Hafta sonu gerçekten çok güzeldi. :
Öncelikle Tuncay, Sedat ve Ulvi ağabeylere çok teşekkür ederim. Hava yağışlı olsa da herşey mükemmeldi. Sedat ağabey, havanın yağışlı olmasından ve sayının artmasından dolayı aksaklık yaşanmıştır diye kaygılandı ve üzüldü ama, gerçekten çok güzel bir hafta sonuydu ve bence mahşerin üç balıkçısı, mükemmel bir organizasyon gerçekleştirdiler.
Cumartesi günü önce Koral'ın yanına uğrayıp gerekli malzemeyi aldıktan sonra !! mekana vardığımızda, Tuncay ağabey orada değildi, kurt çıkarmaya gitmişti ve Sedat ağabey, Necmi ağabey, Onur, Suat ve ben de Tuncay ağabeyin yanına gittik. İlk defa kasık çizmeleri giyerek suya girdim ve kurt çıkarma işlemini videoya aldım (birazcık da suyla oynadım, azıcık ama.

). Tuncay ağabey kürekle eleğin içine kum çıkarıyor, Onur kumu eliyor (Onur'a göre kas gücü gerektiren ve kurt çıkarırken yapılan en önemli iş bu.

), içinde kurt varsa alıp, Necmi ağabeyin boynunda asılı olan pet şişenin içine kurtları koyuyorduk. Ve ben de tüm bunları videoya çekiyordum. Bir yandan da deliler gibi yağmur yağıyordu ve yağmurluklarımız olmasına rağmen iliklerimize kadar ıslandık. Hatta, Onur epey bir ıslandı.

Ama bu kurt çıkarma işi sırasında, çok eğlendik gerçekten. Sonra Sedat ağabey, Suat ve ben oradan ayrıldık, Tuncay ağabey kurtların hepsini karaya çıkarmaya kararlıydı. Daha sonra bizi buradan alırsınız dedi, Necmi ağabey ve Onur'la birlikte orada kaldılar.
Balık mı? Birkaç parça ispariden başka balık yok ama geri kalan herşey mükemmeldi. Sıcak ortam, espriler, insanların canayakınlığı harikaydı. Mahşerin üç balıkçısı, sağolsunlar herşeyi düşünmüşler.
İlk gün sohbet muhabbet, balık var mı yok mu v.s. muhabbetlerinden sonra güzel bir akşam yemeği yendi ve Barış bana tavla dersi verdikten sonra, sanırım yemek sabaha kadar sürdü.

Ulvi ağabeyin muhteşem kahkahaları, gecenin üçünde bile her yanı şenlendiriyordu. Bazılarımız yatmıştı ama ben yattığım yerden, Ulvi ağabeyin kahkahalarını duydukça kahkaha attım, sağolasın Ulvi ağabey, Allah hiç ağlatmasın, hep böyle gül inşallah.

Tuncay ağabey ile mangal başı sohbeti ise ayrı bir güzeldi bence. Teşekkürler Tuncay ağabey.
Aslında daha çok ayrıntı var ama hepsini yazmaya sayfalar yetmez sanırım.
Ertesi sabah, bir hışımla kahvaltı hazırlamaya giriştik. Kahvaltımızı ettik ama hemen akabinde sıkı bir yağmur bastırdı. Ondan sonra sohbet üstüne sohbet ve oyunlarla vakit geçirdik ama en çok vakti sanırım Alper'in arabası başında geçirdik. Alper'in anahtarı arabanın bagajında unutması ve kapıları açma harekatı hepimizi heyecanlandırdı. Fotoğraflar yayınlanınca, bu operasyonda kullanılan malzemeleri ve yaratıcı düşünceyi sizler de göreceksiniz, o nedenle ayrıntılı olarak anlatmıyorum.
Daha sonra oğlaklar geldi ve tabii yine yemekler yendi. Ardından sevgili Sedat ağabeyin, eşi ile mutlu birlikteliğinin yıldönümünü kutladık. Pasta için de ayrıca teşekkürler, ağzımızı tatlandırdınız.
Aramıza Pazar günü katılan Özgürcan'a da teşekkürler, ekler pastalar getirmişti kutu kutu sağolsun. Paketleri açmayı unuttuk telaşta ama, dağılmaya başladıktan sonra paketleri farkedince, eklerleri yedik, kesenize bereket.
Akşam oldu ve hepimiz ufak ufak ayrılmaya başladık oradan. Ancak daha önce de dediğim gibi herşey harikaydı. Bu nedenle de bazı teşekkürler yazmak istiyorum.
Tabii ki öncelikle, yazımın başında da yazdığım gibi, bizleri buluşturan, herşeyin eksiksiz olması için koşturan ve bunun için gönlünü ortaya koyan sevgili Tuncay, Sedat ve Ulvi ağabeylere teşekkür etmek istiyorum.
Yemekleri hazırlarken yardımcı olan, Suat'a, Aytekin'in eşi sevgili Halime'ye, Aytekin'in oğluna, Aytekin'in müstakbel gelini sevgili Gökçe'ye, Herşeye koşan Orhan'a, Mangal başı takımına

,
en çok çalışan, mutfak işlerinden başını kaldıramayan Onur'a 
, Aycan'ın isimlerini bilmediğim arkadaşlarına (isimlerini unuttuklarım varsa özür dilerim, şu an için aklıma gelenleri yazdım.

)
Bende olan bir kaç foto var, fazla foto çekmedim ben onları ekleyeyim.