Günde 30-40 adet avlanan yaprak-çinekop v.b. ile Lüfer nesli tükenir mi?

Ne kadar rakam verirseniz verin gırgırların alagarnaların yaptığı zayiatı hiç bir şey yapmaz, biraz mantıklı olun, sanıyorum.. bu gırgırları tutanların amcası dayısı gırgır sahibi yoksa bu şekilde savunma olmaz..Eğer bir volide kaldırılan balığı görmüş olsaydınız böyle düşünmezdiniz..kaldıki bütün amotörler bir defada balığa çıkmıyor..

Şimdi bir hususu anlamak gerekiyor.

Kokoş gibi ne dediğin bilmeyen birileri diyor ki, amanda balığı amatörler vs. hallediyor. Bu martaval elbette. Ama bu amatörlerin önemli bir ölçüde soruna katkı yaptıkları gerçeğini değiştirmiyor.

Olay gene ak kara indirgeme zırvalığı. Şu anda balığa zarar veren Gırgır + amatör. Oran belki %80 - %20 ama bu böyle. Eğer sorun çözülmek isteniyorsa, hem gırgırlardan hemde amatörlerden gelen zararı engellemek elzemdir. gırgırlar çok zarar veriyor diyerek, amatörlerin verdiği zararı yok sayamayız.

Elbette amatörlerde zarar veriyor diyerek, kokoş efendi gibiler kendilerini haklı çıkaramaz. Heleki, amatörleri toplasak en fazla bir kaç gırgırın vereceği zararı verdiğini düşünürsek.

Bugün gırgırları ciddi şekilde 20 cm altını avlayamaz hale getirsek, bu sorun gene çözülmez, zira amatörlerden gelen zarar devam eder, katlanarak. Zira gırgırların bıraktığı balık kıyılar, amatörler çuvalla lüfer taşıyıp sırıtarak poz verir bol bol. Bugün tuttukları çinekopun 10 mislini tutarlar, o olur. Bu da işin bir başka tarafı.

Kaldı ki, bugün bile, zaten amatörün zarara katkısı gerçekten ciddi ölçekte. Bunu da yadsımamak, kabul edip çözümüne çalışmak gerekiyor.
 
İstanbul Nüfusu 12,573,836 kişiden oluşuyor. Bunlardan 6,291.763 kişi erkek. Erkek nüfusunun yarısını çocuk ve bebeklerden oluştuğunu düşünürsek 3,145.881 olur. Bunların 5 te birini de 60 yaşın üstü olarak düşünürsek 2516,70kişi balık tutabilecek olan potansiyel kitledir. Sizce bu potansiyel kitleden kaç tane balık tutmaya devamlı giden vardır??

Haklısınız. Geçen seneye göre kişi başına düşen milli gelir de 2 bin 354 dolardı.

İstanbul'da ikametgah olarak (yani kamusal yapılar dışında) kullanılan 1 milyon 600 milyon yapı bulunmakta. Yine sizin mantık hesabınızı kullanarak her binada 10 kişi oturduğunu tahmin edersek, Nüfus 16 milyon şeklinde çıkar.

İstanbul ve 12 milyon nüfus. Hmmmm. Bu rakama inanmak için çok naif olmak gerekir.

Tekrar ediyorum. Şimdi çıkıp Üsküdar - Kanlıca arasında balık tutan kişi sayısını elle saysam 1000 kişiyi bulurum.
 
Haklısınız. Geçen seneye göre kişi başına düşen milli gelir de 2 bin 354 dolardı.

İstanbul'da ikametgah olarak (yani kamusal yapılar dışında) kullanılan 1 milyon 600 milyon yapı bulunmakta. Yine sizin mantık hesabınızı kullanarak her binada 10 kişi oturduğunu tahmin edersek, Nüfus 16 milyon şeklinde çıkar.

İstanbul ve 12 milyon nüfus. Hmmmm. Bu rakama inanmak için çok naif olmak gerekir.

Tekrar ediyorum. Şimdi çıkıp Üsküdar - Kanlıca arasında balık tutan kişi sayısını elle saysam 1000 kişiyi bulurum.

Bin kişi mi? Sadece Haliç'te bin kişi çıkar.

5 yıl önce Galata'ya böyle zamanda gitseniz, hele balık azsa, bom boş olurdu. Şu anda bakıyorsunuz, yaz kış, balık var yada yok, köprü dolu hep nerdeyse.

İşin garip tarafı balıkçı profili de bayağı değişti. Önceden gençler ile yaşlılar çoğunluktaydı. Şu ara orta yaşta olanlarda çokca. Genel olarak, yaş ortalamasının düştüğünüde söyleyebiliriz.

Millet işsiz güçsüz kaldı. İşi gücü olanlarda çeşitli sıkıntılar içinde. Stres vs. adam boyuna çıktı. Böyle olunca balığa gitmek, istanbullu için stresten kaçmanın iyi bir yolu haline geldi. Herşeyden önce ucuz. Kahvede otursanız, o bile ciddi bir masraf olur zamanla.

Bunu daha açıkca görebiliyoruz. Avlaklarda takışma olurdu eskiden de. Takım karıştı vs. hır gürü bitmezdi pek. Ama şimdi atışmalar çabucak yumruklaşmaya, kavgaya dönüveriyor. Hatta, bıçaklar vs. çekiliyor. Bu da milletin stres sinir küpü olduğunun göstergesi.

Bunalan millet balığa inmeyi bir kaçış olarak tercih ediyor ve avlaklar, 3-4 yıl önceye göre çok çok kalabalık her durumda.
 
Arkadaşlar tüm istanbul bir olup olta atsa 5 tane gırgırın 1 günde çektiğini 1 haftada çekemez. o yüzden amatör avın balığa zarar vereceğini düşünmek dağdan taş alarak dağın boyunu düşürmek gibi bişey.

haa bu demek değildir ki 3 cm 5 cm balığı da alalım. tabii ki yasal boylara uymak ve hatta biraz daha ileri gidip balıkların yumurtlama yaşındaki erişkin boylarına göre av yapmak lazım.
 
Arkadaşlar tüm istanbul bir olup olta atsa 5 tane gırgırın 1 günde çektiğini 1 haftada çekemez. o yüzden amatör avın balığa zarar vereceğini düşünmek dağdan taş alarak dağın boyunu düşürmek gibi bişey.

haa bu demek değildir ki 3 cm 5 cm balığı da alalım. tabii ki yasal boylara uymak ve hatta biraz daha ileri gidip balıkların yumurtlama yaşındaki erişkin boylarına göre av yapmak lazım.

Bu külliyeten yanlış bir bilgi.

Bugün amatör avcılık gayet ciddi oranda zarar veriyor balıklara. Ama bu zarar, tek başına alarmı sarıya ancak getirir, o ayrı mesele. Gırgırlar işin içine girince, olayın rengi ciddi şekilde değişir, alarm kırmızıya döner elbette, turuncuyu atlayıp.

Sağlıklı bir balık popülasyonu için, amatör balıkçılığında kendine çeki düzen vermesi, yada birilerinin çeki düzen vermesi şart.

Bu yapılırsa ancak o zaman balıkçılık için alarm lambası söner.

Gırgırların yakaladıklarını abartmak kolay. gırgırların avında sorun, çinekop gibi artık kırmızı veren balıklar için özellikle. Basitçe, gırgırlar sanıldığı kadar çok çinekop avlamıyor zaten. Ama azıcık avlasalarda, ciddi bir darbe oluyor ki sorun burada.

Gırgırların asıl tahribatı hamsi ve istavrit stokları üzerine. Diğer yandan sığlıklara ağ serip, gırgırı trole çeviriyor olmaları çok büyük bir sorun. Bunlarla da bir şekilde mücadele edilebilmeli.
 
Bence balık kıyıdan tutmakla eksilmez belki ama önemli olan zihniyet. Biz teknelere bakarak haklıyız onlarda açık denizdeki gırgırlara bakarak haklı demekki bitek utanmadan tükenen çinekop ırkı haksız sağlam yumurtlasalar sıkıntı olmaz.
 
Benim bu kocakafam kıyı balıkçılığı ile denizdeki balığın neslinin tüketilebileceği iddiasını kabul edemiyor.

Hiç boşuna parmak hesabı yapıp da iyice komikleşmeyelim.

Her olta sallayan balık tutamadığı gibi her tutulan balık da "katledilmiş" olmuyor.

Denizdeki yaşama etki eden unusrların -zannımca- en sonunda kıyı balıkçılığı gelir.
Zira Fabrikaların,şehir atıklarının bununla birlikte bilinçsizce yapılan ticari balıkçılığın yanında kıyı balıkçılığın sisteme verdiği zarar Deve-Pire gibidir.
Buradaki "pire" kıyı balıkçılığı oluyor. :)


Bu iddianızda ciddi iseniz haydi bir göletteki (deniz değil) israil sazanlarını kurutalım. :P
Kıyı balıkçısı olarak buna iştirak ederim.
 
o amatör balıkçılar kadar gırgır var denızde arkadasım ayrıca 30 40 parca çinekopta alan tekne sayısı topu topu 10 tane mantıklı olalım biraz lütfen.

Herkese hayırlı akşamlar, net'e henüz girdim.Öncelikle Serhat bey, arkadaşınız olamayacak kadar yaşlı olduğum için üzgünüm..Evet, şu ana kadar okuduklarımdan sonra, sizin haklı olduğunuza karar verdim.Zaten öyle raporlar geliyor ki; tek kişi 6 saatte 17 kg istavrit ve 15 adet çinekop, 3-4 kişi 270 parça çinekop, raporlara koyulamayan 1000'lerce kilo kıraça...İnanın ki çok kısa bir süreye kadar sizden farklı düşünmüyordum, ta ki bu raporları görene kadar...Hatta aynı sizin söyleminizi buradan yazdım ve dönüp arkadaşlar özür diliyorum, yanılmışım dedim.Aslında bu gırgırcılara olan kinin altında, hepsini onlar tutmasın banada balık kalsın mantığı yatıyor olabilir mi?Son olarak, denize sağ salim bırakılan tek bir kıraça bile çok büyük fark yaratır, saygılarımla.....
 
Herkese hayırlı akşamlar, net'e henüz girdim.Öncelikle Serhat bey, arkadaşınız olamayacak kadar yaşlı olduğum için üzgünüm..Evet, şu ana kadar okuduklarımdan sonra, sizin haklı olduğunuza karar verdim.Zaten öyle raporlar geliyor ki; tek kişi 6 saatte 17 kg istavrit ve 15 adet çinekop, 3-4 kişi 270 parça çinekop, raporlara koyulamayan 1000'lerce kilo kıraça...İnanın ki çok kısa bir süreye kadar sizden farklı düşünmüyordum, ta ki bu raporları görene kadar...Hatta aynı sizin söyleminizi buradan yazdım ve dönüp arkadaşlar özür diliyorum, yanılmışım dedim.Aslında bu gırgırcılara olan kinin altında, hepsini onlar tutmasın banada balık kalsın mantığı yatıyor olabilir mi?Son olarak, denize sağ salim bırakılan tek bir kıraça bile çok büyük fark yaratır, saygılarımla.....

Altına imzamı atarım :clap2: :clap2: :clap2: :clap2: :clap2: :clap2: :clap2:
 
İsa Sivri´isimli üyeden Alıntı

Herkese hayırlı akşamlar, net'e henüz girdim.Öncelikle Serhat bey, arkadaşınız olamayacak kadar yaşlı olduğum için üzgünüm..Evet, şu ana kadar okuduklarımdan sonra, sizin haklı olduğunuza karar verdim.Zaten öyle raporlar geliyor ki; tek kişi 6 saatte 17 kg istavrit ve 15 adet çinekop, 3-4 kişi 270 parça çinekop, raporlara koyulamayan 1000'lerce kilo kıraça...İnanın ki çok kısa bir süreye kadar sizden farklı düşünmüyordum, ta ki bu raporları görene kadar...Hatta aynı sizin söyleminizi buradan yazdım ve dönüp arkadaşlar özür diliyorum, yanılmışım dedim.Aslında bu gırgırcılara olan kinin altında, hepsini onlar tutmasın banada balık kalsın mantığı yatıyor olabilir mi?Son olarak, denize sağ salim bırakılan tek bir kıraça bile çok büyük fark yaratır, saygılarımla.....

==============================================-




ALO174 konulu bir başlık açıp tutulan küçük balıklar için şikayet yazısı yazdım ve bugun ıtıbarı ıle sonuc aldım. Fakat konuya gösterilen ilginin zayıf olması ve sadece okunup geçilmesi beni sizler gibi düşündürmeye başladı. Kesinlikle şu sozunuze artık katılıyorum ; Aslında bu gırgırcılara olan kinin altında, hepsini onlar tutmasın banada balık kalsın mantığı yatıyor olabilir mi?Son olarak, denize sağ salim bırakılan tek bir kıraça bile çok büyük fark yaratır, saygılarımla.....
 
ALO174 konulu bir başlık açıp tutulan küçük balıklar için şikayet yazısı yazdım ve bugun ıtıbarı ıle sonuc aldım. Fakat konuya gösterilen ilginin zayıf olması ve sadece okunup geçilmesi beni sizler gibi düşündürmeye başladı. Kesinlikle şu sozunuze artık katılıyorum ; Aslında bu gırgırcılara olan kinin altında, hepsini onlar tutmasın banada balık kalsın mantığı yatıyor olabilir mi?Son olarak, denize sağ salim bırakılan tek bir kıraça bile çok büyük fark yaratır, saygılarımla.....

Biraz araştırsanız, 174 ile ilgili başlığın çoktan açılmış olduğunu, hatta bu konunun bir üst konu haline getirilmiş olduğunu görürdünüz.

İlgili konu:

http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=42895
 
Biraz araştırsanız, 174 ile ilgili başlığın çoktan açılmış olduğunu, hatta bu konunun bir üst konu haline getirilmiş olduğunu görürdünüz.

İlgili konu:

http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=42895

Sonuç ne oldu ? sürdürülebildi mi ? Önemli olan bu. Konunun Yarından itibaren duyuru şeklinde yayına alınacağını biliyormusunuz ?.. Önceden düşünüp konu haline getirip çabalamışsınız tebrikler ama önemli olan konunun ne kadar aktif olduğu, aktif olması için yapılması gerekenlerin ne olduğu.. Bende konuyu yarım bıraksam bir başkasıda aynı konuyu açabilir araştırmadan. Bence böyle bi cevap vermektense daha yapıcı bı sekılde destek vermek en azından fikirin büyümesinde etken olabilir...
 
Beyler önemli olan ideallerdir, platformun önemi yok.Bu konuda zaten Kerem beyin hassasiyetini ve duyarlılığını biliyor, takdir ediyoruz.Konu biraz soğuyunca bayrağı Selçuk kardeşimiz almış, ortak amaçlar doğrultusunda birbirimize daha anlayışlı olmalıyız diye düşünüyorum:thumb:
 
Selçuk Bey, ben gözünüzden kaçmış olduğu için, bir de ilginin az olduğu konusunda ki söyleminiz üzere yazdım.

Yarım bırakıldığını düşündüren ne? Sanırım 174'e telefon açıp ilk şikayet de bulunanlardan biriyimdir. O günden bu yana 100'ün üzerinde şikayet dilekçesi verdim, vermeye devam ediyorum.

Neyse, amacım ben-sen kavgası değil. Aynı taraftayız.

Kolay gelsin.
 
Selçuk Bey, ben gözünüzden kaçmış olduğu için, bir de ilginin az olduğu konusunda ki söyleminiz üzere yazdım.

Yarım bırakıldığını düşündüren ne? Sanırım 174'e telefon açıp ilk şikayet de bulunanlardan biriyimdir. O günden bu yana 100'ün üzerinde şikayet dilekçesi verdim, vermeye devam ediyorum.

Neyse, amacım ben-sen kavgası değil. Aynı taraftayız.

Kolay gelsin.

Estagfurullah ne kavgası :thumb:
 
Avlandığımız yerde uygun bir yere 20 cm lik bir işaret koyup yakaladığımız balıkları ölçüyoruz. Ben daha önce fazla dikkat etmemişim. Yahu arkadaşlar 20cm balık bile hakikaten çok küçük. Yani bu adamlar 20cm i değil daha ufaklarını tutmak için mücadele veriyor. Allah bunları ıslah etsin. Bunlar dediğim Kokoş bey fan kulubü.
 
Kendisini amatör zannedip, amatörlükten çok uzak bohcacı takımları nı da hesaba katarsak evet 30 - 40 çinekopla balık tükenir, dört kişilik bir aile 30 çinekopu bir seferde tüketemez, tüketirim diyorsa onlar çinekop değil yapraktır, bu da katliam sayılır.
 
Haklısınız. Geçen seneye göre kişi başına düşen milli gelir de 2 bin 354 dolardı.

İstanbul'da ikametgah olarak (yani kamusal yapılar dışında) kullanılan 1 milyon 600 milyon yapı bulunmakta. Yine sizin mantık hesabınızı kullanarak her binada 10 kişi oturduğunu tahmin edersek, Nüfus 16 milyon şeklinde çıkar.

İstanbul ve 12 milyon nüfus. Hmmmm. Bu rakama inanmak için çok naif olmak gerekir.

Tekrar ediyorum. Şimdi çıkıp Üsküdar - Kanlıca arasında balık tutan kişi sayısını elle saysam 1000 kişiyi bulurum.

Bu rakam 1000 değil 10.000 de olsa yinede bu balık olta avcılığıyla bitmez. Bitseydi istavrit biterdi , hamsi biterdi. Hergün milyonlarca istavrit yakalanıyor. Hamsi ve istavrit nerdeyse bedavaya dağıtılacak. Birde bunların düşmanları sadece amatör balıkçılar , gırgırlar yada tekneler değil. Bu balığın denizdede bir sürü düşmanı var. Hemen hemen bütün balıklar istavrit ve hamsiyle besleniyor. Küçük balık tutanlara yada yumuta dökme zamanında balık tutanlara bende karşıyım ama bu konu bambaşka bir konu. Oltayla yada tekneyle bu balık bitmeeez. Kim ne derse desin bitmez. Gırgırlardaki teknolojik sistemler geliştikçe trol bitmedikçe yada gerekli denetimler yapılmadıkça bu balığın nesli giderek tükenecek Nasıl önceden sarayburnundan , cankurtarandan lüfer kofana , dil balığı , palamut , mırmır vs. gibi balıkları yakaladığımızı anılarımız olarak anlatıyorsak bırakın lüferi kofanayı , çok geçmeden sarıkanadı çinekopu da anılarımızda anlatacağız. Bunun sebebide olta balıkçıları değil...
 
Ali Bey, bakın;

siz kıyı balıkçılarından sanki başka bir gezegenmiş gibi sözetmeye devam ettiğiniz sürece, denizlerdeki doğal yaşamı koruma adına bir arpa boyu bile yol almamız mümkün değil.

Siz bu argümanı ortaya koyarsanız, gırgırcı da kendi argümanını ortaya koyar, kendi menfaati yönünde.

Bugün gırgır, trol, uzatma ağı vs gibi balıkçılığı ticari amaçla yapanları 5 yıl denizlerden uzak tutsanız, 5 yıl sonra kıyı balıkçıları ellerinde kepçe balığı kırmak için ellerinden geleni yapacaklardır.

Yapıldı daha önce. Yaşınızı bilmiyorum ama ben kendim bizzat kepçeyle, soğuk yemiş palamutları toplayan adamlar gördüm.

İstavrit biterdi demişsiniz. Yine yaşınızı bilmeden, bundan 20 yıl önceki İstavrit popülasyonunu bilen biri olarak çok rahat diyebilirim ki İstavrit bitmiştir.

Eğer siz, İstavrit yakalamak için bile takımı 100 metreler ulaştırmak zorundaysanız, saatte bilmem kaç km hızla akan akıntılara karşı dibi bulmak için 200 gr kurşunlar takmak durumdaysanız ve buna rağmen çoğu zaman saatlerce uğraştığınız halde eli boş döndüğünüz günler daha fazlaysa balık çoktan bitmiştir.

Ortada bir kanun var. Bir tebliğ var. Merak ediyorum acaba hangi bilinç seviyesi bir tebliğe uymamak için bu kadar bahane üretir?

Ha, bu arada gırgırlar balığı uzaylılara satmıyor. Sonuçta gırgırların balığı bu kadar kırmasının sebebi yine o balığı talep eden vatandaş.
 
Ali Bey, bakın;

siz kıyı balıkçılarından sanki başka bir gezegenmiş gibi sözetmeye devam ettiğiniz sürece, denizlerdeki doğal yaşamı koruma adına bir arpa boyu bile yol almamız mümkün değil.

Siz bu argümanı ortaya koyarsanız, gırgırcı da kendi argümanını ortaya koyar, kendi menfaati yönünde.

Bugün gırgır, trol, uzatma ağı vs gibi balıkçılığı ticari amaçla yapanları 5 yıl denizlerden uzak tutsanız, 5 yıl sonra kıyı balıkçıları ellerinde kepçe balığı kırmak için ellerinden geleni yapacaklardır.

Yapıldı daha önce. Yaşınızı bilmiyorum ama ben kendim bizzat kepçeyle, soğuk yemiş palamutları toplayan adamlar gördüm.

İstavrit biterdi demişsiniz. Yine yaşınızı bilmeden, bundan 20 yıl önceki İstavrit popülasyonunu bilen biri olarak çok rahat diyebilirim ki İstavrit bitmiştir.

Eğer siz, İstavrit yakalamak için bile takımı 100 metreler ulaştırmak zorundaysanız, saatte bilmem kaç km hızla akan akıntılara karşı dibi bulmak için 200 gr kurşunlar takmak durumdaysanız ve buna rağmen çoğu zaman saatlerce uğraştığınız halde eli boş döndüğünüz günler daha fazlaysa balık çoktan bitmiştir.

Ortada bir kanun var. Bir tebliğ var. Merak ediyorum acaba hangi bilinç seviyesi bir tebliğe uymamak için bu kadar bahane üretir?

Ha, bu arada gırgırlar balığı uzaylılara satmıyor. Sonuçta gırgırların balığı bu kadar kırmasının sebebi yine o balığı talep eden vatandaş.

Kerem bey, sözlerinize sonuna kadar katılıyorum.Allah aşkına o Galata köprüsü 7 gün 24 saat yıllardır dolu, hiç mi boşalmaz, misina sarkıtmaya yer yok.En son çocukken gidip abilerin bacakları arasından misinayı suya indirdiğimi hatırlıyorum.Gönül ne kadar istesede orada balık tutmayı, aklımdan bile geçirmiyorum.Artık orada bu işin ticaretini yapanlar çoğaldı.Velhasıl oraları görüpte kıyı balıkçılarının denizlerdeki etkisi görülemiyorsa, boşuna yazmamızın bir anlamıda yoktur herhalde....
 
Back
Yukarı