İzmir'de Bir At-Çek Avı, Yeni Tecrübe ve Tahminler, İki Yakışıklı Levrek

Harika anlatım, harika balıklar... Bir o kadar da harika mantalite. Levrekte boy limitini yükseltmeniz çok güzel. Galiba bu konuyla ilgili bir başlık da size aitti. Oraya ben de görüşlerimi yazmıştım. Tekrar tebrik ederim. Örnek rapor olarak gösterilebilir tüm üyelere.....

Ümit Bey, bu yüreklendirici sözleriniz için size çok teşekkür ediyorum. Doğru söylüyorsunuz, bu mevzu ile ilgili iki konu açmıştım ama ne yazık ki biri biraz tatsız bir mecraya kaymıştı (buradan bakınca, aslında bunda benim konuya girişimin de etkisi var gibi geliyor bana şimdi). Sağlık olsun.

En güzel dileklerle; sağlıcakla kalınız ve rast gele.
 
Aykut bey merhaba,
Gerçekten çok güzel bir anlatım olmuş, hiç bir kelimeyi atlamadan zevkle okudum. Bende sabırla önümüzdeki haftayı bekliyor, Sarozda at çek'e başlamayı umuyorum.Gerçekten en çok zevk veren av türü bence. Sahtelerinize Daiwa'nın Saltiga Laser'inide katmanızda fayda olabilir, raporlarınızı ve deneyimlerinizisabırsızlıkla bekliyorum.
Rasgele

İlker Bey, güzel ve yüreklendirici sözleriniz için çok teşekkür ederim. At-çek avı bir tutku ve bağımlılık haline gelebiliyor gerçekten de.

Umuyorum, Saroz'dan çok güzel haberlerinizi alacağız.

Sahte tavsiyeniz için de ayrıca teşekkür ediyorum, bu sahteyi en kısa zamanda inceleyeceğim.

En güzel av tecrübeleri sizinle olsun. Sağlıcakla kalınız ve rast gele.
 
hoşgeldin hocam, izmirden olsun taştan olsun :) nice güzel günlere ve avlara...
 
Aykut bey tebrikler,

Ustam levrek çok uğraştırırsa bilki erkek o balık derdi. Cinsiyeti hiç bir zaman ayırt edemediğimden, ancak ustamında levreği ne kadar iyi tanıdığını bildiğimden aynı yerden yakalanmış hayvanlarda mücadele farklılığına şahit olduğumda çok uğraştırana erkek bu herhalde derdim.

Sahte yem ile yapılan avcılıkları şaşkınlıkla izlemekteyim. Hayranlığımda çok büyük. Senenin belli bir döneminin belkide 5 gününü geçmeyecek havalarında ve de saatlerinde taş atsan kapar denilen bu muhteşem hayvanı , o günlerin dışında bu şekilde kolaylıkla aldatabilmek olağanüstü. Ancak tabii bu durum bir o kadarda endişe vermekte. Yukarıda yazdığım dönem ve o dönem içinde yer alan 5-10 gün hiç bir zaman hiç kimseye söyleyemeyeceğim bir sırrımdır ( kendimde ömrüm oldukça o günlerde kesin olarak avlanmamaya söz verdim). Öyle bir zamanda çok kolaylıkla yakaladığım 7 kg lık levrekden 2 adet orta boy patlıcan büyüklüğünde yumurta çıkmıştı balığı ayıkladığımda. Karnından anlamam gerekirdi ve o hayvanı geri salmalıydım. Ama rekor balık tutmuş olmak gözümü karartmıştı ve ben evde anladım vaziyeti. Eğer okuduklarım doğruysa bir milyonun üzerinde levrek eniğine sebep olmuşdum ve de acı olan şuyduki balığın eti kart ve saman gibi idi. Sizin tuttuğunuz bu balık lezzetinin zirvesinde bir hayvan. Onu ben tutsa idim hanım folyoya sarardı az sızma zeytinyağla yağlayıp. Afiyet şeker olsun.

Balığı çekme anınızla alakalı bir iki cümle de ilave etmek istiyorum. Hayvan takıldı ve yüklendi gidiyor. Makinanızın sıkılık ayarından ve de kendisinden endişe edeceğiniz kuvvette ise sarma kolunu bırakın boşta gitsin ilk uzamada. Ben elde bunu yapıyorum. Siz makinada yapın aynı şeyi. Teli kaldırmayın kolu salın sadece. Hayvan 100 metreyi dahi zor yarılayabiliyor. Durdu ama gelmiyor. Boşluk vermek hiç bir şekilde bahis konusu değil. Kol ne zaman yavaşladı boşalmada tutun hemen kolu, o arada ters bir şey olamaz makina ayarı yerinde ise. Ben elde, bu noktada misinayı ve tabii hayvanı tüm ağırlığı ile yaşıyorum. Onunla konuşmaya başlar insan bu noktada. Siz makinada kolu ağır ağır çevireceksiniz, ben ise onu iki elim ile sağacağım. Çok direnemez 5 kg altında ise ve ağır ağır gelmeye başlarken aynı zamanda yukarıya doğru yönelir ama usulca. Akıllı balık denilen kefal gibi ( denizin en saf bir kaç hayvanından biridir aslında) çılgınca aşağı yukarı sağa sola savrulmaz. Su üstü vakti gelmiştir. Ben elde misinayı boşlamam ama vuracağı kuyrukta onu çatlatacak şekilde tutar ellerim misinayı, siz bir şey yapmasanızda şansı yok hayvanın makina o işi otomatik yapacak zaten ayarı yerinde ise. Bu hareketler tekrarlanabilir ama şansı yoktur hayvanın neticede ucu bizdedir. Kıyıya yaklaştığında sizi görünce tekrar topuklamadı ise daha bir dikkatli olmak lazım. Bizde can alıcı nokta sol eldeki misinaya sıkıca yapışmamış olmaktır. Bu kolay kazanılan bir meleke değildir, en az bir kaç büyük kaçırır el avcısı bu sebepten. Sağ elimizdeki kepçe veya kakıç veya el ile alma noktasında tekrar canlanırsa da beis yok varsın bir kaç boy daha gitsin, geleceği yer gene bizim yanımız. Ustamın bana verdiği en büyük ders şöyle idi : Gözütok bakkaldan bir makara al gel, ucu sende makara bende olsun, sen istediğin gibi asıl kopartabilirmisin deyince durakalmış ve de hemen uyanmıştım. Devam etmiş idi, makarayı iki deliğinden sıkmadan tutarım sen istediğin kadar asıl koparamazsın. Büyük balık takdırdığında bu dersi unutmazsan onu kıyıya alırsın demiş idi.

Çok uzattım ama sizleri heyecanla takip edeceğim ve çok kısa bir zaman sonra bende at çek ile levrek peşinde dolaşmaya başlayacağım.

Bu arada çok büyük levreklerin çok lezzetsiz ete sahip olduğu gibi, deniz için fabrika gibi üretim yaptığını akıldan çıkarmamak lazım. Onu geri salabilen esas avcı olarak ödüllendirilmelidir diye düşünmekteyim.

Sizleri tekrar kutluyorum.
 
Son düzenleme:
Aykut Bey,
balığın vuruşlarını içimizde hissedecek kadar güzel bir rapor.
Tebrikler denilecek tek şey 'daim olsun'
 
Cok guzel baliklar, ve akici, hos bir anlatim. Herkese nasip olur insallah...
 
Balıklar çok güzel.Anlatımınız da bir o kadar etkili.Elinize ve ağzınıza sağlık.Bereketli avlar dilerim.
 
Aykut abi gerçekten böyle özenle hazırlanmış bir rapor ve böyle güzel bir av gerçekten bütün kalbimle tebrik ediyorum.roman gibi soluksuz okudumm okurken birde sayfayı aşağı indirmedim özellikle levreğin fotosunu görürüm hikayenin heycanı kaçar die:)İzmirden balıkçı ve böyle avlar görünce ayrı mutlu oluyorum.görüşmek dileği ile..selamlar...
 
Harika paylaşım için teşekkür ederim. Levreğin gece sahteye atladığını bilmiyordum. İzinde gece hep yemli avlanmıştım. Sadece akşam üstleri sahte ile at-çek yapmıştım. Artık gece boyunca deneyeceğim tabi seneye nasipse.
 
Doğru dürüst rapor bilhassa levrek raporu okumayalı bayağı olmuştu ellerine sağlık Aykut Kardeşim nice avlara nice levreklere ... Rastgele.
 
Aykut hoşgeldin kardeşim, senin gibi bu işe gönül vermiş ve layıkıyla yapan bir arkadaşımız daha aramızda olması çok sevindirdi beni, güzel yazılarının ve güzel raporlarının devamını bekliyoruz.
Gönlündeki trofelere rast gele...
 
Aykut Bey eşsiz anlatımınız sayesinde ve karakter sayısı bakımından limitleri zorladığınız süper bir rapor olmuş :)
 
Sevgili Aykut; son zamalarda okuduğum en keyifli, bilgilendirici, örnek davranışlarla dolu bir rapor yayımlamışsınız. Sizi tebrik ederim. Egosu yüksek kitap bile yazdım bu konuda diyen bir çok bohçacıya taş çıkartan davranışlarınız hepimize örnek olacaktır.
Turgay la tanışmanıza çok sevindim, benimde yanında avlanmayı çok istediğim biridir kendisi.
Bir yaz oralara yolum düşerse ( Karşıyaka'lıyım bu arada) tanışmak ve avlanmak isterim.
Sevgiler.
 
Sevgili Aykut
Son zamanlardaokuduğum en zevkli ve bilgi içeren raporun için seni içten tebrik ediyorum.
Bulunduğun bölgede şu sıralar avlanan Erdem ve Muharrem kardeşlerimlede umarım raslaşır ve tanışırsın.İkiside bu işin uc nokta ustaları haline gelmişlerdir ve tamamen seninkine benzer yöntemlerle avlanır,birçok ispendek ve levreği bırakırlar.
Kullandığın takım ve kandırıcıları,hiç bir endişe duymadan anlatman ve resimlemen ise,bence ayrı bir meziyettir.
Çünkü sen biliyorsunki,ne takımı kullanılırsa kullanılsın,doğru zaman ve yerde bulunulduğunda balık yakalama şansı olabilir ve buna uyan,bence hak eden avcıda randımanlı ava hak kazanır.
Ricam istikrarlı olarak avlanmanın yanısıra,anlatımlarınla bizlere keyifli anlar yaşatmaya devam etmendir.
Sağolasın.
Sevgiyle kal
 
Aykut bey tebrikler,

Ustam levrek çok uğraştırırsa bilki erkek o balık derdi. Cinsiyeti hiç bir zaman ayırt edemediğimden, ancak ustamında levreği ne kadar iyi tanıdığını bildiğimden aynı yerden yakalanmış hayvanlarda mücadele farklılığına şahit olduğumda çok uğraştırana erkek bu herhalde derdim.

Sahte yem ile yapılan avcılıkları şaşkınlıkla izlemekteyim. Hayranlığımda çok büyük. Senenin belli bir döneminin belkide 5 gününü geçmeyecek havalarında ve de saatlerinde taş atsan kapar denilen bu muhteşem hayvanı , o günlerin dışında bu şekilde kolaylıkla aldatabilmek olağanüstü. Ancak tabii bu durum bir o kadarda endişe vermekte. Yukarıda yazdığım dönem ve o dönem içinde yer alan 5-10 gün hiç bir zaman hiç kimseye söyleyemeyeceğim bir sırrımdır ( kendimde ömrüm oldukça o günlerde kesin olarak avlanmamaya söz verdim). Öyle bir zamanda çok kolaylıkla yakaladığım 7 kg lık levrekden 2 adet orta boy patlıcan büyüklüğünde yumurta çıkmıştı balığı ayıkladığımda. Karnından anlamam gerekirdi ve o hayvanı geri salmalıydım. Ama rekor balık tutmuş olmak gözümü karartmıştı ve ben evde anladım vaziyeti. Eğer okuduklarım doğruysa bir milyonun üzerinde levrek eniğine sebep olmuşdum ve de acı olan şuyduki balığın eti kart ve saman gibi idi. Sizin tuttuğunuz bu balık lezzetinin zirvesinde bir hayvan. Onu ben tutsa idim hanım folyoya sarardı az sızma zeytinyağla yağlayıp. Afiyet şeker olsun.

Balığı çekme anınızla alakalı bir iki cümle de ilave etmek istiyorum. Hayvan takıldı ve yüklendi gidiyor. Makinanızın sıkılık ayarından ve de kendisinden endişe edeceğiniz kuvvette ise sarma kolunu bırakın boşta gitsin ilk uzamada. Ben elde bunu yapıyorum. Siz makinada yapın aynı şeyi. Teli kaldırmayın kolu salın sadece. Hayvan 100 metreyi dahi zor yarılayabiliyor. Durdu ama gelmiyor. Boşluk vermek hiç bir şekilde bahis konusu değil. Kol ne zaman yavaşladı boşalmada tutun hemen kolu, o arada ters bir şey olamaz makina ayarı yerinde ise. Ben elde, bu noktada misinayı ve tabii hayvanı tüm ağırlığı ile yaşıyorum. Onunla konuşmaya başlar insan bu noktada. Siz makinada kolu ağır ağır çevireceksiniz, ben ise onu iki elim ile sağacağım. Çok direnemez 5 kg altında ise ve ağır ağır gelmeye başlarken aynı zamanda yukarıya doğru yönelir ama usulca. Akıllı balık denilen kefal gibi ( denizin en saf bir kaç hayvanından biridir aslında) çılgınca aşağı yukarı sağa sola savrulmaz. Su üstü vakti gelmiştir. Ben elde misinayı boşlamam ama vuracağı kuyrukta onu çatlatacak şekilde tutar ellerim misinayı, siz bir şey yapmasanızda şansı yok hayvanın makina o işi otomatik yapacak zaten ayarı yerinde ise. Bu hareketler tekrarlanabilir ama şansı yoktur hayvanın neticede ucu bizdedir. Kıyıya yaklaştığında sizi görünce tekrar topuklamadı ise daha bir dikkatli olmak lazım. Bizde can alıcı nokta sol eldeki misinaya sıkıca yapışmamış olmaktır. Bu kolay kazanılan bir meleke değildir, en az bir kaç büyük kaçırır el avcısı bu sebepten. Sağ elimizdeki kepçe veya kakıç veya el ile alma noktasında tekrar canlanırsa da beis yok varsın bir kaç boy daha gitsin, geleceği yer gene bizim yanımız. Ustamın bana verdiği en büyük ders şöyle idi : Gözütok bakkaldan bir makara al gel, ucu sende makara bende olsun, sen istediğin gibi asıl kopartabilirmisin deyince durakalmış ve de hemen uyanmıştım. Devam etmiş idi, makarayı iki deliğinden sıkmadan tutarım sen istediğin kadar asıl koparamazsın. Büyük balık takdırdığında bu dersi unutmazsan onu kıyıya alırsın demiş idi.

Çok uzattım ama sizleri heyecanla takip edeceğim ve çok kısa bir zaman sonra bende at çek ile levrek peşinde dolaşmaya başlayacağım.

Bu arada çok büyük levreklerin çok lezzetsiz ete sahip olduğu gibi, deniz için fabrika gibi üretim yaptığını akıldan çıkarmamak lazım. Onu geri salabilen esas avcı olarak ödüllendirilmelidir diye düşünmekteyim.

Sizleri tekrar kutluyorum.

Sizide kutlamak istedim,sağolunuz
 
Aykut abi teşekkür edilecek o kadar çok şey varki açmış olduğun konuda..
En başta güzel türkçemize ve bize olan saygına hayran kaldım. Burda bana düşen tek şey yaşadığınız o güzel maceraları zevkle okumak ve tebrik etmek.
Tebrikler :)
 
Sevgili Aykut bir çırpıda okudum yazdıklarını,çok güzel ,çok değerli bilgiler vermişsin,paylaşımın için teşekkürler :)
 
Sana helal olsun arkadaşım, avcılık, amatörlük, bilimsellik, insanlık, vefakarlık böyle olur, helal olsun.
 
Back
Yukarı