Cenani
Üye
- Yaş
- 53
- Şehir
- İstanbul
- Favori Kamış
- Lineaeffe AC Casting 420
- Favori Makina
- Okuma Rav-II 65
- En iyi avı
- 1 kg 500 gr Gökkuşağı Alabalığı (Şemsipaşa)
- İsim
- cenani
Herkese selamlar arkadaşlar,
Dün gece uykumun kaçması neticesinde "Ben en iyisi balığa gideyim," diyerek sabah 6'da düştüm yollara.
Aklımda geçen hafta yakaladığım güzel balıklar, güle oynaya, esneye gürleye vardım avlağa.
Meteoroloji'ye göre çok sakin bir gün olacaktı. Nitekim de öyle oldu sayılır. Deniz fevkalde ve balık avına uygun bir halde olmasına rağmen bir tek balık yoktu.
"Eh, demek ki öğlen yapacak dedik," başladık beklemeye. Öğlen oldu balık yine yapmadı.
"Saat 2 gibi kesin yapar," dedik; Ih ıh! Tık yok.
Eşime telefon açarak saat 3 gibi avı sonlandırıp geleceğimi söyledim. Saat 3'e çeyrek kala "Son bir kez daha atayım, sonra toplanıp giderim," diyerek kamışımı salladım ve son sürat çekmeye başladım.
İşte sabahın köründen beri peşinde olduğumuz Palamut Paşa, o zaman bindi oltama, ama ne binme. Makina durdu. Kolu zor bela çeviriyorum. Balığı kıyıya getirene kadar kan-ter içinde kaldım ama mücadeleyi kazanan taraf ben oldum ve tam tamına 39 cm boyunda, 750 gr ağırlığındaki arkadaşı atıverdim kovama:
Hemen yaktım bir sigara, nefes nefese telefona sarılarak eşimi aradım ve planların değiştiğini, biraz daha avlanacağımı söyledim.
Hanımların değişen planlar hakkındaki tavırlarını anlatmama gerek yok sanırım.
Avın geri kalanında ise hemen hemen aynı büyüklükte bir Palamut daha aldım. Yakaladıklarımdan daha irice olan bir diğeri de, sahile almaya hazırlanırken kurtuldu.
Uzun lafın kısası, sabretmenin karşılığını çok güzel 2 adet balık yakalayarak fazlasıyla aldım.
Darısı her amatörün başına.
Sevgiler.
Son olarak Yepisyeni Ikea mezuram ve benim klasikleşmiş mutfak tezgahı pozlarıyla balıklar...
Dün gece uykumun kaçması neticesinde "Ben en iyisi balığa gideyim," diyerek sabah 6'da düştüm yollara.
Aklımda geçen hafta yakaladığım güzel balıklar, güle oynaya, esneye gürleye vardım avlağa.
Meteoroloji'ye göre çok sakin bir gün olacaktı. Nitekim de öyle oldu sayılır. Deniz fevkalde ve balık avına uygun bir halde olmasına rağmen bir tek balık yoktu.
"Eh, demek ki öğlen yapacak dedik," başladık beklemeye. Öğlen oldu balık yine yapmadı.
"Saat 2 gibi kesin yapar," dedik; Ih ıh! Tık yok.
Eşime telefon açarak saat 3 gibi avı sonlandırıp geleceğimi söyledim. Saat 3'e çeyrek kala "Son bir kez daha atayım, sonra toplanıp giderim," diyerek kamışımı salladım ve son sürat çekmeye başladım.
İşte sabahın köründen beri peşinde olduğumuz Palamut Paşa, o zaman bindi oltama, ama ne binme. Makina durdu. Kolu zor bela çeviriyorum. Balığı kıyıya getirene kadar kan-ter içinde kaldım ama mücadeleyi kazanan taraf ben oldum ve tam tamına 39 cm boyunda, 750 gr ağırlığındaki arkadaşı atıverdim kovama:
Hemen yaktım bir sigara, nefes nefese telefona sarılarak eşimi aradım ve planların değiştiğini, biraz daha avlanacağımı söyledim.
Hanımların değişen planlar hakkındaki tavırlarını anlatmama gerek yok sanırım.
Avın geri kalanında ise hemen hemen aynı büyüklükte bir Palamut daha aldım. Yakaladıklarımdan daha irice olan bir diğeri de, sahile almaya hazırlanırken kurtuldu.
Uzun lafın kısası, sabretmenin karşılığını çok güzel 2 adet balık yakalayarak fazlasıyla aldım.
Darısı her amatörün başına.
Sevgiler.
Son olarak Yepisyeni Ikea mezuram ve benim klasikleşmiş mutfak tezgahı pozlarıyla balıklar...