iyi dileklerini sunan herkese çok teşekkür ederim.daha keyifli avlar sizlerin olsun.
balıkları akşam üstü,10 metreden,az akıntıda aldık.
Balıkları Keban gölününün kendisindenmi,yoksa oraya katılan bir akarsudanmı aldınız sevgili Sefa.
Sevgiler
Not;Özellikle kırmızı benek barajın kendisinde olabiliyorsa bu çok harika bir durum sayılır.
Tebrikler devamını dilerim
Sevgili üstadım;balıkları Keban baraj gölünün çıkışının hayli aşağılarında,Fırat nehrinde yakaladık.
Kırmızı beneklilerin,nehir üzerindeki balık çiftliklerinde bir dönem üretildiğini öğrendim.şimdi üretildiğini bilemiyorum,sanırım vazgeçmişler.Nehirde Gökkuşağı tamamen doğal bir tür haline gelmiş.Bize nasip olan çiftlikten kaçıp kurtulmuş ve büyümüş bir balık.Fakat onca Gökkuşağı arasında Kırmızı beneklinin üreyebileceğini pek sanmıyorum.
Saygılar![]()
Sevgili Vedat ağabeyim,av dönüşü arabada kadim av arkadaşım ile sohbet ederken,ilerleyen yıllarda en gözde tatlı su balık avcılığının Gökkuşağı olacağını konuşmuştuk.Böylece sizde teyid etmiş oldunuzCevabına teşekkür ederim sevgili Sefa.
Sanırım 1972 yılıydı,Türkiyenin ilk alabalık çiftliklerinden birisini kurma teşebbüsü içindeydim.
O yıl otostopla Avrupaya gidip bizzat bu çiftlikleri inceledimdi.
Sonraları o yaşta bu teşebbüüsümün altından kalkamadım ve devretmiştim.
Şimdilerde orada bu çiftlik üretime devam etmektedir.
Bunları yazmamın sebebi şu.Birgün gelecek birdolu çiftlik kurulacak,özellikle büyük barajların altından koyverilen soğuk sularda bu gökkuşakları devasa boylara erişeceklerdir.Buna inanır ve hayal ederdim.
Şimdilerde benzer haberleri birçok yerden alabiliyorum.Gökkuşağı alabalığı Türk oltacıları için önemli bir av haline gelmiştir.
Sevgimle kal
tebliğ demiş ki:(5) Akarsularda her türlü doğal yem kullanılarak alabalık avcılığı yasaktır. Sadece yapay yem kullanılarak avcılık yapılabilir. Göllerde yapılacak alabalık avcılığında ise kan kurdu, kemik kurdu, leş kurdu, sinek larvaları, canlı ya da cansız içsu ve deniz balıkları hariç, her türlü yapay, doğal ve mamul doğal yem kullanılabilir. (Değişiklik, 5.11.2008 tarih/27045 sayılı RG)
Hiç tevazuya gerek görmüyorum ve açıklıyorum. "Akarsularda canlı yem kullanılarak alabalık avcılığı yasaktır." kuralının teklifini hazırlayan da benim.
Biraz uzun oldu. Kusuruma bakmayın. Kısa yazacak kadar vaktim yoktu.)
Sakıncası yoksa bu kardeşin 'biraz daha kısa' yazmanızı rica edecek. Zira tavazunuzun üstüne basılarak ifade edilişine de aklı ersin ister.
Soru şu; neden akarsular?
Göllere ne oldu veya olmuş muydu? Örneğin içerisinde ismi ile müsemma endemik tür barındıran Abant, yurdun herhangi bir akarsuyundan -hangisi olursa olsun farketmez- daha mı az önemli? Onlarca doğal alabalık barındıran akarsu varken güzel ülkemde kaç tane Abant var? Geçen yıl güya Abant yüzünden az daha kafamı kırıp gözümü çıkarmaya hamleden abimiz, o göğüs kabartan teklifinde Abant'ı unuttu mu?
Hem; avlanma limitleri aynı kalmak kaydıyla, bir dostumun ifadesiyle, kendi akarsu yatağından alınmış bir kurtcuk, larva veya bir solucan aynı akarsuda alabalık için yem olarak kullanılırsa ne olur? Sahi ne olur?
Yahut; göllerde ne olmaz?![]()
Hiçbir şey demeden, her bir şeyi demek istemek.
Yazık bana, vallahi günah. 3 gram bal için 3 kg. keçiboynuzu yedirince benim kazancım ne olacak, senin karın ne bir anlasam? Bırak kalsın, zahmet etmeyesin. Nasıl olsa yurdum insanına pratikte hiçbir anlam ifade etmeyen, elin ecnebisinin aklı ve vicdanıyla şekillenmiş “sahte/yapay yem" gün gelir işte böyle Abant’ta Abanticus’a –pardon duvara- toslar. Bizler de bakarııııız.
Şu da var; yarın- öbürgün göller de bu işe dahil edilir herkes/her şey rahatlar, öyle ya.![]()
-Kendi lisanımızla tabi ki- “Abant Yok Olmasın” dediğimizde, hamle edildikti. Olsun, canın sağolsun yine de. Biz de yaşıyoruz sonuçta, hayattayız. Suçlama ve yargıdan gayri bir cümlen olaydı sayın abim, yarama merhem edeydim bari.