Peki, senin boğazın, bandırmadaki adamı ilgilendiriyor mu? Gebze'dekini? Yalova'daki adamı? Ege'deki balıkçıyı? Akdenizdeki arkadaşı?
Boğazda akıntı varmış, şu varmış, bu yokmuş.. Yemleme olmazmış. İyi öğrenmiş olduk, boşa kürek çekmeyiz sayende sağol..
Ama... Sen ordan gelip, atıyorum Muallimköy'de yemleme yapıp lüfer alabilecek olana "lüfer için yemleme olmaz, neden, bak boğazda ahada böyledir, şöyledir" diyorsan? iyide, boğazdan bize ne? Siz ne biliyorsanız onu yapın, ama gelip gidip, yemelem yapıp bir randıman alabilecek olanında kafasını bulandırmayın..
Aha lüfere nasıl yemleme yapılır:
http://balikavi.net/forum/showthread.php?t=28210
Biz orada hiç, boğazda, şurda burda demiş miyiz Alico?
Bu linkteki yazını okudum. Burada külliyen yanlış bilgiler mevcut. Örneğin:
Çinekoplar, hızlı büyümek için çok yemek durumunda olduklarından, yemin en bol olduğu yerlere yoğunlaşırlar ki, bu genelde denizin dibidir. Dibe çöken deniz karı ile beslenen karidesler, tekeler, yengeçler, midyeler, dip balıkları vs. onların menüsünde daha büyük yer tutar. Bundan faydalanmak üzere, çinekop yemlemede en etkili yolların başında, karides kullanmak gelir. Bolca karides ezilir. Bir soğan çuvalı, delinmiş PET şişe vs. içine konur. Dibe indirilir.
Bu, klasik mezgit, izmarit mercan vs. yemlemesinden fazlası değildir ama kafi gelmez. Çinekop için ara sıra, dibe ulaşacak şekilde, bütün veya kafası koparılmış karidesler suya, suda serbest kalacak halde bırakılır. Akıntı dibe inene kadar onu alıp gidecektir. Bırakma işi öyle yapılır ki, takımınıza kadar uzanan bir karides yolu oluşturulur adeta..
Eğer uygun bir yerde yapılırsa, bu yemleme çabucak sonuç verecektir. Yem olarak, karides kullanılacaktır elbette..
Bunlar kesinlikle çok yanlış bilgiler ve denizle az çok ilgisi olan birinin söyleyeceği şeyler değil. Hayatımda karidesle veya midye ile çinakop tutan birisini ne gördüm ne duydum. Çinakop bunlara burnunu bile silmez. Onun tek yemi balıktır.
Eğer suda akıntı azsa, o zaman en iyisi bir kaç kasa taze hamsi, istavrit, sardalya vs. alıp, suya 5-10 dk. da bir, birkaç avuç atmaktır. Bunlar suda yayılır, akıntıyla dağılır ve uzaktaki lüferin dikkatini çeken bir sürü görünümü oluşturur. Lüferler o civarda ise buna çabucak saldıracak, yeme çılgınlığına girişeceklerdir. Sizde sahteyle, vs. onları kolayca yakalayabilirsiniz. Lüferler gelince, hamsi beslemeyi unutmayın, yoksa geldikleri gibi hızla giderler..
Abi böyle bir şey yok. Birkaç kasa balığı gidip fakire fukaraya dağıtın, o kadar balığın döküldüğü yerde lüfer sahteye mi gelecek, hem de kolayca...
Bunun için, hamsi, karides, midye gibi lüferin yemlerinin rağbet edeceği şeyler, iyice parçalanarak, çok ezmeden soğan çuvalı gibi, iri gözlü delikleri olan bir torbaya konur. Bu torba, uygun yere salınır, dipten en az 1 kol boyu yukarda kalmasına özen gösterilir. Bu, etraftaki yemleri başına toplar. Eğer torba çok küçük gözlü ise, koku çıkıp besin pek çıkmayacağı için yemleri bağlamakta çok başarılı olamaz. Bu yüzden torba yeterince iri gözlü olmalıdır. Diğer yandan, yemler çok parçalanmış, ezilmiş olursa, çabucak torbadan çıkar gider, torba elimizde kalır. Yemlerin buna göre parçalanması gerekir.
Bu, lüferi cezbetmek için değil, lüferin yemini cezbetmek için bir yoldur. Eğer lüferin yemini altınıza toplamışsanız, demekki lüferi yemlemiş olursunuz, öyle değil mi?
Evet öyle yapmış oluruz. Böylece bindiğimiz dalı kesip var olan balık yakalama şansımızı da iyice azaltırız. Bizim yemden çok daha çekici olan nefis bir canlı balık menüsü sunmuş oluruz ona.
Bilhassa geceleri, lüferi yemlemek çok daha basit olabilir. Suya kuvvetli bir ışık tutun.. Bu ışık planktonları kendine çeker. Onlarda yem balıkları. Yem balıklarda lüferleri..
Yok o da öyle değil. Işık direk lüferi kendine çeker, denizdeki tüm canlıları çektiği gibi...
Neticede, ışık yakmak tabii gece balığı için şarttır. Ama diğer yöntemler yarar değil zarar verir, gerek Boğaz'da gerek Dünya'nın herhangi bir yerinde... Kimseye bu yöntemleri denemesini tavsiye etmem.
Son düzenleme:

