Aslında devir konusunda iddialaşmak yersiz; sonuçta kişinin fiziksel özellikleri ve tercih meselesine göre değişecektir bu durum; benim tercihim düşük devirlilerden yana ve şükür avlaktan genellikle balıksız dönmedim; dediğim gibi 1 kol yerine 1 çeyrek veya 1,5 atarım yeri geldiğinde ve benim için yorucu olmuyor...
Elbette en doğrusu bu.
5,8 turlu makinamı bir kere denedim o sularda ve hemen kaldırıp kutusuna koydum; 2 atışta bitirir beni çünki.
Bu da makine alırken bir kaç kez düşünmek gerektiği gerçeğini ortaya çıkarıyor.
Biraz yakından bakmak lazım olaya. Bu olay öyle, amanda devir sayısı denecek basitlikte bir olay değil.
Elimizde bir dişli mekanizması, bir kol, bir mil, bir rotor ve makara var. Pek çokları bakar, hemen dişli mekanizmayı görür, işte şu oranda, demekki... Hesap basit: Koldan çıkan kuvvet = DevirOranı x Misinadaki kuvvet.
Yani, bu aslen "bakkal hesabı" olan hesap, bize şunu der. 200 gr kurşun çekiyorsanız,
3.9 x 200 = 860 gr.
5.4 x 200 = 1080 gr.
Yani, 5.4 devirle çekmek için, diğerinden kafadan +25 daha fazla güç harcamak lazımdır.
Ama bu maalesef bir bakkal hesabından öteye pek gidemez. Çünkü orada sürtünme vs. meseleleri ve görünmeyen bir diğer kaldıraç/çıkrık sistemi vardır: Çevirme kolu ve ayna mahruti dişli.
Çevirme kolu, bildiğimiz çıkrık olarak görev yapar.
Basit makineler denen bir konu başlığı ile, orta 2'de öğretilir bunun şusu busu..
Burada, dişli küçük disk, kol ise büyük disk görevini görür. O zaman, küçük dişli ne kadar küçük, kol ne kadar büyükse, elinizde o kadar çarpanı olan bir çıkrık var demektir.
İşte bu noktaya hiç bakılmaz genelde. Hafif olsun diye incecik, kırılmasın diye de kısacık yapılır o kollar. Küçük dişli ise, küçük diş demektir ki, ucuz maddeden olursa, sıyırır kolayca..
İşte bu yüzden, çoğu makine, heleki ucuz makineler kısa kollar ve büyük dişlilerle gelir. Ama bu sorunu aşmış bir sürü makine vardır. Malzemenin hakkını vermiş, kalite malzeme kullanmış. Haliyle pahalı olmuş ama, hız için dişli oranını sağlarken, dişli çapı ve kol ile de kuvvet mevzusunu aşmış..
Böyle bir makine ile, yük binince sanki hafiflemiş gibi hissederseniz. 100gr kurşun attınız çekiyorsunuz ya. Bir de balık biner üstüne kocaman, acayip bir şey olur, makinenin sarması daha kolaylaşır.
Aslında bu bizim algı sistemimizin abesliğindendir. Sararken aynı zamanda kamışa da yükleniyoruz ya. yük binince kamışa binen yük katladı haliyle. O bizi daha çok zorluyor. Makine de de yük arttı, sarmak daha çok kuvvet gerektiriyor ama, kamış iyice bastığı için, bize onun sarması daha hafiflemiş gibi geliyor. Bir tür duyu yanılgısı yani.
Ama ortadaki durum budur. Bir makinenin yüksek devirli olması, kafadan çekerken zorlayacak diye bir şey yok. 5.4 devirli bir makine, 3.9 devirli birinden daha kolay sarabilir de. Eğer kalite bir şeyse, zaten kalite üreten adam düşünür: insan yiyecek, pardon saracak bunu...
Kısaca, makineniz iyiyse, yüksek devir sorun olmaz zaten.
Bir defasında Balta limanı tarafındaydık. Patır kütür çinekop tutuyoruz. Hatta, o gün konya'dan bir arkadaş gelmiş, tanışmıyoruz, hiç birbirimizi görmedik, ama ellerimin alacasından tanımış beni. Neyse, bir ara balık vurmakta gecikti. Bende susadım. Çay söyledim. Çay 3 TL ama, getirseler bari, getirmediler de. Bu da neyse. Dedim bakkala gideyim, kola alayım. Çevredekiler bana da sigara filan. Neyse gittim. Dönüşte benim takımı birisi sağolsun sarmış, balık vurmuş, o da çekmiş.
Dedi ki, "Makina 3 devir filan herhalde, çok hafif sarıyor". Dedim, "yok, 5.1 devir." Cevap, "Yahu bizimki 4 devir, bundan ağır sarıyor.. Kıymetini bil, güzel makine..."
Aradaki fark bu. Yani, devir oranı, ancak her şeyi aynı iki makine arasında bahse konu farkı gösterir. Makinenin diğer parçaları da dişli oranı kadar çekme yüküne etki eder. O yüzden, yüksek devirli makine aman zor sarılır, yorar vs. sözleri bir şehir efsanesidir. Elbette makine alırken nereye bakacağını bilmeyen, sonra da "Aman öyle memnunum ki, öyle böyle değil" diyenler gibi, bu detaylara dikkat etmeyip, öylesine bir makina alırsanız, "yüksek devrili makina zor çekilir" gibi bir efsane ile avunursunuz.
Kısaca, yüksek devri, düşük devir vs. hikayedir, detaydır. Bütünün bir parçasıdır. Makine alırken telinden, sapından, devirne vs. hepsi bir bütündür ve tümüne bakılır. Kimi makine yorar, kimi yormaz, fark ve de olay budur.