volex21
Well-Known Member
- Şehir
- İzmir
- Favori Kamış
- Okuma V System 2.40 Lineaeffe Spirit Surf 3.90 (fiyat performans 9/10)
- Favori Makina
- Spro Red Arc 20'lik (Fiyat/Performans : 8/10)
- En iyi avı
- Levrek (57 cm - 2.100 gr ) Sargoz (700 GR kadar) Palamut (40 cm üzeri), Lüfer 40 cm, Çipura 950 gr
- İsim
- Volkan
Bu levrek sevdam anladım ki yakalamadan bitmeyecek. Geçen hafta pazartesi öğlen telefonum acı acı çaldı. Arayan eşim : Evin tuvaleti yine tıkandı Volkan. 
Hay ben böyle tuvaleti... Hiç kullanmadığımız klasik tuvalet bir ay içinde 3. kez tıkanmış ve benim kamış ve yeni makina bütçemin içine etmişti.
Bu sefer şalterler attı. Hemen idari işlere çıkıp, 4 günlük izin dilekçemi verdim, salıdan cumaya 4 koca gün.
Pazartesi iş çıkışı usta bulup tuvaleti kırdırıp kapattırdım, sorun salı günü çözülmüştü.
Çarşamba günü öğlen ver elini Bergama...
Hoşbeş derken gene konu levreğe gelmesi pek te uzun sürmedi
Serhat abi ve ben sabah suyuna gitmeyi kararlaştırmıştık. Sonra abinin arkadaşı aradı ve gece levreğe gideceğini söyledi. Birkaç saniye abimle göz göze geldikten sonra kendimi arabayı çalıştırırken buldum.
Plan değişmiş ve gece yola çıkmıştık. Ben daha Bergama'dan çıkmadan levrek tutmaya başlamıştım zihnimde
Arabayı sanki ben sürmüyor, otomatik pilota bağlanmıştım sanki. Kendime geldiğimde avlaktaydık.
Avlak çayın denize dökülen kısma yakın bir set üstüydü. (Beni perişan etmeyen Set)
Su çok yükselmiş, deniz içeri basıyordu. Ben 30 tl'ye aldığım boy çizmemi giyerken omza takılan kayışın birini koparmıştım bile
İçimden şans gene benden yana müthiş bir başlangıç diye geçirdim. Tek kayışı çapraz bağladım artık. Ben giyinmek için botla boğuşurken abim su kenarına gitmişti bile.
Bizden önce 2 kişi gelmişti, 2 saattir attıklarını ve tık bile demediğini söylemişler abime. Abim ilk atışını yapmış ve bingooooo...
Yakaladım sesi gecenin karanlığında çınladı... Ben hemen arabanın arkasından olduğu yere koştum ki ben gidene kadar balığı çekmişti kıyıya.
Bu ne hız...
Balığı hemen çuvala koydular, çuval ağzına da bir taş. Balık debelenip duruyu...
Aklıma o an balığı sonlandırmak geldi. (Bu işlemi öğreten abi böyle diyordu : sonlandırmak) Öldürmek hiç bu kadar şirin gelmemişti
Çantamdan falçatamı çıkardım, biraz açtım, atarı kesmem gerekiyordu ama tam neresi emin değilim. Falçatayla balığın yüzgecini kaldırdım ve falçatayı batırdım. Balık sert bir revleks verdi bir iki çırpındı sonra kan çuvala yayıldı.
Sanırım doğru yapmıştım, balık hareketsizce, sessizce yatıyordu. Bu işlem hem etinin lezzetini bozmayacak hemde balık dakikalarca çırpınmayacaktı.
Ben balıkla uğraşırken herkes atçek yapıyordu. Beş dakika sonra bizden önce avlakta bulunan avcılaar morali bozularak, pılıyı pırtıyı toplayıp gittiler.
Bir saat kadar atçek yaptık üç kişi bir tık olmadı. Sonra abimin arkadaşı ya üşüdü ya sıkıldı. Bu akıllı işi değil, ben sıcak yatağıma gidiyorum, hadi size rastgelsin dedikten sonra çekti gitti.
Kaldık abiyle iki kişi. Avlakta bizden başka da kimse kalmadı. Saat tahminen 03.00 civarı abimde pes etti, ben çok üşüdüm arabaya gidiyorum dedi.
Ben inat etmiştim, avlağı ilk kez boş bulmuş ve sabaha kadar da dönmeye niyetim yoktu.
Tek başıma başladım atçeke, etrafta bazen kaçışan kefaller gördüm, 3-4 kez hızlı hızlı su üstüne zıplıyorlardı. O tarafları deniyordum gene yok gene yok.
Hızlı, yavaş, 3 sar 2 saniye dur 3 sar, sararken dur ani kısa çek vb. bildiğim aksiyonları tektek deniyordum. Sözüm ona daha avcı oluyordu sahteler aksiyon verdirilince. Maxrap'inden, strike prosununa, fortuna dan slikon kurtuna ne varsa deniyordum.
Ama asıl sabah suyunu bekliyordum, derken yakında bulunan sitelerden bir horoz sesi; Ü Ürüüüüü Üüüüüü..... Heh sabah oluyor. Yoksa horoz ötmez.
At Allah Çek Allah bir saat kadar oldu halen zifiri karanlık. Horoz her 3 dakkada bir ötüyor.
Balıkta yok, iyice yoruldum. İçimden senin horoz gibi.... İnşallah sahibin hindi bulamaz da yılbaşında seni keser...
Saate bakabilsem horozla hiç muhatap olmayacağım. Boy çizmesi giydiğimden cebe ulaşmam çok zor.
Neyse gün ışımaya başladı, hemen su üstü Rover Buble Pen80'i bağladım başka bir kamış makinaya. Zira benim misina ince güvenemiyorum.
Kamış ağır ve esnek. Sanırım 2.70 boy. Hiç güzel wtd yapılmasa da 1 saat kadar yılmadan su üstü çalıştım. Tabi kamış uygun olmadığından aksiyonun hakkını veremedim. Balık ta beğenmedi zaten, beğense atlardı.
Abi arabadan çıktı, gün iyice ağarmıştı. Gidelim mi dedi. Omuzlarım düşerek cevap verdim : Gidelim...
Gene ben yakalayamamıştım. Ama balıksız bir av raporu da yazmayacaktım. Bu teselliyle eve döndüm. Balığı bırakıp dört saat kadar uyudum. Uyanınca buzdolabında yer olmadığını balığı yapmamız gerektiğini öğrendim ve iş başa düşüyordu.
Balık işlerinden sorumlu aile bakanı benim evde...
Balığın içini temizledim ve tuzda yuvarlak fırında kayın validemin evinde balığı pişirip yedik. Balık güzeldi, isteyen olursa tarifi de yazarım
Evde ölçtüm balık tam 50 cm geldi.
3 kişiyi doyurdu
(Ağırlık ölçemedim)
Sizleri avlak ve balık resimleriyle baş başa bırakıyorum
Balığın içinden kefal çıktı
Hay ben böyle tuvaleti... Hiç kullanmadığımız klasik tuvalet bir ay içinde 3. kez tıkanmış ve benim kamış ve yeni makina bütçemin içine etmişti.
Bu sefer şalterler attı. Hemen idari işlere çıkıp, 4 günlük izin dilekçemi verdim, salıdan cumaya 4 koca gün.
Pazartesi iş çıkışı usta bulup tuvaleti kırdırıp kapattırdım, sorun salı günü çözülmüştü.
Çarşamba günü öğlen ver elini Bergama...
Hoşbeş derken gene konu levreğe gelmesi pek te uzun sürmedi
Serhat abi ve ben sabah suyuna gitmeyi kararlaştırmıştık. Sonra abinin arkadaşı aradı ve gece levreğe gideceğini söyledi. Birkaç saniye abimle göz göze geldikten sonra kendimi arabayı çalıştırırken buldum.
Plan değişmiş ve gece yola çıkmıştık. Ben daha Bergama'dan çıkmadan levrek tutmaya başlamıştım zihnimde
Avlak çayın denize dökülen kısma yakın bir set üstüydü. (Beni perişan etmeyen Set)
Su çok yükselmiş, deniz içeri basıyordu. Ben 30 tl'ye aldığım boy çizmemi giyerken omza takılan kayışın birini koparmıştım bile
Bizden önce 2 kişi gelmişti, 2 saattir attıklarını ve tık bile demediğini söylemişler abime. Abim ilk atışını yapmış ve bingooooo...
Yakaladım sesi gecenin karanlığında çınladı... Ben hemen arabanın arkasından olduğu yere koştum ki ben gidene kadar balığı çekmişti kıyıya.
Bu ne hız...
Balığı hemen çuvala koydular, çuval ağzına da bir taş. Balık debelenip duruyu...
Aklıma o an balığı sonlandırmak geldi. (Bu işlemi öğreten abi böyle diyordu : sonlandırmak) Öldürmek hiç bu kadar şirin gelmemişti
Çantamdan falçatamı çıkardım, biraz açtım, atarı kesmem gerekiyordu ama tam neresi emin değilim. Falçatayla balığın yüzgecini kaldırdım ve falçatayı batırdım. Balık sert bir revleks verdi bir iki çırpındı sonra kan çuvala yayıldı.
Sanırım doğru yapmıştım, balık hareketsizce, sessizce yatıyordu. Bu işlem hem etinin lezzetini bozmayacak hemde balık dakikalarca çırpınmayacaktı.
Ben balıkla uğraşırken herkes atçek yapıyordu. Beş dakika sonra bizden önce avlakta bulunan avcılaar morali bozularak, pılıyı pırtıyı toplayıp gittiler.
Bir saat kadar atçek yaptık üç kişi bir tık olmadı. Sonra abimin arkadaşı ya üşüdü ya sıkıldı. Bu akıllı işi değil, ben sıcak yatağıma gidiyorum, hadi size rastgelsin dedikten sonra çekti gitti.
Kaldık abiyle iki kişi. Avlakta bizden başka da kimse kalmadı. Saat tahminen 03.00 civarı abimde pes etti, ben çok üşüdüm arabaya gidiyorum dedi.
Ben inat etmiştim, avlağı ilk kez boş bulmuş ve sabaha kadar da dönmeye niyetim yoktu.
Tek başıma başladım atçeke, etrafta bazen kaçışan kefaller gördüm, 3-4 kez hızlı hızlı su üstüne zıplıyorlardı. O tarafları deniyordum gene yok gene yok.
Hızlı, yavaş, 3 sar 2 saniye dur 3 sar, sararken dur ani kısa çek vb. bildiğim aksiyonları tektek deniyordum. Sözüm ona daha avcı oluyordu sahteler aksiyon verdirilince. Maxrap'inden, strike prosununa, fortuna dan slikon kurtuna ne varsa deniyordum.
Ama asıl sabah suyunu bekliyordum, derken yakında bulunan sitelerden bir horoz sesi; Ü Ürüüüüü Üüüüüü..... Heh sabah oluyor. Yoksa horoz ötmez.
At Allah Çek Allah bir saat kadar oldu halen zifiri karanlık. Horoz her 3 dakkada bir ötüyor.
Balıkta yok, iyice yoruldum. İçimden senin horoz gibi.... İnşallah sahibin hindi bulamaz da yılbaşında seni keser...
Saate bakabilsem horozla hiç muhatap olmayacağım. Boy çizmesi giydiğimden cebe ulaşmam çok zor.
Neyse gün ışımaya başladı, hemen su üstü Rover Buble Pen80'i bağladım başka bir kamış makinaya. Zira benim misina ince güvenemiyorum.
Kamış ağır ve esnek. Sanırım 2.70 boy. Hiç güzel wtd yapılmasa da 1 saat kadar yılmadan su üstü çalıştım. Tabi kamış uygun olmadığından aksiyonun hakkını veremedim. Balık ta beğenmedi zaten, beğense atlardı.
Abi arabadan çıktı, gün iyice ağarmıştı. Gidelim mi dedi. Omuzlarım düşerek cevap verdim : Gidelim...
Gene ben yakalayamamıştım. Ama balıksız bir av raporu da yazmayacaktım. Bu teselliyle eve döndüm. Balığı bırakıp dört saat kadar uyudum. Uyanınca buzdolabında yer olmadığını balığı yapmamız gerektiğini öğrendim ve iş başa düşüyordu.
Balık işlerinden sorumlu aile bakanı benim evde...
Balığın içini temizledim ve tuzda yuvarlak fırında kayın validemin evinde balığı pişirip yedik. Balık güzeldi, isteyen olursa tarifi de yazarım
Evde ölçtüm balık tam 50 cm geldi.
Sizleri avlak ve balık resimleriyle baş başa bırakıyorum
Balığın içinden kefal çıktı