Aliço üstadım, aksiyon = hareket.Ve hareket her durumda ses çıkarır.
Şimdi elimiz rapala, silikon veya her neyse o olsun. Elimizi nasıl hareket ettirisek ettirelim, ister suda ister havada, elimizin gittiği yöndeki havayı/suyu sıkıştırırız, diğer yöndekinide seyrekleştiririz. Yani, elimizin etrafında bir basınç değişimi oluştururuz. Bu basınç değişimide, çevredeki hava/su tarafından iletilir. İşte buna ses deriz. Aslında ses demeyiz, zira biz bu kadar düşük hızdaki basınç değişimlerini hissedemeyiz, ama balık hisseder.
Sahteninde çekilirken yaptığı aksiyon, aynı şekilde düşük frekans bir ses oluşturur ve levrek (ve diğer yırtıcılar) bunu hissedebilir.
Eğer bir sahte, düzgün hareket ediyorsa, dengesi vs. iyiyse, çıkaracağı seste sudaki balığın çıkaracağı sese benzeyecektir. Biz bu sesi duyamayız, ama levrek bunu gayet iyi duyar.
Bilyalar konusuna gelince. Tobimaru ile maria arasındaki farkı izah ederken (palamut sahtesi meselesinde) söyledim. Tobimaru gibi sahtelerin içindeki bilyalar, atışta dengeyi sağlamak üzere dizayn edilmiştir. Aynen söylediğin şey olur, çekerken bilya arkaya kilitlenir ve tıkırtı filan çıkarmaz. Ama Maria'nın bilyası böyle değildir. Marianın aksiyonu, boyuna ekseni etrafında hafif dönüş ve dönüşe uygun bir kuyruk sallama şeklindedir. Bu hareketle dengesi bozulacak birde bilyası vardır içinde. Böylece aksiyon yaparken, bilyada bir yandan ses çıkarır.
Bu, iyi sahte ile kötü sahte arasındaki farkı belirler aslolarak. Ucuz, plastik bir sahteye bakınca, renginin, şusunun busunun iyi bir sahteden farksız olduğunu görürüz. Ama işte suda nasıl hareket ettiği hususuna gelince, rengi değişir olayın. İyi bir sahte, aksiyonu da arzu edilen şekilde olan bir sahtedir. Bunuda maalesef basitçe, rengiyle filan anlayamayız. Ancak damak, boy, ağırlık vs. hususlarında tecrübeli bir el ve göz, bir sahteyi eline alarak bunun nasıl aksiyon yapıp yapmayacağını anlayabilir.
Birde şu husus var. Her sahte, aynı olmaz elbette. Sahtelerin aksiyon özellikleri öyle ayarlanır ki, onu belli şekilde çekince belli bir aksiyonu yaparlar. Sahtelerin batan, yüzen, askıda kalan gibi olması farkları, büyük damak, dik damak, kuyruk açısı vs. vs. özellikleri, dengesi onun nasıl çekileceğini belirler. Her sahte aynı yöntemle aynı neticeyi vermez.
Levrek için, atıp sürekli çekmek, en etkisiz aksiyona yol açar genellikle. Elbette bu genellemede yanlıştır. Eğer sahte dinamiği bozuksa, siz dümdüz çeksenizde, kendisi sağa sola sapıtacak, deli gibi gidip aksiyon yapacaktır. Gelibolu sahtesi denen cam sahteler bu sınıfa girer.
Ama aksiyonu düzgün bir sahte, düz çekilince belli bir aksiyon yapar ama, hep aynı aksiyonu yapar. Bu da ses görüntüsünde değişimin az olacağı demektir. Levrek bu değişimi pek kolay hissedemez. O zaman ne yaparız, sahteyi farklı davranacak şekilde çekeriz. Mesela arada çekiştirir, bırakırız. Bir sağdan bir soldan çekeriz filan.
Olayı tüm mesele ses, dahası sesi oluşturan aksiyon olarak endekslemek, külli yanlış bir yaklaşımdır elbette. Aksiyon ses çıkardığı gibi, aynı zamanda hareket görüntüsü olarakta iyi olmalı elbette. Ama burada iki parametre yok. Sahte iyi askiyon yapyırosa, doğal olarak iyide ses çıkarır.
Mevzuyu şöyle irdelemek lazım gelir.
Bir, aksiyon tarafı: Bu, hem görüntü, hem hareket, hemde ses olarak bir bütün teşkil eder. İyi aksiyon, iyi ses demektir zaten. Bu asli bir unsurdur.
İki, ekstra ses. Bu, tıkırtı vs. gibi ortamda olmayan seslerin çıkarılmasını sağlayıp, avcının dikkatini çekmeye yönelik sestir. Avcının sahteye dönüp bakmasını sağlar. Eğer varsa, sahtenin etkinliği çok artar. Şöyle diyelim. Aksiyonu iyi (sesi de elbette) bir sahte, balığın sadece görüş açısında (ses+ışık) kalırsa levrek tarafından görülüp değerlendirilecektir. Suda, aksiyonun çıkardığına benzer sesler zaten çoktur: diğer balıklar, dalga vs. bu sesten çıkarıyor zaten. Levrek bunu ayırtetmekte zorlanabilir. Ama işin içine bilya tıkırtısı gibi dikkat çekici bir ses girerse, ortamdaki seslerden kolayca ayrılan ve ben buradayım diyen bir ses olacak, levreğin sahteye bakmasına sebep olacaktır.
Yani, bilya vs. gibi şeyler son derece faydalıdır, ama ekstra faydalıdır. Aslen balığı sahteyi yemeye ikna eden şey, askiyonudur. Gene genelleme olmasın, bu %70 olur, diğer unsurlarda kalan %30'u paylaşır. Buda yakalanan balık oranına yansır. Yani, siz 10 levrekten bir ikisini, sahtenin suya düşünce çıkardığı şlap sesine heyecanlananlardan yakalamış olabilirsiniz. Ama 7 tanesini sahtenizin askiyon ve tıkırtısı yakalattı size.
Ses denince... Sesin illa sahteden gelmesi elzem değil. İşin hilesi çok. Sahtenin 2 kulaç önüne bir kurşun mesela. ÇEkerken tekenyi az gaz kesip döndürür gibi yaparsın. Misina boşa çıksın mesele. Kurşun dibe vurur, küüütt. Levrek de el mahkum o tarafa bakar, sahteyi görür ve yapışır.
Kıyıdan çekerken. Silikonun önüne bir tahta, şeffaf top filan takarsın. Yada dibe atıyorsan kurşun. Sonra sürekli çekmez, çekip bırakır, tahtanın suyu şapırdatmasını sağlarsın. Levrek gene bakar ve sahteni görür, ilgilenir. Dipten çekiyorsan, Biraz kamışı kaldırır kurşunun havalandırır, azıcık sarıp bırakırsın ki, dibe vursun. Levrek şak diye yapışır o anda.
Ben kendi asıma dip işi için kurşun değil, sarı (pirinç) kullanıyorum levrekte sık sık. Zira dibe vurunca daha etkili bir ses çıkarıyor. Kurşun yumuşak olduğundan pek ses çıkaramyıor.
Koku derseniz, evet o da etkili. Ama etkisi en çok kötü kokmamak yönünde. Basitçe, parfüm sıktınız, traş kremi sürdünüz, güneş yağı kullandınız vs. vs. elinizde balık için kötü kokulu bir bulaşık var. Bu sahteye geçer, yaklaşan levreği kaçırır. Yani sahtenin kötü kokmaması lazım. Eğer kokma ihtimali varsa, sahteye biraz balık yağı, sardalya eti, midye içi vs. sürülür, bu da kötü kokuyu bastırır.