Lüfer kanal'dan kıyılıyor mu?

Dostum 70 Milyon balıksızda yaşar ama senin bu yaklaşımınla,,
SEN BUGÜN YAŞAR, YARIN AÇ KALIRSIN AÇÇÇ..!!
Fazla değil,,
Bundan bikaç yıl sonra merak etme senin geçimini sağladığın evlatlarında bu balıkları bulamayınca,,
Sizin gibilere dolayısıylada sana küfredecek...
Bunuda yaz bi kenara...!
Bayramınızı en içten dileklerim kutlarım..
Kimse kusura bakmasın..

abi bir yanlış anlaşılma olmuş sanki hahaha :D
 
Arkadaşlar, ortada gerçekten bir yanlış anlaşılma var.Serdar Köylü orada ironi yapıyor.Yani gırgırcının mantığı bu diyor, kaldı ki kendisi bunlara karşı mücadele veren bir arkadaşımız.Herhalde mesajları görünce gerekli açıklamayı kendisi yapar.

bende yanlış anlama yok derken ben gırgırcıları kastederek yazdım serdar köylü de onları kastetmiş kimsenin şahsına yorum yapmadım bilginize..
 
Yaw,,
Arkadaşlar özelden durumu izah ettilerde..,,,
Yanlış anlaşılma olmuş sanırım...
Dostum,,
Şahsından özür dilerim..
Saygılarımla..
 
O balıklar balık haline gelmiyor, çoğunlukla şuradan buradan kamyonetlere yüklenip piyasaya sürülüyor.

Bir yönden de maliyeyi ilgilendiren bir iş yapılıyor.

Sonuna kadar katılıyorum.Dün(perşembe) semt pazarında şöyle bir turlayayım dedimde balıkçı tezgahının birinden bu söylediklerinizi doğrular şu cümleleri duydum"Gel abla geeelllll,kendi teknemizden çinekoplar 5TL,daha ucuzu başka yerde yoookkkk".Daha ucuzu yok çünkü teknesi kıyımı yapmış ufacık defne irilerini alıkoymuş kendisi pazarlarda satıyor fatura yok vergi yok hooop denizden tezgaha tam ekip işi yani:mad:
 
Siz farkında değilsiniz ama sportif olta balıkçılığı yapıyorsunuz. 4-5 saatte yakaladığınız bir lüfer için onca zaman/emek/para harcıyorsanız sonuçta bu zevk için yapılan birşeydir. Doğru mu? Değil derseniz herhangi bir adamın saat ücretine ben size daha fazla balığı satın alma garantisi verebilirim :)

Dolayısı ile dönelim sportif olta balıkçılığına ve zevk olayına: Sizin şahsınızda ve yazdıklarınıza istinaden konusuyorum ama siz bunu genelleyebilirsiniz. Kıyıdaki insanların çoğunun durumu aynı. Bir balığı (yaprak, çinekop değil mesela 8 yaşında bir tuna balığını (yaklaşık 100-120 cm arası olur) hayatında yakalamamış, sırtı kara nın ne olduğunu hiç görmemiş, fener balığının kaç milyon yılda evrimleştiğini veya evriminin kaç milyon yıl önce durduğunu bilmeyen bir insandan o gün tuttuğu ihtiyacı fazlası 4. Lüferini bırakmasını istersen alacağın tepki yukarıdaki olur.

4-5 saatlik mesai, harcanan emek, altyapı için harcanan para, yediğin soğuk. "Ben bunu yemek amacı ile yapıyorum" dediğin zaman ben de derim ki, uzun vadede aç kalırsın, rastgele.

Emirgan bol miktarda kraça vardı. Balık o kadar sayıf ve güçsüz ki sıtkı sıyrılmış olarak geliyor.
Kıyıdan tutulan çinekoplar ancak defne yaprağı boyutunda, ama kendilerine çinekop deniyor. Yani özetle: Koyunun olmadığı yerde keçi abdurrahman çelebi.


Dedikleriniz doğru, muhalefet yapamam hatta katılırım. Fakat ben yemek için yapıyorum derken '' aç karnım doyuracağım '' demedim. Elbetteki işin içinde zevk'te var. Ama Serdar bey abinin daha önce yazdığı '' ben balığı sevmem hatta tutup bırakmışlığım daha çoktur.'' lafına istinaden yazdım.
Benim diğer yazdıklarımıda okursanız bu olaya bakış açımı ve mantalitemi anlarsanız.

Ben kıyı balıkcılığı ile tekne- gırgır balıkcılığının kendine has ayrı problemleri ve sorunları olduğunu düşünüyor ve buna göre ayrı ayrı öneriler getirilmesinden yanayım. Yani '' gırgırlar zaten süpürüyor ufak büyük demeden birde kıyı balıkcıları duyarlı olsun '' demek, yanlış değil fakat yeterli de değil.

Ben zaten balığı ve balık tutmanın adabını sizlerden ve buradaki değerli abilerimin yazılarını okuyarak öğrendim. Sadece objekt fikirlerimi söylüyorum.
 
Kıyı balıkçılığının problemleri var. Teknenin de var. Ama görmüyoruz ki, balıkların da problemleri var.

Anlıyorum, sizin bunu hissedebilmeniz, anlamanız çok zor. Ama gerçek bu. Bu milletin %99'u balığa, et stoku olarak bakıyor.

Bu mantaliteyle akıldan geçen, ne kadar çok et yiyebiliriz sorunu oluyor.

Oradaki bakan, memur, müdür vs. hepsi için sorun, et sorunu. Onlar için balığın varlığı yokluğu gibi bir sorun yok. Marmara'da var olan türlerin %80'i yok olmuş, çok ta tın. Zira yeterince et var, çinekop, istavrit ve hamside.

Eğer yeterince fazla kişi balığı et olarak görmez, bir canlı olarak görüp onun var olma hakkına saygı duyarsa, bu mesele ancak o zaman düzelir.

Deniyor ki, kanun, denetim filan. Bunlar olmuyor. Hala görmüyorsunuz, olmuyor ve olmayacak işte. Çünkü kanun koyacak olan da, satanda alanda "bolca etin ne ziyanı olur canım" kafasında. Balığı yok ettiğimiz, tükettiğimiz anlaşılamıyor.
 
Geçmişten aklımda kalan İstanbul bogaz anısı:

-Çok soguk havalarda yani dışarda kar tipi varken lüfer en derin sularda avlanırdı. sıcak olması bakımından.

- birde bu mevsimlerde eğer lüfer orta suda ise altında istavrit var derdi balıkçılar..ozellikle daha durgun koy şekli olan bölgelerde..hatta tekneden çapari ile istavrit tutuldugunda yukarı çekekerken istavrit yarım-kesik geldiğinde üst kademe suda canavar geziyor derlerdi. lüfer için..:)
 
,birde ben suyun hala sogumadından kaynaklıyorum bu lufer balıgı soguk su hayvanı oldunu söyledıler ..ki öle.. .birde dıkat edersenız soguk suda yasayan hayvanlar cok lezzetli..alabalık olsun ,,norveç uskumrusu olsun vs vs..yanı ben dedım gıbı sular sogumadıgı ıcın kıyılar sıcak su oldugu için bu hayvah fazlşa yaslamıyor kıyıya dıyorum..)

Bunlara katılmazsam darılan olur mu?

1- Lüfer soğuk su balığı değil, en fazla 12 C dereceye kadar dayanıyor ve bu sıcaklıklarda tamamen hareketsiz kalıyormuş, yem de yemiyor, ağa da vurmuyor.

2-Kıyılar her zaman kanaldan daha soğuktur. Balık 1. maddeye göre suları soğuk bulduğunda, barınmak için kanala (sıcak suya) iner. Şimdi kanalda olmasına gerek yok.
Serdar'ın dediği gibi açıkta ve orta sularda olablir, yemlenmek için dibe iniyor, adeta dibe yapışıyor.

Rastgele.
 
Back
Yukarı