Haber şunu diyor:
Halk kıyıları doldurdu, vatandaş boğazı seyredemiyor..
Bu lafın orjinali "Halk plajları doldurdu, vatandaş denize giremiyor" şeklinde, 1933 yılında yaşanmış:
istanbul'un bir sayfiyesinde rabıtalı bir emekli üst düzey memur bir tatil sabahı uyanıp da tülü araladığında penceresinden pazar sabahı plaj manzarasını görür. çadırcılar, mangalcılar, don atlet yüzenler, sivil yüzen çoluk çocuk, şambriyeller, deve güreşçileri, kum üstünde pişti oynayanlar; hasılı memleketim orta sınıfı (ne sınıfı, sakıncalı sınıf demek: orta direği) tatile gelmiştir. nevri döner haliyle beyefendinin, açar telefonu; "santral jandarm karakolunu bağlayın lütfeen" der. karşısına çıkan nöbetçi subaya da böyle der işte: "halk plajı bastı vatandaş denize giremiyor, nerdesiniz yahu siz?".
Bu ihbarın sonucunda Plajda (Florya Plajı) biroperasyon gerçekleşir, baya bir temaşa, curcuna yaşanır, hır gür olur..
Bunu da cumhuriyet gazetesi haber yapar. Sonra bu haber, Cumhuriyet gazetesi ve temsil ettiği kesimi taşlamak için çarpıtılır, amanda şu şu adamlar halkı vatandaştan saymıyor, yaaa, gördünüz mü bakın denerek belli bir siyasi blok topa tutulur.
Heyhat, devran döner, işte böyle o gazetenin haberini malzeme yapan kesim, kendini vatandaş başkalarını halk görmeye başlar ve bu haber sütunlara geçer, işte böyle..
Oysa taaa o zamanlar bu aptalca ve ahmakça pay çıkarma telaşı olmasaydı, o "halk" eğitilip, vatandaş yapılmak için çalışılsaydı, aradan geçen 76 yıl ve iki nesil içinde bu defaten başarılmış olurdu.. Sonuçta da ne şunlar:
plajın yakınında bir villada yaşayan ve ismini açıklamayan bir caddebostanlı,"plajın açılacağını duyunca oldukça sevindim. ancak bir hafta sonra işin ne kadar vahim olduğunu gördüm. artık eşimle evimin balkonunda oturamıyorum. çünkü her an bir kişi üzerini çıkartıp mayosunu giyebiliyor. bu işe kesin bir çözüm bulunması gerekiyor. taşınmayı bile düşünür hale geldim"
Nede şu "kıyıları basan balıkçılar vakası.."
Peki nedir mesele? Çözüm nedir?
Bu işin doğrusu, yürüyüş ve balıkçı alanlarının ayrılmasıdır. Kaldırım, balık tutmak için değildir.. Ne yapılabilir? Basitçe bir iskele yapılır, kaldırıma paralel. Balıkçılar için bir yer ayrılır.. Sonra denir ki, kardeşim burasıdır, balık burada tutulacaktır, budur..
Yoksa o yasak, bu yasak.. Yasakla iş hallolmaz. Zira, balıkçı 500 kişi iken, oradan geçen 50 kişi, yasak yapılacaksa, yürüyüşe yasak gelmeli.. Ama kime neyi yasaklıyorsunuz ki?
Haa, görgü, saygı vs. vs.
Bu eğitimle hallolur. ama iktidarların bunu halletmek gibi bir dertleri yokki.. Onları böyle bırakan, böyle olmasına sebebiyet veren kültürden nemalanan, oy toplayan bir siyaset ile yönetiliyor bu ülke, sağ/sol/merkez farketmeden.. Siyasetçiler bunu düzelmesini istemez ki, kolay yoldan oy toplayabilsinler..