Uzun zamandır gidemediğim balık avına zaman ayırabilmek için bir hafta önceden işleri ayarlayıp hafta içi 15.00 gibi yola çıktım.Hedef balıklar tatlı su levreği,turna ve yayın olduğu için yemleri ona göre aldım.Aslında yayın için pek ümidim yoktu ama yanımda giderken Solucan,tavuk ciğeri,istavrit ve bir miktar karides götürdüm.Yolda Av partnerim Harun ile buluştuk ve avlağa doğru yola çıktık.İstanbul'da yağan müthiş yağış beni korkutmuştu ama avlakta yağmur yoktu.Yolda bizi leylekler karşıladı.
Avlağa vardığımızda gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra oltaları suyla buluşturduk.
İlk olarak oltalara solucan ve turna için istavrit takarak gönderdik.Gelen ilk balıklar tatlı su levreğiydi.Fakat istediğimiz büyüklükte değillerdi ve oltayı yuttukları için iğneleri çıkarırken balıklar zarar görüyordu ve iade etme şansımızda olmuyordu.Bu nedenle tatlı su levreğinden vazgeçtik.Turna ise yeme dokunmuyordu bile sabah saatlerinde at çek yapmak üzere turna takımlarını da topladık.Akşam saatlerininde yaklaşması ile oltaları çekip yayın için takım hazırlayıp yemledik ve suya gönderdik.
Akşam yemeğini mangal başında özellikle Harun'un muhteşem yaptığı patlıcan salatası eşlğinde bir güzel hallettikten sonra sohbet muhabbet derken tekrar kıyıya oltaların yanına geldik ve ateş yakarak yayınları beklemeye başladık.
Bizim orada senelerdir ördeklere ve kazlara saldıran hatta bir iki tanesini yiyen balık muhabbetimiz vardır.Ben ısrarla o balığın varlığına inanır ve bir gün tutacağımı söylerim ve tabii malum arkadaşlarımda devamlı alay eder.Gene harun'la aynı muhabbete başlamıştık ve ben balık gelsinde oltayı götürsün tutmayayım ama olduğunu göreyim yeter diye devamlı takılmış gibi tekrarlıyordum.Gece üç buçuk gibi Harun'un birden arkama bakarak gözleri büyüdü ve Onur oltaya bak dedi.Arkamı döndüğümde tavuk ciğeri ile yemleyip gönderdiğimiz ve toprağa sapladığımız olta öne doğru u şeklini almaya başlamıştı.Hemen yerimden fırlayarak oltayı kaptığım gibi asılarak çekmeye çalıştım.Oltanın ucunda sanki kaya vardı ve balık sadece tek bir hareket yaptı ve olta anında koptu.Ben ellerim boş ve hayal kırıklığı ile kalakaldım.devamlı beklediğimiz ve hayalini kurduğumuz balık gelmişti ve geldiği gibi de gitmişti.Fakat bu bana çok önemli bir şeyi bir kere daha öğretti.Deneyim,kullanılan malzeme,hazırlık balık tutma da çok önemli.Takımları hazırlarken Harun misinanın yayın için yetersiz olacağını söylemişti ve hatta birinin ucuna çelik beden takmıştık ama belkide bende hep beklememe rağmen büyük bir balığın gelebileceğine çok fazla inanmıyordum belki de o yüzden yanımızda bulunan kalın misinaları bile sarmadan oltaları attık.Aslında oltada ki misinalar çok da yetersiz değildi ama büyük balıklar için zayıf kaldılar herhalde.Tabii biz hemen elimizde ki en kalın misinaları oltalara sararak tekrar yemleyip attık ama bir daha ara ki bulasın balığı.Ayağımıza kadar gelen firsatı tepmiştik bir kere.neyse bu hislerle sabahı ettik ve sabah turnalar av peşinde zıplamaya başladılar karşımızda.İlk önce kıyıdan at çek yapmaya başladık ama gelen turnalar çok küçüktü ve zarar vermeden göle iade edildiler.
Daha sonra kayık ile göle açıldık.Sağımızda solumuzda turnaların balıklara saldırışını ve balıkların can havli ile kendilerini suyun dışarısına atışını defalarca izledik.Turnalar ise alay eder gibi 2-3 metre yanımızda suyun dışına atlayıp duruyorlardı fakat maalesef bizim oltalara hiç uğramadılar.zaten geceden uyumadığımız için yorgunlukta vardı.Çok fazla uzatmadan avı sonlandırdık.beklediğimiz balık kaçmasına rağmen bana ben buradayım mesajını verdi ve bende kendisine merak etme en yakın zamanda hazırlıklı olarak doğru malzeme ve daha fazla deneyimle geliyorum görüşeceğiz diyorum.
Avlağa vardığımızda gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra oltaları suyla buluşturduk.
İlk olarak oltalara solucan ve turna için istavrit takarak gönderdik.Gelen ilk balıklar tatlı su levreğiydi.Fakat istediğimiz büyüklükte değillerdi ve oltayı yuttukları için iğneleri çıkarırken balıklar zarar görüyordu ve iade etme şansımızda olmuyordu.Bu nedenle tatlı su levreğinden vazgeçtik.Turna ise yeme dokunmuyordu bile sabah saatlerinde at çek yapmak üzere turna takımlarını da topladık.Akşam saatlerininde yaklaşması ile oltaları çekip yayın için takım hazırlayıp yemledik ve suya gönderdik.
Akşam yemeğini mangal başında özellikle Harun'un muhteşem yaptığı patlıcan salatası eşlğinde bir güzel hallettikten sonra sohbet muhabbet derken tekrar kıyıya oltaların yanına geldik ve ateş yakarak yayınları beklemeye başladık.
Bizim orada senelerdir ördeklere ve kazlara saldıran hatta bir iki tanesini yiyen balık muhabbetimiz vardır.Ben ısrarla o balığın varlığına inanır ve bir gün tutacağımı söylerim ve tabii malum arkadaşlarımda devamlı alay eder.Gene harun'la aynı muhabbete başlamıştık ve ben balık gelsinde oltayı götürsün tutmayayım ama olduğunu göreyim yeter diye devamlı takılmış gibi tekrarlıyordum.Gece üç buçuk gibi Harun'un birden arkama bakarak gözleri büyüdü ve Onur oltaya bak dedi.Arkamı döndüğümde tavuk ciğeri ile yemleyip gönderdiğimiz ve toprağa sapladığımız olta öne doğru u şeklini almaya başlamıştı.Hemen yerimden fırlayarak oltayı kaptığım gibi asılarak çekmeye çalıştım.Oltanın ucunda sanki kaya vardı ve balık sadece tek bir hareket yaptı ve olta anında koptu.Ben ellerim boş ve hayal kırıklığı ile kalakaldım.devamlı beklediğimiz ve hayalini kurduğumuz balık gelmişti ve geldiği gibi de gitmişti.Fakat bu bana çok önemli bir şeyi bir kere daha öğretti.Deneyim,kullanılan malzeme,hazırlık balık tutma da çok önemli.Takımları hazırlarken Harun misinanın yayın için yetersiz olacağını söylemişti ve hatta birinin ucuna çelik beden takmıştık ama belkide bende hep beklememe rağmen büyük bir balığın gelebileceğine çok fazla inanmıyordum belki de o yüzden yanımızda bulunan kalın misinaları bile sarmadan oltaları attık.Aslında oltada ki misinalar çok da yetersiz değildi ama büyük balıklar için zayıf kaldılar herhalde.Tabii biz hemen elimizde ki en kalın misinaları oltalara sararak tekrar yemleyip attık ama bir daha ara ki bulasın balığı.Ayağımıza kadar gelen firsatı tepmiştik bir kere.neyse bu hislerle sabahı ettik ve sabah turnalar av peşinde zıplamaya başladılar karşımızda.İlk önce kıyıdan at çek yapmaya başladık ama gelen turnalar çok küçüktü ve zarar vermeden göle iade edildiler.
Daha sonra kayık ile göle açıldık.Sağımızda solumuzda turnaların balıklara saldırışını ve balıkların can havli ile kendilerini suyun dışarısına atışını defalarca izledik.Turnalar ise alay eder gibi 2-3 metre yanımızda suyun dışına atlayıp duruyorlardı fakat maalesef bizim oltalara hiç uğramadılar.zaten geceden uyumadığımız için yorgunlukta vardı.Çok fazla uzatmadan avı sonlandırdık.beklediğimiz balık kaçmasına rağmen bana ben buradayım mesajını verdi ve bende kendisine merak etme en yakın zamanda hazırlıklı olarak doğru malzeme ve daha fazla deneyimle geliyorum görüşeceğiz diyorum.