vedat abim bizim profesyonel balıkcılara hem kızıyorum hemde bağzı nedenlerden dolayı tekrara düşünüp birşey de diyemiyorum Avlan teknikleri( ışık kullanmaları),av lanma sezonu gibi konularda yumurta döneminde sizin dediklerinize gerçketen çoooook hak veriyorum hatta bende aynı şeyleri savunuyorum ve söylüyorum ama bir amatör balıkcı olarak kullanıla bilir deniz sınırlarımızın yunanistanla kıyaslanmıyacak kadar az olduğunu özellikle egede adalar civarlarında türk balıkçı teknelerinin balık yazdırsalarda avlanamadıkları bir gerçek Türkiye nüfusu yunanistandan kat kat fazla bunu baz alarak kentlerde ve bütün illerimizde balık tüketildiğinide düşünsek elimizdeki sınırlar dahilinde balıkçılar maksimum verimi almaya çalışıyolar ve bunu kısıtlı bir alanda yapmaya çalışıyorlar ( yunanistanın deniz sınırlarını kıyaslıyarak yazıyorum bunu bu yüzdenışık kullanmak gibi farklı metotlarla balığı çekmek ve avlamak konusunda süresindede bu yönlüde düşündüğümüzde çok birşeyde diyemiyorum nekadar türkiyede balık tüketimi az densede birçok çiflik ve ithal balıklar rabet görüyor ayrıca yazın sende bilirsin vedat abi çanakkaleye yunanalılar sardalya satarlar iri iri yağlı esnafta çanakkale sardalyası dardanel der



Bu yazılarımı polemik olarak algılama vedat abi senin söylediklerine daha ncede yazdığım gibi katılıyorum ama ne yaparsın
Sevgili Ali Kemal
Genç yaşına rağmen,böylesine araştırıcı olupta,bazı tespitlerde bulunmam,ileriki senelerde hakikaten bilgi yüklü bir avcı konumuna getirir seni.
Böylece hem kendin ve hemde yakın çevren bunun avantajlarını görürsünüz.
Biz denizci bir millet değiliz.Şayet olsaydık burnumuzun dibindeki Yunan adaları bugün topraklarımıza dahil olurdu.
Ancak bazı gercekler farklıdır.Bunları sanarak değilde yaşayarak,gözlemleyerek doğru anlamak mümkün olacaktır.
Balıkcılık açık deniz ekipmanlarıyla tekneyi donatıpta kıyı sularında yapılmamalıdır.
İcatcısı olupta kendi kara sularında kullanılmasına izin verilmeyen elektronik aletleri edinip,bunları iç sularda kullanmakta değildir.
Hiçbir ülke balıkcısına mesafesi sadecede acık denizlerde okyanuslarda kullanılacak sonar,radar herneyse bu tür cihazların kullanımına iç sularda müsaaede etmez.Zararını bilir,maksat sürdürülenebilinir balıkcılık yapmak olmalıdır,imha değil.
Trilyonlar değerindeki teknelerin yaptığı budur.
Bu kadar yatrımla biraz daha denizciliği öğrenip LLooyd belgesinide alıp şöyle bir Cebelitarıktan çıkmak lazımdır.
En azından Egenin beynelminel sularında avlanmak lazımdır.Bunu beceren birkac teknede yok değildir.Mesela İstanbul Poyraz köyünün daha mütevazi olmalarına rağmen bazı tekneleri,sahillerimizden 20-30 mil açılmayı göze alarak Yunanla beraber pekala muhteşem avlarla(orkinos,kılıç)hemen hergün Sivricemize balık getirmektedirler.
Ama maalesef çoğuda iç sularda açık su techizatıyla,yumurtalı balığın tepesinde kıyım yapmaktadırlar.Aynı dönemde Yunan bu yumurtalı balığı kollamakta,av yasağını yumurtalı devreye zarar vermeyecek,yumurtlamayı destekleyecek zamanlarda uygulamaktadırlar.Karadenizdeki komşularımızda aynı eylemdedirler,kollarlar,çoğalmasına imkan sağlarlar.
Biz ise tam tersini yapmakta,çoğalma içgüdüsyle toplanan yumurtalı balığı katletmeyi balıkcılık sanmaktayız.
Tebliğ,sirküler denen hükümleri hazırlayanlara bir bakınız.Bunlar balıkcılıktan hiç anlamayan,domates,patates falan yetiştiriciliğini eh biliyorsa,bilen kişilerden müteşekkildir.Ayrıca güdümlüdürler,siyasi mahkumdurlar.
Komşularımızın üremelerini kolladıkları balıkları,mevsiminde gercekleştirdikleri göçlerinde İstanbul Boğazı ağzında,bu göçlerini mahvedecek şekilde,dünyanın en büyük şehiri İstanbulda,deniz trafiğinin en yoğun yerlerinden birinde küçük büyük demeden dar alanlarda sıkıştırıp,yüzlercesi tepelerinde,katletemek hic değildir balıkcılık.
Nispeten küçük,ancak donanımlı binlerce tekneye 12 ay hiçbir kısıtlama uygulamaksızın,kıyı suyu,orta ve acık deniz demeksizin,hemde her türlü techizatı edinmelerine müsaade ederek,yaptırdıkları avda balıkcılık değildir.Artık küçük balıkcıyı kollama anlayışından çıkmıştır bu uygulama.Zira bu küçük teknelerin boyu,kullandıkları ağların genişliği gittikce yasağa tabi gırgırlarınkine yaklaşmaktadır.Tuttukları balıkta limit,kota,boy limiti falanda yoktur.
Helede artık yabancı ülkelerde sadece açık sularda müsaaede edilen TRol denen katliam aletini sahilden sadece 1,5 mile kadar yasağa tabi tutup,bir taraftanda SGK gibi birimlerin göstermelik kontrolü altında yaptıkları katliama göz yummak hicmi.hiç balıkcılık değildir.
Siz tabii gece yarısı İstanbul boğazının taa içlerine kıyıya hemen paralel yasak olmasına rağmen,trol çeken teknelerin sızıpta yaptıkları katliamı hiç görmediniz değilmi.Biz bir avuç kadar duyarlı avcı hep bunları gözledik ihbar ettik kimini kovalattırdık ama önüne gecemedik.
Tatlısularımızdada durum maalesef aynıdır.
Şükürler olsunki yaradan bize çok imkanlı bir vatan ihsan etmiştir.
Uzun senelerdir her türlü imhaya yönelik davranışlarımıza karşın halende ayakta kalmaya muaffak olmuştur bu vatan ,ancak yolun sonuda görülmeye başlamıştır.
Gerçekler acıdır sevgili AliKemal.Maalesef ben bu acı gerceklerin taa göbeğinde yaşıyor ve kahroluyorum.Helede bazen canım dediğim kişilerle olan uğraşılarım bu beni tüketmek üzeredir.
Sevgiyle kal