- Şehir
- İstanbul
- Favori Kamış
- Sportex SeaStar 2,70 80-100 atarlı
- Favori Makina
- Penn Sargus 3000
- En iyi avı
- Sudak 92 cm 8,5 kg
- İsim
- Ergiz Esen
Epey bir zamandır Norveç'te balığa gitmeyi istiyordum. Okuduğum yabancı balıkçılık dergilerinde hep Norveç'ten bahsediliyor, çok balık büyük balık ne ararsan orada sanki. Ama hepimiz biliyoruz ki hayat, hele hele balıkçılık, o kadar da kolay değil. Merak işte, kendi tecrübemi kendim kazanmak istedim.
Sonunda okuduğum dergilerden birinin duyurduğu, Norveç'in güneyinde, Skottevik denen bir yerde gerçekleştirilecek bir haftalık (17-24 Mart) bir organizasyona katıldım. Koşullar ve kurallar :
- Skottevik'te deniz kıyısında bir tatil kampında, 5 kişilik bir apart katta kalacağız. Odalar 2 kişilik. Diğer 4 kişiyi tanımıyorum, önden isim ve telefonları geldi sadece telefonlaştık.
- Her gün bir kişi yemek yapacak. Arkadaşlar da marifetli çıktı, bayağı gurme usulü beslendik diyebilirim. Ben sıram gelince balık tava ve yanına bulgur pilavı yaptım, bulguru ve baharatları yanımda götürmüştüm.
- Balıkçılık malzemelerini kendin götürüyorsun. Organizasyonu yapanlardan ödünç malzeme alınabilir ama pek kaliteli ve güvenli değil. Ben sadece bir miktar jig desteği aldım. Götürdüğüm malzemeler :
* 2,10 m 150-450 g (12 lb) tekne kamışı (orta ağır-derin su için)
* 2,70 m 80-100 g spin kamış (hafif-sığlıklar için)
* 2,40 m 50-150 g fiber tekne kamışı (yedek)
* 3,00 m 10-60 g spin kamış (kıyı avcılığı için)
* Kamışların içine konduğu içiçe geçen iki borudan oluşan bir özel taşıma kabı
* Penn Sargus 3000 ve 5000 iki makara, 0,15 ve 0,20 örgü misina sarılı
* Muhtelif jigler (55-135-185 gr) ve silikon balıklar (17 cm, 54 ve 80 g zokalı)
* Florokarbon leader 0,38 mm
* Kıyıdan atmak için 15 cm silikon, 15-20 g zokalı
* Kıyıdan atmak için muhtelif kaşık ve sahteler
* Bol bol palamut ve uskumru çaparisi (işe yaramadı mevsimi değilmiş
)
* Kaliteli fırdöndü, halka, klips vb
* Multi tool (leatherman taklidi
)
* Çakı
* Makas
* İlkyardım malzemesi (gerek olmadı neyse ki)
* Çakmak
Tabii buna ilave floatation suit denen, giyeni hem sıcak tutan hem de denize düşerse yüzerlik sağlayan bir kıyafet götürdüm, okuduğum dergilerden birine abone olduğumda bedavaya vermişti. Bir aboneliğe bedava veriyorlarsa dandiktir dedimdi ama çok iyi iş gördü, hiç üşümedim. Yüzerliğini denemedim, açıkçası buna çok da üzülmedim
Diğer giysi vb ile toplam malzemem 35 kg buldu, sırt çantamdakiler hariç. 16'sı gece 11'de seyahatten eve geldim, bütün malzemeleri toplamak sabaha kadar sürdü. 17'si sabahı havaalanına gittiğimde hiç uyumamıştım. Tabii bu kafayla malzeme çantasını bağlayacak kayışı almadığımı da havaalanında farkettim. Neyse kayış tedarik edildi ve bagajı vermeye gittim, bu defa da ağırlık limitine takıldım. Orada da imdada THY'nin miles&smiles kartı yetişti. İş nedeniyle çok uçakla seyahat ettiğim için Elit statüsü almıştım, 40 kg'a kadar ücretsiz müsaade ettiler.
11.30 gibi Oslo'ya indim. En ucuzundan bir araba kiralamıştım, ona binip 400 km daha yol gitmem gerekiyordu. Ucuz arabanın navigasyonu olmadığından, yanıma eşimin cep telefonu irisi tabletini almıştım. Son dakikada bulup yüklediğim daha önce hiç denemediğim bir navigasyon yazılımı vardı üzerinde. Neme lazım bir harita alayım dedim, havaalanında gideceğim bölgenin haritasını da bulamadım! Artık hayırlısı diyerek arabaya bindim, navigasyonu çalıştırdım. Neyse eli yüzü düzgün çıktı, gideceğim yerin yaklaşık 10 km yakınına kadar götürdü. Son aşamada bana gönderdikleri yol tarifine göre gittim ve akşam saat 19.00 gibi vardım. Evet 19.00 gibi, çünkü Norveç'te otobanda hız sınırı 100 km, aralarda hep 70-80 ve dık sık da 50 km! Acayip yüksek cezaları var, bu nedenle hız sınırını hiç aşmadım.
Akşam vardığımda daha önce telefonlaştığımız Jürgen beni karşılayıp odayı gösterdi, ardından brifinge katıldık. Organizasyonu gerçekleştiren Kutter&Küste dergisinin baş editörü, aynı zamanda ünlü bir deniz balıkçısı ve rehber olan Rainer Korn, bizim turun organizasyonunu da üstlenmişti. Temel kuralları ve tekne paylaşmını vb anlattı. Sabahı iple çekerek odamalarımıza gittik ve biraz tanışma sohbetinden sonra yattık.
İşte kaldığımız tesisler ve bina (beyaz) :
Sabah tekneler dağıtıldı, bize düşen yaklaşık 7 metrelik içten takma motorlu fiber tekneye geçtik. işte teknemiz :
Tekneki arkadaş bizim Andre, takımlarını yerleştirirken :
İlk gün hava bayağı soğuktu. Gece 1-2 oC'ye düşüyor, gündüz 8-10 oC arası. Güneş varsa idare ediyor, rüzgar varsa resmen kesiyor. Kalın dış giysi tek başına yetmiyor, mutlaka altına kalın giyinmek lazım. Ama terlemek de tehlikeli, bir denge bulmak gerekiyor.
Saat 11.00 gibi açıldık. İlk günün avı gayet iyiydi, yakalananlar temelde morina. İşte bir örnek, benim Jürgen'le ortak kovam. Balık boyları yaklaşık 70 cm, alt sınır 40 cm ama biz 50 dedik.
Avdan saat 17.30 civarı geri döndük, avdan dönünce ilk iş fileto çıkarmak. Filetoları 4'lü olarak buzdolabı poşetlerine koyup vakumlayıp derin dondurucuya kaldırıyorlar. Eve dönerken Norveç'ten adam başı 15 kg fileto çıkartma hakları var. Benimkilerin bir kısmını orada yedik, bir kısmını da arkadaşlara verdim. Belki 15 kg'ı azıcık geçmişlerdir
İşte Jürgen'in fileto çıkartma operasyonu.
Ciddi teşkilat gerektiriyor. Ben de yanıma fileto bıçağı almıştım, ilk filetolarım daha çok püsküle benziyordu ama sonra ustalaştım:hungry: Filetoda önemli olan derisiz ve kılçıksız,tek parça düzgün bir fileto çıkartmak.
İkinci gün de benzer geçti, ancak hava daha güzeldi. İşte ikinci günden birkaç fotoğraf :
Thies (kırmızı giysili) ve Detlef. Thies bizim kaptanımızdı.
Bu da ben ve floatation suit'im, elimde de 12 lbs tekne kamışı ve Penn Sargus 5000 :
Üçüncü gün Norveç'in ilkbahar rüzgarları kendisini gösterdi. Tekneyle açılmak mümkün değildi. biz de öğleden önceyi biraz tembellik
ve biraz çevre keşfiyle değerlendirdik. İşte size biraz norveç manzarası :
Öğleden sonra da Thies ve Andre'nin keşfettiği boğaza gidip karadan avlandık. Gerçekten çok keyifliydi, 3 metrelik 10-60 gr kamışımıgetirdiğime çok sevindim. Dört tane morine tuttum, ikisini (55-60 cm) alıkoyup diğerlerini geri attım. Herkes aşağı yukarı aynı adette balık tuttu. İlginç olan, yeni bir sahteyi ilk taktığınızda ilka atışta balık geliyor, ardından bir iki vuruş ama balık alamıyorsunuz. 15 dk sonra sahteyi değiştirince yine ilk atışta balık geliyor.
Üçüncü gün sabahtan kendi teknemizle açıldık yine, ama pek verimli bir gün değildi. Elim boş kalınca fotoğraf çektim. İşte Jürgen'in örnek balıkçı pozu :
Gördüğünüz gibi floatation suit üzerine bir de otomatik şişen can yeleği giymiş. Bunu yapmak aslında şart.
Öğleden sonra ise Rainer Korn bizi alıp iyice açığa götürdü, hedefimiz yine morina sülalesinden Almanların Köhler (=kömürcü) dediği bir balığı yakalamaktı. İşte size Köhler :
Bir tane de benden :
Rainer'in aluminyum Kaasboll marka teknesi 100 HP motoruyla bizim tekneden çok daha hızlıydı. Açıktaki sığlıkların üzerine gidiyor, fish finder ile balık var mı bakıp varsa bir geçiş yapıyor, yoksa bir diğer dığlığa gidiyorduk. Sığlıklardan birinde büyük bir sürüye rastlayında burunda beraber oturduğumuz Andre ile birlikte böyle iki kova doldurduk :
Bu kovanın dolmamış hali idireeling
Andre haşat bir şekilde dönüş yolunda :
İşte Rainer, teknenin dümeninde. Yanındaki mavili gözlüklü bizim Detlef.
Bunlar da dönüş yolundan birkaç manzara :
Perşembe günü bizimkiler ağır takımlarını çıkarıp derine, dip balığı tutmaya gidelim dediler. Bana da takım getirmişler ama ben sizi seyredeyim dedim. Neticede o gün birşey tutamadık. İşte arkadaşların derin deniz takımları :
Son resimde Jürgen'in kamışı inliner yani misina kamışın içinden geçiyor, bir de Z-shape diyorlar misina çıkrıktan bu enteresan kamışın içine gidiyor. Ama o da para etmedi, balıksız dönüp kıyıda gene morinelarla oynadık idk
Son gün sadece üç kişi, ben Detlef ve Andre çıktık denize. Önden rıhtımda toplu bir hatıra fotoğrafı çekildik :
Hava harikaydı, güneş parlıyoru ama akıntı azdı.
Norveç'te akıntı med cezire bağlı, ve akıntı yoksa balık da az geliyor. Yine de birşeyler tuttuk, balığın nazlı olduğunu dikkate alıp jig yerine silikonla avlandığım için ben 2 balıkla günü şampiyon kapattım. İşte bunlardan biri :
http://lh6.googleusercontent.com/==9pGTe4k0OU/T3DugOj5KrI/AAAAAAAAArU/TPfd4a8-l1k/s576/P1030255.JPG
Günü böylece ve biraz da erken sonlandırıp toplanmak için tesise döndük. Ertesi sabah arkadaşlar feribota yetişmek için erkenden kalkacaklarından herşeyi akşamdan hazırladık. Ben de onlarla birlikte yola çıktım, ama ben Oslo'ya döndüm. Uçağım pazar günü öleden sonra kalkacaktı, böylece Oslo'yu gezmek için neredeyse bir tam günüm kalıyordu. İşte size Oslo'dan manzaralar :
Limanda fjord turu yapan yelkenliler
Yine limanda saat kulesi, millet güneşi görünce kendini dışarı atmış
Limanın sükseli rıhtımları:
Pazar günü sabahtan gittiğim Viking gemisi müzesi :
http://lh5.googleusercontent.com/==GpvDtZMdJE/T3DvEFOsJXI/AAAAAAAAAs0/X0U7vdMd4sg/s576/P1030274.JPG
Bunlar gerçek Viking gemileri, cenaze gemisi olarak sahipleriyle birlikte höyüklere gömülmüşler. 20. yüzyılın başında bulunup çıkarılmışlar, müzede kazıda bulunan diğer eşyalar da sergileniyordu.
Bu da Norveç'in ünlü kutup kaşiflerinin yani Nansen ve Amundsen'in kuzey kutbunu keşfe giderken kullandıkları gemi. Adı FRAM, "ileri" anlamına geliyor. Norveçliler gemiyi olduğu gibi korudukları gibi yapılan keşif gezilerinden eşyalarla, fotoğraflarla mükemmel bir kutup keşif müzesi oluşturmuşlar.
Son olarak da Norveç'li bilim adamı Thor Heyerdahl'ın "Kon-Tiki" isimli balsa salının ve "RA II" isimli papirüs salının sergilendiği Kon-Tiki müzeisne gittim. Heyerdahl okyanusun balsa veya papirüs bir salla geçilebileceğini, dolayısıyla eski Afrika ve Amerika uygarlıklarıarasında iletişim olmuş olabileceğini kanıtlamayı amaçlamış ve her iki salla da okyanusu geçerek bunun mümkün olduğunu göstermişti. Kno-Tiki adında bir de kitabı var, ben zamanında okumuş ve çok etkilenmiştim. Okuduklarımın geçtiği salı görmek beni çok mutlu etti. İşte Kon-Tiki :
Bu da RA II :
Birbirine birkaç metre mesafedeki bu üç müzeyi gezdikten sonra 18.35'te kalkacak uçağıma yetişmek üzere havaalanına döndüm ve artık özlediğim memleketime ve aileme kavuşmak üzere uçağa bindim.
Umarım çok uzatıp canınızı sıkmamışımdır. Çok keyif aldığım bu geziyi sizlerle paylaşmak istedim.
Rasgele
Sonunda okuduğum dergilerden birinin duyurduğu, Norveç'in güneyinde, Skottevik denen bir yerde gerçekleştirilecek bir haftalık (17-24 Mart) bir organizasyona katıldım. Koşullar ve kurallar :
- Skottevik'te deniz kıyısında bir tatil kampında, 5 kişilik bir apart katta kalacağız. Odalar 2 kişilik. Diğer 4 kişiyi tanımıyorum, önden isim ve telefonları geldi sadece telefonlaştık.
- Her gün bir kişi yemek yapacak. Arkadaşlar da marifetli çıktı, bayağı gurme usulü beslendik diyebilirim. Ben sıram gelince balık tava ve yanına bulgur pilavı yaptım, bulguru ve baharatları yanımda götürmüştüm.
- Balıkçılık malzemelerini kendin götürüyorsun. Organizasyonu yapanlardan ödünç malzeme alınabilir ama pek kaliteli ve güvenli değil. Ben sadece bir miktar jig desteği aldım. Götürdüğüm malzemeler :
* 2,10 m 150-450 g (12 lb) tekne kamışı (orta ağır-derin su için)
* 2,70 m 80-100 g spin kamış (hafif-sığlıklar için)
* 2,40 m 50-150 g fiber tekne kamışı (yedek)
* 3,00 m 10-60 g spin kamış (kıyı avcılığı için)
* Kamışların içine konduğu içiçe geçen iki borudan oluşan bir özel taşıma kabı
* Penn Sargus 3000 ve 5000 iki makara, 0,15 ve 0,20 örgü misina sarılı
* Muhtelif jigler (55-135-185 gr) ve silikon balıklar (17 cm, 54 ve 80 g zokalı)
* Florokarbon leader 0,38 mm
* Kıyıdan atmak için 15 cm silikon, 15-20 g zokalı
* Kıyıdan atmak için muhtelif kaşık ve sahteler
* Bol bol palamut ve uskumru çaparisi (işe yaramadı mevsimi değilmiş
* Kaliteli fırdöndü, halka, klips vb
* Multi tool (leatherman taklidi
* Çakı
* Makas
* İlkyardım malzemesi (gerek olmadı neyse ki)
* Çakmak
Tabii buna ilave floatation suit denen, giyeni hem sıcak tutan hem de denize düşerse yüzerlik sağlayan bir kıyafet götürdüm, okuduğum dergilerden birine abone olduğumda bedavaya vermişti. Bir aboneliğe bedava veriyorlarsa dandiktir dedimdi ama çok iyi iş gördü, hiç üşümedim. Yüzerliğini denemedim, açıkçası buna çok da üzülmedim
Diğer giysi vb ile toplam malzemem 35 kg buldu, sırt çantamdakiler hariç. 16'sı gece 11'de seyahatten eve geldim, bütün malzemeleri toplamak sabaha kadar sürdü. 17'si sabahı havaalanına gittiğimde hiç uyumamıştım. Tabii bu kafayla malzeme çantasını bağlayacak kayışı almadığımı da havaalanında farkettim. Neyse kayış tedarik edildi ve bagajı vermeye gittim, bu defa da ağırlık limitine takıldım. Orada da imdada THY'nin miles&smiles kartı yetişti. İş nedeniyle çok uçakla seyahat ettiğim için Elit statüsü almıştım, 40 kg'a kadar ücretsiz müsaade ettiler.
11.30 gibi Oslo'ya indim. En ucuzundan bir araba kiralamıştım, ona binip 400 km daha yol gitmem gerekiyordu. Ucuz arabanın navigasyonu olmadığından, yanıma eşimin cep telefonu irisi tabletini almıştım. Son dakikada bulup yüklediğim daha önce hiç denemediğim bir navigasyon yazılımı vardı üzerinde. Neme lazım bir harita alayım dedim, havaalanında gideceğim bölgenin haritasını da bulamadım! Artık hayırlısı diyerek arabaya bindim, navigasyonu çalıştırdım. Neyse eli yüzü düzgün çıktı, gideceğim yerin yaklaşık 10 km yakınına kadar götürdü. Son aşamada bana gönderdikleri yol tarifine göre gittim ve akşam saat 19.00 gibi vardım. Evet 19.00 gibi, çünkü Norveç'te otobanda hız sınırı 100 km, aralarda hep 70-80 ve dık sık da 50 km! Acayip yüksek cezaları var, bu nedenle hız sınırını hiç aşmadım.
Akşam vardığımda daha önce telefonlaştığımız Jürgen beni karşılayıp odayı gösterdi, ardından brifinge katıldık. Organizasyonu gerçekleştiren Kutter&Küste dergisinin baş editörü, aynı zamanda ünlü bir deniz balıkçısı ve rehber olan Rainer Korn, bizim turun organizasyonunu da üstlenmişti. Temel kuralları ve tekne paylaşmını vb anlattı. Sabahı iple çekerek odamalarımıza gittik ve biraz tanışma sohbetinden sonra yattık.
İşte kaldığımız tesisler ve bina (beyaz) :
Sabah tekneler dağıtıldı, bize düşen yaklaşık 7 metrelik içten takma motorlu fiber tekneye geçtik. işte teknemiz :
Tekneki arkadaş bizim Andre, takımlarını yerleştirirken :
İlk gün hava bayağı soğuktu. Gece 1-2 oC'ye düşüyor, gündüz 8-10 oC arası. Güneş varsa idare ediyor, rüzgar varsa resmen kesiyor. Kalın dış giysi tek başına yetmiyor, mutlaka altına kalın giyinmek lazım. Ama terlemek de tehlikeli, bir denge bulmak gerekiyor.
Saat 11.00 gibi açıldık. İlk günün avı gayet iyiydi, yakalananlar temelde morina. İşte bir örnek, benim Jürgen'le ortak kovam. Balık boyları yaklaşık 70 cm, alt sınır 40 cm ama biz 50 dedik.
Avdan saat 17.30 civarı geri döndük, avdan dönünce ilk iş fileto çıkarmak. Filetoları 4'lü olarak buzdolabı poşetlerine koyup vakumlayıp derin dondurucuya kaldırıyorlar. Eve dönerken Norveç'ten adam başı 15 kg fileto çıkartma hakları var. Benimkilerin bir kısmını orada yedik, bir kısmını da arkadaşlara verdim. Belki 15 kg'ı azıcık geçmişlerdir
Ciddi teşkilat gerektiriyor. Ben de yanıma fileto bıçağı almıştım, ilk filetolarım daha çok püsküle benziyordu ama sonra ustalaştım:hungry: Filetoda önemli olan derisiz ve kılçıksız,tek parça düzgün bir fileto çıkartmak.
İkinci gün de benzer geçti, ancak hava daha güzeldi. İşte ikinci günden birkaç fotoğraf :
Thies (kırmızı giysili) ve Detlef. Thies bizim kaptanımızdı.
Bu da ben ve floatation suit'im, elimde de 12 lbs tekne kamışı ve Penn Sargus 5000 :
Üçüncü gün Norveç'in ilkbahar rüzgarları kendisini gösterdi. Tekneyle açılmak mümkün değildi. biz de öğleden önceyi biraz tembellik
ve biraz çevre keşfiyle değerlendirdik. İşte size biraz norveç manzarası :
Öğleden sonra da Thies ve Andre'nin keşfettiği boğaza gidip karadan avlandık. Gerçekten çok keyifliydi, 3 metrelik 10-60 gr kamışımıgetirdiğime çok sevindim. Dört tane morine tuttum, ikisini (55-60 cm) alıkoyup diğerlerini geri attım. Herkes aşağı yukarı aynı adette balık tuttu. İlginç olan, yeni bir sahteyi ilk taktığınızda ilka atışta balık geliyor, ardından bir iki vuruş ama balık alamıyorsunuz. 15 dk sonra sahteyi değiştirince yine ilk atışta balık geliyor.
Üçüncü gün sabahtan kendi teknemizle açıldık yine, ama pek verimli bir gün değildi. Elim boş kalınca fotoğraf çektim. İşte Jürgen'in örnek balıkçı pozu :
Gördüğünüz gibi floatation suit üzerine bir de otomatik şişen can yeleği giymiş. Bunu yapmak aslında şart.
Öğleden sonra ise Rainer Korn bizi alıp iyice açığa götürdü, hedefimiz yine morina sülalesinden Almanların Köhler (=kömürcü) dediği bir balığı yakalamaktı. İşte size Köhler :
Bir tane de benden :
Rainer'in aluminyum Kaasboll marka teknesi 100 HP motoruyla bizim tekneden çok daha hızlıydı. Açıktaki sığlıkların üzerine gidiyor, fish finder ile balık var mı bakıp varsa bir geçiş yapıyor, yoksa bir diğer dığlığa gidiyorduk. Sığlıklardan birinde büyük bir sürüye rastlayında burunda beraber oturduğumuz Andre ile birlikte böyle iki kova doldurduk :
Bu kovanın dolmamış hali idireeling
Andre haşat bir şekilde dönüş yolunda :
İşte Rainer, teknenin dümeninde. Yanındaki mavili gözlüklü bizim Detlef.
Bunlar da dönüş yolundan birkaç manzara :
Perşembe günü bizimkiler ağır takımlarını çıkarıp derine, dip balığı tutmaya gidelim dediler. Bana da takım getirmişler ama ben sizi seyredeyim dedim. Neticede o gün birşey tutamadık. İşte arkadaşların derin deniz takımları :
Son resimde Jürgen'in kamışı inliner yani misina kamışın içinden geçiyor, bir de Z-shape diyorlar misina çıkrıktan bu enteresan kamışın içine gidiyor. Ama o da para etmedi, balıksız dönüp kıyıda gene morinelarla oynadık idk
Son gün sadece üç kişi, ben Detlef ve Andre çıktık denize. Önden rıhtımda toplu bir hatıra fotoğrafı çekildik :
Hava harikaydı, güneş parlıyoru ama akıntı azdı.
Norveç'te akıntı med cezire bağlı, ve akıntı yoksa balık da az geliyor. Yine de birşeyler tuttuk, balığın nazlı olduğunu dikkate alıp jig yerine silikonla avlandığım için ben 2 balıkla günü şampiyon kapattım. İşte bunlardan biri :
http://lh6.googleusercontent.com/==9pGTe4k0OU/T3DugOj5KrI/AAAAAAAAArU/TPfd4a8-l1k/s576/P1030255.JPG
Günü böylece ve biraz da erken sonlandırıp toplanmak için tesise döndük. Ertesi sabah arkadaşlar feribota yetişmek için erkenden kalkacaklarından herşeyi akşamdan hazırladık. Ben de onlarla birlikte yola çıktım, ama ben Oslo'ya döndüm. Uçağım pazar günü öleden sonra kalkacaktı, böylece Oslo'yu gezmek için neredeyse bir tam günüm kalıyordu. İşte size Oslo'dan manzaralar :
Limanda fjord turu yapan yelkenliler
Yine limanda saat kulesi, millet güneşi görünce kendini dışarı atmış
Limanın sükseli rıhtımları:
Pazar günü sabahtan gittiğim Viking gemisi müzesi :
http://lh5.googleusercontent.com/==GpvDtZMdJE/T3DvEFOsJXI/AAAAAAAAAs0/X0U7vdMd4sg/s576/P1030274.JPG
Bunlar gerçek Viking gemileri, cenaze gemisi olarak sahipleriyle birlikte höyüklere gömülmüşler. 20. yüzyılın başında bulunup çıkarılmışlar, müzede kazıda bulunan diğer eşyalar da sergileniyordu.
Bu da Norveç'in ünlü kutup kaşiflerinin yani Nansen ve Amundsen'in kuzey kutbunu keşfe giderken kullandıkları gemi. Adı FRAM, "ileri" anlamına geliyor. Norveçliler gemiyi olduğu gibi korudukları gibi yapılan keşif gezilerinden eşyalarla, fotoğraflarla mükemmel bir kutup keşif müzesi oluşturmuşlar.
Son olarak da Norveç'li bilim adamı Thor Heyerdahl'ın "Kon-Tiki" isimli balsa salının ve "RA II" isimli papirüs salının sergilendiği Kon-Tiki müzeisne gittim. Heyerdahl okyanusun balsa veya papirüs bir salla geçilebileceğini, dolayısıyla eski Afrika ve Amerika uygarlıklarıarasında iletişim olmuş olabileceğini kanıtlamayı amaçlamış ve her iki salla da okyanusu geçerek bunun mümkün olduğunu göstermişti. Kno-Tiki adında bir de kitabı var, ben zamanında okumuş ve çok etkilenmiştim. Okuduklarımın geçtiği salı görmek beni çok mutlu etti. İşte Kon-Tiki :
Bu da RA II :
Birbirine birkaç metre mesafedeki bu üç müzeyi gezdikten sonra 18.35'te kalkacak uçağıma yetişmek üzere havaalanına döndüm ve artık özlediğim memleketime ve aileme kavuşmak üzere uçağa bindim.
Umarım çok uzatıp canınızı sıkmamışımdır. Çok keyif aldığım bu geziyi sizlerle paylaşmak istedim.
Rasgele
Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı:
