Acı kavramı biraz garip bir kavram.. Ama yanlışımız şu oluyor, türlerin kendi içindeki dinamiklerini, diğer türlere kılıflamak.. Acı dediğimiz şey, insan için geçerli. Acının neaderthal veya bir fil için geçerli olup olmadığını bilmek imkanı yok. Hatta, benim acı dediğim şeyin sizin için aynı şey olup olmadığı bile tartışılabilir..
Bir arşatırma yapılmış. Psikopatların, işkence ettikleri insanların gösterdiği vahşet ve acı ifadelerini fizyolojik olarak anlamadığı belirlenmiş. Yani psikopat adamın tırnağını sökerken, sizin bağırıp çağırmanız vs. onda sizin acı duyduğunuz anlamını çıkartmıyor.. Ve bu, tamamen beyin kimyası ile alakalı..
Neyse, dağıtmayalım.. Balıkların bizim anladığımız manada acı çekip çekmediklerini bilmek imkansız. Ama şurası bir gerçek, o davranış bize yapılsa, biz acı çekeriz. Olayı insanlık dışı vs. olarak görürüz.. Ve biz insan olarak, bizden sorumluyuz. Bence, bizim acı çeksin çekmesin, bir hayvana yapacağımız bize acı verici bir hareket, bizim insan olmaktan vahşi olmamıza gitmemiz demektir. Yani mesele, balığın acı çekmesi değil, bizim acı çektirmemizdir. İnsan olarak bize düşen, acı çekmelerini engellemek olmalıdır.
Ama onlar acı çekmiyor?
Evet, olabilir. Ama onun yerinde bir insan olsa, acı çeker miydi? Kendimizi buna şartlamaz, nasılsa acı çekmiyor diye mübah görürsek işkenceyi, bunu balıktan eve dönünce de atamayız.. Bu çorba niye soğuk diye hanımın gözünü patlatırız. Çekeceği acıyı da, psikolojik yıkımı da düşünemeyiz.
Yani, balık için değil, kendi insanlığımız için bunu yapmalıyız.. Belki böyle yaparak avlaktan dönünce canavar olacak insanlar çıkmayabilir. Ama böyle yaparak, içinde canavarlık olanların merhameti öğrenmesini sağlamak gibi bir erdem üzerinde olabiliriz..