Büyük Sirkeci Seferi-hümayunu

alıntıdır...
stavrit balığı denizlerimizde bolca bulunan sakin lezzetli , kılçıklı, tavası, ızgarası, buğulaması yapılan, sürüler halinde yaşayan bir göç ve pelajik bir deniz balığıdır.


Denizlerimizde Latince adları olarak, Trachurus meditterenaeus(Karagöz istavrit) ve, Trachurus trachurus(Marmara ve Karadeniz istavriti)olarak bilinen ve bilimsel adlarıyla tanımlanan iki çeşidi bulunmaktadır. Ayrıca balıkçılar arasında Patlak göz olanıda bilhassa Marmara denizi'nde bulunmaktadır.

İstavrit balığının küçüklerine “kıraça” denilmektedir. Denizlerimizde hamsiden sonra en fazla bulunan istavrit balığı yazın ılıman denizlerin kıyılarında, Kışın ise 50 kulaç derinliğe kadar olan deniz diplerinde yaşayabilmektedir.

İstavrit balığının gövdesi yanlardan basık ve füze şeklindedir. Ağzı ise ufak olmasına rağmen açılınca körük biçimini almaktadır.

Dişleri lüfer gibi kesici olmayıp yumuşaktır diyebiliriz. İstavrit balığının kefal veya hamsi gibi pulları yoktur. Kendine has derisi mevcuttur. İki adet sırt yüzgeci , Anüs yüzgecinin önünde de iki adet ufak dikeni bulunmaktadır. Bu dikenler bilhassa çapari ile balık avlarken elinize batabilirler. İstavrit balıklarının sırtları yeşilimsi, koyu gri, yan tarafları açık gri ve karın kısmı ise beyaz renktedir.

Nisan ayından itibaren Marmara denizi'nden Karadenize doğru göç ederler . Bu göç Temmuz ayına kadar devam eder. Yumurtlarlar ve Plankton ve balık yavruları ile beslendikten sonra Aralık ayından itibaren yine boğazı takiben Marmara denizi'nin her tarafına yerleşirler. Bu göç esnasında küçük balıkçılar ve sahilden çapariler ile bolca avlanırlar.

Bu tür istavritler, yumurtasının bir kısmını Marmara’da, bir kısmınıda Karadeniz’de dökerler. Yumurtadan çıkan yavruların boyları 3cm.kadar olup, 10 mm boya eriştiklerinde yüzgeçleri gelişir. 2 yıl sonunda istavrit balığı ideal boyu olan 13-15cm.'ye ulaşabilmektedir.

1380 sayılı su ürünleri kanununun 2/1 nolu sirkülerinin 15.maddesinde de belirtildiği gibi avlanması gereken minimum boy uzunlugu 13cm.dir. Bu boyun altında avlanması yasaktır ve cezası vardır. Ancak gırgır gemileri günlük masraflarını kurtarabilmek adına küçük büyük demeden istavrit balığını katletmektedirler.Yasalar olmasına rağmen bir denetleme sistemi de olmasına rağmen görevini yapan maalesef ortalarda görünmemektedir. Tutulacak balığa KOTA da konmadığından tonlarca miktarda ve binlerce kasalarda istavrit balığı adeta yok edilmekte ve telef edilmektedir. Bilhassa Marmara denizi'nde katliam yaşanmaktadır.

2008/2009 döneminde tutulan küçük boydaki istavritlerin daha doğrusu kıraça'ların haddi hesabı yoktur.Vede yumurtlama döneminde de avlanmaya devam edilmiştir. Bu da yetmiyormuş gibi balıkçılık sezonu 15 Nisan'da bitmesi gerekirken,15 gün daha uzatılarak 1 Mayıs'a uzatılmış ve böylece istavritin nesli adeta yok edilmeye çalışılmıştır.

İstavrit balığının av sezonu , palamut balığı gibi 1 Eylül'de açılmakta ve 15 Nisan'da sona ermektedir. Bu süreç zarfında bu balık büyük gırgır motorları tarafından önce Karadeniz de ve ardından da Marmara denizi'nde avlanmaktadır. Ancak istavrit balığının avlanması için kullanılacak ağın göz açıklık mesafesi Sirkülerde 14mm olarak belirtilmiş olmasına karşın, bazı gırgır gemileri daha ufak gözlü 9 mm olan hamsi ağlarını kullanarak istavritin yavrularınıda yakalayarak adeta soy kırım yapmaktadırlar..
İstavrit balığı aynı zamanda istavrit ağları ilede küçük sandal balıkçıları tarafındanda avlanmaktadır. Bunun yanında beyaz Martı tüyünden yapılmış olan 12 iğneli çaparilerlede amatör olarakta avlanmaktadırlar.

Hakkı avi bize ayı dedi :p

Ben de yumuşasın diye yazdım bunu ama biz eleştirirken zaten avını, limitini eleştirmiyoruz aslında. Şahsıma ait görüşüm sadece kelamdan ibaret. Kullanılan ifadeden pek hoşnut olmadım o kadar. Yani avını düşman gibi görme konusunda rahatsız oldum. Hani bir hayvanı kurban ederken de boğazı okşanır, duası yapılır, sakinleştirilir, kurbana saygıdan yanındaki diğer bir hayvanın gözleri bağlanır. Ne bileyim işte, sonuçta bu hayvanlar Rabbimizin bize verdiği nimetler, düşman olarak görülmemeli bence.
 
Bu arada alıntıyı Hakkı abiden yapacaktım, ufuk abinin yazısını almışım yanlış oldu :)
 
Arkadaşlar .Marmaranın - karadenizin istavriti , bogazdaki oltacılarla ne zarar görür ne tükenir..takmayın kafanıza ,
arkadaş anlatımda biraz dagıtmış oda keyiften olsa gerek ama inanıyorumki bundan sonra çok daha güzel anlatımları olacaktır..şimdi artık yapıcı olma zamanı..;) :)
 
Arkadaşlar .Marmaranın - karadenizin istavriti , bogazdaki oltacılarla ne zarar görür ne tükenir..takmayın kafanıza ,
arkadaş anlatımda biraz dagıtmış oda keyiften olsa gerek ama inanıyorumki bundan sonra çok daha güzel anlatımları olacaktır..şimdi artık yapıcı olma zamanı..;) :)

Yapıcı ayı olacağız biz. Hakkı bize ayı dedi. :p:p:p

Somonlara özgürlük ! Somonlara özgürlük ! :p:p
 
Yapıcı ayı olacağız biz. Hakkı bize ayı dedi. :p:p:p

Somonlara özgürlük ! Somonlara özgürlük ! :p:p

:) :) :) Alaskalı amatörler ile en kısa zamanda işbirliği yapıp , Yukon nehrinin etrafının tel ile kapatılmasını öneriyorum..;) :cool:
 
Tenzih ettim ama işe yaramamış:) Neyse gerilim azalmış en azından, o kadar da ciddi ciddi yazmama rağmen:)
 
Arkadaşalar söylemlerimden doğan yanlış anlaşılmalar oldu heralde. Bende sizler kadar duyarlı bir kardeşinizim. Yaklaşık 4-5 aydır hiç balığa gidemedim. Eğer gitseydim her hafta olmasada ayda en az 2 kg. balık tutardım zaten. İşte bende c.tesi bıçak gibi bilenmiştim. Maalesef nefsimin kurbanı oldum fakat ufak kreçeleri zaten suya salıverdik. Paylaşım yapan herkese sevgiler ve saygılar...

biyerde bi nevi istikakını aLıp afiyetLe yemişsin.. seni sahsen biraz tanıyorum gecen seneLerden kraca'Ları saLman cok hoş.. seni ben sahsen yapmıs oLdugun avdan ötürü tebrik ediyorum...
 
Arkadaşın balık özlemini uzun bir süre sonrasında gidermesinden kaynaklanan rehavetle zafer sarhoşu olması ve kasıt içermediğine inandığım kelimelerini abartili seçtiği konusunda bende hemfikirim..
Ancak sadece bu dönem için söylemek istediğim ; daha öncede forumda söylendiğini hatirladiğim bi konu var.Şimdi yumurtlama döneminde 1 adet iri istavriti mi yakalamak zararli yoksa 1 adet kraçe mi. herkes tebrik etmiş kraceleri salman güzel.Anavasyadaki İRi istavritleri yumurtlama döneminde yakalamak asıl katliam değil midir ? 1 adet iri yumurtalı istavrit yakalamak 5 kilo kraçe yakalamaktan daha ağır bir katliam değil midir ? Kim canî şimdi.
 
Pişman oldum...

Arkadaşın balık özlemini uzun bir süre sonrasında gidermesinden kaynaklanan rehavetle zafer sarhoşu olması ve kasıt içermediğine inandığım kelimelerini abartili seçtiği konusunda bende hemfikirim..
Ancak sadece bu dönem için söylemek istediğim ; daha öncede forumda söylendiğini hatirladiğim bi konu var.Şimdi yumurtlama döneminde 1 adet iri istavriti mi yakalamak zararli yoksa 1 adet kraçe mi. herkes tebrik etmiş kraceleri salman güzel.Anavasyadaki İRi istavritleri yumurtlama döneminde yakalamak asıl katliam değil midir ? 1 adet iri yumurtalı istavrit yakalamak 5 kilo kraçe yakalamaktan daha ağır bir katliam değil midir ? Kim canî şimdi.

Arkadaşlar yapmayın lutfen 10 senedir kıyıdan avlanırım. Hiç bir av sonrası, bu sefer ki kadar pişmanlık duymamıştım. Keşke tutmasaydım yahu. Burada bir şeyi düzeltelim derken bir tarafı ihmal ediyorsunuz, o da benim mahsun olan kalbim. Biliyorsunuz insan kainatın eşref-ül mahluk-u dur. Ona, helal olan, bin canlı fedadır. Bir diğer husus ise, bilmeden yapılan bu yanlışdan ötürü herkesden özür dilerim daha önemlisi vicdanlarda rahatlama sağlamak için tekrar etmemek gerektiğini öğrendim. Eyvallah. Ancak bir husus varki o daha önemli o da şu Candy_Man arkadaşımızın dediği gibi kreçe mi iri istavritmi? Bence kreçe tutmak daha mantıklı çünkü irisinde binlerce yavru olabilir. Konuyu netleştirmemiz lazım. Tartışma konusu bu hadisenin sizler tarafından değerlendirilmesi temennisiyle hoşçakalın...
 
Son düzenleme:
Arkadaşın balık özlemini uzun bir süre sonrasında gidermesinden kaynaklanan rehavetle zafer sarhoşu olması ve kasıt içermediğine inandığım kelimelerini abartili seçtiği konusunda bende hemfikirim..
Ancak sadece bu dönem için söylemek istediğim ; daha öncede forumda söylendiğini hatirladiğim bi konu var.Şimdi yumurtlama döneminde 1 adet iri istavriti mi yakalamak zararli yoksa 1 adet kraçe mi. herkes tebrik etmiş kraceleri salman güzel.Anavasyadaki İRi istavritleri yumurtlama döneminde yakalamak asıl katliam değil midir ? 1 adet iri yumurtalı istavrit yakalamak 5 kilo kraçe yakalamaktan daha ağır bir katliam değil midir ? Kim canî şimdi.

Arkadaşlar bu konu bizi aşar,, bir anaçmı yoksa çok yavrumu meselesi çok karışık bir konudur , bir balık türünün yumurta sonrası evresi ilk üreme yaşı boyu vs..ve geçen bu sürede . telef olması , her anadan kaç yavrunun hayatta kalıp üremesi meslesi zor konu..bu muhabbet daha öncede yapılmıştı nerede hatırlamıyorum ama.. sularda yapılacak olan populasyon çalışmaları bu tür bir yaklaşıma cevap verebilir o da özellikle denizlerde son derece kapsamlı masraflı ve emek isteyen ekip isteyen bir olay..haliçte bir araştırma yapmak gerekirse bu bir yıl sürer muhtelif aylarda muhtelif bölgelerden ve muhtelif derinliklerde ag gezdirilip örnekler alınır . bunlar istiflenir - sınıflandırılır sayılır vs.. bu araştırma bir den fazla yıl yapılacakki o bölgenin birkaç yıllık ortalama değişimi ortaya çıksın.. zor işler bunlar arkadaşlar..akademik düzeyde ancak muhtemelen devlet babanın koltuk çıkıpta yap demesi gereken işler..
İstanbul_deprem -felaket vs bir sürü ses çıktı. ben merak ediyorum acaba marmarada yapılan araştırmaların destekçisi % kaç devlet baba idi
% kaçı üniversite ve yabancılar
 
Arkadaşlar bu konu bizi aşar,, bir anaçmı yoksa çok yavrumu meselesi çok karışık bir konudur , bir balık türünün yumurta sonrası evresi ilk üreme yaşı boyu vs..ve geçen bu sürede . telef olması , her anadan kaç yavrunun hayatta kalıp üremesi meslesi zor konu..bu muhabbet daha öncede yapılmıştı nerede hatırlamıyorum ama.. sularda yapılacak olan populasyon çalışmaları bu tür bir yaklaşıma cevap verebilir o da özellikle denizlerde son derece kapsamlı masraflı ve emek isteyen ekip isteyen bir olay..haliçte bir araştırma yapmak gerekirse bu bir yıl sürer muhtelif aylarda muhtelif bölgelerden ve muhtelif derinliklerde ag gezdirilip örnekler alınır . bunlar istiflenir - sınıflandırılır sayılır vs.. bu araştırma bir den fazla yıl yapılacakki o bölgenin birkaç yıllık ortalama değişimi ortaya çıksın.. zor işler bunlar arkadaşlar..akademik düzeyde ancak muhtemelen devlet babanın koltuk çıkıpta yap demesi gereken işler..
İstanbul_deprem -felaket vs bir sürü ses çıktı. ben merak ediyorum acaba marmarada yapılan araştırmaların destekçisi % kaç devlet baba idi
% kaçı üniversite ve yabancılar

Anaç balık mı yavru balık mı konusu aslında çok önemli. Bizde üreme boyu sınırı konuluyor ve üreme olgunluğuna gelmiş olan balığın avlanması doğru sayılıyor. Aslında bütün Dünya tam tersine az bulunan anaç balıkları korumaya odaklanmış durumda. Üreme olgunluğuna yeni ulaşmış bir balıkla iri bir balığın verimlilikleri aynı değil. Örneğin 25 cm'lik bir lüferle 3 kiloluk bir lüferin yumurtlama kapasiteleri çok farklıdır. Biz tabii o kofanayı yakalasak bayram ederiz, çinekop yakalayana da balığın soyunu kurutuyorsun deriz ancak o iri kofanayı yakalamak balığın nesline çok daha büyük darbe vuruyor. Tüm bunlardan daha önemli olan, ister genç olsun ister anaç, her balığın aşırıya kaçmadan kararında avlanması gerekir. Yakala yakalayabildiğin kadar mantığı ile gelecek yıllarda balıksız kalacağımız kesin.
 
Anaç balık mı yavru balık mı konusu aslında çok önemli. Bizde üreme boyu sınırı konuluyor ve üreme olgunluğuna gelmiş olan balığın avlanması doğru sayılıyor. Aslında bütün Dünya tam tersine az bulunan anaç balıkları korumaya odaklanmış durumda. Üreme olgunluğuna yeni ulaşmış bir balıkla iri bir balığın verimlilikleri aynı değil. Örneğin 25 cm'lik bir lüferle 3 kiloluk bir lüferin yumurtlama kapasiteleri çok farklıdır. Biz tabii o kofanayı yakalasak bayram ederiz, çinekop yakalayana da balığın soyunu kurutuyorsun deriz ancak o iri kofanayı yakalamak balığın nesline çok daha büyük darbe vuruyor. Tüm bunlardan daha önemli olan, ister genç olsun ister anaç, her balığın aşırıya kaçmadan kararında avlanması gerekir. Yakala yakalayabildiğin kadar mantığı ile gelecek yıllarda balıksız kalacağımız kesin.

olabilir bu da bir mantık türüdür ama dediğim gibi bizim sularımızdaki şartlar nedir bilmeden bir anda değişiklik yapmak sakıncalı olabilir..o ülkelerle aramızda çok fark var..
mesela tür bazında (herhangi bir türün) görme yeteneği - duyu yeteneği konusunda çok özel çalışmalar yapan araştırmacılar var avrupada ve amerikada ama bu iş yine kapsamlı araştırma ortamı , belki çok büyük bir akvaryum veya bir havuz vs.. zaman para vs. .gerektiriyor..zaten sazan gibi iç su balıklarında yumurta zamanı yasakalrı var ha diyelimki biz avcılarda bun ilaveten 15 gün veya 1 ay da biz opsiyon koyarsak daha saglıklı olur..haziranda biten bir tür yasagının hemen o gün gidip avlandıgımızda mutlaka yumurtalı bir balık çıkabiliyor..mevsimsel olarak süreler 10-15-20 gün gibi süreleri ileri geri atabiliyor..ama agırlıklı olarak tabii tam bilmek mumkun değil % çogunlugu nisan mayıs haziranda yumurta bırakmış oluyor..

geçmiş yıllarda izmir selçuk yolu üzerindeki belevi sulak alanında 1 karışlık suda yaklaşık 30 cm lik bir ana sazanın yumurta dökmesi ve etrafında 2-3 erkegin fır dönmeleri :) sahnesini izlemiştim.. muhteşem bir olay, tabiat ananın belgesel görüntüleri idi ,, arkadaşımla akşam üstü gezi mahiyetinde ve birertane , içecekle ayakta yaklaşık 20 dk olayı seyrettik sudan uçları çıkmış otların arasında yumurta döken sazan yaşam mücadesi örneği veriyordu bu anda sırt yüzgeci bazen suyun dışında , bazen içinde yanlıyarak yumurtaları döküyordu..aramızdaki mesafe 5-6-m vardı su bulanık oldugundan sanırım bizi o mesafeden görmedi zaten hayvanlarda üreme iç güdüsü ile herhalde etrafta başka bir şey ile ilgilenmiyorlardı..

dilerim benzeri görüntüler sizlerede nasip olur..:)
 
Sürdürülebilirlik için, en temel parametre; her bir türün hayatta en az bir kez yumurta dökmesi esası olsa gerek. Diğer tüm etkenler buna göre şekillenmeli.:)
 
Arkadaşlar yapmayın lutfen 10 senedir kıyıdan avlanırım. Hiç bir av sonrası, bu sefer ki kadar pişmanlık duymamıştım. Keşke tutmasaydım yahu. Burada bir şeyi düzeltelim derken bir tarafı ihmal ediyorsunuz, o da benim mahsun olan kalbim. Biliyorsunuz insan kainatın eşref-ül mahluk-u dur. Ona, helal olan, bin canlı fedadır. Bir diğer husus ise, bilmeden yapılan bu yanlışdan ötürü herkesden özür dilerim daha önemlisi vicdanlarda rahatlama sağlamak için tekrar etmemek gerektiğini öğrendim. Eyvallah. Ancak bir husus varki o daha önemli o da şu Candy_Man arkadaşımızın dediği gibi kreçe mi iri istavritmi? Bence kreçe tutmak daha mantıklı çünkü irisinde binlerce yavru olabilir. Konuyu netleştirmemiz lazım. Tartışma konusu bu hadisenin sizler tarafından değerlendirilmesi temennisiyle hoşçakalın...

abi ben sana kötü bişey söylemek istemedim sakın yanlış anlama beni. resimde göründüğü kadarıyla tuttuğun balıkların ebatları ve miktarı kracemi eriskinmi tartısmasınından ayrı tutulduğunda olması gerektiği kadar zaten. Kaldıki gidip balıkçıdan kraçe alıp yememişsin kendin tutmuş kendin yemişsin bileğinin hakkıdır ölçüsü çok çok abartılı değildir bence. En azından neolcakki ? diyip araba yıkama kovalarında doldurmamışsın öyle adamlarda var. dünyanın balığını tutar ama tevazu gösterir kendince. Çok da aldırış etme laflara. Benden kardeş tavsiyesi burda aile ortamı gibiyiz biz bizeyiz.bizim eleştirilerimiz yapıcıdır zaten. pişman olcak bişey de yok ortada sadece biraz abartili cümle kurmuşun o kadar.
Bende yarın kücükyalıya gitcem balık tutmaya 2 yeni başlayan arkadaşa aşılicam balık tutma keyfini. Ne tutarsak kovada kalcak yarın. ikna edebilirsem kücük balıkları denize biraktırmaya calıscam.Edemezsem yapcak bişe yok.Yani kimse sütten cıkmıs akkasık değil.
Bir yandanda TroLL kelimesinden bahsetti sevgili aret. o açıdan bakıldığında açtığın konu yeni ufuklar getirdi tartışmaya faydalı olduğu kanısındayım.
Bereketli avlar dilerim. saygılar.
 
Arkadaşlar bu konu bizi aşar,, bir anaçmı yoksa çok yavrumu meselesi çok karışık bir konudur , bir balık türünün yumurta sonrası evresi ilk üreme yaşı boyu vs..ve geçen bu sürede . telef olması , her anadan kaç yavrunun hayatta kalıp üremesi meslesi zor konu..bu muhabbet daha öncede yapılmıştı nerede hatırlamıyorum ama.. sularda yapılacak olan populasyon çalışmaları bu tür bir yaklaşıma cevap verebilir o da özellikle denizlerde son derece kapsamlı masraflı ve emek isteyen ekip isteyen bir olay..haliçte bir araştırma yapmak gerekirse bu bir yıl sürer muhtelif aylarda muhtelif bölgelerden ve muhtelif derinliklerde ag gezdirilip örnekler alınır . bunlar istiflenir - sınıflandırılır sayılır vs.. bu araştırma bir den fazla yıl yapılacakki o bölgenin birkaç yıllık ortalama değişimi ortaya çıksın.. zor işler bunlar arkadaşlar..akademik düzeyde ancak muhtemelen devlet babanın koltuk çıkıpta yap demesi gereken işler..
İstanbul_deprem -felaket vs bir sürü ses çıktı. ben merak ediyorum acaba marmarada yapılan araştırmaların destekçisi % kaç devlet baba idi
% kaçı üniversite ve yabancılar
Muvaffak abi bilgi ve tecrübenden sual etmiyorum yanlış anlama. Ben o son cümlemi yazarken; Nasıl balık tutmalıyız manasında değil - kime ne tepki vermeliyiz, verdiğimiz tepkilerde ne derece haklıyız sorularını gündeme getirmeye çalışmıştım. Öte yandan söylediklerine harfiyyen katılıyorum. Demek istediğim bırakalım insanlar balığını tutsun. Boy değil miktar açısından eleştirelim. Saygılar abi.
 
Sürdürülebilirlik için, en temel parametre; her bir türün hayatta en az bir kez yumurta dökmesi esası olsa gerek. Diğer tüm etkenler buna göre şekillenmeli.:)

Muvaffak abi bilgi ve tecrübenden sual etmiyorum yanlış anlama. Ben o son cümlemi yazarken; Nasıl balık tutmalıyız manasında değil - kime ne tepki vermeliyiz, verdiğimiz tepkilerde ne derece haklıyız sorularını gündeme getirmeye çalışmıştım. Öte yandan söylediklerine harfiyyen katılıyorum. Demek istediğim bırakalım insanlar balığını tutsun. Boy değil miktar açısından eleştirelim. Saygılar abi.

Üreme bizzat boyla alakalı bir durumdur. Erginlik veya olgunluk her ne ise her bir tür için belli boylarda gerçekleşir. On adet uygun boya erişmemiş balık bir adet uygun boydaki balığa göre sürdürülebilirlik adına artı bir değer oluşturmaz. Mevcudu izah etmeye yarar o kadar. Bir fazla değildir, potansiyel fayda olsa da hayatiyet bulmamış bir durumu ifade eder. Miktar önemli ancak Necip kardeşim, önce boy. "Limit" denen kavram boya bağlı miktarla anlam kazanır zaten.:)
 
Sürdürülebilirlik için, en temel parametre; her bir türün hayatta en az bir kez yumurta dökmesi esası olsa gerek. Diğer tüm etkenler buna göre şekillenmeli.:)

Nuri abime sonuna kadar katılıyorum, eğer bir şekilde kural koyulacaksa bir kriter belirlenmelidir. Çünkü anaç olan tutlmayacaksa ufak olan da potansiyel bir anaç olacağından dolayı onun da avlanmaması gerekir. O zaman hiçbir zaman balık avlanamaz. En az bir kere üreyebilmiş bir balık artık avlanacak balıktır bence.
 
Üreme bizzat boyla alakalı bir durumdur. Erginlik veya olgunluk her ne ise her bir tür için belli boylarda gerçekleşir. On adet uygun boya erişmemiş balık bir adet uygun boydaki balığa göre sürdürülebilirlik adına artı bir değer oluşturmaz. Mevcudu izah etmeye yarar o kadar. Bir fazla değildir, potansiyel fayda olsa da hayatiyet bulmamış bir durumu ifade eder. Miktar önemli ancak Necip kardeşim, önce boy. "Limit" denen kavram boya bağlı miktarla anlam kazanır zaten.:)

Abi kime ne dicez onu söyle sen bana :DKendimize yetecek kadar balık tutucaz diyelim. Hem irisi hem küçüğünü yakalayabildiğimiz ortamda Büyükleri yavruluyken; hangisini ne kadar alıkoycaz ?
 
Balıklarda üreme - yeteneğini kazanma konusu hem boy hemde yaş ile ilgilidir, kolaylık olsun diye yasada boy verilir bildiğiniz gibi bu boy da en az bir kez yumurta atmış boydur.. bu aslında ortalama bir boy rakkamıdır.. mesela bir göl ile baglantılı akarsudaki balık lar (aynı tür) yaş - boy-agırlık ilişkisinde farklı olabilir..bu yaşam ortamı ile ilgilidir.. 2 yaşındaki bir kasna gölde farklı - baglantılı akarsuda farklı boyda - agırlıkta olabilir.. durgun ve akar suyun fiziki yaşam ortamı açısından bedenlerinde farklı gelişme olur..
 
Back
Yukarı