Beklenti içerisindeki dostları hayal kırıklığına uğrattığımın farkındayım, ancak bu terazinin çekeceği sıklet bu. Bu kumaştan anca bu elbise oluyor gözüm. Bir kez daha affola ve de mazur görüle lütfen.
İmdi; işte bu senin yaptığını filancalar yapmaz. – meşhur sözdür, alınacak kardeşlerimiz olmasın diye isim vermedim.- Be insafsız, bak kaç soru var paylaşımında, hangi birine ne kadar sürede, senin razı olacağın cevabı verebilirim, hiç düşündün mü? İnsanda biraz merhamet olur. Yazabilen var yazamayan var. Herkes senin gibi değil ki bir solukta 2 sayfa yazıyı döşesin, imini cimini bir güzel irdelesin değil mi?banghead
Benim için yazı; büyük bir yorgunluk. Ölümdür, ölüm. Yazma melekelerim çok köreldi, esgisiyin yazamıyom artık. Önceden bir ibadet telakkisi ile yazı başına otururdum. Hatta bazen kendimi frenlemeyi düşündüğüm yazın seanslarım da olurdu. Uzar giderdi alabildiğine. Ama doluya ama boşa, önemli saymazdım, yine de yazardım. Ama şimdi? Yoğurt o kadar bol değil, çay kaşığı ile kaşıklamaya kalksam da hemencecik bitiyor. Rezervlerim tükenmiş canım, ne etmeli bilmem ki?
Tevekkeli değil av raporlarımı bizim Stres Efendiye yaptırırdım çoğunlukla. Sonra hocaya devredelim dedik, ama heyhat. O da tıpkı ben. Etme eyleme hoca, yaz şu raporu diye diye yalvarsam da kar etmiyor. Ne yapayım bundan sonraki günceleri sana postalayacağım artık? Bu iş için bulunmaz, ender bir kabiliyetin var. Ver Volkan’a ıspanağı, çıkarsın yağını evelallah.
Armudun sapı üzümün çöpü diye diye yazıyı da uzatıyoruz ya gören de içinde mücevher saklı zannedecek. Boş laflar işte. Yazı mı? Yazı, kabul edilirse şayet.
Alabalığı ben de denizin levreği ile eşdeş görmüşümdür, lüferin değil. Levreğin dünyasını ise artık ezberledin, onu aynen alabalığa da uyarlayacaksın. Fırsat imkan olur da inşallah senden de gönül okşayan alalar görürüz diyelim.
Turna avı için bir fikrim yok. Neden? Çünkü hiç avlanmadım da ondan. Atıp savursam turnacı kardeşlerimize karşı ayıp olur. İşin ustaları nezdinde benim fikirlerimin bir kıymeti harbiyesi olamaz, bu doğru da olmaz zaten. Ancak kefalin tadı sandığın gibi değil bunu bil. Temiz suyu olan bir avlaktan alınan kefalin lezzeti değme balıkların lezzetine taş çıkartır. Püf noktası: Bol ve dağlanmış yağda kızaracak. Kefalin her iki tarafı da ince ince aralıklarla çizilmiş olacak. Cosss diye atacan yağın içine kızarsın, sonra yeme de yanında yat. Sıcakken yenmeli birde. Soğuyunca bir hafif sarsılıyor tadı, ya da ben soğumuş sevmiyorum diyeyim.
Tatlısuya tekrar başla bence, boşlama. Bak sevgili Roy artık denizleri nerdeyse unuttu. O dünyanın kendine has keyfinden, güzelliklerinden niye mahrum olasın ki? Avcı adamsın sonuçta. Balık+su denkleminin tatlısudaki izdüşümü daha bir başka, inan.
Yukarıda yazdıklarımı yazılmamış say. Asıl yazacağım şey ya da yazmayı düşündüğüm ve öyle olmasını istediğim şey: “Çok teşekkür ederim gubani. Sana da rastgelsin inşallah gönlünce güzellikler” olacaktı, aha da oldu. Allaha emanet olasın...
Üfff, şiştim bee! Postun kıllarını saydırdın, birkaç gün kendime gelemem artık.