Arkadaşlar hep, çırpmadan bahsettik. Birazda kendi kullandığım yöntemden bahsedeyim. Sennur Uyar arkadaşım bu yöntemleri bide balıklara anlatın diyor. Haksız sayılmaz. Gerçektende kefal bence tutulması en zor balıklardan. Bu nedenle de bu yönüyle hep usta balıkçıların ilgisini çekiyor. Bende epey zaman kefal tutamadım. Az ilerimde olta atan devamlı balık alıyor, benim oltama dokunmuyordu bile. Sonra anladımki, iş yemlemede. Öncelikle olta attığınız bölgenin günlerce, hatta haftalarca yemlenmiş olması gerekiyorki, balık oraya alışsın. Bizim burada ustalar tarafından, nisan ayının başından beri balık tutulacak yer yemlenip duruyor. Kokmuş işkembe, kokmuş balık artıkları, atık yemekler, makarna, pilav, bulgur, pasta, ekmek denize dolduruluyor. Bu sene havaların soğuk gitmesi nedeniyle henüz tam olarak başlamadı ama, bir haftaya kalmaz bunun semeresi alınır. Hemşehrim Ömer AKŞAHİN abimin costal çöplükte balık tutatabilmesinin sebebide zaten bu olmalı. Bu keratalar denizlerin leş kargaları. Bende bunu keşfettikten sonra balığın alışık olduğu bölgelerde önce oltamın dibe oturacağa yeri yemledikten sonra oltamı atmaya başladım. Fakat sonuç gene iç açıcı değil. Ben 1 tutuyorsam yanımdaki 10,15. Bunun sebebinide sonunda çözdüm. Ustalar 0,20-0,25 arası kaliteli marka misina kullanıyorlar. Kanca ise, eğer ben büyük balıkdan başka tanımam diyorsan 4-5, olsun küçükde olur diyorsan 8-10 no kanca olacak kurşun işe 10 gr. Gene olmuyor. Ee tabi bu aylarda atıyorsan köstekler kurşundan 3 karış yukarda Temmuz Ağusosta atıyorsan 1-1,5 karış yukarıda olacak ve köstekler çok kısa bağlanacak. Yani oltanı yaparken matamatiksel yapacaksın. Evet artık ustalarım kadar olmasada bende tutuyorum kefalleri. Birde kiloluk kefaller geldiğinde misinayı kırdırmamayı tam becerirsem işlem tamam. Bunda da gene kösteğin bedene bağlanması ile kancaların bağlanmasındaki teknik ve misinada hiç hasar olmaması önem taşıyor. Selamlar.