Şu konuda bir yanılgı söz konusu, genel bir şey, çok yaygın.
Levrek, boyuna habire yiyip durmak durumunda olan bir balık. Nasıl yakalanmaz ki? Olur mu hiç öyle bir şey?
Ama levrek, gayet kurnaz, görüşü son derece gelişmiş, koku alma duyusu köpekbalığına yakın, sesi algılaması yunuslardan daha iyi.
Böyle bir balığı, "aha bak, bu ne güzel, nefis, ye bunu" diyerek kandırmak elbette ki zor. Levrek yemin görüntüsü, sesi ve kokusu tam olmadan onu yemeye çıkmaz.
En iyi bilinen ve burada vurgulanan husus, berrak denizde levreğin zor tutulduğu. Elbette, çünkü, duyma ve görme kabiliyetleri öyle suda pek işe yaramıyor. Hayvan aç ama. O yüzden hem çok saldırgan, zira zor yemek buluyor, hem sahtenin sesini, görüntüsünü filan çok seçemiyor.
Ama bu balık, hibernasyona girip, su dalgalı olunca yemeğe çıkmıyor, 7/24 yemek peşinde, istisna, malum aşna fişna peşine düştüğü dönemler.
Önce anlaşılması gereken bu. Eğer bu hususu kabul edersek, bundan sonrası kolay. Ama "Balık yok" yada "Bu suda tutulmaz" dersek, eve gidip pembe dizi izlemekten başka bir seçenek kalmıyor elde.
Peki ne yapalım? Bunu bilemem. Neden bilemem, çünkü her avlağın koşulları farklı olacaktır. Hepsi için ayrı formüller gerekebilir. Mesela, Darıca'da levrek desen herkes yok der, ama boru kurdu ile girişince ne levrekler varmış görüyorsunuz. Şimdi, ahanda levrek yatağı bulduk diyerek, Ekol'deki, Orhan'daki filan ne kadar boru kurdu varsa yağmalayıp gitmeye çıkmayın derim. Zira kullanılan takım vs. bambaşka bir şey. Boru kurtları lazım, bayram geliyor malum.
Neyse. Levreği kandırmak için illa boru kurdu da lazım değil orada. Ama şuradan bir rapala yada raglou alayımda, atıvereyim, tutuvereyim diyorsanız, boş gelmeniz garanti. Avlağın yapısına bağlı olarak, kullanılması gerekebilecek bir sürü müştemilat, stil, takım vs. var. Tek tek denemekle şansınız fazla değil. Eğer avlağın yapısı, ekolojik durumu, yani yosunlu, midyeli, sülünesli, kumsal, taşlık vs. akıntı durumu, gibi hususlara dikkat edersek, seçenekleri iyice azaltabiliriz.
Bende hep bu yönde yazıyordum zaten Serdar abi.
Hatta sen tam tersine topitop sapı, naylon poşet parçasıyla basitçe yakalanacağını ima ediyordun genelde. Eskiden belki, tabi hangi şartlarda olduğuna da bakmalı bence. Sırtı yaparak topitop sapıyla kilometrelerce alanı taramakla, atçek takımıyla çok dar bir alanda başarılı olabilmek bir değil.
Levrek öyle aptal bir avcı değil benim gördüğüm.
Levreğin avlanırken avantajlı olduğu şartlar, aynı zamanda levreğin en zayıf olduğu şartlar bana göre.
Seninle ayrıldığımız nokta genelde; sen aynı yerde o levreklerin durduğunu ama tutamadığımızı düşünüyorsun. Onların halen o bölgede yemlendiğine devam ettiğini düşünüyorsun. Bense, belli bir km karelik alanda şartlara göre konuşlandığını ve avlandığını düşünüyorum. (Tabi her güzel şartta levrek orada avlanacak diye bir kaide yok. Yalnızca buluşma yüzdesi yükseliyor)
Aynı yörede yaşayan levrek hangi havada, hangi şartta nerede avlanabileceğini biliyor. Özellikle de iri bireyler, bu konuda çok tecrübeleniyor.
Bir koy düşün, kuzeyden esen rüzgarda hayvan kuzeye bakan sahilde toplaşıyor. Halbuki Güneye bakan tarafta da levrek yakalanıyor ama o havada değil. Bu hayvan benim gördüğüm hep aynı yerde yatan bir hayvan değil genellikle.
Avlanma stratejileri içinde akış veya akıntı yönüne göre yatarak veya saklanarak pusu kurduğu bilinse de tek avlanma stratejisi bu değil. Hatta benim gördüğüm balık genelde, bölgenin en avantajlı sahası neresiyse, orada kümelenmekte.
Yağmur esnasında ve yağmur sonrasında bunu çok defa tecrübe ettim.
Levrek peşinde koşan biri de mutlaka tecrübe etmiştir.
Levreğin nerde olabileceğini tahmin etmek işin en ince noktası.
İstista avları saymazsak, İstanbul'da belli bir zaman aralıklarla levrek tutuldu.
Ne zaman tutuldu, şakır şakır yağmur yağdı, fırtınalar koptu. Yakın zaman içinde sürpriz dedikleri avlar oldu. Birkaç levrek raporu da ege'den geldi.
Ne zaman geldi, gene şiddetli rüzgar ve yağmur zamanı.
Başka zamanlarda da şansa denk gelinebiliyor elbet ama yüzdeye vurursan %5'i geçmez sanırım. Deme ki, takımınız kötü.
Levreğin rastgele saldırdığını düşünmüyorum. Topitop sapının çok başarılı olduğunu falan da düşünmüyorum. Başarı oranı belli bir seviyedeyse, bunu da sırtı yapılarak kullanıldığından çok geniş, uzun bir alanda kullanıldığı için olduğunu düşünüyorum. Yahut bahar aylarında ispendeklerde başarılı olabilir bence.
Neden sahtelere, yaralı minnow balığı aksiyonu vermeye çalışıyor sahte üreten firmalar.
Geçen kurtlarla ilgili bir belgesel izliyorum.
Kurt sürüsü belli bir mesafeden geyikleri izliyor. 15 dakika öylece izliyorlar, sonra harakete geçip iri bir bireyi yakalayıp, yıkıyorlar. Belgeselciler neden o hayvanı seçtiğini anlamaya çalışıyorlar. Koşarken haraketlerini çok yavaşlatıyorlar hayvanın. İnsan gözünün algılayamayacağı oranda hayvanın arka ayağının aksadığı anlaşılıyor. Ayak oranında inceleme yapınca da kemikte diz bölümünde bir şişme, ur gibi birşey buluyorlar.
Aslanlarda da bu var, bir çok avcı da da var. Jaguar gibi pusu kuran hayvanlarda ise pek görmüyorum. Levrek hem pusu kuran, hem kovalayan bir hayvan. Gözüne kestirdiği kefali nasıl kovaladığını bilen bilir. Bende gözlükle yüzerken gümüş sürüsünü nasıl bir süre izleyip, hamle yaptığını görmüştüm.
Yani levrek yalnızca pusu kurmuyor, dolaşıyor ve nerede ne bulacağını, hangi şartta iyi av yapacağını biliyor, özellikle 1,5 kilo ve üstü hayvanlar.
İyi bir atçekçi bence, takımından ziyade, bölgesindeki hangi şartta nerelerde levrekle kesişebileceğini, hangi şarttın ısrarla zorlanması gerektiğini bilmesi lazım. Hatta mevsime, akış yönüne vs. 'ye göre aynı noktadan çayın içine mi dışınamı (denize doğru) atış yapması gerektiğini bilmesi lazım.
Hatta sahilde bile levreğin nerede kümeleşeceği ve nerede avını bekleyeceğini anlatan bir konu vardı. Bende tecrübe ettim ki, aynı sahilde 20 metre farklı konuşlanmak avın başarısını etkileyebiliyor.