, uyarmış olayım.
İş-güç vesaire yüzünden epeydir dişe dokunur bir şey yazmadım foruma. Sadece üç-beş bazı değerli gördüğüm rapora "tebrik" mesajı geçmek ve her gün bir kez de olsa son girilen mesajlara kabaca bakmak en fazla yapabildiğim aktivitelerdi son dönemde.
1 buçuk seneye yakındır bir spin ekipman edinme arzusundaydım. Belirtmeden geçmek istemem; bilhassa -volex21- Volkan Bey'in levrek hikayeleri ve İstanbul'dan nadir gelen levrekli raporların bu minvalde üzerimde fazlaca etkisi vardır. Dolayısıyla, çok uzun araştırmalar sonucu(tüm forumu okudum galiba) ve gezindiğim balık avı dükkanlarında edindiğim izlenimler neticesinde(maalesef başka balık çevrem yok)(keşke balık arkadaşım olsa eheh) bütçem dahilinde bir takım almış bulundum bir süre önce.
Okuma V-System'ın 240'lığını ve yine Okuma'nın Trio 30s makinesini satın aldım. Genellikle bilinen teknik özelliklerinden pek bahsetmeyeyim ama kamışın bazukası(tak sırtına dolaş) ve makinenin "yumuşaklığı"(kol boşluğu olmadan yağ gibi kayması, ergonomisi vesaire...) ayrıca vurgulanması gereken özellikleri bence. Bi' de çeşitli forumlarda şu Trio'lar için hep aynı sıkıntı belirtilmiş: Misinada kuşgözü yaratıp dolandırması... Buradan bu makineyi satın almak isteyen ya da sahip olup bu sorunla cebelleşen arkadaşlara, aynı sorunları ilk bir-iki denemede bizzat yaşayan ve sonra makinenin dilinden anlayıp sorunu çözmüş birisi olarak seslenmek isterim:
1. Misinayı makinenin kapasitesinin sonuna kadar sarmayın; fazlacana bir pay bırakın,
2. Atış ve çekişlerde misinanın boşlamasına izin vermeyin.
Bu ekipman ve başlıca Kendo sahtelerimle hatırı sayılır sayıda' at-çek yaptım genellikle Yeşilköy civarında ve arada Boğaz'da. Sonuç: Kaydadeğer olmayan birkaç ufak yaprak/çinekop, istavrit ve iki sağlam vuruş(kuvvetle muhtemel lüfer) haricinde sıfır! Ama azmim, arzum bittabii bitmez! Burada ya da orada...
"Burada ya da orada..." diyorum...
Eylül'de, doğduğum, büyüdüğüm ve bugüne kadar yaşamış olduğum semt olan Yeşilyurt/Yeşilköy'den Beylikdüzü'ne taşınıyorum. Temmuz'dan sonra ise bir çalışma nedeniyle İzmir'deyim. Yani, Yeşilköy kıyılarında geçirmelik önümde sadece bir aylık vaktim var. Bu süre zarfında sürpriz bir lüfer ya da levrek(alan almış zamanında) veyahut lrf ile eşkina peşinde olacağım. Umuyorum raporla gelirim...
İzmir demişken... Temmuz 14 - Ağustos 30 arasında Selçuk civarlarındayım. Dolayısıyla Pamucak(her ne kadar "bitti" dense de) gibi bir mera dibimde olacak. Geçen yaz kısıtlı bir ekipmanla anca yavrularını kandırabildiğim Ege'ye özgü çipura, mercan, levrek gibi hedeflerim var(mevsim çok uygun değil ama...). Genellikle kıyıda olurum herhalde. Ama eşlik edecek insan buldum mu tekneyle açılmaya da hayır demem. İzmir özelinde tavsiyeleriniz/teklifleriniz varsa dinlemekten memnun olurum.
Yaz sonrası da, dediğim gibi Beylikdüzü kıyıları... Forumdan takip ettiğim kadarıyla az-çok bizim buralarının verimliliği mevcut sanırım oralarda da. Ne var ki, batı kıyı şeridine biraz daha yakın olması sebebiyle levrek şansının daha fazla olduğunu hissediyorum(sebebi forumda tartışılmıştı).
***
Laf salatasına son verip, ufak da olsa biraz balık ve manzara göstereyim...
Malum, istavrit sezonu açıldı(!). Ben de bizim buralarda çapari açma vakti gelmiş olabilir diye indim evvelsi gün kayalıklara. Tablo üzücü ve maalesef her sene yaşananla aynı: Boşluk bırakmamacasına dizilmiş ve 5-6-7-8 cm boylarında değişen kraçaların kilolarcasını kovalarına dolduran düşüncesiz, bilinçsiz bir ton insan... Sadece benim bulunduğum yaklaşık' 50 metrelik şeritte onlarcası kamış sallayıp iğneye vuranı kovaya gönderiyordu. Sadece bir gün, birisi 2 kilo alsa, ellisi 100 kilo... Balıkların avlanacak seviye gelmesine daha 1 ay olsa... Bildiğin katliam! Yapacak bir şey de yok... İstanbul'un tüm kıyıları aynı.
Her neyse... Ben de "belki iricesinden alırım tavalık" ümidiyle sallasam da kamışımı, ne yazık ki balıkların tümü 10 cm dahi yoktu. Dolayısıyla, şansımı fazla zorlamadan o ana kadar tuttuklarımın alayını saldım...
Video1. https://drive.google.com/file/d/0B7h1mjuHf5TZeDk3eERTV2JwSm8/edit?usp=sharing
Video2. https://drive.google.com/file/d/0B7h1mjuHf5TZWExIcmUyT3BuS2c/edit?usp=sharing
At-çek avının en büyük hedeflerinden martılar... Dalarlı sahtelere dalıyor deli manyaklar...
Video3. https://drive.google.com/file/d/0B7h1mjuHf5TZaTM3Q2RNVl84bUU/edit?usp=sharing
"İstavrit yoksa lrf ile eşkina yesinler" (Yiyemedik)
Fotoğraflar da sanıyorum bu kadar.
Öyle böyle... İnsanın balık avına meraklı yakını olmaması ve iki çift balık muhabbeti edememesi kötü. O yüzden, buraya kadar okuduysanız eksik olmayın.
Yaklaşık 3 senedir takip ettiğim, edindiğim teknik bilgiler bir yana(ki çok fazla), avlanma bilinci anlamında şahsıma büyük katkıları olmuş olan ve şu an tek tek isimlerini sayamayacağım bu forumun tüm bilinçli amatörlerine teşekkür ederim son söz olarak. Hem doğrudan, hem vesilenizle çok şey öğrendim ve öğreniyorum tabii ki. Bilinçli avlanıyorsanız teşekkürümü üzerinizde hissedin.
Hepinize rast gelsin...
Yumuşak bir sohbet havası yakalayacağımı düşünüyorum; konu dağılabilir, uyarmış olayım.
İş-güç vesaire yüzünden epeydir dişe dokunur bir şey yazmadım foruma. Sadece üç-beş bazı değerli gördüğüm rapora "tebrik" mesajı geçmek ve her gün bir kez de olsa son girilen mesajlara kabaca bakmak en fazla yapabildiğim aktivitelerdi son dönemde.
1 buçuk seneye yakındır bir spin ekipman edinme arzusundaydım. Belirtmeden geçmek istemem; bilhassa -volex21- Volkan Bey'in levrek hikayeleri ve İstanbul'dan nadir gelen levrekli raporların bu minvalde üzerimde fazlaca etkisi vardır. Dolayısıyla, çok uzun araştırmalar sonucu(tüm forumu okudum galiba) ve gezindiğim balık avı dükkanlarında edindiğim izlenimler neticesinde(maalesef başka balık çevrem yok)(keşke balık arkadaşım olsa eheh) bütçem dahilinde bir takım almış bulundum bir süre önce.
Okuma V-System'ın 240'lığını ve yine Okuma'nın Trio 30s makinesini satın aldım. Genellikle bilinen teknik özelliklerinden pek bahsetmeyeyim ama kamışın bazukası(tak sırtına dolaş) ve makinenin "yumuşaklığı"(kol boşluğu olmadan yağ gibi kayması, ergonomisi vesaire...) ayrıca vurgulanması gereken özellikleri bence. Bi' de çeşitli forumlarda şu Trio'lar için hep aynı sıkıntı belirtilmiş: Misinada kuşgözü yaratıp dolandırması... Buradan bu makineyi satın almak isteyen ya da sahip olup bu sorunla cebelleşen arkadaşlara, aynı sorunları ilk bir-iki denemede bizzat yaşayan ve sonra makinenin dilinden anlayıp sorunu çözmüş birisi olarak seslenmek isterim:
1. Misinayı makinenin kapasitesinin sonuna kadar sarmayın; fazlacana bir pay bırakın,
2. Atış ve çekişlerde misinanın boşlamasına izin vermeyin.
Bu ekipman ve başlıca Kendo sahtelerimle hatırı sayılır sayıda' at-çek yaptım genellikle Yeşilköy civarında ve arada Boğaz'da. Sonuç: Kaydadeğer olmayan birkaç ufak yaprak/çinekop, istavrit ve iki sağlam vuruş(kuvvetle muhtemel lüfer) haricinde sıfır! Ama azmim, arzum bittabii bitmez! Burada ya da orada...
"Burada ya da orada..." diyorum...
Eylül'de, doğduğum, büyüdüğüm ve bugüne kadar yaşamış olduğum semt olan Yeşilyurt/Yeşilköy'den Beylikdüzü'ne taşınıyorum. Temmuz'dan sonra ise bir çalışma nedeniyle İzmir'deyim. Yani, Yeşilköy kıyılarında geçirmelik önümde sadece bir aylık vaktim var. Bu süre zarfında sürpriz bir lüfer ya da levrek(alan almış zamanında) veyahut lrf ile eşkina peşinde olacağım. Umuyorum raporla gelirim...
İzmir demişken... Temmuz 14 - Ağustos 30 arasında Selçuk civarlarındayım. Dolayısıyla Pamucak(her ne kadar "bitti" dense de) gibi bir mera dibimde olacak. Geçen yaz kısıtlı bir ekipmanla anca yavrularını kandırabildiğim Ege'ye özgü çipura, mercan, levrek gibi hedeflerim var(mevsim çok uygun değil ama...). Genellikle kıyıda olurum herhalde. Ama eşlik edecek insan buldum mu tekneyle açılmaya da hayır demem. İzmir özelinde tavsiyeleriniz/teklifleriniz varsa dinlemekten memnun olurum.
Yaz sonrası da, dediğim gibi Beylikdüzü kıyıları... Forumdan takip ettiğim kadarıyla az-çok bizim buralarının verimliliği mevcut sanırım oralarda da. Ne var ki, batı kıyı şeridine biraz daha yakın olması sebebiyle levrek şansının daha fazla olduğunu hissediyorum(sebebi forumda tartışılmıştı).
***
Laf salatasına son verip, ufak da olsa biraz balık ve manzara göstereyim...
Malum, istavrit sezonu açıldı(!). Ben de bizim buralarda çapari açma vakti gelmiş olabilir diye indim evvelsi gün kayalıklara. Tablo üzücü ve maalesef her sene yaşananla aynı: Boşluk bırakmamacasına dizilmiş ve 5-6-7-8 cm boylarında değişen kraçaların kilolarcasını kovalarına dolduran düşüncesiz, bilinçsiz bir ton insan... Sadece benim bulunduğum yaklaşık' 50 metrelik şeritte onlarcası kamış sallayıp iğneye vuranı kovaya gönderiyordu. Sadece bir gün, birisi 2 kilo alsa, ellisi 100 kilo... Balıkların avlanacak seviye gelmesine daha 1 ay olsa... Bildiğin katliam! Yapacak bir şey de yok... İstanbul'un tüm kıyıları aynı.
Her neyse... Ben de "belki iricesinden alırım tavalık" ümidiyle sallasam da kamışımı, ne yazık ki balıkların tümü 10 cm dahi yoktu. Dolayısıyla, şansımı fazla zorlamadan o ana kadar tuttuklarımın alayını saldım...
Video1. https://drive.google.com/file/d/0B7h1mjuHf5TZeDk3eERTV2JwSm8/edit?usp=sharing
Video2. https://drive.google.com/file/d/0B7h1mjuHf5TZWExIcmUyT3BuS2c/edit?usp=sharing
At-çek avının en büyük hedeflerinden martılar... Dalarlı sahtelere dalıyor deli manyaklar...
Video3. https://drive.google.com/file/d/0B7h1mjuHf5TZaTM3Q2RNVl84bUU/edit?usp=sharing
"İstavrit yoksa lrf ile eşkina yesinler" (Yiyemedik)
Fotoğraflar da sanıyorum bu kadar.
Öyle böyle... İnsanın balık avına meraklı yakını olmaması ve iki çift balık muhabbeti edememesi kötü. O yüzden, buraya kadar okuduysanız eksik olmayın.
Yaklaşık 3 senedir takip ettiğim, edindiğim teknik bilgiler bir yana(ki çok fazla), avlanma bilinci anlamında şahsıma büyük katkıları olmuş olan ve şu an tek tek isimlerini sayamayacağım bu forumun tüm bilinçli amatörlerine teşekkür ederim son söz olarak. Hem doğrudan, hem vesilenizle çok şey öğrendim ve öğreniyorum tabii ki. Bilinçli avlanıyorsanız teşekkürümü üzerinizde hissedin.
Hepinize rast gelsin...