Soğuk denizlerde bir balık avı

Şehir
İstanbul
Favori Kamış
Sportex SeaStar 2,70 80-100 atarlı
Favori Makina
Penn Sargus 3000
En iyi avı
Sudak 92 cm 8,5 kg
İsim
Ergiz Esen
Epey bir zamandır Norveç'te balığa gitmeyi istiyordum. Okuduğum yabancı balıkçılık dergilerinde hep Norveç'ten bahsediliyor, çok balık büyük balık ne ararsan orada sanki. Ama hepimiz biliyoruz ki hayat, hele hele balıkçılık, o kadar da kolay değil. Merak işte, kendi tecrübemi kendim kazanmak istedim.

Sonunda okuduğum dergilerden birinin duyurduğu, Norveç'in güneyinde, Skottevik denen bir yerde gerçekleştirilecek bir haftalık (17-24 Mart) bir organizasyona katıldım. Koşullar ve kurallar :

- Skottevik'te deniz kıyısında bir tatil kampında, 5 kişilik bir apart katta kalacağız. Odalar 2 kişilik. Diğer 4 kişiyi tanımıyorum, önden isim ve telefonları geldi sadece telefonlaştık.

- Her gün bir kişi yemek yapacak. Arkadaşlar da marifetli çıktı, bayağı gurme usulü beslendik diyebilirim. Ben sıram gelince balık tava ve yanına bulgur pilavı yaptım, bulguru ve baharatları yanımda götürmüştüm.

- Balıkçılık malzemelerini kendin götürüyorsun. Organizasyonu yapanlardan ödünç malzeme alınabilir ama pek kaliteli ve güvenli değil. Ben sadece bir miktar jig desteği aldım. Götürdüğüm malzemeler :

* 2,10 m 150-450 g (12 lb) tekne kamışı (orta ağır-derin su için)
* 2,70 m 80-100 g spin kamış (hafif-sığlıklar için)
* 2,40 m 50-150 g fiber tekne kamışı (yedek)
* 3,00 m 10-60 g spin kamış (kıyı avcılığı için)
* Kamışların içine konduğu içiçe geçen iki borudan oluşan bir özel taşıma kabı
* Penn Sargus 3000 ve 5000 iki makara, 0,15 ve 0,20 örgü misina sarılı
* Muhtelif jigler (55-135-185 gr) ve silikon balıklar (17 cm, 54 ve 80 g zokalı)
* Florokarbon leader 0,38 mm
* Kıyıdan atmak için 15 cm silikon, 15-20 g zokalı
* Kıyıdan atmak için muhtelif kaşık ve sahteler
* Bol bol palamut ve uskumru çaparisi (işe yaramadı mevsimi değilmiş:p )
* Kaliteli fırdöndü, halka, klips vb
* Multi tool (leatherman taklidi;) )
* Çakı
* Makas
* İlkyardım malzemesi (gerek olmadı neyse ki)
* Çakmak

Tabii buna ilave floatation suit denen, giyeni hem sıcak tutan hem de denize düşerse yüzerlik sağlayan bir kıyafet götürdüm, okuduğum dergilerden birine abone olduğumda bedavaya vermişti. Bir aboneliğe bedava veriyorlarsa dandiktir dedimdi ama çok iyi iş gördü, hiç üşümedim. Yüzerliğini denemedim, açıkçası buna çok da üzülmedim :D

Diğer giysi vb ile toplam malzemem 35 kg buldu, sırt çantamdakiler hariç. 16'sı gece 11'de seyahatten eve geldim, bütün malzemeleri toplamak sabaha kadar sürdü. 17'si sabahı havaalanına gittiğimde hiç uyumamıştım. Tabii bu kafayla malzeme çantasını bağlayacak kayışı almadığımı da havaalanında farkettim. Neyse kayış tedarik edildi ve bagajı vermeye gittim, bu defa da ağırlık limitine takıldım. Orada da imdada THY'nin miles&smiles kartı yetişti. İş nedeniyle çok uçakla seyahat ettiğim için Elit statüsü almıştım, 40 kg'a kadar ücretsiz müsaade ettiler.

11.30 gibi Oslo'ya indim. En ucuzundan bir araba kiralamıştım, ona binip 400 km daha yol gitmem gerekiyordu. Ucuz arabanın navigasyonu olmadığından, yanıma eşimin cep telefonu irisi tabletini almıştım. Son dakikada bulup yüklediğim daha önce hiç denemediğim bir navigasyon yazılımı vardı üzerinde. Neme lazım bir harita alayım dedim, havaalanında gideceğim bölgenin haritasını da bulamadım! Artık hayırlısı diyerek arabaya bindim, navigasyonu çalıştırdım. Neyse eli yüzü düzgün çıktı, gideceğim yerin yaklaşık 10 km yakınına kadar götürdü. Son aşamada bana gönderdikleri yol tarifine göre gittim ve akşam saat 19.00 gibi vardım. Evet 19.00 gibi, çünkü Norveç'te otobanda hız sınırı 100 km, aralarda hep 70-80 ve dık sık da 50 km! Acayip yüksek cezaları var, bu nedenle hız sınırını hiç aşmadım.

Akşam vardığımda daha önce telefonlaştığımız Jürgen beni karşılayıp odayı gösterdi, ardından brifinge katıldık. Organizasyonu gerçekleştiren Kutter&Küste dergisinin baş editörü, aynı zamanda ünlü bir deniz balıkçısı ve rehber olan Rainer Korn, bizim turun organizasyonunu da üstlenmişti. Temel kuralları ve tekne paylaşmını vb anlattı. Sabahı iple çekerek odamalarımıza gittik ve biraz tanışma sohbetinden sonra yattık.

İşte kaldığımız tesisler ve bina (beyaz) :

P1030170.JPG


P1030171.JPG


Sabah tekneler dağıtıldı, bize düşen yaklaşık 7 metrelik içten takma motorlu fiber tekneye geçtik. işte teknemiz :

P1030172.JPG


Tekneki arkadaş bizim Andre, takımlarını yerleştirirken :

P1030174.JPG


İlk gün hava bayağı soğuktu. Gece 1-2 oC'ye düşüyor, gündüz 8-10 oC arası. Güneş varsa idare ediyor, rüzgar varsa resmen kesiyor. Kalın dış giysi tek başına yetmiyor, mutlaka altına kalın giyinmek lazım. Ama terlemek de tehlikeli, bir denge bulmak gerekiyor.

Saat 11.00 gibi açıldık. İlk günün avı gayet iyiydi, yakalananlar temelde morina. İşte bir örnek, benim Jürgen'le ortak kovam. Balık boyları yaklaşık 70 cm, alt sınır 40 cm ama biz 50 dedik.

P1030188.JPG


Avdan saat 17.30 civarı geri döndük, avdan dönünce ilk iş fileto çıkarmak. Filetoları 4'lü olarak buzdolabı poşetlerine koyup vakumlayıp derin dondurucuya kaldırıyorlar. Eve dönerken Norveç'ten adam başı 15 kg fileto çıkartma hakları var. Benimkilerin bir kısmını orada yedik, bir kısmını da arkadaşlara verdim. Belki 15 kg'ı azıcık geçmişlerdir ;) İşte Jürgen'in fileto çıkartma operasyonu.

P1030204.JPG


Ciddi teşkilat gerektiriyor. Ben de yanıma fileto bıçağı almıştım, ilk filetolarım daha çok püsküle benziyordu ama sonra ustalaştım:hungry: Filetoda önemli olan derisiz ve kılçıksız,tek parça düzgün bir fileto çıkartmak.

İkinci gün de benzer geçti, ancak hava daha güzeldi. İşte ikinci günden birkaç fotoğraf :

P1030208.JPG


Thies (kırmızı giysili) ve Detlef. Thies bizim kaptanımızdı.
P1030209.JPG


Bu da ben ve floatation suit'im, elimde de 12 lbs tekne kamışı ve Penn Sargus 5000 :
P1030212.JPG


Üçüncü gün Norveç'in ilkbahar rüzgarları kendisini gösterdi. Tekneyle açılmak mümkün değildi. biz de öğleden önceyi biraz tembellik

P1030214.JPG


ve biraz çevre keşfiyle değerlendirdik. İşte size biraz norveç manzarası :

P1030215.JPG


Öğleden sonra da Thies ve Andre'nin keşfettiği boğaza gidip karadan avlandık. Gerçekten çok keyifliydi, 3 metrelik 10-60 gr kamışımıgetirdiğime çok sevindim. Dört tane morine tuttum, ikisini (55-60 cm) alıkoyup diğerlerini geri attım. Herkes aşağı yukarı aynı adette balık tuttu. İlginç olan, yeni bir sahteyi ilk taktığınızda ilka atışta balık geliyor, ardından bir iki vuruş ama balık alamıyorsunuz. 15 dk sonra sahteyi değiştirince yine ilk atışta balık geliyor.

Üçüncü gün sabahtan kendi teknemizle açıldık yine, ama pek verimli bir gün değildi. Elim boş kalınca fotoğraf çektim. İşte Jürgen'in örnek balıkçı pozu :

P1030219.JPG


Gördüğünüz gibi floatation suit üzerine bir de otomatik şişen can yeleği giymiş. Bunu yapmak aslında şart.

Öğleden sonra ise Rainer Korn bizi alıp iyice açığa götürdü, hedefimiz yine morina sülalesinden Almanların Köhler (=kömürcü) dediği bir balığı yakalamaktı. İşte size Köhler :

kohler%2520fisch.jpg


Bir tane de benden :

P1030248.JPG


Rainer'in aluminyum Kaasboll marka teknesi 100 HP motoruyla bizim tekneden çok daha hızlıydı. Açıktaki sığlıkların üzerine gidiyor, fish finder ile balık var mı bakıp varsa bir geçiş yapıyor, yoksa bir diğer dığlığa gidiyorduk. Sığlıklardan birinde büyük bir sürüye rastlayında burunda beraber oturduğumuz Andre ile birlikte böyle iki kova doldurduk :

P1030220.JPG


Bu kovanın dolmamış hali idireeling

Andre haşat bir şekilde dönüş yolunda :

P1030229.JPG


İşte Rainer, teknenin dümeninde. Yanındaki mavili gözlüklü bizim Detlef.
P1030224.JPG


Bunlar da dönüş yolundan birkaç manzara :

P1030223.JPG


P1030227.JPG


P1030230.JPG


Perşembe günü bizimkiler ağır takımlarını çıkarıp derine, dip balığı tutmaya gidelim dediler. Bana da takım getirmişler ama ben sizi seyredeyim dedim. Neticede o gün birşey tutamadık. İşte arkadaşların derin deniz takımları :

P1030246.JPG




P1030234.JPG


Son resimde Jürgen'in kamışı inliner yani misina kamışın içinden geçiyor, bir de Z-shape diyorlar misina çıkrıktan bu enteresan kamışın içine gidiyor. Ama o da para etmedi, balıksız dönüp kıyıda gene morinelarla oynadık idk

Son gün sadece üç kişi, ben Detlef ve Andre çıktık denize. Önden rıhtımda toplu bir hatıra fotoğrafı çekildik :

P1030251.JPG


Hava harikaydı, güneş parlıyoru ama akıntı azdı.

P1030254.JPG


Norveç'te akıntı med cezire bağlı, ve akıntı yoksa balık da az geliyor. Yine de birşeyler tuttuk, balığın nazlı olduğunu dikkate alıp jig yerine silikonla avlandığım için ben 2 balıkla günü şampiyon kapattım. İşte bunlardan biri :

http://lh6.googleusercontent.com/==9pGTe4k0OU/T3DugOj5KrI/AAAAAAAAArU/TPfd4a8-l1k/s576/P1030255.JPG

Günü böylece ve biraz da erken sonlandırıp toplanmak için tesise döndük. Ertesi sabah arkadaşlar feribota yetişmek için erkenden kalkacaklarından herşeyi akşamdan hazırladık. Ben de onlarla birlikte yola çıktım, ama ben Oslo'ya döndüm. Uçağım pazar günü öleden sonra kalkacaktı, böylece Oslo'yu gezmek için neredeyse bir tam günüm kalıyordu. İşte size Oslo'dan manzaralar :

Limanda fjord turu yapan yelkenliler
P1030260.JPG


Yine limanda saat kulesi, millet güneşi görünce kendini dışarı atmış
P1030261.JPG


P1030268.JPG


Limanın sükseli rıhtımları:
P1030271.JPG


Pazar günü sabahtan gittiğim Viking gemisi müzesi :

P1030273.JPG


http://lh5.googleusercontent.com/==GpvDtZMdJE/T3DvEFOsJXI/AAAAAAAAAs0/X0U7vdMd4sg/s576/P1030274.JPG

Bunlar gerçek Viking gemileri, cenaze gemisi olarak sahipleriyle birlikte höyüklere gömülmüşler. 20. yüzyılın başında bulunup çıkarılmışlar, müzede kazıda bulunan diğer eşyalar da sergileniyordu.

Bu da Norveç'in ünlü kutup kaşiflerinin yani Nansen ve Amundsen'in kuzey kutbunu keşfe giderken kullandıkları gemi. Adı FRAM, "ileri" anlamına geliyor. Norveçliler gemiyi olduğu gibi korudukları gibi yapılan keşif gezilerinden eşyalarla, fotoğraflarla mükemmel bir kutup keşif müzesi oluşturmuşlar.

P1030277.JPG


Son olarak da Norveç'li bilim adamı Thor Heyerdahl'ın "Kon-Tiki" isimli balsa salının ve "RA II" isimli papirüs salının sergilendiği Kon-Tiki müzeisne gittim. Heyerdahl okyanusun balsa veya papirüs bir salla geçilebileceğini, dolayısıyla eski Afrika ve Amerika uygarlıklarıarasında iletişim olmuş olabileceğini kanıtlamayı amaçlamış ve her iki salla da okyanusu geçerek bunun mümkün olduğunu göstermişti. Kno-Tiki adında bir de kitabı var, ben zamanında okumuş ve çok etkilenmiştim. Okuduklarımın geçtiği salı görmek beni çok mutlu etti. İşte Kon-Tiki :

P1030282.JPG


Bu da RA II :

P1030284.JPG


Birbirine birkaç metre mesafedeki bu üç müzeyi gezdikten sonra 18.35'te kalkacak uçağıma yetişmek üzere havaalanına döndüm ve artık özlediğim memleketime ve aileme kavuşmak üzere uçağa bindim.

Umarım çok uzatıp canınızı sıkmamışımdır. Çok keyif aldığım bu geziyi sizlerle paylaşmak istedim.

Rasgele
 
Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı:
Bu nefis, keyifli ve detayli av raporu icin cok tesekkurler Ergiz bey. Elinize saglik. :)

Tekneyle acilmaya gerek kalmadan, kiyidan da morina avlanabiliyor olmasi buyuk avantaj. Zannedersem bolgenin fiyord yapisi nedeniyle kiyinin sifir noktasindan itibaren suyun derin olmasindan kaynaklaniyor olsa gerek. Guzel morinalar avlamissiniz. :thumb:

Sayenizde Kon Tiki'nin orijinalini de gormus olduk. :)

Merak ettigim nokta, acaba pollack (kohler) avini 19. resimde gorulen silikon ile mi yaptiniz? Bu baligi yemli dip oltasi ile avlamak mumkun mudur?

Avinizi tebrik eder, nice heyecanli, keyifli av seyahatleri dilerim.
 
keyifle okudum, superdi.
 
cidden harika bir tatil alternativi. amator balik avciligi turizmi çok buyuk bir sektor. Turkiyenin payina malesef dusen koca bir sifir.

bu guzel anlari bizlerle paylastiginiz için de tesekkur ederim
 
Bu nefis, keyifli ve detayli av raporu icin cok tesekkurler Ergiz bey. Elinize saglik. :)

Tekneyle acilmaya gerek kalmadan, kiyidan da morina avlanabiliyor olmasi buyuk avantaj. Zannedersem bolgenin fiyord yapisi nedeniyle kiyinin sifir noktasindan itibaren suyun derin olmasindan kaynaklaniyor olsa gerek. Guzel morinalar avlamissiniz. :thumb:

Sayenizde Kon Tiki'nin orijinalini de gormus olduk. :)

Merak ettigim nokta, acaba pollack (kohler) avini 19. resimde gorulen silikon ile mi yaptiniz? Bu baligi yemli dip oltasi ile avlamak mumkun mudur?

Avinizi tebrik eder, nice heyecanli, keyifli av seyahatleri dilerim.

Çok teşekkürler. Kıyıdan avlandığımız yer fiyord yapısına benzeyen, dar bir koyun girişi idi ve girişin ortasında 15 m'lere inen bir çukur vardı. Balıkları çoğunlukla bu çukurun duvarlarında yakaladık. Her türlü yeme atladılar, kaşık, zoka, silikon ne bulursanız. ama her yeme sadece bir kere atladılar :)

Köhler ile Pollack çok yakın ama aynı balık değilmiş, Pollack daha sarı-yeşil Köhler daha siyah-sarı. Köhler büyük sürüler oluşturup orta suda geziyor. Ben genelde speedjig ile yakaladım, 80-125 gr ama eminim silikonla da yakalanır. Jigi normalde dibe bırakıp hızla yukarı sarmak lazım ama Andre'nin taktiği daha iyiydi : açık makarada 5 m kademelerle salıp her 5 m'de birkaç ufak jig yapmak. Orta suda hemen yapışıyorlar. Öyle bir saldırıyorlar ki makarayı kapatıp sarmaya başlayana dek kurtulamıyorlar. Kurtulsalar da ne gam, jige devam edin hemen başka biri yapışıyor:)

Yemli dip oltasıyla doğrudan Köhler veya Pollack'a yönelik avlanmadık. Ancak dipten jigle Köhler ve Pollack tuttuk, sanırım yemliyle de avlanabilir.

Rasgele
 
cidden harika bir tatil alternativi. amator balik avciligi turizmi çok buyuk bir sektor. Turkiyenin payina malesef dusen koca bir sifir.

bu guzel anlari bizlerle paylastiginiz için de tesekkur ederim

Tamamen katılıyorum, norveç tüm zenginliği ile buna ihtiyacı olmadığı halde amatör balıkçılık turizmine yatırım yapıyor. Gidenlerin ana sorunu aileleriyle giderlerse balığa gitmeyenlerin sıkılması ihtimali. Bu Türkiye'de hiç sorun olmazdı, bizdeki asıl sorun balıkçıların sıkılması :((

Rasgele
 
Ergiz abi resimlerden anlaşıldığı üzere gerçekten keyifli günler geçirmişsiniz ve avda hiç fena değil... Çok güzel bir tecrübe olmuş, umarım ilerde bende birgün Norveçte balık avına çıkma şansı bulurum.. :) PAylaşımınız için teşekkürler, keyifle baktım resimlere...
 
Ergiz kardeşim, sanki ansiklopedi sayfalarını çevirir gibi oldum. Gerçekten her yönüyle mükemmel ötesi olmuş.:thumb: :thumb:

Bir ara başlangıç kısmında '' Skottevik '' okuyunca gayri ihtiyari '' İsottevfik '' gibi algıladım.:p :p Ben orala gitmem, oraları bilmem. :p :p Bu da neyin nesi dedim, ama baktım ki benle alakası yokmuş.:p :p

Darısı ilerleyen zamanlara da olsun.
 
Ergiz bey, raporunuzu okumak çok keyifliydi. İnanın bitmesin istedim okurken. Tebrik ediyorum iyi bir balık avı seyahati yapmışsınız. :thumb:
 
Ergiz kardeşim, sanki ansiklopedi sayfalarını çevirir gibi oldum. Gerçekten her yönüyle mükemmel ötesi olmuş.:thumb: :thumb:

Bir ara başlangıç kısmında '' Skottevik '' okuyunca gayri ihtiyari '' İsottevfik '' gibi algıladım.:p :p Ben orala gitmem, oraları bilmem. :p :p Bu da neyin nesi dedim, ama baktım ki benle alakası yokmuş.:p :p

Darısı ilerleyen zamanlara da olsun.


Tevfik abi sabah sabah bu kadar çok güldüğümü az hatırlarım. :laughing: Ama benzetmekte haklısınız. skottevik/isottevfik :laughing:
 
Çok teşekkürler. Kıyıdan avlandığımız yer fiyord yapısına benzeyen, dar bir koyun girişi idi ve girişin ortasında 15 m'lere inen bir çukur vardı. Balıkları çoğunlukla bu çukurun duvarlarında yakaladık. Her türlü yeme atladılar, kaşık, zoka, silikon ne bulursanız. ama her yeme sadece bir kere atladılar :)

Köhler ile Pollack çok yakın ama aynı balık değilmiş, Pollack daha sarı-yeşil Köhler daha siyah-sarı. Köhler büyük sürüler oluşturup orta suda geziyor. Ben genelde speedjig ile yakaladım, 80-125 gr ama eminim silikonla da yakalanır. Jigi normalde dibe bırakıp hızla yukarı sarmak lazım ama Andre'nin taktiği daha iyiydi : açık makarada 5 m kademelerle salıp her 5 m'de birkaç ufak jig yapmak. Orta suda hemen yapışıyorlar. Öyle bir saldırıyorlar ki makarayı kapatıp sarmaya başlayana dek kurtulamıyorlar. Kurtulsalar da ne gam, jige devam edin hemen başka biri yapışıyor:)

Yemli dip oltasıyla doğrudan Köhler veya Pollack'a yönelik avlanmadık. Ancak dipten jigle Köhler ve Pollack tuttuk, sanırım yemliyle de avlanabilir.

Rasgele

Verdiginiz bilgiler icin cok tesekkur ederim.

Siz renk farkini soyleyince anladim kohler'in tam olarak ne oldugunu. Burada coalfish (komur baligi) dedikleri pollack familyasindan diger bir tur. Pollack denilen balik ile kohler (coalfish) birbirine cok yakin akraba bildiginiz gibi. Asagidaki resimde sekil olarak ne kadar benzedikleri ama renklerinin biraz farkli oldugu net gorulebiliyor.

Soldaki pollack (Pollachius Pollachius), sagdaki ise kohler (Pollachius Virens).



Musadenizle, konu butunlugu saglayip hep beraberce bilgimizi artirmak adina birkac ekleme yapayim. Zira bu baliga dair eski paylasimlara da bir goz atmamizda fayda var sanirim.

http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=43695&highlight=saithe

http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=21082&highlight=sei

http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=20648&highlight=sei

http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=20443&highlight=sei

Sizin avladiklarinizi ve eski raporlardaki baliklari gorenler Norvec'e gitme hayali kurmaya baslar artik. :)

Insallah bizlere de boyle baliklari avlamak nasip olur.

Pollack icin bkz: http://fishbase.org/summary/Pollachius-pollachius.html

Kohler icin bkz: http://fishbase.org/summary/Pollachius-virens.html
 
gerçekten çok güzel anlatım öncelikle teşekürler. ve bende böyle bir organizasyonun içinde olmak isterim hangi dergiden gördünüz ve toplam maliyeti nekadara denk geldi uçak ve en ufak ayrıntıya kadar?
 
çok güzel kareler bunlar abi:) eline emeğine sağlık:)ortam çok güzel imrendim vallah:) teşekkürler
 
Ediz bey öncelikle avınız için sizi kutlarım ve paylaştığınız harika rapor için. Tebrikler şahane bir rapor olmuş devamlarını dilerim...
 
Doyumsuz bir av serüvenini bizimle de paylaştığınız için çok teşekkürler, ayrıca çok değerli bilgiler de edinmiş olduk elleriniz dert görmesin.Oraları gidipte görmüş kadar olduk.Nice güzel avlara rasgele.. :)
 
Ergiz bey, maşallah rapor değil, roman tadında bir belgesel olmuş.Resimlerde harika çıkmış, bizim için ancak rüyalarda görülebilecek bir avı bizede yaşattığınız ve paylaştığınız için çok teşekkürler, nice böyle güzel avlarınız olur inşallah:thumb:
 
Çok teşekkürler Ergiz abi. Mükemmel bir macera ve çok güzel raporlamışsınız. Değişik avlak ve değişik ülkeler. Bakış açıları ve yaşam tarzları hakkında ufuk açıcı bir rapor.
 
Back
Yukarı