Lapor: 23 Ocak 2010 Hayal Ülke Tortumda Bir İstanbullu Çaparici

Kadri kardeş, helal olsun sana. Bize güzel yurdumun güzel insanlarını bir kez daha sevgiyle yaşattın. Benim komşum da Erzurumlu ve , okurken seyrederken hiç yabancılık çekmedim. Paylaşım için teşekkürler.
 
..Yazdıklarındaki o samimiyet, o sevecenlik, böylesi güleryüzlü bir insana ait olabilirdi ancak. Çok güzel bir "lapor" olmuş teşekkürler sayenizde bizde gitmiş kadar olduk. ...

Çok teşekkürler. Nuri abi işte.. Nam-ı diğer Balli :)

Teşekürler Kadri bey çok güzel bir sunuş yapmışsınız, okurken,videoları izlerken,resimlere bakarken,o sıcak ortamda inanın sizlerle beraber bizlerde oradaydık.Bu ortamı hazırlayan BALIK AVI NET sayfasına emeği geçenlere sonsuz teşekkürler.Bütün dostlukların baki kalması dileğim ile.:) :) :)

Teşekkür ederim. Umarım hepimiz böyle güzel anılar yaşarız.

HElal olsun ne diyimki vallahi duygulandım. Tebrik ederim nuri abi ve kadri abiyi.

Sağol İbrahim. Bir de senle Enez raporu yazalım bir gün ;)

Bir insan ancak bu kadar güzel anlatılabilir , hocam harika özetlemeşsiniz. Elinize sağlık.

Ben de bu Nuri abi ile fiilen tanışma şerefine nail oldum , çok ta mutlu oldum. Rapor yarın inşallah :)

Kışt. Kendi laporuna yollan bakayım :D :D

Kadri kardeş, helal olsun sana. Bize güzel yurdumun güzel insanlarını bir kez daha sevgiyle yaşattın. Benim komşum da Erzurumlu ve , okurken seyrederken hiç yabancılık çekmedim. Paylaşım için teşekkürler.

Teşekkürler Erdinç Abi. İnşallah sizinle de çok güzel Laporlar yayınlayacağız buradan. ;)
 
Abiler şu konuya bir el atalım. Epey geride kaldı, az yol alsın.:rolleyes: ;)
 
Abiler şu konuya bir el atalım. Epey geride kaldı, az yol alsın.:rolleyes: ;)

"e ne güzel gidiyor bu konu" (Made in Kadrican)

Nereye gidiyor? Gitmiyor abicim, burada duruyor.:D :)
 
Biliyorum bu konu açılalı epey zaman oldu ama hastalıktı-sağlıktı, işti-güçtü derken, ancak kendimi toplayıp bu konuya yazma fırsatı bulabildim. Tabii raporu ilk okuduğumda yaşadığım hisleri ve bu nedenle parmaklarımın klavyeye gidemeyişini saymazsak...

Raporu okurken herşey gayet güzel gidiyordu ve yazacaklarımı bile şekillendirmiştim. Ta ki, Erdem'in konuştuğu videeoyu izleyene kadar. Erdem, her zaman bildiğimiz, takip ettiğimiz ve hatta güzel avlarına şahit olduğumuz kardeşimizdi. Ama bir gün babası ve amcası ile kalkıp İstanbul'a geldi. Şöyle bir baktım ama gözlerimi de bir türlü O'ndan ayıramadım (gözleri öylesine güzel ki. Allah nazardan saklasın). Çünkü öyle güzel bakıyordu ki, başka bir şeye odaklanmak benim gerçekten çok zordu. Bir kaç soru sordum ama sorularıma cevap alamadım. Öğrendim ki, Erdem o zamanlar konuşma zorluğu çekiyormuş ve tedavi için buraya gelmiş. Tedavi merkezi de belli bir süre konuşmasını yasaklamış. Bunun ardından melodik konuşmalar başladı, o dönem de geçti ve iyileşti. Bu süre zarfında bir kaç kez konuştuk telefonda, ama çekingenliğinden çok seri konuşamıyordu. Bu rapor yayınlanmadan çok kısa süre önce (bir ya da iki gün öncesi) yine telefonda konuşmuştuk. Sonra videoyu izleyince gördüm ki gayet seri ve düzgün konuşuyor. O kadar duygulandım ki anlatamam. Bir iki gün öncesinde de takdir aldığını öğrenmiştim, üstüne ballı kaymak oldu. Çocukları çok severim ve bazı çocuklar benim için gerçekten özeldir. Erdem de onlardan biri. İşte bu rapora, bunca zamandır yazamayışımın asıl sebebi budur...

Gelelim rapor sahibi ve seyahatine. Ne diyeyim, Allah muhabbetinizi bozmasın. :) Sağ salim gidilip gelindi, oltalar sallandı, Göl havası içlere çekildi, balli çayı içildi, melemen yenildi, gezilip tozuldu ve ballinin kötülüğü ile haşır neşir olundu. :) Anlaşıldı ki, el sıkışmak, sarılıp dostluk pekiştirmek her ne kadar ayrı bir keyif verse de, uzaklıklar aslında uzaklık değilmiş ve hissedilenler sözde uzakta da olunsa, yanyana da olunsa aynıymış. Ben yaşamıştım, sizlerin de yaşamasına bir o kadar sevindim. Daha güzel günlerimiz, daha sıkı dostluklarımız daim olur inşallah.

Gidenin, gezenin, yiyenin, içenin, selam götürüp getirenin, raporu yayınlayanın ellerine ve yüreğine sağlık. :)
 
Biliyorum bu konu açılalı epey zaman oldu ama hastalıktı-sağlıktı, işti-güçtü derken, ancak kendimi toplayıp bu konuya yazma fırsatı bulabildim. Tabii raporu ilk okuduğumda yaşadığım hisleri ve bu nedenle parmaklarımın klavyeye gidemeyişini saymazsak...

Raporu okurken herşey gayet güzel gidiyordu ve yazacaklarımı bile şekillendirmiştim. Ta ki, Erdem'in konuştuğu videeoyu izleyene kadar. Erdem, her zaman bildiğimiz, takip ettiğimiz ve hatta güzel avlarına şahit olduğumuz kardeşimizdi. Ama bir gün babası ve amcası ile kalkıp İstanbul'a geldi. Şöyle bir baktım ama gözlerimi de bir türlü O'ndan ayıramadım (gözleri öylesine güzel ki. Allah nazardan saklasın). Çünkü öyle güzel bakıyordu ki, başka bir şeye odaklanmak benim gerçekten çok zordu. Bir kaç soru sordum ama sorularıma cevap alamadım. Öğrendim ki, Erdem o zamanlar konuşma zorluğu çekiyormuş ve tedavi için buraya gelmiş. Tedavi merkezi de belli bir süre konuşmasını yasaklamış. Bunun ardından melodik konuşmalar başladı, o dönem de geçti ve iyileşti. Bu süre zarfında bir kaç kez konuştuk telefonda, ama çekingenliğinden çok seri konuşamıyordu. Bu rapor yayınlanmadan çok kısa süre önce (bir ya da iki gün öncesi) yine telefonda konuşmuştuk. Sonra videoyu izleyince gördüm ki gayet seri ve düzgün konuşuyor. O kadar duygulandım ki anlatamam. Bir iki gün öncesinde de takdir aldığını öğrenmiştim, üstüne ballı kaymak oldu. Çocukları çok severim ve bazı çocuklar benim için gerçekten özeldir. Erdem de onlardan biri. İşte bu rapora, bunca zamandır yazamayışımın asıl sebebi budur...

Gelelim rapor sahibi ve seyahatine. Ne diyeyim, Allah muhabbetinizi bozmasın. :) Sağ salim gidilip gelindi, oltalar sallandı, Göl havası içlere çekildi, balli çayı içildi, melemen yenildi, gezilip tozuldu ve ballinin kötülüğü ile haşır neşir olundu. :) Anlaşıldı ki, el sıkışmak, sarılıp dostluk pekiştirmek her ne kadar ayrı bir keyif verse de, uzaklıklar aslında uzaklık değilmiş ve hissedilenler sözde uzakta da olunsa, yanyana da olunsa aynıymış. Ben yaşamıştım, sizlerin de yaşamasına bir o kadar sevindim. Daha güzel günlerimiz, daha sıkı dostluklarımız daim olur inşallah.

Gidenin, gezenin, yiyenin, içenin, selam götürüp getirenin, raporu yayınlayanın ellerine ve yüreğine sağlık. :)

Dostluk adına, sevgi ve saygı adına söylenecek her ne varsa dile getirmişsin bir-bir. İnşallah bir başka zaman diliminde yine aynı sıcaklığı, aynı güzel coşkuyu, aynı dost muhabbeti daha nice dostlarla hepbirlikte yaşamak nasip olur.

Onurlandırdın bizleri, pek bahtiyar ettin. Çok teşekkürler. Yüreğine, kalemine sağlık ablaci Sennur. Selam, sevgi ve saygılarımla...;) :)


Bugün geç oldu, yazını yarın okutacağım Erdoçuna.:)
 
dombili abi, ve hayal ülke Tortum'un güzel kalpli ekibi, hepinizin gönlüne sağlık, harika hareketler bunlar kardeşim,

ama bakın eskina murat derki, bundan sonra çok daha sık birlikteliklerimiz olacak,

Aileyiz biz kardeşim, var mı ötesi
 
dombili abi, ve hayal ülke Tortum'un güzel kalpli ekibi, hepinizin gönlüne sağlık, harika hareketler bunlar kardeşim,

ama bakın eskina murat derki, bundan sonra çok daha sık birlikteliklerimiz olacak,

Aileyiz biz kardeşim, var mı ötesi

Teşekkür ederim Murat ;)
 
Valla geç farkettim özür diliyorum.Harika bir lapor, Harika dostluklar, Harika bir hava,Harika harika herşey harika.Tebrikler ellerinize sağlık bize Tortum'u getirdiğiniz için.
 
Back
Yukarı