Has evlatlarından biri de benim, kendimi öyle görürüm ve bundan da gurur duyarım. Sevgi ve saygımı yeterince izhar edemesem de...
Bilakis üstadım anlamak için kendimi paralıyorum lakin kafa dank etmiyor bi türlü.

Oysa ki Türkçe konuşuyoruz.
Ama şu kamış işini anlamadım. İnsan kendisi ithal etse ve pazarlasa dahi bu denli katı ve sert çıkışlarla malını savunma gereği duymaz. Hem dünya bir kamıştan ibaret değil ki. Haksız mıyım?
Sevgili Nuri
Ben aslında,arada parlsamda sert huylu birisi değilim.
Nasıl senin kimi veciz katılımların çoğu kere en doğruyu işaret ediyorsa,benimde balıkcılığın hemen her alternatif şeklinde,özelliklde uzun balık avı geçmişimde, illaki gereğince uğraştığımdan,birşyler yazma gereği duymama sebep oluyor.
Bugün,İstanbul kıyı surf avcılığını başlatan kişi kimdir,yada ençok emeği vermiş kimlerdir diye,yeniler arasında değilde,duayenler arasında bir araştırma yapılsa adım anılacaktır.
Draco b ana yakın,beraberce yediğimiz içtiğimiz,avlanmışlığımız olan ve hatta başıma glen bazı belalardada beni kollamaya zaten dünden kalkışan bir genç adamdır.
İstanbul boğazı kıyı surf avcılığı,dünyada eşi olmayan bir avlanma şeklidir.
Hatta okadarki,insanların çoğunun ellerindeki kamışların ithalatcıları buraya iş görüşmelerine geldiklerinde,surflerin kullanma alnını gördüklerinde,her sefer,biz bu kamışları böylesine bir av şekli için üretmedik demekte ve müteakip siparişleri tespit ettikleri şartlara uygun olarak üretme gayretine girmektedirler.
Kimi bilmese yada aksini ispat etsede Okuma kamışları 300 kişinin çalıştığı birfabrikada üretilmektedir.
Ancak şu durumda varittir.
Bugün sen istesen vede imkanın olsa Çine gider,üstünede allı,pullu Balli yada istediğin başka bir rumuzvarsa işletir stabilirsn.
Çin isteğe bağlı olarak kalitesi düşük ve ucuzmallar üretebildiği gibi,en üst kalitedede mallar üretebilecek teknolojiye sahip bir garip devasa bir ülkedir.
İşte bu durum bilinmekte hemen herkes kullandıkları kamışlara bağlı,nerdeyse sair markalara külliyen ya müstehzi yada kıskanç gözlerle bakmaktadırlar.
O kadarki balık seyrek çıktığında,fiili balık avını bir tarafa bırakarak,işte benim kamışım böyle,makaram şöyle diye aralarında uzun ve hararetli sohbetlere başlamaktadırlar.
Yeni bir marka boy gösterdiğinde illaki ama illaki gözler onun üstüne ve kullanıcısına çevrilir.
Bu rahatsız edici bir durumdur.
B irde böylesine kaliteli bir ürün,özelliklede kamış görülmeye ve kullanılmaya
başlandığında bahis konusu durum ayyuka çıkar.
İşte benim üstüne basarak kullandığım Mükellefiyet kelimesi bu bakımdan kullanılmıştır.
Hakkı verilemeyen ,gerek uzağa ermede,gerek istenildiği kadar ağır kurşunu akıntıyı yenecek kadar uzağa erdirmede,helede balık yakalamada atıl yada geri kalan bu tür kamış kullanıcısı nerdeyse,gizli yada aleni gırgır konusu illaki olur.
Biz dedikoducu bir milletiz.Ben dahi bundan nasibini alan,bal gibi aradada yapan birisiyim.
Bu bakımdan bu rahatsız edici durumdan sıyrılmanın,aksine imrenilen,istenilen,kabul edilen bir hüviyete ermenin tek yolu, performansı yüksek olan bu malın hakiki kıymet ve verimini ortaya koyuvermekten geçer.
O kişinin sohbeti,anlatımları benimsenir,avcı değeri,özelliklede kullandığı her takım,ister kamışı ,ister makarası ister kurşun ve misina şekli edinilmek istenilir.
Bu durum ise en başta bu işin ithalatcı ve satıcısına yarar,talep artar,fiyatlarıda illaki yükselir,karlarıda otomatikman çoğalır.
Aksi durum .ise tam tersi netice verir.
Benim anlatmak istediğim durum budur.
Draco gibi bu disiplinin A'sındayken yanında olan,onu cesaretlendiren ve hatta ileride bu işte önde gelen birisi olacaksın temenni ve tahminlerimi kerelerce yüzüne ifaden eden bendenize,kalkıpta bu pehlivanın,seni artık anlayamıyorum deyipte,üstelik ,ilave yorumlarla ortaya çıkması,esas benim anlamadığım bir durum olmuştur.
Sevgiler
Not;Ben herzaman yardımsever yanımı ortaya illaki koyan birisiyim.Bu kamışın ithalatcısıda,kullanıcıısıda yukarıda yazdıklarımın kelimesine itirazları varsa cevap vermelidirler.Buna sende dahilsin sevgili Nuri,bekliyorum