diren
Active Member
- Yaş
- 53
- Favori Kamış
- şeker kamışı
- En iyi avı
- Hayallerim, aşkım ve çipuram.
- İsim
- Diren
Nail Arkadaşım,
Sorularını tersten yanıtlayacağım.
Neden balıkçı? Aslında önceleri ben de her amatör gibi durağan nesnelerle başladım (ev-ağaç-börtü-böcek). Sonra birgün Aşiyan'da, Orhan Veli'nin heykelinin bulunduğu parkta çektiğim kuru dal resmini incelerken arka planda kalan balıkçı'nın figür olarak resmi etkilediğini gördüm. Ardından daha iyi bir kare arayışı ile balıkçıları çekmeye başladım.
Neler hissediyorum? Bunu sanırım en iyi söyle anlatabilirim. Siz, oltayı çantanızdan çıkarıp uygun yem, kurşun hazırlayıp, rüzgarı hissedip nasıl bir umutla oltayı denize atıyor ve sabırla bekliyorsanız ben de kameramı çıkarıp diyafram, enstantane ayarlarımı yapıp, sabırla "o anı" bekliyorum. Deniz aynı deniz, balık aynı balık, umut aynı umut, sabır aynı sabır, keyif aynı keyif, huzur aynı huzur. Sadece benim yakaladıklarımın ızgarası olmuyor
Balık avlayanlara bakınca ne görüyorum? Çok şey... Herkes birbirinden o kadar farklı ki. Kimi gerçekten rahatlamak, sohbet etmek için avlanıyor, kimi kendiyle başbaşa kalmak için. Kimi rıskını çıkarıyor, kimi rıskını satıyor. Kimileri de var ki kendine galiba bir av kotası koyuyor, bunu tutturmak için ha babam de babam uğraşıyor, oltayla, balıkla, yağmurla, güneşle, kısaca herşeyle kavga ediyor. Sanırım onlar için balık araç değil amaç oluyor.
Ben de işte tüm bu duyguların en iyi anını yakalamaya çalışıyorum. Tabii amatör olarak.
Tek sıkıntım, kimi balıkçılar tam onları çekerken beni fark edip ya poz veriyorlar, ya da "ne çekiyon, neyi çekiyon" diye sinirleniyorlar.
Sorularını tersten yanıtlayacağım.
Neden balıkçı? Aslında önceleri ben de her amatör gibi durağan nesnelerle başladım (ev-ağaç-börtü-böcek). Sonra birgün Aşiyan'da, Orhan Veli'nin heykelinin bulunduğu parkta çektiğim kuru dal resmini incelerken arka planda kalan balıkçı'nın figür olarak resmi etkilediğini gördüm. Ardından daha iyi bir kare arayışı ile balıkçıları çekmeye başladım.
Neler hissediyorum? Bunu sanırım en iyi söyle anlatabilirim. Siz, oltayı çantanızdan çıkarıp uygun yem, kurşun hazırlayıp, rüzgarı hissedip nasıl bir umutla oltayı denize atıyor ve sabırla bekliyorsanız ben de kameramı çıkarıp diyafram, enstantane ayarlarımı yapıp, sabırla "o anı" bekliyorum. Deniz aynı deniz, balık aynı balık, umut aynı umut, sabır aynı sabır, keyif aynı keyif, huzur aynı huzur. Sadece benim yakaladıklarımın ızgarası olmuyor
Balık avlayanlara bakınca ne görüyorum? Çok şey... Herkes birbirinden o kadar farklı ki. Kimi gerçekten rahatlamak, sohbet etmek için avlanıyor, kimi kendiyle başbaşa kalmak için. Kimi rıskını çıkarıyor, kimi rıskını satıyor. Kimileri de var ki kendine galiba bir av kotası koyuyor, bunu tutturmak için ha babam de babam uğraşıyor, oltayla, balıkla, yağmurla, güneşle, kısaca herşeyle kavga ediyor. Sanırım onlar için balık araç değil amaç oluyor.
Ben de işte tüm bu duyguların en iyi anını yakalamaya çalışıyorum. Tabii amatör olarak.
Tek sıkıntım, kimi balıkçılar tam onları çekerken beni fark edip ya poz veriyorlar, ya da "ne çekiyon, neyi çekiyon" diye sinirleniyorlar.