Sonuçta gelinen nokta şu oluyor;
Diyelim ki bu sabah at-çek için niyetlendim... Acaba hangi kandırıcıları alsam yanıma? Daiwa'lar kesin gelecek benimle. Ama bu durumda İma'ların günahı ne? Sasuke mi? yoksa Komomo mu? Pugachev kobraları kesin almam lazım yanıma? Peki ya maxrap'lere şans vermeden olur mu? İçim rahat etmez... Ancak, dueller de olmazsa olmazlarımdan... Offff strike pro'lar oradan beni yiyecekmiş gibi bakıyor gözümün içine... River2sea'ler de burada, al beni al beni diye bağırmakta... Bu sırada aklıma yo-zuri'lerimden birine geçen akşam aldığım vuruş geliyor... Ama çantam bunların hepsini alacak kadar büyük değil ki. Hepsini denemeye kalksam 24 saat yetmez. Oysa işe gitmem lazım. Üzülerek en beğendiklerimden 20-25 tanesini alıyorum yanıma. Evlatlarım gibi hepsi. Geride bırakırken onları içim buruluyor.
Bu seferde kamışlar gözüme takılıyor... Okuma 2.40 mı? yoksa yasei red seabass 2.70 mi? Ama catana 2.40'ımı da çok severek kullanıyorum.... Yahu ne kadar zor karar vermek... 2 tanesine karar verip alıyorum yanıma...
Şimdi sıra makine ve misina seçimine geldi. 25'lik kafa mı? 30'luk kafa mı? yoksa 40'lık kafa mı? Kafayı yememek mümkün değil. Peki ya hangi misinayı yada ipi kullanayım bugün? İyisi mi hepsini al yanına, merada karar verirsin diyorum kendime.
Netice de bir eşşek yükü ile gidilir meraya... Tak çıkar, At-çek, sök tak, değiştir, değiştir ve yine değiştir....Hızlıca ve hiç yorulmadan... Yoğun bakım doktoru edasıyla anında verilen çok net kararlar. Sonrasında eve dönüş. Tüm kullandıklarımın tatlı su ile yıkanması, kurulanması ve diğer kardeşlerin yanına yerleştirilmesi faslı... süpermen hızı ile duş ve kahvaltı. Ardından koş işe vaktinde yetişmek telaşıyla. Akşamı zor et işyerinde. Akşam yine aynı kararsızlıklar ve telaş..
Ancak, herşeye rağmen öyle tatlı ki. Öyle dinlendirici, huzur verici ve heyecanlı ki. Galiba gönül vermiş olduğumuz şey bunların bir bütünü...
Ne dersiniz?