Tebrik ediyorum Özgür abi..
çok teşekkürler Emre,
okullar kapanmak üzere artık senden de güzel av raporları bekliyoruz,
Tebrik ediyorum Özgür abi..
O kadar yolu kürekle gitmek vede yanlız bu işleri becermek cesaret işi. Tebrikler. Bir dahaki sefere kıyıdan size el sallayan kişi ben olabilirim![]()
Özgür Kardeşim, eline koluna sağlık, hem kürek çek, hem balık tut (hem de baitcasting ile), hem kepçe kullan, hem fotoğraf çek, hem video çek, bir de en zoru olan yakaladığın balıkları geri bırak, pes doğrusu tebrik ederim.![]()
Sanki iki kişi için organize edilmiş, ancak satışa gelinmiş bir icraat gibi geliyor![]()
Gerçekten çok büyük tebrikler. Türkiyede sanırım bir ilksiniz. Limitte av yaparak geriye bıraktığınız balıklar için kendi adıma size çok teşekkür ederim. Diğer tüm balıkcı dostlarımıza örnek olması dileğimle.
Sevgi ve saygılar...
Özgür Kardeşim, eline koluna sağlık, hem kürek çek, hem balık tut (hem de baitcasting ile), hem kepçe kullan, hem fotoğraf çek, hem video çek, bir de en zoru olan yakaladığın balıkları geri bırak, pes doğrusu tebrik ederim.![]()
Sanki iki kişi için organize edilmiş, ancak satışa gelinmiş bir icraat gibi geliyor![]()
Videoyu yeni izleme fırsatı bulabildim. Size tavsiyem kepçenin torunu daha geniş ve kalın misinadan mamül bir torla değiştirmeniz. Bu kepçe size her balığı kepçelediğinizde kaşığı çıkarırken ızdırap olur.
Tam anlamiyla sportif bir balikcilik ornegi, ben bu forma butur deneyimleri paylasmak icin katildim.
Size ve sizin gibi dusunenlere selam olsun.
Merhaba Özgür Bey,
Yazınızı başından sonuna kadar okudum, yakala-bırakla ilgili hissiyatınızı da...
Benim üstüne düştüğüm avlanma şekli yapay yemle deniz levreği avı. Bunların palaz (yani çinekop sarıkanat büyüklüğündeki levrekler) diye tabir ettiklerimizi hep, ispendek olanlarını (lüfer büyüklüğünde olanlarını diyelim) zaman zaman salmışlığım var. Levreğin etiyle ilgili (çok lezzetli olsa da) zaten hiçbir zaman bir sorunum olmadı. Avlarımdan genelde iki-üç lokma yerim, bu bana yeter. Yıllar geçtikçe birşeylerin eksik olduğunu hissetmeye başladım. Balıksa balık, hep yakaladım. Çok levreğin kanına girdim. Eşi dostu söz verdiğim herkesi doyurdum. Ama hepsi bitti.
Artık bırakacağım dedim hem de kilo üstü olan ilk levreği. Trofelerden at-çekle levrek balıkçılığımın ilk zamanları dışında düşünce olarak hep uzak durdum, yani yerini yurdunu bildiğim devasa levrekleri yakalamanın bir heyecanı da olamazdı. Eğer sağlam bir tanesi gelecekse bu sürpriz olmalıydı.Hayat sanki bizi her an teste tabi tutar. Buna kesin karar verdikten sonraki ilk avımda benim için trofe büyüklüğünde bir levrek yakaladım. O anki hislerimi ifade edebilmem olanaksız ama yine de deneyeyim. Balığı karaya alınca ayaklarım uzun süre yerden kesildi sanki. Aklıma balık için geç olmayan bir zamanda balığı salmak için aldığım karar geldi. Salacaktım. Olmadı, yapamadım, yapmadım.
Balığı tuzda pişirdik. Tam 11 kişi doydu o balığı yiyerek.
Bu olaylar benim içimde çok büyük yer etti. O büyüklükte bir balıkla benim bir işim olamazdı. Kiloluk bir tanesi zaten beni ve ailemi doyururdu.
Sonra araya sakatlığım girdi. Sakatken de yakaladım ama son avımdan sonra levrek avına sakat sakat gittiğim o dönemde 2,5 ay levrek yakalayamadım. Sonrası forumumuzda yazdığım bahar raporu. Yine herkesi doyurdum.
Aynı hatayı ikinci kez yapmıştım.
Bir arkadaşıma bu durumu ve hissiyatımı anlattım yüz yüze görüşürken. "Yanında o an sırtını sıvazlayacak seni destekeleyecek tecrübeli biri yoktu, eğer olsaydı o balıkları salardın. " dedi.
Umarım bu hatayı üçüncü kez yapmam.
Eğer uzun yıllar sonra bile peşinde olduğumuz balığı yakalamak istiyorsak bireysel sorumluluğumuzu yerine getirelim, en azından ihtiyaç fazlasını özgür kılalım. Bu yağmacılık kültürünü yok edelim. Eğer kibirleneceksek, ne kadar çok ya da büyük yakaladığımızla değil, ne kadar çok ya da büyük bıraktığımızla böbürlenelim. Aksi takdirde ismimizi bilmeseler de gelecek nesillerin laneti hep üzerimizde olacak ve ben bu lanet okunan insanlar arasında yer almak istemiyorum.
Mümkünse bu konuda tecrübeli olanlar bana, bize ve dolayısıyla balıklara yardım etsin. Salalım.
Ben ileride balık katili öğrencilerimle ava çıkmak istemiyorum. Onlara örnek olmak istiyorum.
Olanağı olan herkes büyük balıkları yakalayabilir. Ama herkes salamaz.
Buna güzel bir örnek oluşturduğunuz için size teşekkür ederim.
Merhaba Özgür Bey,
Yazınızı başından sonuna kadar okudum, yakala-bırakla ilgili hissiyatınızı da...
Benim üstüne düştüğüm avlanma şekli yapay yemle deniz levreği avı. Bunların palaz (yani çinekop sarıkanat büyüklüğündeki levrekler) diye tabir ettiklerimizi hep, ispendek olanlarını (lüfer büyüklüğünde olanlarını diyelim) zaman zaman salmışlığım var. Levreğin etiyle ilgili (çok lezzetli olsa da) zaten hiçbir zaman bir sorunum olmadı. Avlarımdan genelde iki-üç lokma yerim, bu bana yeter. Yıllar geçtikçe birşeylerin eksik olduğunu hissetmeye başladım. Balıksa balık, hep yakaladım. Çok levreğin kanına girdim. Eşi dostu söz verdiğim herkesi doyurdum. Ama hepsi bitti.
Artık bırakacağım dedim hem de kilo üstü olan ilk levreği. Trofelerden at-çekle levrek balıkçılığımın ilk zamanları dışında düşünce olarak hep uzak durdum, yani yerini yurdunu bildiğim devasa levrekleri yakalamanın bir heyecanı da olamazdı. Eğer sağlam bir tanesi gelecekse bu sürpriz olmalıydı.Hayat sanki bizi her an teste tabi tutar. Buna kesin karar verdikten sonraki ilk avımda benim için trofe büyüklüğünde bir levrek yakaladım. O anki hislerimi ifade edebilmem olanaksız ama yine de deneyeyim. Balığı karaya alınca ayaklarım uzun süre yerden kesildi sanki. Aklıma balık için geç olmayan bir zamanda balığı salmak için aldığım karar geldi. Salacaktım. Olmadı, yapamadım, yapmadım.
Balığı tuzda pişirdik. Tam 11 kişi doydu o balığı yiyerek.
Bu olaylar benim içimde çok büyük yer etti. O büyüklükte bir balıkla benim bir işim olamazdı. Kiloluk bir tanesi zaten beni ve ailemi doyururdu.
Sonra araya sakatlığım girdi. Sakatken de yakaladım ama son avımdan sonra levrek avına sakat sakat gittiğim o dönemde 2,5 ay levrek yakalayamadım. Sonrası forumumuzda yazdığım bahar raporu. Yine herkesi doyurdum.
Aynı hatayı ikinci kez yapmıştım.
Bir arkadaşıma bu durumu ve hissiyatımı anlattım yüz yüze görüşürken. "Yanında o an sırtını sıvazlayacak seni destekeleyecek tecrübeli biri yoktu, eğer olsaydı o balıkları salardın. " dedi.
Umarım bu hatayı üçüncü kez yapmam.
Eğer uzun yıllar sonra bile peşinde olduğumuz balığı yakalamak istiyorsak bireysel sorumluluğumuzu yerine getirelim, en azından ihtiyaç fazlasını özgür kılalım. Bu yağmacılık kültürünü yok edelim. Eğer kibirleneceksek, ne kadar çok ya da büyük yakaladığımızla değil, ne kadar çok ya da büyük bıraktığımızla böbürlenelim. Aksi takdirde ismimizi bilmeseler de gelecek nesillerin laneti hep üzerimizde olacak ve ben bu lanet okunan insanlar arasında yer almak istemiyorum.
Mümkünse bu konuda tecrübeli olanlar bana, bize ve dolayısıyla balıklara yardım etsin. Salalım.
Ben ileride balık katili öğrencilerimle ava çıkmak istemiyorum. Onlara örnek olmak istiyorum.
Olanağı olan herkes büyük balıkları yakalayabilir. Ama herkes salamaz.
Buna güzel bir örnek oluşturduğunuz için size teşekkür ederim.
Özgür abi tebrikler, bu konuda görsel destekle oluşturduğun güzel katılım, meraklılarına tecrübe edenlerden birebir yardım niteliğindedir.
İnşallah bundan sonraki avınız +1 kameramanla olur
Eline sağlık..
Baitcasting solo da Özgür, solistler altı adet turna, nihayetinde konser bitti herkes evine....![]()
Tüm duyularımıza hitab eden bir av; samimi, yaratıcı, içeriği olan... Ve bence herşeyden önemlisi amatör bir ruhla çok profesyonelce bir yaklaşım...
Kuş yuvalarını kesmeni anladım da, dördüncü balıkta sanki kepçe torunu da mı kesmişsin ne?![]()
Ayrıca tekne kiralayan kişiye '' hepsini saldım '' cevabındaki özgüvene de şapka çıkarırım...
Tebrik ederim.... Zevkle izledim Özgür...
Öncelikle merhaba
Gerçekten aldığınız keyif, tuttuğunuz balıklar biryana geri suya atmak için limit koymanız çok takdir edilesi bir davranış.Bugün sadece izlediğim videodan turna avıyla ilgili biçok şey öğrendim ve bende kısmetse en kısa zamanda denemek istiyorum.