Aynı günün akşamında restoranda yemek yerken gözüm yine denize kayıyor. Antalya'da kıyı avı verimsiz ama, burada da bir denemek lazım.
Akşam üzeri dalarken çok güzel mırmırlar görmüştüm, belime gelen suya kadar giriyorlardı.
Fantazi yapalım biraz o zaman. 1.5 mt kadar 0.14 fc misinanın ucuna Mustad 1523D No:9 Normalde kefal sarması ve yemlik balık yakalamak için aldığım malzemeler ama denemeye değer ne de olsa "İnce takım avcı takım"

atçek ve sırtı için kullandığım takımımda 0.15 ip ve ucunda minicik bir klips var. fc misinayı en ufağından minicik bir fırdöndüyle bu klipse iliştirdim ve şeytanım hazır
Çok kısa bir iskele var bulunduğumuz yerde. En ucundaki merdivenin denize indiği yerde derinlik 1.5 metre.

Yemim borukurdu. Minicik iğneye geçirdim ve yemin birkaç gramlık ağırlığıyla şöyle kamışı hafifçe ileri geri sallayıp az öteye düşürdüm. Biraz da boşa ip sağdım, yem kendi ağırlığıyla ağır ağır çöküyor olmalı, net göremiyorum. Kamışı iskelenin korkuluğuna dayayıp kalamayı ayarlayıp restorana geri döndüm. Nerde kalmıştık?
Sohbet gırgır kahkaha derken aradan yarım saat kadar geçti, oltanın suda olduğunu bile unuttum neredeyse. Ve aniden bir gürültü!!

Kamış dayadığım yerden devrildi!!

İskele az ilerde karanlıkta kaldığı için net göremiyorum ama kamışın koyduğum yerde olmadığı kesin!
Hemen fırladık, restoranın iskeleye doğru giden tarafına el yakın Naci olduğu için benden önce atak yapıp koşmaya başladı, ardından kayınbirader koşuyor, ben de iyi ki masanın en uzak ucuna oturmuşum

Önden onlar koşarken bağırıyorlar "Olta yook olta yoook!!"

Bir anda soğuk sular başımdan aşağı! Artık koşarken bi yandan tişörtümü çıkarmaya çalışıyorum, arkasından atlıcam, yapıcak birşey yok!
O sırada en öndeki Naci iskeleye çıktı ucuna doğru koşuyor ve bağırıyor "Olta burdaaa, takılmııış!"
Ohh çekiyorum ve arkasından iskeleye ulaşıp uca varıyorum. Hakikaten kamış devrilip ucu yarısına kadar suya girmiş ama makina suya inilen merdivene takıldığı için orada kilitlenip kalmış! Verilmiş sadakamız varmış denebilir heralde bu duruma. Tabii bir yandan kalama cırlıyor. Hemen davranıp alıyorum takımı, biraz tartıp kalamayı hafif kısıyorum. Takım da çok ince, fazlaca sıkmaya korkuyorum ama biraz mücadeleden sonra pes ediyor, çok güzel bir sargoz bu!

Balığı iskeleye alıp keyifle iğneden çıkarıyorum. Antalya sahillerinde artık görülmeyen güzellikte balıklar bunlar. Herkes keyifli, yüzler gülüyor.

Neredeyse dalga geçilecek kadar basit bir takım böylesi güzel bir avı getirdi. Hemen tekrar yemleyip aynı şekilde sallıyorum oltayı. Tekrar restorana çıkıyoruz. Artık sohbet kıyı avcılığı üzerine. Böyle güzel bir balık gelince bizim acemilerin iştahı kabarıyor tabii.
Aradan tam iki saat geçiyor. Artık gidip yatalım diye ayaklanmışken iskeleden kalama sesleri geliyor. Hem de nasıl, Formula arabası geçiyor sanki!

Tabii kamışım bu kez daha sağlamda, akıllandık

Hemen koşup alıyorum kamışı ama balık durmak bilmiyor!

Kalamayı hafif kıssam kamış iyice eğiliyor, bu daha iri belli ki. Ben kalamayı tam ince ayarda tutup mücadele ederken arkadaşlar feneri denize tutup balığı bulmaya çalışıyorlar, derken balık yüzeye çıkıp ihtişamını gösteriyor, işte bu hakikaten iri bir sargoz! Yüzeye çıktığı ve bizi hissettiği anda tekrar dipliyor. Anlaşıldı ki bu daha uzun soluklu bir mücadele olacak. Ve biz bu balığı iskeleden alamayacağız. 0.14 fc misina ve minicik iğnem beni ürkütüyor. Kalamayı sıkmaya pek de cesaretim yok açıkçası, kamışımın biraz sert eğilmesiyle hemen biraz daha gevşetiyorum kalamayı, biraz hafifleyince azıcık sıkıp toplamaya çalışıyorum. Böyle sürüp gidiyor. Kontrollüyüm ama adrenalin tavanda!!
Balık bir açığa, bir kıyıya, bir iskelenin altına, her yöne fişekliyor. Biraz daha yormam gerekiyor istediğimi yapmak için. Birkaç dakika daha harcıyoruz ve başlıyorum kamışın ucunu olabildiğince açığa tutarak iskeleden kıyıya doğru yürümeye. Balık biraz yorgun, ama tekrar ürkerse ve iskelenin altına fişeklerse sıkıntı büyük, iskelenin demir ayaklarının arasına girip misinayı dolayabilir ve kolayca koparır. Kamışın ucunu uzatabildiğim kadar iskeleden açıktan getirerek kıyıya varıyorum ve iniyorum iskeleden. İlk aşamayı başarıyla geçtik çok şükür. Şimdi az ilerde çakıllık sahil var, oraya ulaşmalıyım diye düşünüyorum. Balık bu kez de kıyıyı görüp korkmasın diye kamışı bu sefer açığa doğru uzatıyorum. Çok da inatçılık yapmadan, ama yine makinayı arada öttürerek açıktan geliyor. Sahile varınca biraz rahatlıyorum, artık işin yarısını hallettik sayılır. Başlıyorum çok ağır ağır makinayı sarmaya. Balık geliyor ama derinlik 1 metrenin altına düşünce tekrar açığa doğru basıyor. Kalamam artık daha da gevşek, hem misinamı dolayıp taktırabileceği pek bir yer kalmadı, hem de kıyıyı gördükçe son gücünü de kullanıp açığa kaçacaktır, buradan sonra kaçırmamam lazım. Birkaç güçlü deparla açığa gidiyor, sonra dikkatle tekrar toplayıp kıyıya doğru süzdürüyorum.
Öyle bir av oluyor ki, hani sanki ölçeği küçültülmüş bir jig avı gibi; güçlü ip yerine incecik misina, jig takım yerine hafif bir spin takım, güçlü jig iğneleri yerine sinek iğne, iri bir sinarit yerine iri bir sargoz

Ölçek küçük ama mücadele neredeyse aynı, doyumsuz!
Sonunda pes ediyor. Çok da güçlü olmayan sağa sola kafa darbeleri vura vura geliyor. Beni görmemesi için üzerime değil, kamış yardımıyla iki buçuk metre öteye doğru süzdürüyorum. Kıyıya vuran cılız dalgayı da kullanarak son bir hamleyle kıyıya süzdürüp çakılların üstüne yatırıyorum. Artık bu güzel suyun dışında. :thumb: İşte tam o anda bir gürültü kopuyor!
Sıçrıyoruz aniden! Meğer kıyıdaki karanlığın içinde şezlonglarda oturup bizi izlemekte olan bir ingiliz bayan varmış. "Vuuuhuuu!!" nidalarıyla elleri patlarcasına alkışlıyor.

Olayı idrak edince rahatlıyoruz. Balığı elime alıp kaldırıp bende gaza geliyorum, şu Survivor programındaki deli çocuk Taner gibi "Yeaaah!" yapıyorum. :laughing: :laughing:
Odaya gidip yatağa uzandığımda hala kalbim küt küt vuruyor.
Şimdiye kadar ayaklarım karadayken gerçekleştirdiğim en uzun soluklu, kullandığım takımın hafifliğinden dolayı da en çok adrenalin yaşadığım avım oldu bu. Her kıyı avcısına nasip olsun inşallah. Hem de böyle ince bir takımla