Çatalca'da Gökçenez balığı avı

Sevgili Volkan kardeşim. Trakya derelerinde ve bazı göllerinde (tabii ki belli yerlerde) Tatlısu Kefali, Bıyıklı, Gökçenez, Eğrez, Turna, Sazan, Yayın, Sudak, Tatlısu Levreği, Kadife balığı, Akbalık, Çapak, Kızılkanat bugüne kadar tuttuğumuz balıklar. Ama son iki yıldır bilinçsiz avcılık, yaşanan kuraklık vb. sebeplerden dolayı maalesef eski zevk ve balık çeşitliği kalmadı. Bazen dere veya Terkos kıyılarındaki olta sayısı Galata köprüsünden daha çok oluyor. Gerisini var sen düşün. Tırıvırıcılarla uğraşmaktan zaten bıktık.
Saygılar.

Teşekkürler İsmail abi, şu doğal zenginliği bile okumak keyif verirken, bugünkü durumu okuyunca insan buruluyor. :(
Çok iyi hatırlıyorum, dedemin kavak ağaçlarını sulamaya giderdik. Ben 8-9 yaşlarındaydım. Tabi benim kavakla ilgim yok. Hemen dere kenarına gider suyu izlerdim ve çok iri balıkların geçişlerine bile şahit olur, heyecanlanırdım.
İnşaallah tamamen yok etmeden önce dank etmesi gerekenlere bişeyler dank eder.
 
Teşekkürler İsmail abi, şu doğal zenginliği bile okumak keyif verirken, bugünkü durumu okuyunca insan buruluyor. :(
Çok iyi hatırlıyorum, dedemin kavak ağaçlarını sulamaya giderdik. Ben 8-9 yaşlarındaydım. Tabi benim kavakla ilgim yok. Hemen dere kenarına gider suyu izlerdim ve çok iri balıkların geçişlerine bile şahit olur, heyecanlanırdım.
İnşaallah tamamen yok etmeden önce dank etmesi gerekenlere bişeyler dank eder.

Aynı düşüncelerle eyvallah Volkan kardeşim. Herşey gönlünce olsun.
 
Merhabalar, Fatih abicim. Bizim akbalık dediğimiz balık inanın tad olarak kefalle uzaktan yakından alakası yok. Ne derede nede tuzlu suda yakaladığımız kefallere benziyor. Ege Üniversitesinin Türkiye Tatlısu Balıkları kitabında bu balığın adı Akbalık, Kocaağız ve Kurt balığı olarak geçiyor. Beraber avlandığımız grubumuzun usta balıkçısı Çetin abimiz geçen sene 10 Şubat tarihinde saat 14:00 civarında 65 cm. uzunluğunda tutmuştu. Bizde inanamadık. Etraftaki köylüler 6-7 kiloluk balıklar tuttuklarını söylüyorlar. Balığı yemek bana nasip olunca bende tadına inanamadım. Balık Ocak - Şubat aylarında yumurtalarını bırakmak için derelerin yukarı kısımlarına doğru göç edip, daha sonra tekrar göle dönüyor. Maalesef burada üzülerek altını çizmek istediğim konu bir çok kişi havyarı lezzetli oluyormuş diye yumurta dolu balıkları tutuyor. Düşünsenize 100.000 adet civarında yumurtlayabilen bir balık. Elimde şuan fotoğrafları yok ama Çetin abiden temin edebilirsem sizlerle paylaşmak isterim.

Göle dönüyor dediğin Terkosmudur?
 
tebrikler ismail abi beni 10 yıl geriye götürdün.bizim çankırıda gümüş dediğimiz balığa çatalcada gökçenez diyorlar.suyun yüzeyinde akıntıyla gelenlerle besleniyorlar sanırım.çatalcada çalıştığım zamanlarda inceğizden çıkan derede bolca avlamıştım zamanında.tadı o kadar güzel değil yakala bırak en güzeli.
 
tebrikler ismail abi beni 10 yıl geriye götürdün.bizim çankırıda gümüş dediğimiz balığa çatalcada gökçenez diyorlar.suyun yüzeyinde akıntıyla gelenlerle besleniyorlar sanırım.çatalcada çalıştığım zamanlarda inceğizden çıkan derede bolca avlamıştım zamanında.tadı o kadar güzel değil yakala bırak en güzeli.

Eyvallah kardeşim. Belkide dediğin gibi diğer adı gümüştür. İnan bilmiyorum. Tadına gelirsek elbette deniz balığının tadını tutmaz. Ama Tatlısu kefalinden daha iyidir derim. Nerde Galata'dan veya Unkapanı'nından tuttuğumuz çinekoplar, sarıkanatlar. Dediğin gibi tatlısu balıklarını bizlerde sportif olarak yapıyoruz. Ekipten kimse eve götürmek istemeyince sal bırak daha iyi. Bazen etraftaki diğer oltacı dostlardan isteyen olursa onlara verdiğimizde oluyor. Turna, yayın, sudak yakaladığımızda iş biraz değişiyor, elbette.
Sağlıcakla kal,
 
Sevgili Fatih abicim. 2013 yılı şubat ayında Çetin abimizin tuttuğu iki Akbalık fotoğrafını yayınlıyorum. Kuyruk şekline bakarsanız uçları sivri ve çatal şeklinde, kafası ve ağzıda kefale göre daha büyük. Belki başka yörelerde farklı isimle tanınan bizim Akbalık diye bildiğimiz balığın gerçek adını sayenizde bulmuş oluruz.



Bu balık derenin üst lokasyonunda yakalandı. Boyu 68 cm. ve 4,2 kilo ağırlığında.



Bu balık ise derenin alt lokasyonunda üstteki balıktan 1 hafta sonra yakalandı. Boyu 65 cm. ve 3,8 kilo ağırlığında.

Bu balık ise bizim Tatlısu kefali dediğimiz balık. Gördüğünüz gibi kuyruk yapıları farklı, pul sayıları, farklı, ağız ve kafa yapılarında da ufak farklılıklar var. En önemlisi ise lezzet farklı.




Fatih abi. Şimdi sıra sende veya forumda bu konuyu okuyan üstatlarda.
En derin saygılarımla, sağlıcakla kalın.

İsmail ÖNEL
 
Fatih abi. Bunlarda Trakya'da Gökçenez diye bilinen balıklar. Çetin ustam ricam üzerine dün gidip tuttu.



Yorumlarınızı bekliyorum. Saygılarımla.
 
Üstteki balıklar Rutilus frisii (levkit balığı:mad: ) yani AKBALIK.Geçenyıl yine Terkosda tezgahta çekilmiş fotosu ile konusu olmuştu(http://www.balikavi.net/forum/showthread.php?t=55525&page=2) Orada balığın İznikten sevk edilmiş olabileceğini iddia etmiştim,daha detaylı bilgi istemiştim,şimdi geldi:) Gerçi ben sonradan bu balığın terkosta varlığını öğrenmiştim ama:)
Sonuç olarak Rutilus frisii(levkit balığı) nin İznik ve Terkos gölleri ve besleyen derelerde yaşadığını,her iki bölgedede AKBALIK adıyla anıldığını belgelemiş olduk. Bundan sonra AKBALIK dediğimizde,Rutilus frisii yi kastedmemiz en doğru tanımlama olacakdır.Bu balığın en yoğun olduğu iki bölge buna AKBALIK demişse,bize buna uymak düşer kanısındayım(sosyolojik yönden)
 
Güzel bir av, keyifli bir gün, bilgilendirici bir paylaşım olmuş.
Kutlarım.
Sağlık ve muhabbetle kalmanız dileklerimle.
Rastgele.
 
Fatih abi. Bunlarda Trakya'da Gökçenez diye bilinen balıklar. Çetin ustam ricam üzerine dün gidip tuttu.

http://i.hizliresim.com/vY5MDv.jpg

Yorumlarınızı bekliyorum. Saygılarımla.

her zaman yaşadığım şey burdada tekrarlandı sanırım:) İsmail,senin tuttuğun ve bize gösterdiğin gökçenez başka,Çetin beyin tuttuğu gökçenez başka:) birinin ağzı yere bakıyor,diğerinin ağzı yukarı:)
Bu balıkta ,Alburnus yada Chalcalburnus türünde bir balık. Chalcalburnus olması daha mümkün görünüyor,kuyruğunun büyüklüğü ve daha ince uzun yapısı beni o yöne döndürüyor. Bu iki tür biribirine çok benzer,Alburnuslara İNCİ balığı,Chacalburnuslara ise GÜMÜŞ balığı isimleri verilir genellikle.Alburnusların pulları daha bir parlak olurlar(inci gibi parlar). Tam çeşidini tespit için ,laboratuar,takım taklavat lazım:) pulları sayılacak falan filan:)
 
her zaman yaşadığım şey burdada tekrarlandı sanırım:) İsmail,senin tuttuğun ve bize gösterdiğin gökçenez başka,Çetin beyin tuttuğu gökçenez başka:) birinin ağzı yere bakıyor,diğerinin ağzı yukarı:)
Bu balıkta ,Alburnus yada Chalcalburnus türünde bir balık. Chalcalburnus olması daha mümkün görünüyor,kuyruğunun büyüklüğü ve daha ince uzun yapısı beni o yöne döndürüyor. Bu iki tür biribirine çok benzer,Alburnuslara İNCİ balığı,Chacalburnuslara ise GÜMÜŞ balığı isimleri verilir genellikle.Alburnusların pulları daha bir parlak olurlar(inci gibi parlar). Tam çeşidini tespit için ,laboratuar,takım taklavat lazım:) pulları sayılacak falan filan:)

Fatih abi, benim elimde gördüğünüz Akbalık yavrusu, Çetin abi'nin yakaladıkları ise gökçenez balığı. Çetin abimiz sağolsun gerek deniz, gerekse tatlısu balıkları konusunda oldukça tecrübelidir. Gökçenez konusunu oda çok araştırmış zamanında. Ama inci kefaline ve tatlısu gümüş balığına benzemediğini söylüyor. Acaba endemik bir tür olabilirmi diye konuştuk aramızda. Sonuçta takdir edersinizki bizler bilim adamı değiliz. Ama yapmış olduğumuz işi bilinçli yapmak güzel bir şey diye düşünüyoruz.
Akbalık için yazdıklarınıza katılıyorum. En güzeli de bu türün hala varlığını sürdürüyor olabilmesi.:)
 
Güzel bir av, keyifli bir gün, bilgilendirici bir paylaşım olmuş.
Kutlarım.
Sağlık ve muhabbetle kalmanız dileklerimle.
Rastgele.


Teşekkür ederim. Balıkçı dostlara faydalı olabildiysek ne mutlu.
Sağlıcakla kalın.:)
 
ismail abi avın için tebrik ederim,2 yıl önce işyerimden birine getirmişlerdi 2 tane yaklaşık 40-50 cm arası ağ ile yakalayıp getirmişler akbalığı ilk ozaman görüp duymuştum.balığı alan bulgaristan göçmeni orada bu balıkların daha irilerini oltayla yakaladıklarını lezzetinin çok iyi olduğunu söylemişti
 
ismail abi avın için tebrik ederim,2 yıl önce işyerimden birine getirmişlerdi 2 tane yaklaşık 40-50 cm arası ağ ile yakalayıp getirmişler akbalığı ilk ozaman görüp duymuştum.balığı alan bulgaristan göçmeni orada bu balıkların daha irilerini oltayla yakaladıklarını lezzetinin çok iyi olduğunu söylemişti

Eyvallah, kardeşim.
Herşey gönlüne göre olsun.
Rastgele.
 
Fatih abi, benim elimde gördüğünüz Akbalık yavrusu, Çetin abi'nin yakaladıkları ise gökçenez balığı. Çetin abimiz sağolsun gerek deniz, gerekse tatlısu balıkları konusunda oldukça tecrübelidir. Gökçenez konusunu oda çok araştırmış zamanında. Ama inci kefaline ve tatlısu gümüş balığına benzemediğini söylüyor. Acaba endemik bir tür olabilirmi diye konuştuk aramızda. Sonuçta takdir edersinizki bizler bilim adamı değiliz. Ama yapmış olduğumuz işi bilinçli yapmak güzel bir şey diye düşünüyoruz.
Akbalık için yazdıklarınıza katılıyorum. En güzeli de bu türün hala varlığını sürdürüyor olabilmesi.:)

t.su gümüş balığı,inci kefali başka balıklar biri vanda endemik tür,diğeri bildiğimiz gümüşün t.suda yaşayan cinsi(alman gümüşü dediğim iznikteki mesela)
Benim bahsettiğim gümüş ve inci bir grup balığın adı.Bunların bizde yaşayan onlarca çeşidi var ,aralarında ufak farklılıklar mevcut.Bu arada senin rapor ÇATALCADA GÖKÇENEZ BALIĞI AVI başlığının epey dışına çıktı:) balıklar akbalık yavrusu oldu galiba:) Dediğin gibi,bu hobiyi yaparken,sadece tutulanın ne olduğunu araştırmak değil,o derede yaşayan diğer balık ve canlıların türlerini ,hatta yosunları,su altı bitkilerini,kıyılarda yaşayan bitki ve ağaçlarıda tanımaya gayret etmek gerek bence.Mesela senin fotolarda yer alan sudaki bitkiler Trapa natans bitkisi.Su cevizi yada kestanesi denir,meyveleri (su içindeki kısımda yumru şeklinde) yenir.Bu yıl orada görürsün bi beşyıl olmayabilir(köksüz yüzen bitkilerdir,soğukta ölürler,uygun ortamda meyveleri çimlenirse tekrar ortaya çıkar).
 
Merhabalar Fatih abi, galiba haklısın. Aslında Akbalık için ayrı, gökçenez için ayrı konu açmak gerekiyormuş. Bundan sonraki ilk avımızda daha detaylı, yakın plan fotoğraflar çekerek konuyu ayrı ayrı değerlendirmeyi düşünüyorum. Vermiş olduğunuz profesyonelce bilgiler gerçekten çok doyurucu oluyor. Ayrıca su bitkilerine sizin gözünüzle hiç bakmamıştım, bundan sonra bu da bir merak konusu olacak.
Akbalık avı için, mevsimi geldiğinde müsait olursanız sizleride aramızda görmek isteriz.
Sağlıcakla kalın.
 
Merhabalar Fatih abi, galiba haklısın. Aslında Akbalık için ayrı, gökçenez için ayrı konu açmak gerekiyormuş. Bundan sonraki ilk avımızda daha detaylı, yakın plan fotoğraflar çekerek konuyu ayrı ayrı değerlendirmeyi düşünüyorum. Vermiş olduğunuz profesyonelce bilgiler gerçekten çok doyurucu oluyor. Ayrıca su bitkilerine sizin gözünüzle hiç bakmamıştım, bundan sonra bu da bir merak konusu olacak.
Akbalık avı için, mevsimi geldiğinde müsait olursanız sizleride aramızda görmek isteriz.
Sağlıcakla kalın.

İnşaallah:) T.su avını balığından çok,doğası için severim.Farklı coğrafyalardaki nehirlere derelere geziler yapmak,bu arada habitatı keşfetmek,farklı türde balıklar yakalamak için,binlerce km yol yaptım.Fırat ve dicle nehir sistemi harici,yurdum akarsularında avlanmadığım yer kalmamıştır diyebilirim.Üstelik bu seyahatleri uzun soluklu olacak şekilde yapıp(yada tam öğrenene kadar sık ziyaretlerle) bölgeleri ve habitatı iyice tanımaya gayret etmişimdir.Barajı,göleti sevemedim,doğal göller,nehirler,dereler beni cezbeder,maalesef bir çok doğal zenginliğin birer birer kirletilip,katledildiğini görecek kadar tecrübe sahibiyim,inan bazen keşke hiç böyle bir tutkun olmasaydı,dünyadan bi haber olaydın,çok daha huzurlu bir adam olurdun(koyun olurdum ama koyunlar huzurlu,huzurda çok kıymetli bir kavram) diyorum kendime:( Sizin oraları 90 lı yılların başında keşfetmiştim(keşif gezisi:) ),o zamanlarda vahşi bir işgal söz konusu idi,şimdilerde nasıl bir rezillik haline gelmiştir tahmin ediyorum.Hala derelerde balık olması,içme suyu havzasında olmasından ama,çevredeki insan baskısına çözüm yok:(
Birgün görüşüp tanışmak dileğiyle rastgelsin diyorum:)
 
KOnuya bende dahil olayım :) Aynı derlerden geçen sene Şiraz sandığım balık. Oltaya kolay kolay vurmazken hemde hanura gelmesi beni çok şaşırtmıştı.
Ağzı hafifi aşağıya eğimli ama çok az. Bu sene maalsef serpmecilerin dadanması, yavru balık katilleri ve suyun kirlenmesi sebebiyle maalesef doğru düzgün balık kalmadı. Eskiden sıradan bir günde öğle saatlerinde bile gezinmelerini doyasıya izlerdik.

1293074_10151818298138836_1404443908_o.jpg


1275530_10151818298073836_190301511_o.jpg
 
Fatih abicim, söylediğiniz gibi maalesef tüm doğal kaynaklara doğru müthiş bir imha çalışması var. Sonu nereye gider bilemiyorum. İnşallah bir gün tanışmak dileğiyle, her şey gönlünüzce olsun diyorum.

İsmail Önel
 
Back
Yukarı