balli
Well-Known Member
- Yaş
- 61
- Şehir
- erzurum
- Favori Kamış
- D.A.M Telespin 3 mt. 10/30gr.
- Favori Makina
- Shimano Hyperloop 4000 RB
- En iyi avı
- 11,7 Kg. Aynalı sazan
- İsim
- m.nuri akkaya
Dostlar merhaba,
Henüz önceki konuma yazan dostlara cevap verememişken, aradan geçen bir hafta içerisinde de bir raporluk aynalı sazan avımız henüz yayınlanmamışken, üstüne yeni bir konu açıp sizlerin güzel gözlerine, latif sözlerine sunmak biraz yüzsüzlük gibi olsa da bir başlık daha açmak istedim. Hoş bu paylaşımım da yine eksik-gedik olacak adım gibi biliyorum, cevapsız bırakacağım mesajlar yine olacak. Dedim, yine diyorum; rapor açmayı sevsem de devamını getiremiyorum. Zaafımdır, tüm dostlardan tekrar özür dilerim.


Kışın sazan avı pek nadirdir malumlarınız. Neredeyse tüm tatlısularda hayat durur sanki. Hem av günlerinin zorluğu -soğuk, ulaşım, ve sair- hem balıkların hareket ve beslenmesinde görülen değişimler soğuk günlerin av aktivitelerini akamete uğratıyor. Erzurum özelinde bakarsak; tüm avlaklarımız buz altındadır mesela. Yurdun neredeyse yarısı da zorlu kış şartlarının türlü olumsuzluklarıyla yüz-yüzedir, bilirsiniz.
Bu sene Aralık’tan itibaren gittiğimiz daha doğrusu gitmek zorunda olduğumuz Tortum Gölü’nde bir hafta hariç, sezonu iyi geçiriyoruz sanırım. Haftada bir gün fırsat bulabildiğimiz Tortum seferlerimizden muhakkak balıkla döndük. Gerçi önceki yıllara göre canla-başla beklediğimiz gökkuşaklarından henüz ses- seda olmasa da aynalı sazan her gidişimize merhaba dedi.
Gölü gün içerisinde gözlemleyebilecek bir yakınlığımız olsa eminim ki onu da bulabilecek, geç kalmış hasretimizin valsına erebileceğiz ancak mecburiyetlerin mahkumiyetinden kurtulup bizlere nasip olan zamanlara henüz denk gelmedi “öyle havalar.” Oysa önceki yıllarda kış mevsiminin başıyla ve sonuyla tüm evrelerinde bu meradan alabalık alma imkanımız olduydu.
Belki bir önceki gün ve belki de sonrasında suyun/havanın tüm parametreleri gökkuşlar için uygun oluyordur kim bilir, fakat gidişlerimizde “o havayı” hiç yakalayamadık? Öyle ki, Muharrem hocam (KorkutAta) ”ya Nuri abi, burada ala olduğuna emin misin, yoksa siz daha önce başka yere mi gidiyordunuz? Vardı madem, hani neredeler? İlahi hocam; gözüyle gördüğü, eliyle dokunduğu hatta birçoğunu kendi kepçelediği halde neredeyse aynalıları da yok sayacak. ‘Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca.’ Allahtan ki bir ay önce o tek sirazı da avlayıverdi, yoksa hepten yok sayardı Tortum’u.

Gölün ücra bir yerine geceden çekilen 50 metrelik ağdan, 15 kg. civarı sirazla 30 cm boyunda bir adet alabalık çıkardı köylüler.
Vardım yanlarına. Başka hiçbir tür ağa vurmamış.
Ağı temizlediler, “Bu sazaların da otuz-gırt’tenesini üsdüsde goyiruh, tandurda güveş yapiruh. Ele vayra, barmahların yiyersen.” Saza dedikleri bizim siraz balığı.
Alabalığı fotoğrafladım. Tüm hatlarında ağ izleri, ölmüştü. “Bozulmasın” diye karnını yarıp temizlediler. Hamsi boyunda bir de siraz yavrusu yutmuştu.
“Dağlardan geliy ezoğli, buranın yerli balıği değil bu. Çam ormannarının balıği, sel oldimi geliyler”
Hangi türdü bu güzel?
-???
İyisi mi dur ben hocama sorayım:
Sevgili Yakup hocam, bu balık nerenin balığı?




Bir de ne oldu?
“Aynali, ala şindi olmaz, hele ganciya heş gelmez ezoğli, boşuna atmayın.” sözünden 5 dakika sonra aynalı sazan dip oltasının taşını suya fırlattı. “Hele gel hocam, kepçele gurban, aynalımız geldi gine.”:laughing:


Rivayete göre şu karşıki dağın zirvesi bundan 200 yıl önce taşıyla, toprağıyla kayarak gelip Tortum çayının önüne set olmuş. Dağın yüzeyindeki kayaçlar sanki cilalanmış gibi pürüzsüz ve belli bir açıyla ta zirveden tabana kadar devam ediyor. Sanki dün olmuş gibi hala izleri taze.


Kendinize iyi bakın, nice şen günlere inşallah. Sağlıcakla, sevgiyle…
.
Henüz önceki konuma yazan dostlara cevap verememişken, aradan geçen bir hafta içerisinde de bir raporluk aynalı sazan avımız henüz yayınlanmamışken, üstüne yeni bir konu açıp sizlerin güzel gözlerine, latif sözlerine sunmak biraz yüzsüzlük gibi olsa da bir başlık daha açmak istedim. Hoş bu paylaşımım da yine eksik-gedik olacak adım gibi biliyorum, cevapsız bırakacağım mesajlar yine olacak. Dedim, yine diyorum; rapor açmayı sevsem de devamını getiremiyorum. Zaafımdır, tüm dostlardan tekrar özür dilerim.


Kışın sazan avı pek nadirdir malumlarınız. Neredeyse tüm tatlısularda hayat durur sanki. Hem av günlerinin zorluğu -soğuk, ulaşım, ve sair- hem balıkların hareket ve beslenmesinde görülen değişimler soğuk günlerin av aktivitelerini akamete uğratıyor. Erzurum özelinde bakarsak; tüm avlaklarımız buz altındadır mesela. Yurdun neredeyse yarısı da zorlu kış şartlarının türlü olumsuzluklarıyla yüz-yüzedir, bilirsiniz.
Bu sene Aralık’tan itibaren gittiğimiz daha doğrusu gitmek zorunda olduğumuz Tortum Gölü’nde bir hafta hariç, sezonu iyi geçiriyoruz sanırım. Haftada bir gün fırsat bulabildiğimiz Tortum seferlerimizden muhakkak balıkla döndük. Gerçi önceki yıllara göre canla-başla beklediğimiz gökkuşaklarından henüz ses- seda olmasa da aynalı sazan her gidişimize merhaba dedi.
Gölü gün içerisinde gözlemleyebilecek bir yakınlığımız olsa eminim ki onu da bulabilecek, geç kalmış hasretimizin valsına erebileceğiz ancak mecburiyetlerin mahkumiyetinden kurtulup bizlere nasip olan zamanlara henüz denk gelmedi “öyle havalar.” Oysa önceki yıllarda kış mevsiminin başıyla ve sonuyla tüm evrelerinde bu meradan alabalık alma imkanımız olduydu.
Belki bir önceki gün ve belki de sonrasında suyun/havanın tüm parametreleri gökkuşlar için uygun oluyordur kim bilir, fakat gidişlerimizde “o havayı” hiç yakalayamadık? Öyle ki, Muharrem hocam (KorkutAta) ”ya Nuri abi, burada ala olduğuna emin misin, yoksa siz daha önce başka yere mi gidiyordunuz? Vardı madem, hani neredeler? İlahi hocam; gözüyle gördüğü, eliyle dokunduğu hatta birçoğunu kendi kepçelediği halde neredeyse aynalıları da yok sayacak. ‘Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca.’ Allahtan ki bir ay önce o tek sirazı da avlayıverdi, yoksa hepten yok sayardı Tortum’u.

Gölün ücra bir yerine geceden çekilen 50 metrelik ağdan, 15 kg. civarı sirazla 30 cm boyunda bir adet alabalık çıkardı köylüler.
Ağı temizlediler, “Bu sazaların da otuz-gırt’tenesini üsdüsde goyiruh, tandurda güveş yapiruh. Ele vayra, barmahların yiyersen.” Saza dedikleri bizim siraz balığı.
Alabalığı fotoğrafladım. Tüm hatlarında ağ izleri, ölmüştü. “Bozulmasın” diye karnını yarıp temizlediler. Hamsi boyunda bir de siraz yavrusu yutmuştu.
“Dağlardan geliy ezoğli, buranın yerli balıği değil bu. Çam ormannarının balıği, sel oldimi geliyler”
Hangi türdü bu güzel?
-???
İyisi mi dur ben hocama sorayım:
Sevgili Yakup hocam, bu balık nerenin balığı?




Bir de ne oldu?
“Aynali, ala şindi olmaz, hele ganciya heş gelmez ezoğli, boşuna atmayın.” sözünden 5 dakika sonra aynalı sazan dip oltasının taşını suya fırlattı. “Hele gel hocam, kepçele gurban, aynalımız geldi gine.”:laughing:


Rivayete göre şu karşıki dağın zirvesi bundan 200 yıl önce taşıyla, toprağıyla kayarak gelip Tortum çayının önüne set olmuş. Dağın yüzeyindeki kayaçlar sanki cilalanmış gibi pürüzsüz ve belli bir açıyla ta zirveden tabana kadar devam ediyor. Sanki dün olmuş gibi hala izleri taze.


Kendinize iyi bakın, nice şen günlere inşallah. Sağlıcakla, sevgiyle…
.
