31 Ekim Gömeç Raporu (ya da Hayallerim Aşkım ve Çipuram)

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan diren
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi

diren

Active Member
Yaş
53
Şehir
İstanbul ama daha çok Kocaeli
Favori Kamış
şeker kamışı
En iyi avı
Hayallerim, aşkım ve çipuram.
İsim
Diren
Yer: Gömeç-Artur açıkları
Hava Sıcaklığı: 21°C
Rüzgar: 10 km/s
Su sıcaklığı: 17 °C
Derinlik: 40-45 m
Yem: Sülünez
Takımlar: 0.4 ana beden, 0.30 florokarbon köstek, 2 ve 3 numara bronz iğne, 3'lü dip olta



AV HİKAYESİ ya da MİÇO'NUN SEYİR DEFTERİNDEN:


Kaptanımız Bülent hoca ile sabah 6:30’da (bu nasıl bir zamanlamaysa aynı anda gelerek) marinada buluştuk. Saat 06:48’de, miço Diren’in geçici kaptanlığı ile ilk avlak yerimiz olan Ayvalık adalarına doğru vira bismillah dedik. Yaklaşık 1:30 saat süren yolculuğumuz ve miçonun acemiliği ile avlak noktasını birkaç metre ıskalayarak demirledik. Teknenin pupasında her zamanki yerimizi alarak (ben iskele bordasındandan, Bülent hoca Sancak bordasından) takımlarımızı suya bıraktık.

İlk ziyaretçilerimiz haylaz hanoslardı. Oltalarımızı hiç rahat bırakmadılar. Her geleni suya geri bıraktık. Bu arada haylaz hanoslar, oltaya geldiklerinde dilleri bir balon gibi şişiyor. Bülent hoca suya bırakmadan dillerindeki şişin indirilmesi gerektiğini aksi halde yüzemeyip öleceklerini söyledi. İyi de bu dil nasıl indirilecekti? Yanıt hemen geldi: iğne ile dilleri delinmeliymiş tabii diline çok hasar vermeden…

İlk avlak yerindeki tek aktivitem hanos tutmak, dilini delmek ve suya bırakmaktan ibaretti. Bu arada iki küçük karagöz de tebliğ dışı ölçülerinden dolayı suya geri salındı. Ben hanoslarla hemşirecilik oynarken, Bülent Hoca şık bir mercan aldı. Derken Bülent Hoca bir de kırlangıç tutmaz mı? Ben de hala hanos dışı bir gelişme yoktu. Bülent Hoca çok umutlu olduğu bu avlaktan verim alamayınca burada daha fazla zaman kaybetmeyelim ve eski yerimize gidelim dedi ve demir alarak Gömeç açıklarına doğru yola koyulduk.

Yeni avlağımızda önce Bülent hocanın piranalar dediği kupa-mercan kırması olan yem canavarlarının saldırısına uğradık. Olta dibe iner inmez yemler pıtık pıtık didikleniyor ama oltaya gelen olmuyordu. Bir süre bu piranaları beslememiz gerekti. Derken kupaların geçit töreni başladı ama çabuk sona erdi. Bu arada rüzgar çok kararsızdı ve teknemiz sürekli dönüyordu. Bu da oltalarımızın karışmasına neden oluyordu. Oltaları olabildiğince birbirine uzak atmaya çalışıyorduk. Derken benim oltalardan biri suyun içinde fır dönmeye başladı. Daha önceki av deneyimimden bu şekilde gelenin delişmen uskumrudan başkası olmayacağını biliyordum. Uskumruyu alıp oltayı suya attım ki yeniden bir uskumru aşağıyı birbirine katarcasına oltayı döndürmeye başladı. Hemen misinayı çekmeye başladım. Bu seferki daha iri ve daha delişmen bir uskumruydu. İğnesini yuttuğu olta ile birlikte benim kamışı ve Bülent Hocanın kasnağını da birbirine dolayıp öyle yukarı geldi.

Uskumruların gelişi kısmetimi açmıştı. Aradan çok geçmeden elimdeki kasnağın boşaldığını hissettim. Sanki oltanın uçunda ne kurşun vardı ne de iğneler. Hemen Bülent hocaya döndüm ve şaşkınlıkla “Hocam, bu oltaya bir şeyler oldu, kurşunu hissetmiyorum dedim” Bülent hoca gülümsedi, sakin ol ve yavaş yavaş çek dedi. Çekmeye başladım. Olta birden ağırlaştı, sonra yine hafifledi, sonra yine bir ağırlaşma. Gelen arkadaş bir bana doğru yüzüyor bir geri gitmeye çalışıyordu. Bülent hoca yüzündeki gülümsemeyi hiç bozmadan: “gelen çipura” dedi.

Çipura mı???

Yani oltanın ucundaki benim hayallerim miydi?

Gelen, bütün aylar boyu beklediğim, başkalarının ellerinde gördüğümde içlendiğim, düşündükçe yüreğimi yakan ama bir gün kavuşacağıma inandığım aşkım mıydı?

Evet oydu…

Gelen HAYALLERİM, AŞKIM ve ÇİPURAMDI…




Birçoğunuza küçük gelebilir, bu mu hayallerin, bu mu aşık olduğun balık, bunu tutmakta ne var ki diyebilirsiniz. Ama aşkın nedeni olmaz, hayallerin de sınırı…

Hayallerinizdeki aşklarınıza kavuşmanız dileğiyle…





Kendileri 29.5 cm'dir :)






Toplam Hasılat: 1 çipura, 2 uskumru, 2 mercan, 2 iri kupa (çipura ile uskumru arasındakiler) 5 ortaboy kupa



Fotoğraflar yine cep telefonu ile çekildi. Küçük oldukları için üzgünüm. Fotoğrafların yüklenmesi konusunda bana yardımcı olan Müjdat arkadaşıma, çipuramın mutluluğunu, o an beni şans eseri aradığı için paylaşan Namık'a ve Serdar kardeşime teşekkür ederim.
 
tebrikler güzel av olmuş :) ayrıca teşekürler aşkınızı bizimle paylaştığınız için:)
 
Tebrikler Güzel Bir Av Raporu
 
Kardeşim yaaa

Nasıl sevindiğimi bilemezsin senin adına. Açıkçası beklediğim rapor geldi sonunda. Hayallerinin balığını artık yakaladın. Ama dediğin gibi hayallerin sınırı olmaz. Şimdi sıra daha da irilerinde olacak.
Anlatımınla sanki bende o anları yaşadım kardeşim benim. İnanılmaz mutlu oldum. İnşallah bundan sonra Çipura sezonunun açılımıyla daha irilerini ve daha fazlasını yakalayacaksın. Sende o azim var.
Oltandaki iğnede her zaman yeni hayallerini çekmen dileğim ile tebrik ederim yeniden....
 
vay örgencim aşkın da çok yakışıklıymış ALLAH tamamını erdirsin ne diyeyim teşekkürler tebrikler :D:D
 
Diren Merhaba,

Tebrikler, sahiden çipura tutmanın keyfi bambaşka. Gerçi ben daha iri lidaki boyutundan çipuraya geçemedim ama yine de çok keyifli. Daha önce sana bahsettiğim Keremköy sahiline gitme imkanın oldu mu bilemiyorum ama sahiden lidaki yönünden oldukça verimli bir yer. Denemeni tavsiye ederim. Ben de,
bayramda gelince senin bahsettiğin Pelitköy'deki yere gitmeyi planlıyorum.

Rastgele.




Faysal



Yer: Gömeç-Artur açıkları
Hava Sıcaklığı: 21°C
Rüzgar: 10 km/s
Su sıcaklığı: 17 °C
Derinlik: 40-45 m
Yem: Sülünez
Takımlar: 0.4 ana beden, 0.30 florokarbon köstek, 2 ve 3 numara bronz iğne, 3'lü dip olta



AV HİKAYESİ ya da MİÇO'NUN SEYİR DEFTERİNDEN:


Kaptanımız Bülent hoca ile sabah 6:30’da (bu nasıl bir zamanlamaysa aynı anda gelerek) marinada buluştuk. Saat 06:48’de, miço Diren’in geçici kaptanlığı ile ilk avlak yerimiz olan Ayvalık adalarına doğru vira bismillah dedik. Yaklaşık 1:30 saat süren yolculuğumuz ve miçonun acemiliği ile avlak noktasını birkaç metre ıskalayarak demirledik. Teknenin pupasında her zamanki yerimizi alarak (ben iskele bordasındandan, Bülent hoca Sancak bordasından) takımlarımızı suya bıraktık.

İlk ziyaretçilerimiz haylaz hanoslardı. Oltalarımızı hiç rahat bırakmadılar. Her geleni suya geri bıraktık. Bu arada haylaz hanoslar, oltaya geldiklerinde dilleri bir balon gibi şişiyor. Bülent hoca suya bırakmadan dillerindeki şişin indirilmesi gerektiğini aksi halde yüzemeyip öleceklerini söyledi. İyi de bu dil nasıl indirilecekti? Yanıt hemen geldi: iğne ile dilleri delinmeliymiş tabii diline çok hasar vermeden…

İlk avlak yerindeki tek aktivitem hanos tutmak, dilini delmek ve suya bırakmaktan ibaretti. Bu arada iki küçük karagöz de tebliğ dışı ölçülerinden dolayı suya geri salındı. Ben hanoslarla hemşirecilik oynarken, Bülent Hoca şık bir mercan aldı. Derken Bülent Hoca bir de kırlangıç tutmaz mı? Ben de hala hanos dışı bir gelişme yoktu. Bülent Hoca çok umutlu olduğu bu avlaktan verim alamayınca burada daha fazla zaman kaybetmeyelim ve eski yerimize gidelim dedi ve demir alarak Gömeç açıklarına doğru yola koyulduk.

Yeni avlağımızda önce Bülent hocanın piranalar dediği kupa-mercan kırması olan yem canavarlarının saldırısına uğradık. Olta dibe iner inmez yemler pıtık pıtık didikleniyor ama oltaya gelen olmuyordu. Bir süre bu piranaları beslememiz gerekti. Derken kupaların geçit töreni başladı ama çabuk sona erdi. Bu arada rüzgar çok kararsızdı ve teknemiz sürekli dönüyordu. Bu da oltalarımızın karışmasına neden oluyordu. Oltaları olabildiğince birbirine uzak atmaya çalışıyorduk. Derken benim oltalardan biri suyun içinde fır dönmeye başladı. Daha önceki av deneyimimden bu şekilde gelenin delişmen uskumrudan başkası olmayacağını biliyordum. Uskumruyu alıp oltayı suya attım ki yeniden bir uskumru aşağıyı birbirine katarcasına oltayı döndürmeye başladı. Hemen misinayı çekmeye başladım. Bu seferki daha iri ve daha delişmen bir uskumruydu. İğnesini yuttuğu olta ile birlikte benim kamışı ve Bülent Hocanın kasnağını da birbirine dolayıp öyle yukarı geldi.

Uskumruların gelişi kısmetimi açmıştı. Aradan çok geçmeden elimdeki kasnağın boşaldığını hissettim. Sanki oltanın uçunda ne kurşun vardı ne de iğneler. Hemen Bülent hocaya döndüm ve şaşkınlıkla “Hocam, bu oltaya bir şeyler oldu, kurşunu hissetmiyorum dedim” Bülent hoca gülümsedi, sakin ol ve yavaş yavaş çek dedi. Çekmeye başladım. Olta birden ağırlaştı, sonra yine hafifledi, sonra yine bir ağırlaşma. Gelen arkadaş bir bana doğru yüzüyor bir geri gitmeye çalışıyordu. Bülent hoca yüzündeki gülümsemeyi hiç bozmadan: “gelen çipura” dedi.

Çipura mı???

Yani oltanın ucundaki benim hayallerim miydi?

Gelen, bütün aylar boyu beklediğim, başkalarının ellerinde gördüğümde içlendiğim, düşündükçe yüreğimi yakan ama bir gün kavuşacağıma inandığım aşkım mıydı?

Evet oydu…

Gelen HAYALLERİM, AŞKIM ve ÇİPURAMDI…




Birçoğunuza küçük gelebilir, bu mu hayallerin, bu mu aşık olduğun balık, bunu tutmakta ne var ki diyebilirsiniz. Ama aşkın nedeni olmaz, hayallerin de sınırı…

Hayallerinizdeki aşklarınıza kavuşmanız dileğiyle…





Kendileri 29.5 cm'dir :)






Toplam Hasılat: 1 çipura, 2 uskumru, 2 mercan, 2 iri kupa (çipura ile uskumru arasındakiler) 5 ortaboy kupa



Fotoğraflar yine cep telefonu ile çekildi. Küçük oldukları için üzgünüm. Fotoğrafların yüklenmesi konusunda bana yardımcı olan Müjdat arkadaşıma, çipuramın mutluluğunu, o an beni şans eseri aradığı için paylaşan Namık'a ve Serdar kardeşime teşekkür ederim.
 
Yer: Gömeç-Artur açıkları
Hava Sıcaklığı: 21°C
Rüzgar: 10 km/s
Su sıcaklığı: 17 °C
Derinlik: 40-45 m
Yem: Sülünez
Takımlar: 0.4 ana beden, 0.30 florokarbon köstek, 2 ve 3 numara bronz iğne, 3'lü dip olta



AV HİKAYESİ ya da MİÇO'NUN SEYİR DEFTERİNDEN:


Kaptanımız Bülent hoca ile sabah 6:30’da (bu nasıl bir zamanlamaysa aynı anda gelerek) marinada buluştuk. Saat 06:48’de, miço Diren’in geçici kaptanlığı ile ilk avlak yerimiz olan Ayvalık adalarına doğru vira bismillah dedik. Yaklaşık 1:30 saat süren yolculuğumuz ve miçonun acemiliği ile avlak noktasını birkaç metre ıskalayarak demirledik. Teknenin pupasında her zamanki yerimizi alarak (ben iskele bordasındandan, Bülent hoca Sancak bordasından) takımlarımızı suya bıraktık.

İlk ziyaretçilerimiz haylaz hanoslardı. Oltalarımızı hiç rahat bırakmadılar. Her geleni suya geri bıraktık. Bu arada haylaz hanoslar, oltaya geldiklerinde dilleri bir balon gibi şişiyor. Bülent hoca suya bırakmadan dillerindeki şişin indirilmesi gerektiğini aksi halde yüzemeyip öleceklerini söyledi. İyi de bu dil nasıl indirilecekti? Yanıt hemen geldi: iğne ile dilleri delinmeliymiş tabii diline çok hasar vermeden…

İlk avlak yerindeki tek aktivitem hanos tutmak, dilini delmek ve suya bırakmaktan ibaretti. Bu arada iki küçük karagöz de tebliğ dışı ölçülerinden dolayı suya geri salındı. Ben hanoslarla hemşirecilik oynarken, Bülent Hoca şık bir mercan aldı. Derken Bülent Hoca bir de kırlangıç tutmaz mı? Ben de hala hanos dışı bir gelişme yoktu. Bülent Hoca çok umutlu olduğu bu avlaktan verim alamayınca burada daha fazla zaman kaybetmeyelim ve eski yerimize gidelim dedi ve demir alarak Gömeç açıklarına doğru yola koyulduk.

Yeni avlağımızda önce Bülent hocanın piranalar dediği kupa-mercan kırması olan yem canavarlarının saldırısına uğradık. Olta dibe iner inmez yemler pıtık pıtık didikleniyor ama oltaya gelen olmuyordu. Bir süre bu piranaları beslememiz gerekti. Derken kupaların geçit töreni başladı ama çabuk sona erdi. Bu arada rüzgar çok kararsızdı ve teknemiz sürekli dönüyordu. Bu da oltalarımızın karışmasına neden oluyordu. Oltaları olabildiğince birbirine uzak atmaya çalışıyorduk. Derken benim oltalardan biri suyun içinde fır dönmeye başladı. Daha önceki av deneyimimden bu şekilde gelenin delişmen uskumrudan başkası olmayacağını biliyordum. Uskumruyu alıp oltayı suya attım ki yeniden bir uskumru aşağıyı birbirine katarcasına oltayı döndürmeye başladı. Hemen misinayı çekmeye başladım. Bu seferki daha iri ve daha delişmen bir uskumruydu. İğnesini yuttuğu olta ile birlikte benim kamışı ve Bülent Hocanın kasnağını da birbirine dolayıp öyle yukarı geldi.

Uskumruların gelişi kısmetimi açmıştı. Aradan çok geçmeden elimdeki kasnağın boşaldığını hissettim. Sanki oltanın uçunda ne kurşun vardı ne de iğneler. Hemen Bülent hocaya döndüm ve şaşkınlıkla “Hocam, bu oltaya bir şeyler oldu, kurşunu hissetmiyorum dedim” Bülent hoca gülümsedi, sakin ol ve yavaş yavaş çek dedi. Çekmeye başladım. Olta birden ağırlaştı, sonra yine hafifledi, sonra yine bir ağırlaşma. Gelen arkadaş bir bana doğru yüzüyor bir geri gitmeye çalışıyordu. Bülent hoca yüzündeki gülümsemeyi hiç bozmadan: “gelen çipura” dedi.

Çipura mı???

Yani oltanın ucundaki benim hayallerim miydi?

Gelen, bütün aylar boyu beklediğim, başkalarının ellerinde gördüğümde içlendiğim, düşündükçe yüreğimi yakan ama bir gün kavuşacağıma inandığım aşkım mıydı?

Evet oydu…

Gelen HAYALLERİM, AŞKIM ve ÇİPURAMDI…




Birçoğunuza küçük gelebilir, bu mu hayallerin, bu mu aşık olduğun balık, bunu tutmakta ne var ki diyebilirsiniz. Ama aşkın nedeni olmaz, hayallerin de sınırı…

Hayallerinizdeki aşklarınıza kavuşmanız dileğiyle…





Kendileri 29.5 cm'dir :)




Toplam Hasılat: 1 çipura, 2 uskumru, 2 mercan, 2 iri kupa (çipura ile uskumru arasındakiler) 5 ortaboy kupa



Fotoğraflar yine cep telefonu ile çekildi. Küçük oldukları için üzgünüm. Fotoğrafların yüklenmesi konusunda bana yardımcı olan Müjdat arkadaşıma, çipuramın mutluluğunu, o an beni şans eseri aradığı için paylaşan Namık'a ve Serdar kardeşime teşekkür ederim.

Diren isimli üyeden alıntıdır

Ancak bu kadarını yapabildim.düşük pixel comos veya wga kameralı çekim olduğu için büyütünce pixel bozuluyor. Geç olmasaydı resimlerin tümünü temizlerdim sadece çipura'nın etrafındaki lekeleri temizledim kusura bakma.güzel av çıkarmışsın,tebrikler...
 
Son düzenleme:
Kardeşliğimize.....

Yoruma hacet yok.
Tek tekime ile harika ......

Ben, sen, bizler ve onlar...
Bu işin mürekkebini yalamadan kolları sıvamış insanlar.
Duyduklarımızı, gördüklerimizi
Kendimizden kattığımız azim ve sabırla paylaşan,
Amatör Balıkçılar...

Öncelikle Hocan Bülent beye daha sonra sana bacım....
Denizcilik terimleri ile dolu mükemmel raporun için binlerce teşekkür.

Bunun yanında HANOS deyip geçme,
Bence tadı ve lezzeti deyme denecek balıkların eline su dökecektir. Üstad Bülent hocaya sorduğunda da aynı cevabı vereceğine inanıyorum.

Okumaya ikinci kez devam ve anektodlar....

Usta el oltası, miço kamış.....
.
.
.

“Hocam, bu oltaya bir şeyler oldu, kurşunu hissetmiyorum dedim” Bülent hoca gülümsedi, sakin ol ve yavaş yavaş çek dedi. Çekmeye başladım. Olta birden ağırlaştı, sonra yine hafifledi, sonra yine bir ağırlaşma. Gelen arkadaş bir bana doğru yüzüyor bir geri gitmeye çalışıyordu. Bülent hoca yüzündeki gülümsemeyi hiç bozmadan: “gelen çipura” dedi.

Tecrube işte :) :) :)


Öncelikle üstad Bülent beyin tecrübelerine, daha sonra yorum, anlatım, mütevaziliğin ve üsdatlığın ile senin ellerimdem öperim. Ustamsın artık.



İznin ile şirin Gömeç'imizin Ata'mızı adlediliği bir kaç resim ile renk katmak isterim konuna.



Atamızın yüz şekli belirgin olarak görünmektedir Gömeç Atatürk Kayalıklarından


gomec0014tpnj4.jpg


53445075962bat4.jpg
 
Coşmuş gene kardeşim benim :) Sende bu inat, sende bu azim olduktan sonra, daha çoookkk büyük aşklara olta atacağını biliyorum :) Çupra dedin dedin, sezonu kapatmaya 1-2 gün kala aldın sonunda :) Yakında kuzu der Antalya' ya, sonrada marlin için Avustralya' ya da gidersin, korkulur valla senden :D:D
Azmini ve kararlılığını kutlarım canım benim :)
 
Mükemmel bir hikaye ve o güzellikte av .Tebrik ederim.
 
tebrikler güzel av olmuş :) ayrıca teşekürler aşkınızı bizimle paylaştığınız için:)

Murat bey, ben de size teşekkür ederim, raporumu okuma inceliğini gösterdiğiniz için... :)

Tebrikler Güzel Bir Av Raporu

Sağ olun, oltanız boş kalmasın.

Kardeşim yaaa

Nasıl sevindiğimi bilemezsin senin adına. Açıkçası beklediğim rapor geldi sonunda. Hayallerinin balığını artık yakaladın. Ama dediğin gibi hayallerin sınırı olmaz. Şimdi sıra daha da irilerinde olacak.
Anlatımınla sanki bende o anları yaşadım kardeşim benim. İnanılmaz mutlu oldum. İnşallah bundan sonra Çipura sezonunun açılımıyla daha irilerini ve daha fazlasını yakalayacaksın. Sende o azim var.
Oltandaki iğnede her zaman yeni hayallerini çekmen dileğim ile tebrik ederim yeniden....

Bilmez miyim nasıl sevindiğini, heyecanımı benimle nasıl paylaştığını... Bana inandığın için, bu işi yapacaksın diye bana güven aşıladığın için, aylar boyu balık avı konusundaki bitmek tükenmek bilmez sorularımı (bittiğini sanma :D) yanıtladığın için sağ olasın Serdar.

Evet hayallerin sınırı olmaz, belki daha irileri de gelecek oltama ama ilk aşkın yeri başka... ;)

vay örgencim aşkın da çok yakışıklıymış ALLAH tamamını erdirsin ne diyeyim teşekkürler tebrikler :D:D

Sağ olasın Koral kardeşim :) İstanbul'a dönmeyi ve birlikte olta atacağımız günleri sabırsızlıkla bekliyorum.

Diren Merhaba,

Tebrikler, sahiden çipura tutmanın keyfi bambaşka. Gerçi ben daha iri lidaki boyutundan çipuraya geçemedim ama yine de çok keyifli. Daha önce sana bahsettiğim Keremköy sahiline gitme imkanın oldu mu bilemiyorum ama sahiden lidaki yönünden oldukça verimli bir yer. Denemeni tavsiye ederim. Ben de,
bayramda gelince senin bahsettiğin Pelitköy'deki yere gitmeyi planlıyorum.

Rastgele.


Faysal

Faysal abicim,
Evet çipura tutmak bambaşkaymış... Dilerim en yakın zamanda sizden daha iri çipuraların av hikayelerini okuruz. Keremköy sahiline gidemedim ama Keremköy'ün açıklarından geçtik, dilerim birgün kıyısından birlikte olta atmak nasip olur.

Bayramda yapacağınız avda şimdiden rast gelsin. :)
 
Diren hanım,
Paylaşımınız için teşekkürler....
 
Tebrik ederim... Gözlerinizin içindeki güzel gülümseme eksik olmasın
 
balıklar güzel ,anlatım güzel ,avlak güzel ,avcı güzel , bana sadece tebrik etmek düşer ,paylaşım için teşekkürler
 
Son düzenleme:
Kardeşliğimize...

Yoruma hacet yok.
Tek tekime ile harika ......

Ben, sen, bizler ve onlar...
Bu işin mürekkebini yalamadan kolları sıvamış insanlar.
Duyduklarımızı, gördüklerimizi
Kendimizden kattığımız azim ve sabırla paylaşan,
Amatör Balıkçılar...

Öncelikle Hocan Bülent beye daha sonra sana bacım....
Denizcilik terimleri ile dolu mükemmel raporun için binlerce teşekkür.

Bunun yanında HANOS deyip geçme,
Bence tadı ve lezzeti deyme denecek balıkların eline su dökecektir. Üstad Bülent hocaya sorduğunda da aynı cevabı vereceğine inanıyorum.

Okumaya ikinci kez devam ve anektodlar....

Usta el oltası, miço kamış.....
.
.
.

“Hocam, bu oltaya bir şeyler oldu, kurşunu hissetmiyorum dedim” Bülent hoca gülümsedi, sakin ol ve yavaş yavaş çek dedi. Çekmeye başladım. Olta birden ağırlaştı, sonra yine hafifledi, sonra yine bir ağırlaşma. Gelen arkadaş bir bana doğru yüzüyor bir geri gitmeye çalışıyordu. Bülent hoca yüzündeki gülümsemeyi hiç bozmadan: “gelen çipura” dedi.

Tecrube işte :) :)


Öncelikle üstad Bülent beyin tecrübelerine, daha sonra yorum, anlatım, mütevaziliğin ve üsdatlığın ile senin ellerimdem öperim. Ustamsın artık.



İznin ile şirin Gömeç'imizin Ata'mızı adlediliği bir kaç resim ile renk katmak isterim konuna.



Atamızın yüz şekli belirgin olarak görünmektedir Gömeç Atatürk Kayalıklarından


gomec0014tpnj4.jpg


53445075962bat4.jpg



Ahmet abicim,

Öncelikle Gömeç yolundan ve kıyısından görülen Atamızın bu doğa harikası profilini bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim. Oraya gittiğimiz her iki avda da kayalıkları fotoğraflamak ve bu inanılmaz görüntüyü sizlerle paylaşmak istemiştim ama havadaki pus buna izin vermemişti... Bu eksiliği kapatan yüreğine ve ellerine sağlık. :)

Hanos deyip asla geçmedik, Bülent Hocam hanosların ne kadar lezzetli olduğunu anlattı ama bizim hedefimiz çipura olduğu için ve gelen hanoslar da çok küçük olduğu için geri salalım dedik. Hanoslar haylaz olsa da haklarını yememek gerek.

"Okumaya ikinci kez devam ve anektodlar....

Usta el oltası, miço kamış.....
" demişsin abicim.

Bu, bizim delişmen uskumrunun el oltasına yakalandıktan sonra dipte attığı turlar sonucu karıştırdığı oltalar. Özetle üç olta, bir uskumru tuttu da diyebiliriz :)

Av süresince Bülent Hoca birer kamış ve el oltası ile ben ise bir kamış ve iki el oltası ile avlandım. El oltalarından biri orta sudaydı, uskumruları da bu oltam, orta sudan aldı.

Bülent Hocanın deneyimine ve bilgi birikimine, büyük bir sabırla her sorumu yanıtlamasına saygım sonsuz (birgün o sabrın tükeneceğini ve beni "yeteeeer" diyerek tekneden atacağını biliyorum :D)... Ondan ve sizlerden öğrendiklerimle elimden geldiğince iyi ve bilinçli bir balıkçı olmaya gayret ediyorum. Ama usta olmak, üstad olmak bana oldukça uzak bir kavram... Daha çooook fırın ekmek yemem gerek. Ustalık payesi ustalarımızda kalsın, bu tıfıl miço da haddini bilsin ;)

Buraya yazdığınız yorumları ve benim sizlere verdiğim yanıtları Bülent Hocamız tek tek okuyor ve sizlere her seferinde teşekkür edip selamlarını iletiyor.

Ben de diyorum ki:
Bülent Hocam, yeter artık uzaktan uzağa misafir (guest) olarak okuduğunuz. Hadi, siz de aramıza katılın. Bilgilerinizi ve deneyimlerinizi aktarmayı çürük bir miçonun eline bırakmaktansa, birinci ağızdan bizlerle paylaşın.

Sizler ne dersiniz arkadaşlar? ;) :)
 
Son düzenleme:
Diren
Harika bir gün geçirmiş,
Süper güzellikte balıklar tutmuşsunuz,,
Ellerlerine sağlık.:)
 
Diren, Sevgili arkadaşım!!

İyi dileklerin için sağol. "Bir süreliğine Burhaniye" de olduğunu yazmışsın ama ne hoş "bir süre"ymiş ya imrendim, kıskandım da diyebilirim:p bir türlü geçmek bilmeyen "bir süre". Valla ben hayatımın kalan süresini tartışmasız körfez bölgesinde yaşayabilirim. Çok seviyorum o belgeyi ya..gittim mi, zor dönüyorum İstanbul'a. İnşallah birlikte olta atarız dediğin gibi. Bu gidişle senin "bir süre" bayrama kadar uzayacak:) Görüşmek ümidiyle...


Faysal


Murat bey, ben de size teşekkür ederim, raporumu okuma inceliğini gösterdiğiniz için... :)



Sağ olun, oltanız boş kalmasın.



Bilmez miyim nasıl sevindiğini, heyecanımı benimle nasıl paylaştığını... Bana inandığın için, bu işi yapacaksın diye bana güven aşıladığın için, aylar boyu balık avı konusundaki bitmek tükenmek bilmez sorularımı (bittiğini sanma :D) yanıtladığın için sağ olasın Serdar.

Evet hayallerin sınırı olmaz, belki daha irileri de gelecek oltama ama ilk aşkın yeri başka... ;)



Sağ olasın Koral kardeşim :) İstanbul'a dönmeyi ve birlikte olta atacağımız günleri sabırsızlıkla bekliyorum.



Faysal abicim,
Evet çipura tutmak bambaşkaymış... Dilerim en yakın zamanda sizden daha iri çipuraların av hikayelerini okuruz. Keremköy sahiline gidemedim ama Keremköy'ün açıklarından geçtik, dilerim birgün kıyısından birlikte olta atmak nasip olur.

Bayramda yapacağınız avda şimdiden rast gelsin. :)
 
ellerinize sağlık tebrikler
 
çok güzel çupra tebrikler
darısı başımıza
 
Tebrik ederim.:) kardeşim benim senin adına çok sevindim.:)

Ben öyle edebiyat parçalayamıyacağım, Sen zaten OLDUN artık.;)

Duygu ve düşüncelerimi biliyorsun zaten.

Bundan sonrakileri bekliyoruz daha büyüklerini.:cool:

Allah livarını boş komasın.

Allaha emanet ol.
 
Back
Yukarı