Offf nasıl zor okudum heyecandan. Sonu için düşündüğüm "ya misina koptu, ya kaşık bağlandığı yerden açıldı, ya kayaya koyduktan sonra denize düştü" gibi şeylerdi. Soluk soluğa okudum inan ki, uzun zamandır beni bu kadar heyecanlandıran bir anlatım olmamıştı. Teşekkürler Seçkin. Ekip arkadaşları olarak sizi tebrik ediyorum.
Bir şey daha söylemek istiyorum. Dünyanın yolunu gittiniz, uykusuz kaldınız, benzin yaktınız, yol gittiniz (Allah korusun bir balık uğruna kaza da geçirebilirdiniz), masraf ettiniz v.s. v.s. daha şu an aklımda olmayan ama yapılan çok şey var biliyorum. Bütün bunlar 3 kişinin avlayacağı 30-40 cm. lik bir levrek uğruna yapıldı. Demem o ki, bu ve bundan çok daha fazla zahmetlere girilip hiçbir balık almadan da dönülebilen bir hobi bizimkisi. Ve hiçbir balık almamak bile bizi bu hobiden vazgeçiremiyor. Çünkü balıkçı dediğin öyle mütevazidir ki aslında, boş dönmenin keyifini bile yaşar. Şimdi neden bunları söyledin diyeceksiniz belki. Şunun için söyledim arkadaşlar; bazen görüyorum, denizden ya da tatlı sudan, hakkımız olandan fazlası alınıyor. Bazen "orada o kadar balık yok" diyerek insanlar aldatılmaya çalışılıyor ama tabi göz ve nizam olunca kimse buna inanmıyor. O zaman da tartışmalar çıkıyor. Bu defa da fazla balık alan arkadaşlar bin tane bahanenin ardına saklanmaya çalışıyor. Bu bahanelerin en sık kullanılanlarından biri de "bu kadar zahmete katlandım......................" şeklinde uzayarak anlatılan bahanedir. Kimse balık tutarken zahmete, zorluklara katlanmıyor değildir. Herkes masraf ediyor, herkes yaşam tehlikesi atlatabiliyor, herkes çok ama çok zor şartlarda avlanabiliyor ama limiti aşmıyor. İşte bu nedenle, dünyadaki tek balıkçıyı kendisi sanan, tek zorluğa, tek zahmete kendisinin katlandığını sanan ve bunu fazla balık avlamanın bahanesi olarak ileri süren herkese bir cevap olarak senin avın gayet güzel bir örnek. Tekrar tekrar tebrik ederim arkadaşım. Hem avınız güzel, hem de anlatımın gerçekten muhteşemdi, saniye saniye yaşadım sayende.